Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.640
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Kanuni Sultan Süleyman Han, Rodos seferine çıkmadan önce adanın savunma durumu hakkında esaslı istihbarat almıştı. Çünkü buradaki Osmanlı casusları çok iyi çalışıyor, aralıksız rapor gönderiyordu.
Osmanlı casuslarının başında, Saint Jean tarikatı Şövalyeleri'nin hizmetine girmiş, onların güvenini kazanmış bir doktor bulunuyordu. Kuşatma başladıktan sonra Osmanlı topçuları pek çok hassas noktayı havaya uçurdular. Şövalyeler ise u isabetli atışlar karşısında şüpheye düşerek araştırmaya giriştiler. Nihayet, doktoru ışıklarla işaret verirken yakalayıp öldürdüler.Bir gün cihân pâdişâhı Kânûni Sultan Süleymân Han, Yahyâ Efendi hazretlerine bir hatt-ı şerif gönderdi ve; "Ağabey! Sen ilâhi sırlara vâkıfsın, bilirsin. Kerem eyle de bize Osmanoğullarının âkıbetinin ne olacağını haber ver. Nesli kesilip yok mu olacak. Yok olacaksa, bu hangi sebeptendir." dedi. Hatt-ı şerifi okuyan Yahyâ Efendi eline kalem kâğıt alıp; "Kardeşim! Neme gerek." diye iri harflerle yazıp Kânûni'ye gönderdi. Kânûni, Yahyâ Efendiden gelen mektûbu okuduğunda hayretler içinde kaldı. Fakat bir şey anlamamıştı. Derhal bir kayık hazırlanmasını emretti ve bu bilmece sözün mânâsını anlamak için Yahyâ Efendinin dergâhına geldi.
İbn-i Îsâ hazretleri Osmanlı evliyasındandır. 902'de (m. 1496) Akhisar'da doğdu. İbrahim Tennûri'nin oğlu Şeyh Kasım Efendi'nin talebesi olan babası Mecdüddin Îsâ'dan hilâfet alarak Akhisar'daki tekkede onun makamına geçerek talebe yetiştirdi. 967 (m.1559)'da Akhisar'da vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Tebe-i tâbiinin büyüklerindendir. 713 (H.95) senesinde Kûfe'de doğdu. 778 (H.161)'de Basra'da vefât etti. Zamânındaki büyük âlimlerden ilim ve edeb öğrendi. Hadis ve fıkıh ilminde müctehid oldu. Meşhûr âlim ve velilerden Cüneyd-i Bağdâdi, Hamdun Kassâr bunun mezhebinde idiler. Mezhebi zamanla unutuldu.
Ahmed ibn-i Ardûn hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. 948 de (m. 1541) Fas'ta Edeldâl köyünde doğdu. Zamanın büyük âlimlerinden fıkıh, tefsir, hadis, kelâm, usul, matematik, mantık, astronomi ve tıp tahsil etti. Ardından memleketine dönerek fetva makamına getirildi ve talebe yetiştirdi. 992 (m. 1584)'de vefat etti. Bir dersinde zekât ve sadaka vermenin fazileti hakkında buyurdu ki:
Abdülaziz Debbağ hazretleri'ninbir grup talebesi bir yere gitmek için yola çıktılar. Yanlarında eşkıyâ saldırısına karşı koyacak hiç bir şey yoktu. Geceyi tenha ve korkunç bir yerde geçirdiklerinden, içlerinden iki kişi uyumadı. Bunlar yakınlarında bir arslanın dolaştığını fark ettiler. Biri diğerine;
-Kimseyi uyandırma sonra paniğe kapılabilirler, dedi.
Sabah olunca yakınlarında ölü bir tavşana rastladılar ve yollarına devam ettiler. İşlerini görüp geri dönerken konakladıkları yerde, bir kişi uyumayıp arkadaşlarını bekledi. Hocaları Abdülaziz Debbağ'ın huzuruna geldiklerinde uyumayan talebe;
-Efendim! Müsâde ederseniz biraz uyumak istiyorum. Çünkü dün gece hiç uyumadım,dedi.