Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.036
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
23 Ağustos 1877. Tarihimize 93 harbi olarak geçen Osmanlı-Rus savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Ruslar, Doğu Anadolu'ya girmişler, Erzurum'a doğru ilerliyorlardı.Kars'ın Alacabay bayırındaki Türk Ordu karargahındayız. Kumandan çadırının içinde, portatif bir asker karyolası, tahtadan yapılma portatif bir masa ve sandalyeler var. Masanın üzerine bir harita serilmiş, genç bir Paşa (Orgeneral), karşısındaki Mirliva'ya (Tuğgeneral):-Bu harekatı bir an önce yapmağa mecburuz! Diyordu.Bu genç Orgeneral, Ruslara karşı harp etmek için hazırlık yapan 4. Ordu Komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Tuğgeneral ise, ordu kurmay başkanı Hüseyin Kazım Paşa idi.
Akkoyunlu Devletini ortadan kaldıran, Âzerbaycan, Irak-ı Arab ve İran'ı ele geçirerek Ceyhun Nehrine kadar hudûdunu genişleten Şah İsmâil, 1510'da doğudaki sünni Özbekleri de yendikten sonra, Anadolu'ya yöneldi. Gönderdiği dâi ve halifeleri vâsıtasıyla yaptığı propagandalarda Osmanlı hudutları içindeki Şiileri kendisine bağlamaya, fırsat buldukça da isyânlar çıkarmaya başladı.Yavuz Sultan Selim Han ise, Anadolu'yu bölüp parçalamak ve batıya açılan her seferde Osmanlıyı arkadan vurmak emelinde olan Şâh İsmâil'e kesin bir darbe indirmek niyetindeydi.
Kalburizâde Mehmed Efendi Celveti şeyhlerindendir. 1163'de (m. 1749) Bursa'da doğdu. Burada Celvetiyye tarikatına intisap ederek İsmâil Hakkı Dergâhı şeyhi Hikmetizâde Mehmed Emin Efendi'ye damat oldu ve kırk yıl onun sohbet ve hizmetinde bulundu. 1237'de (m. 1822) vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Âşık Kâsım rahmetullahi aleyh, Osmanlı devri âlimlerindendir. İznik'te doğdu. 945 (m. 1538)'de Edirne'de vefât etti. Vefâtında yüzyetmiş yaşlarında idi. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Hasan bin Muhammed Bûrînî hazretleri tefsîr, fıkıh ve hadîs âlimidir. 963 (m. 1556) senesinde Filistin’de Nablûs’un Bûrîniyye köyünde doğdu. Şam’da meşhur âlimlerin derslerine devam ederek ilim tahsil etti. İcazet aldıktan sonra Câmi-i Emevî’de ders okuttu. 1024 (m. 1615) senesinde Şam’da vefât etti.
Zamanın Şam valisi bir gün, Emeviyye Câmii'ne girdi. O sırada içerde Şam'ın büyük âlimi Şeyh Said el-Halebi, cemaate ders anlatıyordu. İbrahim Paşa gelip Şeyh Said'in yanına oturdu. Ayaklarını uzatmış olan Şeyh, valinin gelmesine rağmen hiç aldırış etmedi. Bu vaziyet valiyi çok kızdırdı ve hemen câmiden ayrıldı.Vali köşküne geldiğinde, dalkavuklar etrafını çevirerek onu şeyhe karşı kışkırtırlar. Onların sözlerinin tesirinde kalan vali, Şeyh'in hemen yakalanıp kendisine getirilmesini emreder. Fakat askerleri gönderdikten biraz sonra da, yaptığı bu işten pişman olur. Çünkü bu hareketinin, başına birçok gâileler açacağını düşünür ve o kararından vaz geçer. Kendi kendine, onu yakalatmak yerine, ona hediyeler göndermeyi düşünür.