Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.021.098

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dînimizde Ilk Emredilen Farz Namâzdır

Şeyh-ül-Hızâmiyye el-Vâsıtî hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1258 (H.657) senesinde Irak’ta Vâsıt şehrinde doğdu. 1311 (H.711)'de Şam’da vefât etti. İlim öğrenmek için pekçok şehri dolaştı. Bu yolculukları esnâsında fıkıh, hadîs ve siyer âlimlerinden ilim öğrendi. Mısır'a sonra da Şam'a gitti. Orada talebe yetiştirdi. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hakani Mehmed Bey’in Ricasi

1600 senelerine kadar, küçük devlet memurları ve serveti ne olursa olsun halk, surların içinde kalan İstanbul'da ata binemezlerdi. "Hilye-i Peygamberi" adlı eseri yazmış olan Hâkâni Mehmed Efendi bu kitabını bitirdiği 1598 senesinde yetmiş yaşını geçmiş bulunuyordu. Vazifesi Babı âli kaleminde, evi de Edirnekapı'da idi. Padişah III. Mehmed Han, Hâkâni Mehmed Efendi'ye, bu eserine karşılık ne gibi bir mükafat istediğini sordu. Mehmed Efendi:

"Artık ihtiyar oldum. Her gün Edirnekapı'ya kadar yayan gidip gelmeğe kudretim kalmadı, müsaade buyurulursa hayvan ile gidip gelmek istiyorum" dedi.

Padişah, bu kadar kıymetli bir eser meydana getirmesine rağmen Mehmed Efendi'nin hatırı için kanunu bozmadı. Ona Bâbıâli civarında bir ev aldılar ve arzusunu bu şekilde yerine getirdiler.

Vehbi Tülek

40 - Şeytani Döven Türk

Vehbi Tülek

Osmanli'da Tören

Vehbi Tülek

Abdülhamid HÂn’in Engin Merhameti

Vehbi Tülek

II. Abdülhamid Hân'ın en küçük oğlu Âbid Efendi'nin hâtıralarından:"Bir gün, babamın yanında bulunan adamlardan Ali Vehbi Bey'i hapsettiler, sonra İstanbul'a yolladılar... Sebebi, pederle başbaşa kalıp bir şeyler kaleme alınmasından korkulmasıydı..."Alatini Köşkü'nün bahçesinde yuvarlak, çiçekli bir tepecik vardı... Subaylar, bu tepenin etrafında çiçeklerle 'Hürriyet, adâlet, eşitlik, kardeşlik' yazmışlardı... Okuyabiliyordum ama, bu sözlerin ne demek olduğunu anlamıyordum...

Gül Baba’nin Cenaze Namazi

Vehbi Tülek

İzmir Valisi Çengeloğlu Tahir Paşa

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud’un Veziri

Vehbi Tülek

Otlukbeli Savaşi

Vehbi Tülek

107 - Koca Yusuf Paşa Ve Şebeş Zaferi

Vehbi Tülek

Fatih Devrinde Müslümanlarin Ahlaki

Vehbi Tülek

Harp Hiledir: Muhasaralarda Sahte Ric'at

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İhlâsı Kimden Öğrendiniz?

Leyszâde Yahyâ Çelebi Osmanlı Hanefi mezhebi âlimlerindendir. 892 (m. 1487)'de İstanbul'da doğdu. 967 (m. 1559)'de vefât etti. Hazinet-ül-beyân ve sefinet-ül-irfân isminde bir eseri vardır. Bu kitabında, Cüneyd-i Bağdâdi hazretlerine ait menkıbeler yer almaktadır. Bunlardan biri şöyledir:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bir Alperen... Cemel Ali Dede

Vehbi Tülek

Horasan'dan yollara düşüp gelen ve Anadolu'yu yurt edinen alperenlerden olan Cemel Ali Dede'nin doğum târihi bilinmemektedir. 1274 (H.673) senesinde Konya'da vefât etti. Kabri, Konya'da Meram tarafındadır...
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerinin babası Sultânü'l-Ulemâ ile birlikte Konya'ya gelen Cemel Ali Dede, Sultânü'l-Ulemânın sohbetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. Selçuklu devri Konya'sının tanınmış kişilerinden oldu. Çevresindeki fakirleri ve düşkünleri gözeten çok cömert bir zat idi...

Sonra Yaparım Diyenler Helâk Oldu

Vehbi Tülek

İzzeddîn Bin Abdüsselâm

Vehbi Tülek

İzzeddin bin Abdüsselâm hazretleri, ilim öğrenmek için gittiği Şam'da bir süre kaldı. Orada Gazâliye ve başka medreselerde ders verdi. Emevi Câmiine imâm ve hatib tâyin edildi. Daha sonra, Şam'dan ayrılarak Kâhire'ye gitti. Mısır Sultânı Sâlih Necmeddin bin Kâmil, onunla sohbet etti ve ona çok ikrâmda bulundu.

Bana Duâ Ediniz, Size Icâbet Edeyim

Vehbi Tülek

şeyhlerin Şeyhi Abdullah Ibni Hafif

Vehbi Tülek

Seyyid Ahmed-i Kebîr

Vehbi Tülek

Büyük Müfessir Muhammed Bin Ka'b

Vehbi Tülek

Sizden Öncekileri Cimrilik Helak Etti

Vehbi Tülek

Necmeddîn İsfehânî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Anzakli Ömer

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Değişen Sizin Kalbiniz

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Abdullah-i EnsÂrî

Yirmi Saniyede

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek