Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.773
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Yavuz, devlet işlerinde hata edenleri hiç affetmezdi ve bu sebeple de bir çok vezirinin boynunu vurdurmuştu. "Dilerim Allah'dan Yavuz'a vezir olasın" sözü de bu devirde beddua idi. Buna rağmen kadirşinas bir kişiydi. Fikrini açık söyleyenlerin görüşü, kendi görüşüne aykırı olsa da, kızıp söylenerek dinler ve hak sözü kabul ederdi.
Kendisinin şiddet ve gazabından korkan, her an ölüm tehlikesi gçiren Piri Paşa bir gün:
"Padişahım, eninde sonunda bir bahane ile beni de idam ettireceksin. Heman, bir gün evvel halas etsen daha iyi olmaz mı?" sözleriye korkusunu beirtince, bu sözlere bir hayli gülen Yavuz:
"Benim dahi muradım odur, lakin senin yerini tutacak bir adam bulamadım. Yoksa seni muradına kavuşturmak gayet kolaydır" cevabını verdi.
"Büyük Maârif Meclisi a'zâsından Ziya Bey'in teşebbüsiyle hazırlanmış olan 'Okmeydanı' nda iftar' merâsimi dün gece pek parlak bir sûrette yapılmıştır. Sekiz-on mektebin talebesi o akşam, ellerinde Osmanlı sancakları olduğu halde Kasımpaşa'ya gitmişler ve mekteplilere katılan binlerce halkla beraber akşam namazını Kasımpaşa Câmii'nde kılmışlardır. Ondan sonra meş'aleler yakılarak Kasımpaşa yoluyla Okmeydanı'na varılmış ve tahminen sekiz bin kişinin iştirâkiyle, orada karavanlar içinde götürülen et, helva, sebze ve maruldan ibâret yemekle sahra iftarı yapılmıştır. İftardan sonra talebe, aralarında neşideler okumuş, marşlar söylemiştir. Okmeydanı' nda bu esnada bir polis kıt'ası ve jandarma müfrezesi hazır bulunmaktaydı.Sonra oradan hareketle yollara maytap ve havâi fişekler yakılarak avdet edilmiştir. Talebelerin geçtikleri yerler, bayraklar ve çiçeklerle süslenmiştir. Baruthâneönü'nde bahriye mızıkası tarafından istikbâl olunmuşlardır. Daha sonra Galata'da merâsime nihâyet verilmiştir."
Kaygulu Halil Efendi Celvetî şeyhlerinden olup Bursa'nın Orhaneli kazasında doğdu. Bursa'da Üftâde dergahına giderek Celvetî yoluna girdi. İcazet aldıktan sonra Deveciler kabristanı yanında dergâh kurup talipleri yetiştirdi 1234 (m. 1818)’de Bursa'da vefat etti. Hâdi'l-Uşşak ismindeki bir eseri vardır. Bu kitabında şöyle buyuruyor:
Muhammed Hâşim-i Keşmi, İmâm-ı Rabbâni Ahmed-i Fârûki Serhendi hazretlerinin talebelerindendir. İran'da Bedâhşân'ın Keşm kasabasındandır. Önce Seyyid Mir Muhammed Nûmân hazretlerinin huzûrunda tövbe edip, ona talebe oldu. Sohbetinde yetişip, Seyyid Mir Muhammed'in işâreti ile, 1621 (H.1031) senesinde İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin sohbetiyle şereflendi. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin talebelerine yazdığı mektuplarından meydana gelen Mektûbât kitabının üçüncü cildini 1623 (H.1033) yılında toplamaya başladı. Eseri 1630 (H.1040) senesinde tamamladı. Diğer bir eseri Berekât-ı Ahmediyye'dir. Seyyid Abdülhakim Arvâsi hazretleri; "Berekât kitabını okumak, imânın vicdânileşmesine sebeb olur. Benim vardı. Seferde kayboldu. Bulursanız kabrimin başında okuyun" buyurmuştur.
Abdurrahmân Tilmsâni hazretleri tefsir ve hadis âlimlerinin büyüklerindendir. 757 (m. 1356)'da Cezayir'de doğdu. 826 (m. 1423)'de vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun.
Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA/ İstanbul'da oturmaktadır.
Anzaklı Ömer'in Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar.. New York'da Medical Center Hospital'da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor .Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında..