İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.564
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Akkoyunlu Devletini ortadan kaldıran, Âzerbaycan, Irak-ı Arab ve İran'ı ele geçirerek Ceyhun Nehrine kadar hudûdunu genişleten Şah İsmâil, 1510'da doğudaki sünni Özbekleri de yendikten sonra, Anadolu'ya yöneldi. Gönderdiği dâi ve halifeleri vâsıtasıyla yaptığı propagandalarda Osmanlı hudutları içindeki Şiileri kendisine bağlamaya, fırsat buldukça da isyânlar çıkarmaya başladı.Yavuz Sultan Selim Han ise, Anadolu'yu bölüp parçalamak ve batıya açılan her seferde Osmanlıyı arkadan vurmak emelinde olan Şâh İsmâil'e kesin bir darbe indirmek niyetindeydi.
Amerika'yı keşfeden Christophoro Colombo (meşhur adıyla Kristof Kolomb), Osmanlı idaresi altındaki Sakız adasında dünyaya gelmiş, sonradan Cenova krallığı emrine girmiş bir denizcidir. Daha önceden birkaç defa İstanbul'a geldi ve Türk denizcilerinin emrinde çalıştı. Bu arada müslüman denizcilerinin kitaplarından, dünyanın yuvarlak olduğunu ve devamlı olarak batıya gidilirse, yine aynı yere gelineceğini öğrendi. Fakat en önemlisi, kendisinin Amerika kıtasına ulaşmasından 30 sene önce, Doğu Amerika sahillerindeki Antil adalarına ulaşan, Osmanlı denizcilerinden Piri Reis'in hatırlarını ele geçirmesi oldu. Piri Reis hatırlarında, Batı Afrika sahillerinden denize açıldıktan sonra şiddetli lodos fırtınalarına yakalanarak, günlerce batıya doğru sürüklendiklerini ve Arab denizcilerinin Antilya dedikleri adalara ulaştıklarını, burasının gayet zengin ve insanlarının medeni bir memleket olduğunu yazmaktaydı. Bunları okuyan Kristof Kolomb, burasının Hindistan'a ait adalar olduğu kanaatine vardı.
Ahmed Şemseddin hazretleri, on dokuzuncu yüzyıl Irak velilerindendir. Büyük veli Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin halifelerinden Osman et-Tavili'nin dördüncü oğludur. Hacı Şeyh Ahmed Şemseddin diye meşhûr olmuştur. 1811 (H.1226) senesinde doğdu. 1890 (H.1308) senesinde vefât etti...
Şeyh Yavsi Efendi Osmanlı evliyâsının büyüklerinden olup Şeyhulislâm Ebüssü'ûd Efendinin babasıdır. Çorum-İskilip'te doğdu. 1514 (H.920) senesinde aynı yerde vefât etti. Şeyh Muslihuddin'in derslerine devam etti. Sonra Şeyh İbrâhim Kayseri'nin sohbetlerinde bulundu. İcâzet aldı.
Bekr Fersâni hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1301 (H.700) senesinde vefât etti. Kabri Yemâni beldesinde olup ziyâret edilmektedir. Kavmi olan Fersâniler, gasbedilmiş arâzilere yerleşmişlerdi. Bu sebeple helâl lokma bulmak için uzak yerlere gitmek zorunda kalıyordu. Âilesini geçindirecek kadar helâl kazanç sağlardı. Haramlardan son derece sakınır, şüpheli bir şeye düşmemek için çok gayret gösterirdi.
Bekr Fersâni hazretleri, zamânının meşhur âlimlerinden ilim öğrenip bilhassa fıkıh ilminde büyük âlim oldu. Devrinin meşhûr fıkıh âlimlerinden Mûsâ el-Hamili, İbrâhim eş-Şeybâni gibi âlimlerle devamlı görüşürdü...
Maveraünnehir alimlerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetinde yetişen Abdullah-ı İlâhi hazretleri, hocasından öğrendiklerini Anadolu'da yaymayı kendisine vazife edinip, insanların huzur ve saâdete kavuşmaları için gece gündüz çalıştı. Muhammed Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin dergâhından aldığı feyzleri Anadolu'da ilk yayan veli oldu. Bir müddet sonra Anadolu kâdıaskeri Manisalızâde Muhyiddin Mehmed Çelebi (v.1483)'nin dâveti üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefât ettiği günlerde İstanbul'a geldi (1481). Kâdıasker Mehmed Çelebi'nin gösterdiği odaları ve teklifleri kabul etmeyip, daha önce ilim tahsil ettiği Zeyrek Câmii etrâfındaki virâne hâline gelmiş boş medrese odalarını tercih etti. Orada yerleşti. Şeyh Ebü'l-Vefa Konevi gibi Allah dostları ile sohbet etti. İstanbullular onun gelişini rahmet bilip, sohbetine koştular. Az zamanda halktan ve devlet adamlarından birçok kimse, Abdullah-ı İlâhi'nin talebeleri arasında yer aldı.