Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.524
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Fatih, hocası Molla Gürani Hazretlerini çok severdi. Onu bir şekilde mükafatlandırmak istiyordu. Bir gün ona:
"Hocam, çoktandır düşündüğüm bir şeyi size açayım. Ben sizi Vezir ve Sadrazam yapmak istiyorum, ne dersiniz?" dedi. Genç padişah, hocasının bu teklif karşısında minnet ve şükranla dolacağını ve bunu memnuniyetle kabul edeceğini tahmin ediyordu. Fakat Molla Gürani:"Hayır, münasip değildir. Bir kere, ben iyi veya kötü bir ilim adamıyım. Ama siyasette muvaffak olup olamayacağım belli değildir. Hırs yüzünden, yapamayacağım bir işe kalkışırsam devlete zarar veririm. Lakin daha mühim sebep de şudur; emriniz altında bu kadar kıymetli devlet adamları vardır. Onların hepsi, bir gün çalışmalarının mükafatlarını görme emelindedirler. Onlar siyaset basamaklarını tecrübeyle aşıp birer birer yükselirlerken benim gibi dışarıdan biri bu mevkiye gelirse, şevk ve cesaretleri kırılır. En iyisi, ben kendi işimi yapayım, siz de o makama onlar arasından ehil olan birisini getiririniz.'Sevgili babacığım, benden, para getirmenin lazım olup olmadığını soruyorsun. Taburcu edilirsem hastaneden bana bir kat yeni elbise ve hemen çalışmaya başlamak zorunda kalmayayım diye 5 altın verecekler. Onun için süründen davar satmana gerek yok. Ama beni burada görmek istiyorsan hemen gelmelisin. Ben operasyon salonunun yanındaki ortopedi servisinde yatıyorum. Eğer büyük kapıdan girersen güneydeki revak boyunca yürü. Düştükten sonra beni getirdikleri poliklinik oradadır. Orada her hastayı önce asistan hekimler ve öğrenciler muayene eder. Yatması gerekmeyene reçetesini verirler. O da hastane eczanesinde ilacını yaptırır. Muayeneden sonra beni orada kaydettiler. Sonra başhekime götürdüler.
Ebû Bekr el-Ferrâ hazretleri Nişâbur'da yetişen velilerin büyüklerindendir. Onuncu yüzyılda yaşamıştır. 980 (H.370) senesinde Nişâbur'da vefât etti.
Bu mübarek zat, vaaz ve nasihatle, insanların kurtuluşu için gayret etti. Sohbetlerinde büyüklere hürmet etmenin ve ana-babanın rızâsını almanın ehemmiyeti üzerinde çok dururdu...
Seyyid Şerif Cürcani rahmetullahi aleyh, büyük kelam ve fıkıh âlimi ve evliyadandır. Soyu Peygamber efendimize ulaştığından Seyyid Şerif ismiyle tanınıp meşhur oldu. 1339 (H.740) târihinde İran'da Cürcan'da doğdu. 1413 (H.816) tarihinde Şirâz'da vefât etti. Alâüddin-i Attâr hazretlerinin teveccühleri ile kısa zamanda evliyâlık yolunda kemâle gelip, olgunlaştı. Şerh-i mevâkıf isimli eseri İslam dünyasında meşhur oldu. Bu eserinin besyüzkırkbirinci sahifesinde diyor ki:
Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) bir gün evinde bir yastığa dayanmış oturuyordu. İçeriye Selman-i Farisi girdi. Hazret-i Ömer (radıyallahü anhümâ) , oturması için yastığığ ona uzattı. Selman-i Farisi (radıyallahü anh):
-Resulullah Efendimiz (sallallahü ne kadar dogru söylüyor, dedi. Hazret-i Ömer:
-Ya Eba Abdurrahman ! Nedir o?
-Bir gün Resulallah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin huzuruna çıktım. O dayanmakta oldugu yastığı bana uzattı ve " Selman, evine gelen Müslüman kardeşinin altına ikram olarak bir minder uzatan müslümanı Allahü Teala mutlaka affeder" buyurdu.