Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.922
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Akdeniz'de Barbarosların hakimiyet kurmaya namzet olduğu seneler. Türk korsanlar, Hristiyan gemilerine göz açtırmıyorlar. Bir Rodos Galisi (Büyük savaş gemisi), Malta açıkların da bir Türk kalyonu ile karşılaştı. Amiral, üzerlerine doğru hızla gelen bu kalyondakilerin kim olduğunu aklına bile getirmeden gevrek gevrek gülmeye başladı:-Bunlar da pek acemi çaylaklara benziyorlar. Üzerimize geldiklerine göre kim olduğumuzu bilmiyorlar galiba!Aynı anda Türk kalyonunda Sinan Reis, İlyas Reis ve arkadaşlarını şehid eden Amirali yıllar sonra karşılarında gördükleri için Allah'a şükürler ediyorlardı. Rodoslular, Türk gemisine iyice yaklaştıklarında, ön ve kıç kamaralarda dolaşan, mizane ve trenketedeki başları sarıklı ve mendilli insanları gördükten sonra:-Bunlar Türk denizcileri!.. Zorlu bir mücadele olacağa benzer... demekten kendilerini alamadılar.
18. Yüzyılda, Osmanlının teknolojide Batı'dan geri kaldığını görerek, dinin emrini yerine getirmek için Batı'daki gelişmeleri memleketlerine getirmek istediler. Buna ilk öncülük yapan, Sultan Üçüncü Ahmed Han idi. Padişahın, Lâle Devrindeki idâri, sosyal ıslâhat ve mimâri yenilik lere orduyu da ilâve etmesi, ilimden irfandan uzaklaşmış, her türlü rezaletin hakim olduğu Yeniçerileri telaşlandırdı. Yeni tarzda teşkil edilecek nizâmi ordu için Fransa'dan mütehassıslar getirtilerek Üsküdar'da bir kışla kurdurulması, bozulmaya yüz tutmuş Yeniçeri leri ve yenilik leri yanlış anlayanları ve Osmanlı Hânedânı düşmanlarını harekete geçirdi.
Seyyid Muhammed Hargûşî hazretleri hadis ve fıkıh âlimidir. Nîşâbur'un Hargûş mahallesinde doğdu. İlk tahsiline Nîşâbur'da başladı. Sonra Bağdat, Mekke, Şam ve Mısır'da ilim tahsil ettikten sonra Nîşâbur'a dönerek hadis dersi verdi. Hâkim Nîşâbûrî gibi âlimler kendisinden hadis rivayet ettiler. 406 (m. 1015)’te Hargûş'ta vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
İbrâhim Zâhid-i Geylâni "Tâcüddin" İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Babasının adı Rûşen Emir'dir. Künyesi Ebü's-Safvet, lakabı "Tâcüddin"dir. Doğum târihi bilinmeyen İbrâhim Zâhid-i Geylâni, Âzerbaycan'da bulunan Geylân nâhiyesine bağlı Siyâverû isimli köyde doğdu. 1305 (H.705) senesinde Geylân yakınlarında bulunan Lenger-i Künân denilen yerde vefât etti. Kabri oradadır.
Ebü'l-Abbas İbn-i Ârif hazretleri evliyanın büyüklerinden olup Kırâat ve Mâliki mezhebi fıkıh âlimidir. 1088 (H.481) senesinde Endülüs'te (İspanya) Meriyye (Marea) şehrinde doğdu. 1142 (H.536) senesinde Fas'ta Merrakeş'te vefât etti. Küçük yaşta Kur'ân ilimlerini öğrenmeye başlayan İbn-i Ârif Kırâat râvilerinin bütün husûsiyetlerine hakkıyla vâkıf oldu. Mâliki mezhebi fıkıh bilgilerinde ve târih ilminde husûsi ihtisas sâhibiydi. Zamânındaki velilerin sohbetlerinde bulunarak tasavvuf yolunda ilerledi. Bir dersinde şunları anlattı:
İstanbul'dan Hacca giden İbrahim efendi adındaki bir zat, yolda yüzü kızararak sadaka isteyen bir dilenciye, başakları gibi beş on kuruş vererek başından savmadı ve ihtiyacını tamamen karşılayacak kadar para verdi.Bir sabah Kâbeyi tavaf ederken bu İbrahim efendi baktı ki, birisi bütün Müslümanların Kıblegahı yanında saygısızca uzanmış yatıyor. Hemen adamı uyandırdı ve:-Burada en küçük saygısızlık, en büyük günahı netice verir. İstirahatini başka yerde yap. Biz burada hürmet ve saygı ile tavaf ederken, senin laubalice yatışın bize ağır geliyor. Senin de günahın çoğalıyor.