Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.493.394

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kim Salât Okursa, Yetmiş Melek De Ona Salât Okur

Câbir bin Zeyd hazretleri Tâbiînin büyüklerdendir. Basra'da yaşamıştır. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Abdullah İbn-i Abbâs, Abdullah İbn-i Ömer, Abdullah İbn-i Amr, Abdullah İbn-i Zübeyr, İkrime (radıyallahü anhüm) gibi pekçok Sahâbîden hadîs-i şerîf dinledi. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Somuncu Baba

Beş Yüz Beş Kuruş

Rahmetli Pederim Baytar İdi

Delik Kova

Padişah Ve At

Abayi Yakmak

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

At Binenin, Kılıç Kuşananın Şah'ım!

Osmanlı Devleti'nde, yabancı devletlere gönderilecek elçilere çok dikkat edilirdi. Devlet-i Aliyye'nin itibarını gözetecek Serdengeçtiler aranırdı. 1736'da İran Şahı Tahmasb'a da bir elçi göndermek icabetti. İmrahor Mustafa Paşa münasip görüldü. Şah tarafından kabul edilen Mustafa Paşa, görevini yerine getirdi. Sonra, âdeti olduğu için Şah biraz eğlenmek, biraz da denemek kastıyle dedi ki: -İmrahor Paşa!.. Benim bir derdim var. Acaba sen halledebilir misin?-Hayırdır İnşâallah.-Bir atım var. Fakat, çok haşarı. Üstüne bineni yere fırlatır. Şuna bin de fikrini söyle!Mustafa Paşa, sükût etti. Biraz sonra iki seyis, iki tarafından yakalamış atı getirdiler. Önüne geleni kapar, ardında kalanı teper bir hayvandı. Şah sinsi sinsi güler, at yerleri eşeler, seyisler korkuyla bekleşirlerdi. Bütün İran devlet büyükleri meraktaydı. Mustafa Paşa, gayret kemerini kuşanıp, seyislere işaret etti. Azgın hayvanı, apıl apıl getirdiler. Bir adım kala: "Bismillah..." deyip üstüne sıçradı. Sonra da seyislere: "Bırakın!" diye bağırdı. Beygir bütün marifetlerini gösterdi. Sıçradı, çifte attı, şâha kalktı. Fakat, İmrahor Paşa'yı sırtından atamadı. Sonunda kuzu gibi uslanıverdi. Osmanlı elçisi, İran Şâhı'nın önüne geldi. Attan aşağı sıçradı. Gemleri uzatırken dedi ki:"At binenin, kılıç kuşananın Şah'ım!"

Vehbi Tülek

Yapmasini Değil, Satmasini Bilirim

Vehbi Tülek

Aziziye Müdafaasi

Vehbi Tülek

Mimar Koca Mehmed Ağa

Vehbi Tülek

Sultanahmed Camii mimarı Mehmed Ağa, 1563'de Rumeli'den İstanbul'a geldiğinde çocuk yaştaydı. 5 sene orta tahsilinden sonra Hâssa Mimâri Mektebinde 21 sene mimarlık eğitimi gördü. Çeşitli vazifelerde bulunduktan sonra Sultan III. Murad Han tarafından, Rumeli, Mısır, Arabistan, Kırım ve Macaristan'a, buradaki mimari eserleri incelemek maksadıyla gönderildi. Daha sonra Suyolları Nâzırı oldu. I. Ahmed Han padişah olunca onu Hâssa Sermimarlığı makamına getirdi. Mehmed Ağa, 23 Eylül 1611'de İstanbul'dan hareket ederek, 4 Mart 1612'de Mekke-i Mükerreme'ye vasıl oldu. Şimdi ilk büyük icraatını gerçekleştiriyordu; Meşhur "Altın Oluk"u, Kâbe'ye yerleştir dikten sonra, 82 kilo saf altınla işlenmiş örtü ile Kâbe-i Muazzamayı kapladı ve oradan Medine-i Münevvere'ye geçti. Sultan Ahmed Han, Şeb-çerağ yani Gece Aydınlatan isimli meşhur elması Ravza-i Mutahhara'ya takılmak için göndermişti. Bu meşhur elmas kalın bir altın bir muhafaza içine alınmış, etrafı da 227 küçük elmasla işlenmiş ti. Mehmed Ağa bu elmas askıyı, büyük bir merasimle Peyagamber Efendimizin başucuna astı. Ayrıca Hazret-i Fâtıma validemizin kabrini de baştan başa yeniledi. Daha sonra İstanbul'a döndü.

44 - Rodos Zaferi

Vehbi Tülek

İngiliz Kraliçesi I. Elizabeth Osmanli Himayesinde

Vehbi Tülek

Fatihin Muhteşem Hafizasi

Vehbi Tülek

Yahya Efendi Ve Rum Denizci

Vehbi Tülek

Parlayan Kiliç

Vehbi Tülek

Haci Bayram-i Veli’nin Sultan Murad’a Nasihati

Vehbi Tülek

Sultan Iv. Murad’in Tasavvuf Ehline Hürmeti

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Bir Garip Çocuk Ve Tâvûs Bin Keysân

Tâ­vûs bin Key­sân haz­ret­le­ri, Tâ­bi­inin bü­yük­le­rin­den­dir. As­len İran­lı­dır. Duâ­sı ka­bûl olan zât­lar­dan­dı. O de­re­ce ce­sur ve kuv­vet­li kal­be sâ­hip­ti ki, öl­dü­rü­le­ce­ği­ni bil­se bi­le gay­ri­meş­rû bir işi as­lâ yap­maz ve dal­ka­vuk­lu­ğa ka­ça­cak bir sö­zü hiç kul­lan­maz­dı. Hik­met­li söz­le­ri çok­tur. Bu­yur­du ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Taşköprülüzade Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Taşköprülüzade Ahmed Efendi, Osmanlı âlimlerinin büyüklerindendir. Kendi asrının bir tanesi idi. 1495 (H.901) senesinde Bursa'da dünyaya geldi. İlk tahsilini babasından aldıktan sonra Bursa'da, o zamanın büyük medreselerine devam etti. İlk önce Arabi ilimlerini öğrendi. Daha sonra mantık, akaid, kelam okudu. Haşiye-i Tecrid ve Mevakıf Şerhi'ni büyük âlimlerden bizzat öğrendi. Sonra hadis ilmine başladı...

Akıllı, Günahlarını Tövbe Ile Örtendir

Vehbi Tülek

Ahmed Siyâhî

Vehbi Tülek

Ahmed Siyâhi Efendi, 1777 (H.1191) senesinde Kastamonu'da doğdu. Babası Derviş Demirci Ahmed Efendi'dir. Nakşibendiyye yolunun büyüğü Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin talebelerindendir...
Ahmed Siyâhi Efendi, hocası Mustafa Efendinin bir işareti üzerine, kendisini irşâd edecek, yetiştirecek "Hâlid" ismindeki zâtı aramaya başladı. Karadan hacca gitmek üzere yola çıktı. Şam'a vardığı zaman Nakşibendiyye yolunun büyüğü Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin ismini duyunca; "Hocam Şeyh Mustafa Efendinin buyurduğu Hâlid bu olabilir" diyerek hemen sohbetlerine devam etti ve talebeleri arasına katıldı...

Üsküdarlı Şair Mustafa Sâfî

Vehbi Tülek

Dînim Için, Dünyâm Için Allahü Teâlâ Bana Kâfidir

Vehbi Tülek

Kıraat Ve Fıkıh âlimi Abdurrahman Echûrî

Vehbi Tülek

Lütfullah Bin Ömer

Vehbi Tülek

Hadîs âlimi Er-riyâşî

Vehbi Tülek

haccac-ı Zalim Yusuf Es-sekafi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah’a Firar Et

Allah’a Firar Et

Birisinin bir koçu vardı, boynuna ip bağlamış, tuttuğu ucundan çekerek götürüyordu otlaktan. Hırsız hissettirmeden yaklaştı arkadan, ipi kesti, koçla uzaklaştı oradan. Adam olanlardan habersiz devam ederken yoluna, gayrı ihtiyari döndü baktı arkasına...-Aman Allah'ım!.. Koçum... koçum yoktur, kaybolmuş.. Ne yapacağım ben şimdi?.. Diye dövünmeye, sağa, sola koşarak aramaya başladı. Nafile!.. Yoktu hiç bir yerlerde.. Bitap düşene kadar, bakmadığı yer kalmadı. Ümidi kesti, artık bulamayacağına iyice kanaat getirmişti ki, kuyu başında kendisi gibi dövünen bir adam gördü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Vehbi Tülek

Keramete İnanmayan Âlim

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Adam Olmazsan

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Tüccarin Rüyasi

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek