İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.654.693
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Sultan I. Abdülhamid'in Sadrazamlarından Koca Râgıb Mehmed Paşa Mısır vâlisi tâyin edilip Bulak'a vardığında, merâsimle karşılandığı sırada, yolunun üzerine sayısız dilenci sıralanmış. Paşa bunları görünce vazifelilere sormuş:" Bunlar, saraya varıncaya kadar böyle kesret üzere midir (kalabalık mıdır)? " Beli (evet). Eslâfınız (sizden öncekiler) zamanında dahi bunlar böyle dizilirler, iki taraftan beşer-onar adam bunlara sadaka verirdi.Paşa hayret içinde çıkışmış:" Bunca dilenciye akçe yetiştirmek ne kâbil? Eğer bunlara sadaka vermek lâzım gelir ise, saraya varınca biz de sadakaya muhtaç olup, üst başlarında durmamız iktiza eder
Yavuz Sultan Selim Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon'da vâliyken Halimi Çelebi'yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzûrundan ayrılmazdı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalim Efendiye pekçok iltifât ve ihsânlarda bulundu. Allahü teâlânın inâyet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmi sohbetlerde bulunurdu. Halimi Çelebi, Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.
Ebû Türâb-ı Nahşebi, Horasan bölgesinin büyük velilerindendir. Dokuzuncu yüzyılda yaşamıştır. Zamânının âlimlerinden ilim tahsil etti. Akli ve nakli ilimlerde âlim oldu. Şâfii mezhebi fıkıh ilminde derin âlim idi. İlim ve faziletteki üstünlüğünü işiten insanlar onun gittiği yerlerde etrafına toplanarak sohbetlerinden, hikmetli ve tesirli sözlerinden istifâde ettiler...
Bir sohbetinde buyurdu ki: "Allahü teâlânın ahkâmını bilmeyen kimse, Allah'ı bilemez. İnsan ancak Allahü teâlânın emirlerini bilmekle mârifetin esâsına erer. Rabbini bilirse, O'nun hükümlerini ve emirlerini bilir ve gücü yettiği kadar onları tutar. Böylece onun üzerinde sıdk, doğruluk alâmetleri belirir. Sonra doğrulukta iyice meleke kazanır, sâdıklardan olur."
Hâce Şemseddîn Türk hazretleri büyük velîlerdendir. Seyyiddir. Türkistan’da Verşâne şehrinde doğdu. Bir mürşid-i kâmil aramak üzere, şehir şehir dolaşmaya başladı. Hindistan’da Mültan şehrinde Hâce Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker ile karşılaştı. O büyük zâtın sohbetlerinde bulunup, icâzet aldı. Genc-i Şeker hazretlerinin emri ile Kalyar şehrinde Hâce Alâüddîn Sâbir hazretlerini bulup, onun bereketli sohbetlerine kavuştu. Evliyâlık yolunda üstün derecelere kavuştu. İcâzet ve hilâfet verilip Pânipüt şehrine gönderildi. 1336 (H.736) senesinde orada vefât etti.
Seyyid Ahmet Arvasi, zamanımızın eğitimci ve yazarlarındandır. Yaptığı hizmetlerden dolayı ona "Asrımızın Ahmed Yesevisi" denilmiştir...
Seyyid Ahmet Arvasi, zamanımız mütefekkir, eğitimci ve yazarlarındandır. Babası Van gümrük müdürlüğünden emekli Abdülhakim Efendi, annesi Cevahir Hanımdır. Dedeleri, Van-Bahçesaray'a bağlı Arvas köyündendir. 15 Şubat 1932 (H. 7 Şevval 1350)'de Ağrı ilinin Doğubayezid kasabasında doğdu. 31 Aralık 1988 (H. 22 Cemaziyel evvel 1409) tarihinde İstanbul'da vefat ettiğinde gazetemizin yazarı idi. Edirnekapı Kabristanında medfundur...
Hz. Mugire, Sa'd bin Ebi Vakkâs tarafından sefir olarak gönderilmişti. İranlılar, sert konuşup, Müslümanları korkutacaklarını zannettiler. Söz sırası Mugire'ye gelince, o, büyük bir cesaretle konuşmaya başladı ve şöyle dedi: "İslâmiyetin esaslarına göre, herkes Allahü teâlâ indinde bir kul olarak eşittir. Hiç kimsenin diğerine karşı bu hususta bir imtiyazı yoktur."