Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.444
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Sultan IV. Murad Han zamanında, adamın birisinin eşeği yolda çamura batmış. Oldukça sulak olan araziden eşeğini bir türlü çıkaramayan gariban köylü, öfkeyle hem eşeğe hem Padişaha sövmeye başlamış. Tam o sırada tesadüfen ordan geçmekte olan Padişah, köylünün söylediklerini duymuş. Maiyetindekiler hemen, Padişaha küfreden kişinin kellesinin vurulması gerektiğini söyleseler de Padişah onlara kulak asmamış, içinden; "Ne ister ki benden? Ben mi batırdım eşeğini çamura? Hele bir soralım" demiş.Köylüyü getirmişler padişahın huzuruna, demişler: "Anlat bakalım, nedir bu celalli halin? Ne diye küfredersin kudretli Hükümdara?".
27 Aralık 1916. Saat: 13.00
"Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Biraz sonra kopacak kıyametin heyecanı ile benim de yüreğim çarparken; gözüm batarya dürbününün adesesinde, düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir Pazar gününün neşeli havası içinde tatilin zevkini sürüyordu… Bizim taraftaki harekât ve gürültü gittikçe sükûn buldu. Herkesin kulağı, bir ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor. Ateeeş… Nihayet saat 13.25'te aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden alev kusmaya başladı…
Şihâbüddîn Aysâvî hazretleri tanınmış velîlerdendir. 1534 (H.941) de Şam'da doğdu. Orada zamanın büyük âlimlerinden fıkıh, hadis ve kıraat ilmi tahsil etti. Tasavvuf yolunda, Şihâbüddîn Ahmed bin Bedrüddîn el-Gazzî'den feyiz ve icâzet aldı. Tevrîziyye Câmii'nde hatiblik yaptı. 1617 (H.1026) senesinde, Şam'da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Ebu Huzeyfe radıyallahü anh, Eshab-ı kiramdandır. Kureyş liderlerinden kâfir olarak ölen Utbe'nin oğluydu. Ebu Huzeyfe hazretleri, zengin, asil, bolluk içinde yaşayan bir zattı. Babasından sonra Kureyş liderliği kendisini bekliyordu. O bütün servet, itibar ve rahatlığı terk ederek, İslam'ı ve birlikte çileyi ve fakirliği seçti. Bütün gazalarda bulundu. Bedir Harbi bunların ilkiydi.
Kemâlüddîn Ca'fer Üdfüvî hazretleri Şâfiî fıkıh âlimidir. 685’te (m. 1286) Mısır’da Saîd’e bağlı Üdfüv köyünde doğdu. Kahire’ye giderek pek çok hocadan fıkıh, hadis ve tasavvuf dersleri aldı. Hocaları arasında Alâeddin Konevî, Kadı Bedreddin İbn-i Cemâa en meşhurlarıdır. İcazet alarak Sâlihiyye Medresesi’nde ders verdi. 748 (m. 1347)’de vefat etti. “el-Mûfî bi-ma’rifeti’t-tasavvuf ve’s-sûfî” isimli eseri, tasavvuf yolunun edeblerine dairdir. Bu kitabında şöyle anlatır:
Vaktiyle, Horasan'da Seyyidlerden biri ölür ve geride Seyyide bir hanımı ile birkaç kız çocuğu kalır. Bir müddet sonra iyice fakir duruma düşerler, bu yüzden çevrenin hakaretlerine maruz kalmamak için yurtlarından göçerler. Yolda bakımsız bir mescide sığınırlar. Dul hanım, çocuklarını burada bırakıp yiyecek bir şey bulmaya çıkar. Şehirde dindarlığı ile tanınan bir zengine gider. Durumunu anlatır, fakat adam "Seyyid olduğunuzu nereden bilelim, elinizde delil var mı?" diyerek kadını eli boş çevirir.