Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.191.149

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

"ey Oğlum! Cömert Ve Güler Yüzlü Ol

Halvetî Alâeddîn Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde yaşadı. Karaman'da (Lârende) vefât etti. Bursa'da Seyyid Yahyâ Halvetî hazretlerinin sohbetlerinde yetişip kemâle geldi. İstanbul'a gittiğinde orada halktan ve devlet adamlarından insanlar sohbetine koşup talebe oldular. Bu kalabalık o kadar çok oldu ki, İstanbul'dan uzak bir yerde bulunması uygun görüldü. Karaman diyârında ikâmete memur edildi. Burada vefâtına kadar sohbetleriyle çok kimselere hak yolu gösterdi. Oğluna şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yavuz Ve Muhyiddin Arabi

Yavuz Sultan Selim, 24 Ağustos, 1516 tarihinde "Mercidâbık" savaşını kazandıktan sonra Haleb'e girmiş, iki hafta sonra da oradan ayrılıp Eylül ayı sonunda Şam'a ulaşmıştı. Buradan Mısır'a geçmeden önce de 15 Aralık'a kadar Şam'da kalmıştı. Yavuz Şam'da kaldığı sıralarda, Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin (v.638/ 1240) bir kitabında geçen "Sin Şin'a girince Mim'in kabri ortaya çıkar" şeklindeki bir ifadeyi, büyük alim Kemal Paşazade ile birlikte incelemişlerdi. Burada "Sin"in Selim'e, "Şin"ın Şam'a, "Mim"in de Muhyiddin'e işaret olduğu kanatine varılmıştı.

Vehbi Tülek

Ferid Paşa Ve Haci Abdullah Efendi

Vehbi Tülek

Ben Siftah Ettim

Vehbi Tülek

MÂzeret Ortada

Vehbi Tülek

Tanzimat yıllarının meşhur şâirlerinden Kâzım Paşa, bir gün serasker kapısında Masârif Nâzırı'nın yanında otururken bir kadın gelip, birikmiş aylıklarını ister. Nâzır, havâle gelmediği ve tahsisat (ödenek) bulunmadığı için bahis mevzuu maaşı veremeyeceğini; eğer bir sonraki ayda gelirse, maaşını alabileceğini; çünkü o zaman bütçenin muhtemelen rahatlayacağını... uzun uzun anlatır. Ancak kadın ısrarcıdır... Darda olduğundan bahsederek sızlanmaya başlar... İşin uzadığını gören Kâzım Paşa, araya girer ve kadına Masârif Nâzırı'nı göstererek;" Hanım, der, ısrar etme artık. İşte mâzeret ortada... Bu ayı veremem diyor; fakat, belki öbür ayı verebilir; git sonra gel.

Sarayda Kadir Gecesi Alayi

Vehbi Tülek

Önce Elini Öpüp Sonra Dövmek LÂzim!..

Vehbi Tülek

Aldiğimiz Fiyata

Vehbi Tülek

Küçük Bir Çamur Denizi Sulandirmaz

Vehbi Tülek

Adam

Vehbi Tülek

Bursa İpeği

Vehbi Tülek

18 - İskender Paşa

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Farz Namazı Özürsüz Kazaya Kalanlar

Oflu Mehmet Emin Efendi Osmanlının son devrinde yetişmiş âlim ve velîlerdendir. 1815 yılında Trabzon-Of’ta doğdu. 1838 yılında İstanbul’a geldi. Saçlı Hacı Mehmet Efendi’den ders aldı. Vefatına kadar İstanbul Fatih Camiinde vaiz ve hoca olarak görev yaptı. 1901 yılında vefât etti. Nakşibendi tarikatinde idi. En meşhur eseri olan Necât-ül-Mü’minîn kitabının son sayfalarında buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İbrahim Anberî

Vehbi Tülek

İbrahim Anberi hazretleri meşhur hadis âlimlerindendir. İran'da Tûs şehrinde doğdu. Ahmed bin Hanbel ve Ali bin Hucr gibi zatlardan hadis okudu. 285 (m. 898)'de Tus'da vefat etti. Şöyle nakleder:

Ebû Ali Fârmedî Hazretleri

Vehbi Tülek

üç Gün Son­ra ­ka­bir­de O­la­cak­sın!

Vehbi Tülek

Ali Hâ­di haz­ret­le­ri, "Oni­ki İmâm"dan onun­cu­su­dur. 829 (H.214) se­ne­sin­de Me­di­ne'de doğ­du. 868 (H.254)de Bağ­dât'ta, Sa­mar­ra nâ­hi­ye­sin­de ve­fât et­ti. Çok ke­ra­met­le­ri gö­rül­müş­tür... Es­bâ­ti şöy­le an­la­tır:

Muhyiddîn-i Arabî

Vehbi Tülek

hindistan'ın Aynası Ahî Sirâc

Vehbi Tülek

Şerefli Ve Asîl Kimse Sözünde Durur!

Vehbi Tülek

Karamanoğlu Mehmed Bey

Vehbi Tülek

Bir Insan, Saîd Veya Şakî Olduğunu Anlayabilir Mi?

Vehbi Tülek

Abdülazîz Debbağ

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yüz Vermedin!

Yüz Vermedin!

Fakih Îsâ bin Muhammed şöyle anlatır:

Uzak bir diyârda idim. Abdullah el-Ayderûs'u açıkça bulunduğum yerde görmeyi temenni etmiştim. Mescide gittim. Oraya bir dilenci ve yanında birisi gelip benden bir şey istedi. Bir şey vermedim. Oradan ayrılıp başka yere gittim. O dilenci ve yanındaki kişi benim arkamdan geldi. Sonra yine yanıma yaklaşarak benden bir şeyler istedi. Yine yüz vermedim. Bunun üzerine o dilenci ve yanındaki ayrılıp gitti. Bir müddet sonra ben, Abdullah el-Ayderûs'un bulunduğu yere döndüm. Şeyh Abdullah'ın yanına giderek; "Ben sizi gittiğim yerde alenen görmeyi temenni ettim. Lâkin bu isteğim hâsıl olmadı." dedim. Bunun üzerine Ebû Muhammed el-Ayderûs ; "Sana aleni görünmem hâsıl oldu. Falan gün duhâ vaktinde sen falan mescidde idin. Senin yanına bir dilenci geldi. Yanında birisi de vardı. Senden bir şeyler istediler. Onlara bir şey vermedin. Sonra kalkıp bir yere gittin. Onlar da seni tâkib etti ve yine bir şeyler istediler. Yine yüz vermedin. İşte o dilencinin yanındaki ben idim. Ben, senin yanına o kılıkla gelmiştim." dedi. Ben; "Efendim! Sizin dedikleriniz doğrudur. Fakat o size fazla benzemiyordu." deyince, Şeyh Abdullah da; "Eğer ben bu hâlimle senin yanına gelse idim, sen beni tanır ve insanlara haber verirdin." buyurdu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Üç Kandil

Abdullah El-acemî

Kul Hakkı

Gerçek Zehir

Hayat Kurtaran Yalan

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

Anzakli Ömer

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Vehbi Tülek