Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.416
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Mısır'da 1882'de, Mehmet Ali Paşa soyundan beşinci kuşak İsmail Paşa, başta İngilizler olmak üzere Avrupalılardan mali ve siyasi destek görüyordu. O istedikçe, İngilizler bol bol borç para verdiler. Zaten bir zengin kolay borç veriyorsa ondan korkmalıdır. Mısır Hıdivi yani Başbakanı İsmail Paşa, bu paraları kısa sürede çarçur edip bitirdi. Paşa'da bulunan Süveyş hisselerinin yarısını, İngilizler borca karşılık kaptılar. Ancak Fransa, kendi açtıkları Süveyş'in, İngilizin yönetimine geçmesinden pek rahatsız oldu. Borç alma hızlandı. Artık alınan borç ile yeni borçlar ödenemeyince, İngilizler Mısır ekonomisinde iyileştirmek yapmak için, Mısır'a maliyeciler gönderdi. Mısır'da bir hükûmet vardı. Bu hükûmette Maliye Bakanı İngiliz, Nafia yani Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı da Fransız idi. Bu iki bakan, harcamalarda kısıtlamalar yaptırmaya başladı. 30 bin kişilik Mısır ordusu 10 bin kişiye düşürüldü. Askeri harcamalar iyice kısıldı. 2 500 subay ordudan atıldı. Birçok memurun işine son verildi. Güya Mısır'ı ekonomik sıkıntıdan kurtarmak için yapıyorlardı. Bu uygulamalar Mısır halkını çok üzdü.
Merinalı kaptanlardan meşhur Viskond Çağala'nın oğludur. On iki yaşındayken babası Kaptan Çağala ile Merina'dan İspanya'ya giderken Türk leventleri tarafından yakala narak (1561) Sultan Süleyman'a (Kânûni) takdim edildi. Yûsuf Sinan adı verilerek saraya alındı ve Türk-İslâm terbiyesiyle yetiştirildi. Sarayda silahtar ve kapıcıbaşı olarak görev yaptıktan sonra 1573'te Yeniçeri Ağalığına getirildi. Önce, Van ve ardından 1583'te vezirlik le Revan Beylerbeyi oldu. 1585'te Özdemiroğlu Osman Paşanın ölümü üzerine İran Serdarlı ğına getirildi. Bu sırada Tebriz ve Tiflis'i kuşatmadan kurtardı. 1586'da Bağdat Beylerbeyi olan Sinan Paşa, Temmuz 1591'de Uluç Hasan Paşanın vefâtı üzerine Kaptan-ı deryâ oldu. 1595'e kadar bu hizmette kaldıktan sonra kubbe vezirliğine getirildi.Sultan Üçüncü Mehmed Hanın Eğri Seferine üçüncü vezir olarak katıldı. Haçova Meydan Muhârebesinde ordunun sağ kol kumandanı olup yaptığı taarruzlarla yarım saatte düşmanın yirmi bin kişilik kuvvetini imhâ etti. Böylece kaybedilmiş gibi görünen muhârebe nin kazanılmasında büyük rol oynadı. Bu başarısından dolayı Hoca Sâdeddin Efendiyle Kapıağası Gazanfer Ağanın tavsiyeleriyle İbrâhim Paşanın yerine vezir-i âzam oldu. Savaştan sonra askeri yoklatarak muhârebe meydanından kaçmış olan timar ve zeamet sâhipleriyle kapıkulu ocaklarından otuz bin kişinin dirliklerini kesmesi ve Kırım'da Gâzi Giray'ı azletmesi huzursuzluklara yol açtı. Bu sebeple sadârete gelişinden kırk beş gün sonra azledildi.
Ahmed Necibi Endülüs'te (İspanya) yetişen büyük velilerdendir. Sevilla (İşbiliye) şehrinde doğdu. Doğum ve vefât târihi belli değildir. Endülüs'te tahsilini tamamladıktan sonra medreselerde talebe yetiştirdi...
Anlatıldığına göre, kendisini ibadete vermiş Bâhiye isimli bir hanım, ölmek üzere olduğunu hissedince şöyle dua etmişti:
"Ey hayatımda ve ölümümde ihtiyacımın kaynağı ve güvencimin dayanağı olan Yüce Rabbim! Ölüm sırasında beni yardımsız bırakma; kabrimde korku ve yalnızlığa terk etme!.."
İbrâhim Halveti hazretleri, Kayseri velilerindendir. Seyyid olup, soyu Peygamber efendimize ulaşır. Erzincan'da Halveti büyüklerinden Pir Muhammed Erzincâni hazretlerine talebe oldu. Kısa zamanda icâzet, diploma aldı. Hocası onu insanlara ilim ve edeb öğretmesi için memleketi Kayseri'ye gönderdi. 1455 (H.860) târihinde orada vefât etti.
İbrâhim Halveti hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
- Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen'le evlensin!..
Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir câriye idi. Peygamber Efendimize, anacığından emânet kalmıştı...
Artık delikanlı olan Hz. Zeyd, Resulullah efendimizin bu müjdesi üzerine hemen, o siyahi hanımla evlendi. Üsâme adlı bir de oğulları oldu...