Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.585
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
On sekizinci yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti içte ve dışta çeşitli düşmanlarla mücâdele ediyordu. 1789 Fransız ihtilâlinden sonra Avrupa'da meydana gelen olaylar Osmanlı ülkesini etkilemedi. Hattâ Sultan Üçüncü Selim Han "Nizâm-ı Cedid" adı ile askeri, mülki, idâri, ticâri, içtimâi ve siyâsi bir dizi ıslâhât teşebbüslerine girişerek devlete yeni bir hayâtiyet ve canlılık getirdi. Bu durum Rusya, Fransa ve İngiltere'nin hoşuna gitmedi. Çünkü bunlar, Osmanlı Devletinin toparlanmasını istemiyorlardı. Bunun için Selim Hanın kurduğu modern Nizâm-ı Cedid ordusunu istemeyen Yeniçeriler ile menfaatperestleri ve Osmanlı Devletinin yıkılmasını isteyen hâinleri harekete geçirdiler.
III. Ahmed Han devrinde Fransa'ya büyükelçi olarak gönderilen Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi, bu ülkede kadınların hükmünün geçtiğini, çünkü itibarlarının erkeklerde yüksek olduğunu söyler. Ve ilave eder:"İstedikleri ne ise işlerler ve murat ettikleri yere giderler. En âlâ Beyzade, onların en aşağısına haddinden ziyade riayet ve hürmet eder."Çelebinin seyahatnamesinde yazdığına göre, Osmanlı elçilik heyeti, Fransa'ya ayak basışından itibaren adeta kadın kafilelerinin hücumuna maruz kaldı. Hele Ramazan ayı geldiğinde bu ilgi büsbütün arttı. Seyahatnamede bu olay şöyle rivayet edilmektedir:
Ebü'l-Hüseyin Teymi hazretleri hadis âlimlerinden olup hafız, yani yüz bin hadis-i şerifi râvileriyle birlikte ezbere bilenlerdendi. Buhâri, Ebû Dâvûd ve İbn-i Mâce ondan hadis rivayet ettiler. 221 (m. 836)'da Mekke'de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden ikisi şöyledir:
Ahmed ibn-i Mihrân Nişâpûri hazretleri Kırâat-i aşereye dair ilk eseri yazan âlimdir. 295'te (908) İran'da İsfahan'da doğdu; Nişâpur'da başladığı tahsilini ilerletmek için Bağdat, Şam, Buhara, Semerkant gibi ilim merkezlerine gitti ve kıraat âlimlerinden istifade etti. 381'de (m. 992) Nişâpur'da vefat etti. Buyurdu ki:
Ebü's-Seccâd Fersâni hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1301 (H.700) senesinde Yemen'de vefât etti. Haramlardan son derece sakınırdı. Kavmi olan Fersâniler, gasbedilmiş arâzilere yerleşmişlerdi. Bu sebeple helâl lokma bulmak için uzak yerlere gitmek zorunda kalıyordu. Devrinin meşhûr fıkıh âlimlerinden Mûsâ el-Hamili, İbrâhim eş-Şeybâni gibi âlimlerle devamlı görüşürdü. İsm-i a'zâm duâsını bildiği ve kendisine peygamberlere mahsus hâller verildiği nakledilmiştir. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Bir zamanlar bir grup alim ve şair, "Encümen-i Bizebân" (Suskunlar cemiyeti-kulübü) adıyla bir cemiyet kurmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, çok yazmak ve çok az konuşmaktı. Molla Cami hazretleri de gençliğinde, bu cemiyete girmek istiyordu. Günün birinde cemiyetin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için cemiyete geldi. Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan ulema heyetine gönderdi.