Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.098.701
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
İkinci Mahmûd Hanın ilmi fazla olup, dini, fenni, teknik, askeri, idâri ve sanat sahalarında kendisini çok iyi yetiştirmişti. Dindar, akıllı, zeki, çalışkan olup, gayret ve azim sâhibiydi. Şâirdi. Adli mahlasıyla şiir yazardı. İlim, sanat adamlarına ve eserlerine çok alâka gösterirdi. Onlara kıymet verip, himâye ederdi.Ülkenin imârına, ilim, sanat, hayır ve sosyal müesseselerine önem veren İkinci Mahmûd Han, pekçok eser yaptırdı. Bâyezid Yangın Kulesini; Unkapanı ile Azapkapı arasındaki şimdi Unkapanı Köprüsü denilen Mahmûdiye Köprüsünü; Beylerbeyi ve Çırağan saraylarını; Tophâne'de Nusratiye, Bahçekapı'da Hidâyet, Üsküdar'da Adliye, Arnavutköy sâhilinde Tevfikiye câmilerini yaptırdı. Hazret-i Hâlid'in türbesini mükemmel tâmir ettirip, iyi bir hattat olduğundan sandukası pûşidesi üzerindeki yazıyı kendi el yazıları ile yazdı. Yine güzel bir hüsnü hatla yazdığı Lefkoşe'de Selimiye Câmiinde asılıdır. Tophâne'de Kâdiri Câmii ve tekkesini tâmir ettirdi.İkinci Mahmûd Han, 1820 senesinde Hücre-i saâdete hediye ettiği şamdanla birlikte gönderdiği aşağıdaki yazı, Osmanlı Sultanlarının Resûlullah'a olan hürmet ve muhabbetlerinin bir vesikasıdır:Şamdan ihdâya eyledim cüret yâ Resûlallah!Murâdım der-i ulyâya hizmet, yâ Resûlallah!Değildir ravdaya şâyeste, destâviz-i nâçizim,Kabûlünle kıl ihsân u inâyet, yâ Resûlallah!Kimim var hazretinden gayrı, hâlim eyleyem i'lam,Cenâbındandır ihsân u mürüvvet, yâ Resûlallah!Dahilek, el-emân, sad el-emân, dergâhına düşdüm,Terahhüm kıl, bana eyle şefâ'at yâ Resûlallah!Dü-âlemde kıl istishâb bu Han Mahmûd-i Adliyi,Senindir evvel ü âhırda devlet yâ Resûlallah!Mısır, Yanya ve Mora gibi vilâyetlerin isyânı ve yeniçerilerin kazan kaldırmaları, yok edilmeleri ve Rus ordularının saldırmaları sırasında Sultan Mahmûd Han, Mekke ve Medine'yi ancak tamir edebilmiş, kendisinden sonra oğlu Abdülmecid Han, bunları tezyin için şaşılacak bir himmet ve gayret göstermiştir.
Sene 1495. Sultan II. Bayezdi han zamanı. Macarlar Osmanlı hudut köylerine saldırı yor ve zararlar veriyorlardı. Bölgede bulunan akıncı beyi Turhanoğlu Ali Bey, Yakup Paşa'ya gelerek:-Böyle eli kolu bağlı ne zamana kadar bekleyeceğiz? Diye sordu. Yakup Paşa:-Mevsim kış ve İstanbul'dan da sabretmemizi istiyorlar, diye cevap verdi. Bu cevap üzerine Ali Bey biraz öfkeli ve haddi aşarak:-Paşa, Macar kafiri hudutlarımıza saldırır durur, köylerimizi yakar. Sen ise ses çıkar mazsın. Yoksa düşmandan korkar mısın? Dedi. Bu söz üzerine Yakup Paşa, okla vurulmuş gibi yerinden sıçrayıp, gözleri yaşlı olarak Ali Beye:-Ben mi korkarım Turhan oğlum? Senden yaşlıyım. Fakat seninle birlikte çok akınlar da bulunduk. Bizden on kat daha büyük ordulara saldırdık. Ben Allahü Teâlâ'dan başka kim seden korkmam. Ama şu anda ne bir akıncı beyi, ne de bir sancak beyiyim. Devlet bize vezir lik verdi. Paşa yaptı. Devletin menfaatleri, kışı onları oyalamakla geçirmemizi emrdiyor. Hele bahar olsun, yine düşman üzerine uçarız.
Amr bin Ekvâ (radıyallahü anh) Eshab-ı kiramdandır. Kardeşi Seleme bin Ekvâ (radıyallahü anh) Biat-ı Rıdvan'a katılanlardandı. Hatta o mübarek sahabe, biat etmeden önce; Kelime-i şehadeti getirmesinden itibaren o biatı hakkıyla yerine getirmiştir. Kendisi şöyle der:
"Resulullah'la (sallallahü aleyhi ve sellem) birlikte yedi, Zeyd İbni Harise'yle birlikte dokuz savaşa katıldım..."
Ebû Saîd Lü'lüi hazretleri evliyanın büyüklerinden olup hadis âlimidir. 752 (H.135) senesinde Basra'da doğdu. O zamanın büyük âlimlerinin vaaz meclislerine devâm etti. Mâlik bin Enes, Şu'be, Süfyan bin Uyeyne ve Süfyân-ı Sevrî'den hadîs ve fıkıh ilmini öğrendi. Hadîs ilminde çok derin bilgiye sâhip oldu. 813 (H.198) senesinde doğduğu yerde vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
İsmâil bin Yahyâ el-Müzeni hazretleri Şafii âlimlerinin büyüklerinden olup İmâm-ı Şafii hazretlerinin önde gelen talebelerindendir. 175 (m. 791)'de Mısır'da doğup, 264 (m. 877)'de vefât etmiştir. Müzeni anlatır:
Hz. Mugire, Sa'd bin Ebi Vakkâs tarafından sefir olarak gönderilmişti. İranlılar, sert konuşup, Müslümanları korkutacaklarını zannettiler. Söz sırası Mugire'ye gelince, o, büyük bir cesaretle konuşmaya başladı ve şöyle dedi: "İslâmiyetin esaslarına göre, herkes Allahü teâlâ indinde bir kul olarak eşittir. Hiç kimsenin diğerine karşı bu hususta bir imtiyazı yoktur."