İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.602
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Sultan Abdülmecid Hân, Selânik'e giderken fırtına sebebi ile gemi Limni'ye sığınmak zorunda kaldığı zaman, uzaktan gördüğü türbenin kime âid olduğunu sordu. Yanındakilerden birisi türbenin Niyâzi-i Mısri'ye âid olduğunu söyledi ve onun başından geçenleri anlattı. Bunun üzerine Sultan Abdülmecid, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kabrini ziyâret etmek için türbeye gitti. Türbede, Niyâzi-i Mısri'nin rûhâniyetine hitâben; "Ey Niyâzi-iMısri, kıymetini takdir edemeyen kimselere bedduâ eylemişsin. Sonra gelen bizlerin bunda bir kabahati yok. Bizlere, feyzli nazarının geldiği âşikâr olmadıkça, türbenden dışarı çıkmam" diye yalvardı ve Kur'ân-ı kerim okuyarak rûhuna hediye eyledi.SultanAbdülmecid Hân, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin feyz dolu nazarlarına kavuşunca dışarı çıktı ve türbenin tâmir edilmesi için emir verdi.
93 Harbinin aşladığı sırada 1. Kolordu başkatibi Hikmet Bey, şöyle bir hatırasını nakleder:"Gazi Osman Paşa Vidin'de iken, İstanbul'dan, Ruslara harp ilan edildiğini bildiren telgraf geldi. Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han'ın gönderdiği bu telgrafı büyük bir hürmetle alan Paşa, Sırbistan'da nice galibiyetler kazanan ordusunun bütün kumandan ve subaylarını bir meydana topladı. Telgraf-ı Şahaneyi büyük bir şevk ve hürmetle okuduktan sonra açıklayıcı mahiyette bir konuşma yaptı. Bunları son derece heyecanla takip eden neferlerden 4 yiğit, son derece edeple ortaya çıkıp selam durduktan sonra içlerinden biri bütün arkadaşlarına vekaleten, Gazi Osman Paşaya, din ve vatan için canlarını vermeye hazır olduklarını bildirdiler.
Ebü'l-Kâsım Dehhâk hazretleri Tabiînin meşhûrlarından olup hadîs ve tefsîr âlimidir. Kûfeli olup, sonra Belh'e yerleşti. 720 (H.102) senesinde orada vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Abbâs hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Ondan tefsîr, hadîs gibi birçok ilimleri öğrendi. Çok hadîs-i şerîf rivâyet etti.
Tosyalı Mustafa Çelebi Osmanlı âlim ve devlet adamlarındandır. 1491 (H. 895) senesinde Kastamonu-Tosya'da doğdu. İlk medrese tahsilini memleketinde gördükten sonra İstanbul'a gelip, Sahn-ı Semân medreselerinde okuduktan sonra devlet hizmetine alındı. Yavuz Sultan Selim Hanın iltifâtına mazhâr olup, Divân-ı Hümâyûn kâtipliğine tâyin edildi. Sonra Reis-ül-küttâblık ve Nişancılık makâmına kadar yükseldi ve burada emekli oldu. 1567 (H.975) yılında İstanbul'da vefât etti.
Ebû Bekr el-Esrem hazretleri büyük velî ve âlimlerdendir. 873 (H.260) târihinde vefât etti. Ahmed bin Hanbel'in talebesidir. Ondan çok meseleler nakletti. Bunları mevzularına göre yazdı. Büyüklerden bahseder, insanların istifade etmesi için nakiller yapardı. Şöyle nakletmiştir:
Hz.Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki
-Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek:
-Söyledikleri doğrumu diye sorar.
Suçlanan genç derki evet doğru bu söz üzerine Hz Ömer:
-Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.