Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.060.359

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

"bu Çamurlu Kaftanım Kabrime Örtülsün

Kemâl Paşazade dokuzuncu Osmanlı şeyhülislamıdır. 1468 (H.873) yılında Tokat'ta doğdu. Küçük yaştan itibâren iyi bir tahsil gördü. Daha sonra askerlik yolunu seçti. Sultan İkinci Bâyezîd Hanın seferlerine katıldı. Ordu ile Edirne'ye dönünce askerlikten ayrılarak ilim tahsîline başladı. İcazet aldı ve müderrislik yaptı. Yavuz Sultan Selîm'in padişahlığında onun yanında bulunarak cihada teşvik etti. 1526'da Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi'nin vefâtı üzerine Kânûnî Sultan Süleymân Han tarafından bu göreve getirildi. İbni Kemâl Paşa, cinnîlere de fetvâ verirdi. Bunun için "Müfti-yüs-sekaleyn" (İnsan ve cinlerin müftüsü) adı ile meşhûr oldu. 1534 (H. 940)'te İstanbul’da vefat etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bir Şehîdin Son Sözleri

Abdülezel Paşa, şehid olduğu son savaşında askerlerine şöyle hitâb etmişti:"Askerlerim! Yiğitlerim! Kahraman evlâtlarım? Dinimize, namusumuza ve vatanımıza göz diken" düşmana haddini bildirmenin tam zamanıdır! Bilirsiniz ki hâinler korkak olur. Biz düşman üzerine yürürsek onlar kaçarlar. Hep beraber Allah, Allah! diyerek hücum edelim!..."Sonra da Papalivata, Tirpan ve Misfaki tepelerini göstererek söyle dedi: "Aslanlarım! Şu gördüğünüz tepenin zaptı bizim için çok mühim ve pek şanlı bir muzafferiyet kazandıracaktır. Siz ki Milona geçidi gibi en zor geçidi aşıp, en çetin yerlere hücum ederek Osmanlı'nın kahramanlığını bütün cihâna gösterdiniz. Siz kahramanların evlâtlarısınız. Allahü teâlânın yardımı ile, su tepenin üzerinde vuku bulacak kahramanca bir hücumla zâten gözü yılmış olan düşmanı tamamen perişan edeceğinizi, sancağımızı oraya dikerek Osmanlının şânını yücelteceğinizi ümid ediyorum. Eğer bu tepeyi zaptederseniz önümüzde çiçeklerle süslenmiş geniş bir zafer sahrası açılacak. Bütün İslâm âlemi ve Osmanlılar, sizin bu kahraman muzafferiyetinizden dolayı ilân-i şükran ve iftihar edeceklerdir. Analarınız sizi bugün için doğurdu, bugün için büyüttü!

Vehbi Tülek

Galiçya Cephesinde Bir Türk Çocuğu

Vehbi Tülek

Sağ Kolumu Kaybettim Ama Sol Kolum Var

Vehbi Tülek

Dilsiz Dili

Vehbi Tülek

Osmanlı sarayında bizebân da denilen sağır-dilsiz görevliler bulunur, bunlar devlet işlerinin görüşülmesi esnasında hizmet eder, evrak getirip götürürlerdi. Sağır-dilsiz oldukları için devlet sırlarının işitilmesi ve yayılması tehlikesi ortadan kalkardı.Bunların anlaşmak için kendilerine mahsus işâretleri ve el hareketleri vardı ki, buna 'Dilsiz dili' denirdi. Bütün saray halkı bu dili öğrenmişti. Pâdişahın huzûrunda konuşmak ayıp sayıldığı için saraylılar bu dille anlaşırlar, hattâ başka zamanlarda bile bu dille birbirlerine hikâyeler anlatırlardı. Dilsiz dili sarayda neredeyse moda olmuştu. Sağır-dilsiz görevliler Tanzimat'ın ilânından sonra kurulan meclislerde ve Heyet-i Vükelâ denilen bakanlar kurulunda da kullanıldı. Devlet adamları bunlarla anlaşabilmek için dillerini öğrenmek zorundaydılar. Bunlar son derece hassas ve zeki kimselerdi. Hâfızaları çok güçlüydü. Şâhit oldukları tarihi olayları en ince teferruâtına kadar anlatırlar, tarihi şahsiyetleri kendilerine mahsus hareketleriyle karikatürize edebilirlerdi. Sözgelişi, sağ ellerini parmakları açık tuğ gibi başlarına götürdüklerinde pâdişahı, ellerini yumup baş parmağı 'birinci' der gibi dimdik yukarı kaldırdıklarında da sadrâzamı kasdettikleri anlaşılırdı. Günümüzde de bâzı toplantılarda sağır-dilsiz görevliler hizmet etmektedir.

Rumeli Hisarinin Şekli

Vehbi Tülek

Orhan Gazi’nin Vasiyeti

Vehbi Tülek

Ii. Murad Han Ve Şücaeddin Karamani Hazretleri

Vehbi Tülek

Allah Ne Derse Öyle Olur

Vehbi Tülek

SÂlih Reis

Vehbi Tülek

Fatih Ve Papazlar

Vehbi Tülek

Destileri Kirmasinlar

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Huneyn Gazisi Âmir Bin Amr

Huneyn Gazâsında İslâm ordusu önce mağlûb olacak gibi bir duruma düştü. Sonra tekrâr toparlandılar. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", "Yâ Rabbi! Va'dettiğin yardımı ve zaferi ihsân eyle" diye duâ etti... Bundan sonra, Rabbâni yardım ve Sübhâni meded yetişti. Beyâz melekler atlara binmiş oldukları hâlde muhârebeye katıldılar...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sabır, Iyi Vasıfların En Üstünüdür

Vehbi Tülek

Cemâl el-İslâm hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Şam’da doğdu. 533 (m. 1139) senesinde aynı yerde vefât etti. İmam-ı Gazâlî hazretlerinin derslerine devam etti. İmam-ı Gazâlî, fıkıh âlimi Nasr-ül-makdisî’nin vefâtından sonra, Onun ders makamına geçmesini emretti. İmam-ı Gazâlî hazretleri Şam’dan ayrılırken buyurdu ki: “Buradan ayrılırken arkamda öyle bir genç bıraktım ki, yaşarsa hizmeti çok büyük olur. O da, Cemâl-ül-İslâm’dır.” Cemâl-ül-İslâm hazretleri, bir müddet Şam’da Gazâliyye dergâhında müderrislik yaptı. Bir dersinde şunları anlattı:

söze Değil, Işe Bak!..

Vehbi Tülek

Şehzade Ömer Faruk Efendi

Vehbi Tülek

Şehzade Ömer Faruk Efendi, Son Halife Abdülmecid Efendi'nin oğluydu. İstanbul'da, 1898'de doğdu. Almanya'da Potsdam Askeri Akademisi'ni bitirdi, ilk dünya savaşında Verdun Cephesinde savaştı, sonra Türkiye'ye döndü ve Sultan Vahideddin'in kızı Sabiha Sultan ile evlendi. Ömer Faruk Efendi, 1919'da henüz 21 yaşındayken Fenerbahçe Kulübü'nün başkanlığına seçildi. Başkanlığı, 1924 Martı'na; hanedanın bütün mensuplarıyla beraber Türkiye'den sürgüne gönderilmesine kadar devam etti...

Kuzey Afrika Fatihi Ukbe Bin Nafi

Vehbi Tülek

Cizreli Muhammed Saîd Efendi

Vehbi Tülek

Abdest Ve Guslün Sahih Olması Için

Vehbi Tülek

Amellerin Tartılacağı Mîzân Haktır

Vehbi Tülek

Mevlânâ Ibn-i Ömer

Vehbi Tülek

Büyük Mutasavvıf Abdullah-ı İsfehânî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Padişah Ve At

Padişah Ve At

Padişahın yakınlarından bir beyin çok güzel bir atı vardı. Bir gün o ata binip padişahın alayına katıldı. Padişahın gözü, ansızın o ata takıldı. Böyle bir at kendi sürüsünde yoktu. Atın çalımı, rengi padişahın gözünü aldı, attan gözünü ayıramıyordu. Çevikliği, güzelliğiyle beraber atta padişahı çeken bir şey vardı. Önce önemsemek istemedi ama, gönlü atı istiyordu.
Padişah geziden dönünce, vezirine durumu açtı. Yolda bir at gördüğünü, derhal gidip o atı, sahibinden alıp, getirmelerini emretti. Padişahın adamları, hızla atın sahibi beyin yanına geldiler. Padişahın atı çok beğendiğini, ne fiyat isterse hemen vereceklerini bildirdiler. Bey, beyninden vurulmuşa döndü. O güzelim, canı gibi sevdiği atını padişah istiyordu ha! Ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşırdı. Padişahın adamlarını oyalamak için onlara yemek ikram etti. Onlar yemeklerini yerken İmadülmülk aklına geldi. Hemen durumu ona danışmalı, ondan akıl almalıydı. Çünkü o, zamanın en bilgini, en akıllısı, en güzel ahlaklısıydı. Kaç kere vezirliği bırakıp, ibadet için uzlete çekilmişse de padişah ona yalvararak izin vermemişti. Atın sahibi üzüntülü bir halde zamanın şeyhülislamının yanına koştu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Hayat Kurtaran Yalan

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Helvaci Çocuk

Altıyüz Dirhemlik İp

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek