Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.522.511

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yemekten Önce Elini Yıkayan Fakirlikten Kurtulur

Bâyezîd Pürânî hazretleri meşhur velîlerdendir. 1457 (H.862) senesinde Horsan’da Püran'da vefât etti. Tasavvufta üveysî idi. Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) rûhâniyetinden feyiz alırdı. Kendisi şöyle demiştir: "Her ne zaman bir zorlukla karşılaşsam veya bir sıkıntıya düşsem, Peygamber Efendimizin rûhâniyeti vâsıtasız olarak beni, sıkıntıdan kurtarır."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bendenizde İki Fuad Vardir

Sultan Abdülaziz Han, Sadrazamlarından, tecrübeli devlet adamı Fuad Paşa ile birçok meseleyi istişare ederdi. Bir defasında, o günlerde İstanbul'da bulunan Mısır Hidivi İsmail Paşa ile hususi bir iş yapmak için görüşecekti. Bu meseleyi Fuad Paşa ile istişare etti. Fuad Paşa bunu mahzurlu buluyordu. Fakat Sultan Abdülaziz'in bu işe fazla istekli olduğunu gördüğün den, "Devletlû Hünkarımız nasıl arzu buyuruyorlarsa öyle olsun" dedi. Fakat aradan birkaç saat geçince Padişah, Fuad Paşa'nın kendisine niçin net bir cevap vermediğini düşündü. O gece bir adamını, Kanlıca'da bulunan yalısına gönderdi ve Fuad Paşa'dan, bu mesele hakkında ki görüşünün ne olduğunu yazılı olarak bildirmesini istedi. Fuad Paşa bir kağıda şu satırları yazarak padişaha gönderdi:

"Efendimiz, bendenizde iki Fuad vardır. Birincisi Padişahımızın tebeasından 'Vatandaş Fuad'dır. Vazifesi, Padişaha itaattir. Efendimizin her arzusu ve emri başının üstündedir, her fermanını fikir beyan etmeden kabul eder. İkincisi ise 'Sadrazam Fuad'dır. Onun vazifesi ise, padişahımızın isteklerine karşı gelmek değil, o işin devlete, millete ve padişahımızın şahsına, faidesi veya zararı nedir diye düşünmek, bilgi ve tecrübesine istinaden o iş hakkında fikirlerini beyan etmek, sonra da verilen vazifeyi bihakkın yerine getirmekdir.Padişah Efendimiz bu meseleyi iki Fuad'dan hangisine sual buyururlarsa o, vazifesi ile mütenasib cevab verecekdir."

Vehbi Tülek

Önce İmtihana Girin

Vehbi Tülek

Bu Yüzden Kara Çaldim

Vehbi Tülek

KÂnunî'nin Bir Fermani

Vehbi Tülek

Kânuni Sultan Süleyman Hân, 1389 yılında, Kosova Savaşı ile fethedilen Arnavutluğa bağlı, Belgrad Bölgesi'nde yaşayan halkın haklarının korunması için, 1558 yılında Belgrad Kadısı'na gönderdiği "İnsan Hakları Fermanı"nda şöyle buyurmaktadır: 1-Devlet askerleri (Sipahiler), biçilmeyip el ile yolunan ottan zorla vergi alırlar imiş, kaldırdım!2-Askerler, ev yakınında bulunan bağ, bahçe ve bostanlardan yemeklik için üretim yapanlardan para almak isterler imiş, almasınlar, yasakladım!3-Boş yerlere tarla açanlardan, ihyâ edenlerden vergi alınmasın!4-Nehirdeki dolap ve karaca değirmenler, yeni yapılmış olsalar dahi fazla vergi alınmasın!5-Askerler, tarla ürünlerini satmak için, halkın pazar yerine götürmelerini isterler imiş. Pazara götürülmesin, teklif dahi edilmesin!6-Askerler 'boyunduruk hakkı' diye vergi almasınlar!7-Askerler savaşa gitseler, geride kalan mallarını köy halkından güvenilir adamlar korusunlar!8-Yeni evlenen yeniçerilerden 'gerdek hakkı' diye vergi alınır imiş, bundan böyle alınmasın!9-Savaş esnasında bile askerler eve girip arı kovanlarına dokunmasınlar! 10-Evleri yanında ve sancakları altında olan kovandan dahi vergi aldırmayasın!
Kovan hakkı bahanesi ile askerler savaş esnasında bile bu bahaneyle evlere girmekten men eylensin! Bu husus için şikâyet ettirmeyesin!

Çelebi Mehmed Ve Molla Ali

Vehbi Tülek

Özbekler Tekkesi Ve Sultan Ii. Mahmud Han

Vehbi Tülek

Bir Bayram Günü

Vehbi Tülek

Rumeli Fatihi Lala ŞÂhin Paşa

Vehbi Tülek

Üç Ahbab Çavuşlar

Vehbi Tülek

Demek Yolda Kaldiniz

Vehbi Tülek

Kismetinde Olanin Kaşiğina Çikar

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İftihârüddin Tâhir Buharî

İftihârüddin Tâhir Buhari hazretleri, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 482'de (1090) Buhara'da doğdu. Mâverâünnehir Hanefi uleması ara­sında meselede müctehid sayılan Buhâri, 542'de (m. 1147) Serahs'ta vefat etti ve Buhara'ya götürülerek orada defnedildi. "Hazânetü'l-fetâvâ" isimli eseri çok kıymetlidir. Bu kitabında buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Merkez Efendi'den Altın Nasihatler

Vehbi Tülek

Merkez Efendi Osmanlılar zamânında İstanbul'da yetişen büyük velilerdendir. İsmi Mûsâ olup, Merkez Muslihuddin lakabıyla meşhûr oldu. 1463 (H.868) senesinde Saruhanlı'da doğdu. 1551 (H.959) senesinde İstanbul'da vefât etti. Önce kendi memleketinde, sonra Bursa ve İstanbul'daki medreselerde tahsil yaparak; tefsir, hadis, fıkıh ve tıb ilminde yetişti. Şeyhulislâm Ebüssü'ûd Efendi'nin hürmet ve muhabbetini kazandı. Bu sırada Sünbül Sinân hazretlerinin şöhretini işitti. Her gün Sünbül Sinân'ın dergâhına gelip, ondan ders almaya ve hizmete başladı...

Mikaîl’i Gülerken Hiç Görmedim

Vehbi Tülek

Salevat-ı Şerifeyi Söylemek Ve Yazmak

Vehbi Tülek

Gazzizâde Abdüllatif Efendi Bursa'da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Doğum târihi ve yeri bilinmemektedir. 1247 (m. 1831) senesinde Bursa'da vefât etti. Resûlullah efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) salevat-ı şerife söylemek ve yazmanın fazileti hakkında buyurdu ki:

Mürşidin Azarlaması Dünyâ Için Değildir

Vehbi Tülek

Kıyâmet Günü, En Önce Ben Şefaat Edeceğim

Vehbi Tülek

Sadruşşerî’a-i Sânî

Vehbi Tülek

İlim Müminin Dostu Hilm Ise Veziridir

Vehbi Tülek

Ebü’l-avn Celcûlî

Vehbi Tülek

O Müminler Için âhiret Saadeti Vardır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yeterki Kalbi Kirilmasin

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:
- Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:
- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi. Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben: - Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:
- Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!
Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş bulunuyordu. Yüzü güze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

B0r Çuval Toprak

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Örümcek Ağı

Kum Ve Kaya

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Vehbi Tülek

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek