Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.619.715

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Fıkıh Bilmeden, Hadîs-i Şerîf Bilmeniz Size Fayda Vermez

İftihâruddîn Hârezmî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 667 (m. 1268) senesinde doğdu. Memleketinde bir müddet ilimle meşgûl olup yükseldikten sonra, Kâhire’ye geldi. Orada bulunan Câviliyye Medresesi’nin meşihatına (baş müderrisliğine) tayin edildi. 741 (m. 1340) senesi muharrem ayında Kâhire’de vefât etti. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin fazilet ve üstünlüklerini anlatırken buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Fatih’in Medreseleri

Fatih'in bilime olan hizmetlerine tanıklık eden anıtların en önemlisi, kuşkusuz camisinin etrafına yaptırdığı medreselerdir... Ancak ilk medrese eğitimi, fetihten hemen sonraki günlerde cami haline getirilen Ayasofya'da başlamış ve caminin yanındaki papaz odaları boşaltılarak öğrencilerin buralarda kalmaları sağlanmıştır. Molla Hüsrev'in başmüderrisliğe getirildiği bu ilk öğretim kurumunda, İstanbul'un ilk kadısı,Ayasofya'yı Cami olarak "tescil eden" Hızır Çelebi 'nin ilk müderrisler arasında bulunduğu görülmektedir. Bu sıralarda molla Zeyrek de müderris olarak Zeyrek camisinde derslere başlamıştır. (Türkiye Tarihi 2 s: 243) İşte İstanbul'da fetihten sonra öğretime başlayan ilk iki medrese bunlarrdır. Fatih medreselerinin yapımı bitince, Zeyrek'teki öğrenciler oraya taşınmış, Ayasofya'da ise öğretim sürdürülmüştür. Vakfiyesinde de belirtildiği üzere, Medaris-i Semaniye adı ile Fatih Camii'nin etrafında yapılmış olan bu yeni kuruluş, sekiz medrese ve her medresenin arkasında Tetimme adı verilen daha küçük sekiz medreseden oluşmaktadır. Ayrıca müderris ve öğrencilerin yararlanması için bir kitaplık, bir Darüşşifa ve bir de misafirhane bulunmakta idi. medreselerin her birinde "akli" ve "natli" bilimlerde birer müderris, Daruşşifada ise hangi ulustan olursa olsun iki hekim, bir göz hekimi, bir cerrah ve bir de eczacı görevlendirilmişti. Hekimlerin hastaları günde iki kez ziyaret etmeleri şart koşulmuştur.Fatih döneminde üzerinde durulması gereken önemli bir kuruluş da hızla geliştiği görülen bir yüksek okul niteliğindeki Enderun Okulu'dur. Bu kuruluş içinde askerlik, yöneticilik,güzel sanatlar bölümleri olduğu gibi, ayrıca bir de hastane bulunmakta idi. tanzimat dönemine kadar yaşadığı görülen Enderun Okulu'nda Galata Sarayı,Eski Saray ve Edirne Sarayı gibi sarayların orta dereceli saray okullarını bitirenler kabul edilmekte idi.

Vehbi Tülek

32 - Şanli İzzeddin Zirhlisi Ve Gamsiz Hasan Bey

Vehbi Tülek

Abdülmecid Han Ve Misir Meselesi

Vehbi Tülek

Din Ve Devlet Uğrunda Ölmeye Geldi

Vehbi Tülek

1853 senesinde Rus ordusu, Tuna kıyısındaki Silistre kalesini kuşatmıştı. Buraya yardım için memleketin her tarafından akın akın gönüllü geliyordu. Bunlar arasında Aydın'ın tanınmış efelerinden 100 kişi ile Isparta eşrafından birçokları vardı. Gelenlerden en çok dikkat çeken biri de 7 yaşında, mükemmel silahlanmış bir çocuktu. Kale kumandanı bu çocuğa hayretle bakarak:-Bu kimdir? Diye sordu. Babası selam vererek öne çıktı ve:-Oğlumdur efendim. Moskofa karşı harp açıldığını duyunca bir türlü yanımdan ayrılmadı. Din ve devlet uğrunda ölmeye geldi.Bu sahne bütün askerlerin gözlerini yaşarttı. Kumandan çocuğu okşadı. Harp başladıktan sonra bu Anadolu çocuğu babasının yanından ayrılmadı ve onunla beraber savaştı. Hatta bir hücumda babası esir düşerken onu kurtarmağa muvafak oldu.

58 - Sultan Murad'in Hayreti

Vehbi Tülek

Tozkoparan İskender

Vehbi Tülek

61 - Damat İbrahim Paşa'nin Kanuni'ye Cevabi

Vehbi Tülek

Kazliçeşme

Vehbi Tülek

Osman Gazi’nin Vasiyetnamesi

Vehbi Tülek

RidÂniye Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Bu Fakir Cellad Olmak İçin Gelmedik

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hazret-i Alinin Kölesi: Kanber

Kanber, Hazret-i Ali'nin azadlı kölesidir. Ondan yüksek ilimleri tahsil ederek zamanın büyük âlimlerinden oldu... Rivâyet edilmişdir ki, bir gün Emir-ül mü'minin hazret-i Ali "radıyallahü teâlâ anh" kapılarının önünde bir cemâat görüp, Kanber'e sordu ki; "bunlar kimlerdir?" Kanber de cevâb verdi ki, "yâ Emir-el mü'minin! Bunlar sizi sevenlerdir."
Ali "radıyallahü anh" hazretleri buyurdular ki:
-Hayret! Bunlarda bizi sevenlerin simâları görünmez!
Kanber dedi ki:
-Yâ Emir-el mü'minin! Sizin ahbâblarınızın simâları [görünüşleri] nasıldır?

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mümin, Hep Belalarla Baş Başadır

Vehbi Tülek

Ahmed İbn-i Cevsâ hazretleri hadis hafızıdır. 230 (844)'de Şam'da doğdu. Mısır ve Şam âlim­lerinden hadis rivayet etti. Kendisin­den Taberâni, Hâkim el-Kebir ve İbn-i Hibbân gibi hadis hafızları rivayette bulundular. İbn-i Cevsâ, 320'de (m. 932) vefat etti. Ebu Hüreyre'den "radıyallahü anh" şu hadis-i şerifleri rivâyet eder:

Ey Allah'ım! Sen Onları Bağışla!

Vehbi Tülek

Velîler, Kimsenin Helâk Olmasını Istemezler

Vehbi Tülek

Seyyid Ahmed Efendi, Malatya'da yaşayan velilerdendir. 1823 (H. 1238)'de Şam'da doğdu ve burada zamânın âlimlerinden ilim öğrendi. Bir ara âilesi ile birlikte Şam vâlisi tarafından Harput sancağında mecbûri ikâmete tâbi tutuldu. Ahmed Efendi burada evlenerek, Harput'a yerleşti. Sonra Malatya'ya göçtü. Hacı Ahmed Efendi Malatya medreselerinde ders verdi ve Ulucâmi'de imamlık yaptı. İnsanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlatan vaazlar verdi. 1884 (H. 1301) senesinde vefât etti. Talebelerine şöyle buyururdu:

Âlime Değer Verilmeyen Günler Gelecektir!

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Yûsuf Firebrî

Vehbi Tülek

Molla Halil Si’ridi

Vehbi Tülek

Akıl, Göz Gibidir Din Bilgileri De Işık

Vehbi Tülek

Tabiînin Büyüklerinden Bekr Bin Abdullah

Vehbi Tülek

Alâüddîn Âbizî Ve Abdülkebîr Yemenî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmi'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmi'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya. O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.- Neye bakarsın hâtun?-Dediler ki, bu câmide her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Pişman Oldular!

Hizir Ve Gelin

Örümcek Ağı

Kul Hakkı

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Vehbi Tülek

Ahde Vefa

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek