Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.836.968

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Gaflet Içinde Yapılan Duâ Kabul Olmaz!

Seyyid Alizâde Yakûb Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Bursa'da doğdu. Asrının âlimlerinden okudu. Sonra Bursa’da çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. 931 (m. 1524) senesi hac dönüşü, Mısır’da vefât etti. İmâm-zâdenin “Şir’at-ül-İslâm” adındaki eserine, güzel bir şerh yazdı. Adını; “Mefâtîh-ül-Cinân ve mesâbîh-ül-Cenân” koydu. Sultan İkinci Bâyezîd Hân, “Şir’a” kitabını çok sevdiğinden, Yakûb Efendiye “Şir’a Şârihî” lakabını verdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yunan Askeri Hakiminin İtiraflari

15 Mayıs 1919'da, sinsice İzmir'e çıkan Yunanlılar, bir Haçlı ordusu gibi hareket ediyordu. Çıkarma birlikleri hazırlanırken, askeri yargı teşkilatı da yeni tayinlerle güçlendiril mişti. Yaşı çok genç olmasına rağmen, babası 1897 Türk-Yunan savaşındaölen ve Türklere kini olan Dimitri Ambleas, bu harekatta askeri yargının başına getirilmişti. Öyle ki ölüm cezaları verebilecek, bu cezayı veren mahkemelerin onay mercii olacaktı. Yani Kralın yetkisi ile gelmişti. Bundan maksat, kendi askerlerinin disiplini değildi. Türklerden en ufak bir direnme gösterenleri hemen hukuk yolu ile saf dışı etmekti. Mahkeme derhal göreve başlamıştı. Albay Dimitri, askerlere karşı gelen yaşlıları, ufak bir sorgudan sonra, CASUSLUK suçundan idama mahkum edip; anında infaz ediyordu.

Vehbi Tülek

Kirimli Ahmet

Vehbi Tülek

Hayirsiz Ve Bahtsiz İsem

Vehbi Tülek

Sultan Ahmed Ve Mehmed Emin Tokadi

Vehbi Tülek

Hattat Mehmed Râsim Efendi anlatır; "Cennetmekân Üçüncü Ahmed Hânın vefâtın dan sonra, şöyle bir rüyâ gördüm. Geniş bir sahrada orduyu hümâyûn kurulmuştu. Bir tepe üzerinde de sultanlara mahsûs bir çadır, çadırın etrafında ise büyük bir kalabalık vardı. Kalabalıktan bir kişiye yaklaşıp; "Bu ordunun kumandanı kimdir?" diye sordum. O da; "Âhir zaman Peygamberi Muhammed aleyhisselâmdır." dedi. Cehennem'e götürülecek bâzı kimseler bu büyük çadıra götürülüyor, buradan şefâat edilirse Cehennem'den kurtuluyordu. Yine birisine; "Peygamber efendimiz nerede bulunuyor?" diye sorduğumda; "Tepedeki büyük çadırda" dedi.

O SÂhibine Teslim Oldu

Vehbi Tülek

110 - Fatih'in Sirri

Vehbi Tülek

Kanije Kalesinin Fethi Ve Muslihuddin Efendi’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Zenbilli Ali Efendi

Vehbi Tülek

Orhan Gazi’nin Vasiyeti

Vehbi Tülek

Aşçi Yahya Baba Ve Sultan Ii. Bayezid

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Okçuluk

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ebülbekâ Eyyüb Kefevî

Ebülbekâ Eyyüb Kefevi hazretleri Osmanlı âlimlerindendir. 1028'de (1619) Kırım'da Kefe şehrinde doğdu. Tahsi­lini Kefe'de tamamladıktan sonra Sadrazam Der­viş Mehmed Paşa'nın daveti üzerine İstanbul'a gitti. Önce Birgi, sonra Filibe kadılığı yaptı. Oradan emekli olarak İstanbul'a geldi. 1094 (m. 1683)'de vefat etti. Tuhfetü'ş-şâhân adlı eserinde şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yalan Söylemek Çok Büyük Günahtır

Vehbi Tülek

İbn-i Nakib hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 702 (m. 1302) senesinde Mısır'da doğdu. 769 (m. 1368) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çeşitli ilimlerde üstün bir âlim olarak yetişti. Fıkıh, kırâat, usûl, nahiv ve edebiyat ilimlerinde mütehassıs bir âlim idi. Bir dersinde şunları anlattı:

Namazın Farz Olduğuna Inanmak Îmânın Şartıdır

Vehbi Tülek

İsmâil Şirvânî Hazretleri

Vehbi Tülek

İsmâil Şirvâni hazretleri, Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin yetiştirdiği büyük velilerdendir. Anadolu'da Bitlis'e bağlı Şirvân'dandır. 1533 (H.940) senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti...
İsmâil Şirvâni hazretleri vefatından kısa bir zaman evvel buyurdu ki:

Müjde! Sâlih Bir Evlâdın Olacak!

Vehbi Tülek

Ahmed Muhtar Efendi

Vehbi Tülek

Veli Mustafa Efendi

Vehbi Tülek

Şehit Sultan Abdülazîz Han

Vehbi Tülek

Ccemâatte Rahmet, Ayrılıkta Azap Vardır!

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Arafatta Görüşürüz

Arafatta Görüşürüz

Sultan III. Mustafa zamanında İstanbul'da yaşamış olan evliyanın büyüklerinden Abdülehad Nuri Efendinin meşhûr talebelerinden Karabâşi Hacı Sâdık Efendi şöyle anlattı: Hacca giderken, korkulu ve kimsesiz yerlerde, Abdülehad Efendiyi bizzat bu gözlerim ile görürdüm. Kendi kendime, ona olan fazla sevgimden dolayı onu gördüğümü, bir hayal olduğu nu düşündüm. Fakat Mekke-i mükerremeye vardığımda, tavâf ederken hocamı yanımda gördüm. Hattâ bana selâm verdi. Ben de elini öptüm. Sonra kayboldu. Ben tavâfımı bitirdiğimde, hocam Makâm-ı İbrâhim denilen yerden ayrılıyordu. Bana; "Ey Sâdık Dede! Arafat'ta görüşürüz." deyip tekrar kayboldu. Arafat'ta, hocam Abdülehad Efendi ile birlikte vakfeye durduk. Sonra bana vedâ ederek ayrıldı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Allah Diyen Genç

Şikayet

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

SelÂmetle Gidip Gel

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek