Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.511.563

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kalp Katılığından Daha Büyük Musibet Yoktur!

Dâbiî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. Sekizinci asırda vefât etti. Mâlik bin Dînâr, Sâbit el-Benânî gibi büyüklerle aynı asırda yaşayıp onlarla sohbette bulundu. Mâlik bin Dînâr'dan naklederek buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Allah Ne Derse Öyle Olur

Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şöyle dedi: - Hafız! Yarın Ramazan Bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imha fırsatı olur. Münasip bir dille bunu etrafa sen anlatıver!...

Vehbi Tülek

Filan Gün Saltanat Tahtina Oturacaktir

Vehbi Tülek

Osmanoğullarinin Âkibeti Ne Olacak?

Vehbi Tülek

Kanli Zarf

Vehbi Tülek

I. Dünya Savaşında Irak Cephesinde savaşan 6. Ordunun Kumandanı Halil Paşa, hatıralarında şöyle bir hadiseyi nakleder:27 Mart 1916 günü Irak'ta Felahiye muharebesinde boğazından ağır yaralanan 18. Kolordu 51. Tümen 9. Alay Emir subayı iken, bu muharebede kendi alayındaki bir bölüğe kumanda eden Üsteğmen Muzaffer, hayatının son dakikalarına geldiğini anlayınca sükûnet ile son görevini yapmaya başladı ve konuşamadığı için, cebinden çıkardığı bir mektup zarfının üzerine kurşun kalemle önce "kıble ne taraftadır?" diye yazarak sordu. Milli şeref ve fazileti bulunan ak yüzünü ve pak alnını, görevini başaranlara mahsus güzellikle huzur-u Peygamberiye çevirdi ve kalbindeki şehadeti diliyle anlatmaya takati olmadığından, kana boyanan o zarfın ortasına okunaklı bir şekilde kelime-i şehadeti yazdı. Sonra bu büyük asker, bölüğüne son sözü söylemek isteyerek aynı zarfın üç yerine; "bölük intikamımı alsın" cümlesini yazarak, ikisini imzaladı, üçüncüsünü ise imzalayamadan son nefesini verdi. Muzaffer Efendinin bu yüce davranışı, yani bir Türk subayının örnek maneviyatı olan o kanlı zarf, Askeri Müzeye gönderildi ve Türk çocuklarına ve gelecek nesillere cevher değerinde bir miras olarak kaldı.

Y Kilidi

Vehbi Tülek

Galiçya Cephesinde Bir Türk Çocuğu

Vehbi Tülek

Sultan’a Kapi Açilmadi

Vehbi Tülek

Kiliç Ali Paşa Hamami

Vehbi Tülek

Ankara Savaşi

Vehbi Tülek

Mohaç Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Bayezîd Han Ve “yiğitbaşı”...

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Bu Ümmetin En Üstünleri

Muhammed Sünbâti hazretleri Şâfii fıkıh ve usûl âlimlerindendir. 653 (m. 1255)'de doğup, Kâhire'de 722 (m. 1322) yılında vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Haram Işlemekte Olanı Söz Ile Menetmelidir

Vehbi Tülek

Şerefüddin Dâvûd-i Kayseri hazretleri Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde yetişen âlim ve velilerdendir. 1261'de (H.659) Kayseri'de doğdu. İlk önce Kayseri ve çevresinde ilim tahsil etti. Sonra Mısır'a gitti. Kâhire'de hadis-i şerif, tefsir ve diğer akli ve nakli ilimleri tahsil etti. Bu sırada İznik'i fetheden Osmanlı Sultânı Orhan Gâzi ilk olarak yaptırdığı Orhâniye Medresesine Dâvûd-i Kayseri'yi müderris tâyin etti. 1350 (H.751) yılında İznik'te vefât etti. Bu mübarek zat, bir dersinde şunları anlattı:

Gazzî Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Allah, Seni Insanlardan Koruyacaktır

Vehbi Tülek

Kâdı Iyâd hazretleri Mâliki mezhebi fıkıh, tefsir, hadis âlimlerinin büyüklerindendir. 476 (m. 1083)'de Fas'ın Sebte şehrinde doğdu. 544 (m. 1150)'de Merrâkeş'te vefât etti. Kâdı Iyâd hazretlerinin "Şifâ-i şerif" isimli eserinde buyuruluyor ki:

Abdullah Lebbân

Vehbi Tülek

Rabbinizin Huzurunda Hesaplaşacaksınız

Vehbi Tülek

Saçaklı Şeyh

Vehbi Tülek

O, Son Peygamber Ve Resûllerin En Üstünüdür

Vehbi Tülek

Mübarek Serhendli Muhammed Sâdık

Vehbi Tülek

Hocalık Ve Talebelik, Takvâ Ile Olur

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Minareden Okunan Şiir

Yeterki Kalbi Kirilmasin

A'meş Ve Hanımı

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Fani Dünya

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Vehbi Tülek