Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.520.284

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yemekten Önce Elini Yıkayan Fakirlikten Kurtulur

Bâyezîd Pürânî hazretleri meşhur velîlerdendir. 1457 (H.862) senesinde Horsan’da Püran'da vefât etti. Tasavvufta üveysî idi. Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) rûhâniyetinden feyiz alırdı. Kendisi şöyle demiştir: "Her ne zaman bir zorlukla karşılaşsam veya bir sıkıntıya düşsem, Peygamber Efendimizin rûhâniyeti vâsıtasız olarak beni, sıkıntıdan kurtarır."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

50 - Ulubatli Hasan

28 Mayıs 1453...İstanbul'un fetih gününün arefesi...Topkapı surları dışında kurulmuş Osmanlı çadırlarında meşaleler sabahlara kadar yanarken, Anadolu sipahilerinden, Azep askeri olan Ulubatlı Hasan'ın heyecanı da son raddelerine gelmişti. İstanbul'u muhasara eden Osmanlı askerinin kumandanı, Sultan I. Mehmed Han ise bütün hazırlıklarını tamamlamıştı. Toplar sabaha kadar aralıksız ateşe devam edeceklerdi. Kara tarafında, 100.000 kişilik bir kuvvet, ordugahın sağ tarafında, yaldızlı kapı karşısında, 50.000 kişilik diğer bir kuvvet ise sol cihette dizilmişlerdi. Padişah ise, 15.000 Yeniçeri ile merkezde idi. 70'den fazla harp gemisi de limanda idi.

Vehbi Tülek

Abd'den Haraç Aliyorduk

Vehbi Tülek

Etin Okkasi Sekiz Akçe

Vehbi Tülek

Macar Subayinin Kizi

Vehbi Tülek

Sultan II. Murad devri. 1441 senesinde Macaristan üzerine yapılan bir akında, Akıncı birliklerimiz pusuya düşürüldü ve bir çok asker ile birlikte Akıncı kumandanlarından Rüstem bey de esir edildi. Rüstem bey, gayet yakışıklı ve zeki bir gençti. Macar kumandanı ondan hoşlandı ve kendi hizmetine aldı. Konağında ona bir oda verdi ve bütün şahsi işlerini ona havale etti. Gayet dindar olan Rüstem Bey, şartlar ne olursa olsun beş vakit namazını bırakmaz ve vakti girince hemen kılardı. Her işin üstesinden kolayca gelmesi ve kıvrak zekası sayesinde ibadetine kimse karışmıyordu.

Şehid Padişah Iii. Selim HÂn

Vehbi Tülek

Fransiz Donanmasinin Osmanlilara Rehin Edilmesi

Vehbi Tülek

Kanuni’nin Mevlana’yi Ziyareti

Vehbi Tülek

22 - Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Fetih Sabahi

Vehbi Tülek

Rezil Olursun

Vehbi Tülek

Valide Suyu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Akraba Ile Ilişiği Kesmek Büyük Günahtır!

Merzifonlu Abdürrahîm Efendi Osmanlı âlim ve velîlerinden olup 1385 (H.787) yılında doğdu. İlk tahsilini memleketindeki âlimlerden aldı. Şeyh Zeynüddîn Hafî'den ders almak üzere Mısır'a gitti. Hocası, kavuştuğu mânevî makamlara ve hâllere onu da çıkardıktan sonra icâzet verdi ve talebe yetiştirmek üzere memleketi Merzifon'a göndedi. 1465 (H.870) senesinde orada vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

At Hırsızının Tövbesi!..

Vehbi Tülek

Abdullah-ı İlâhi, Şah-ı Nakşibend Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin yolunu Buhârâ'da Ubeydullah-i Ahrâr'dan alarak Anadolu'ya ilk olarak getirip yayan velidir... Selanik yakınlarındaki Vardar Yenicesi'nde 1491 yılında vefat etti. ...

İşkence Yapanın Evlenmesi Harâmdır

Vehbi Tülek

Ankaralı Mehmed Emin Efendi

Vehbi Tülek

Mehmed Emin Efendi rahmetullahi aleyh, Osmanlı şeyhülislâmlarının kırkdördüncüsü ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1028 (m. 1619) senesinde Ankara'da doğdu. 1098 (m. 1687) senesinde İstanbul'da vefât etti. "Fetâv'el-Ankaraviyye" kitabında buyuruyor ki:

Güneş, Ayakkabınıza Zarar Veriyor Efendim

Vehbi Tülek

Nisaba Mâlik Olmak Ve Zekât Hakkında

Vehbi Tülek

Her Iş, Allahü Teâlânın Dilemesi Ile Olur

Vehbi Tülek

Evliyânın Büyüklüğünü Inkâr Edenlerin Hâli!

Vehbi Tülek

Onu Isteğine Kavuştur

Vehbi Tülek

Âlime Değer Verilmeyen Günler Gelecektir!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Dört Şey Mühimdir

Abdullah-i EnsÂrî

Adalet Ve Tevazu

Altıyüz Dirhemlik İp

İmanı Ona Kafidir

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek