Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.688
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Seydi Ahmed, eşsiz bir cengaver, içi dışı bir, sözünü sakınmaz biriydi. Sultan İbrahim Han'ın huzurunda cirit oyununda işi sertiğe döküp, Padişahın sevdiği kişilerden birini öldürüp birini de hastanelik edince gazab-ı şâhâneye uğradı. Birkaç gün saklanıp, padişahın hayatını bağışlaması üzerine ortaya çıktı. İbrahim Han, bu lafını sakınmaz, ele avuca sığmaz kahramanı Budin'e, Siyavuş Paşa nın yanına "Çaşnigirbaşı" payesiyle gönderdi. O da onu Şamatorna sancağına tayin etti. Dağ istan'dan olan Seydi, burada Avrupa'yı titreten akıncılara kumanda edecekti. Bu ise tam ona göre bir işti. Kısa zamanda akıl almaz bir hırs ve şiddetle çok geniş bir ülkeyi baştan başa harap etti.
Evliyaullah'a pek yüksek bir hürmet ve bağlılık gösteren Yavuz Sultan Selim Han'ın kendisi de hiç şüphesiz babası gibi Allah'ın has kulu idi. o'nun, Allah'a kurbiyetinden dolayı keramet nev'inden pek çok davranışlar ortaya koyduğu tarihi gerçekler arasındadır. Şöyle ki: Yavuz, bir gün divandan içeri hiddetli bir şekilde girmişti. Elbisesini dahi değiştirtirmeden bir müddet odada dolandı ve kendisini kızdıran şeyi mırıldanıp durdu. Meğer Ferhat Paşa'nın İskender Çelebi'yi olur olmaz koruyup kayırmasından gazaplanmıştı. Çünkü aralarındaki dostluktan başka şeyler de sezinlemişti. Sonunda yüksek sesle şu sözleri sarfetti: "Akibet görürsün hele Ferhat! Sen şimdi İskender'i koruyup duruyorsun, ama bu korumaktan ne fayda çıkacağını inşeallah birbirinize karşı asıldığınız zaman görürsünüz!.." Gerçekten de aradan seneler geçti ve Kanuni Sultan Süleyman devrinde bu iki şahıs, Selim Han'ın geleceği görmüşçesine dediği gibi işledikleri cürümlerden dolayı karşı karşıya asıldılar
Ebû Ya'lâ Kazvini hazretleri hadis ve fıkıh âlimidir. İran'da Kazvin'de doğdu. 446 (m. 1055) yılında vefât etti. "Kitâb-ül-irşâd fi ma'rifeti ulemâ-il-hadis" isimli eserinin başında şöyle demektedir:
Abdülaziz el-Mâcişûn hazretleri Tabiinin meşhûr hadis ve fıkıh âlimlerindendir. Medine'de doğdu. Burada ilim tahsil ettikten sonra Bağdâd'a gidip orada yerleşti. 164 (m. 780)'de orada vefât etti. Naklettiği bazı hadis-i şerifler:
Taşköprüzâde Ahmed Efendi Osmanlı âlimlerindendir. 901 (m. 1495)'de Bursa'da doğdu. Bursa ve İstanbul'daki birçok hocalardan dersler alıp, eğitimini tamamlayarak çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. 968 (m. 1561)'de İstanbul'da vefat etti. "Miftâh-üs-sa'âde adlı eserinden alınan bazı bölümler:
Şam'ın fethinde, Müslümanların, tarihin şeref levhasına geçmesine sebep bir olay olmuştu. İslâmiyeti kendilerine ezeli düşman gören Batı için, ibretlik vesikalardan biri olan bu olay, şöyle meydana geldi:
Şam'ın fethinde, Hâlid bin Velid hazretleri, şehrin bir tarafından girdi. Kendisine karşı koyulduğu için, kılıç kullanarak şehirde ilerliyordu. Hedefi, o zaman için şehrin en büyük kilisesi olan şimdiki Câmi-i Emevi idi.