Sâlihlerle Sohbet, Ebedî Saâdetin Anahtarıdır
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.500.987
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
Gavs-ül-Memdûh'un akrabâlarından Ali Efendi birkaç arkadaşıyla hacca gitmişti. Dönüşte Lazkiye civârına geldiklerinde yiyecekleri bitti. Lazkiye'ye giderek orayı idâre eden Osmanlı paşasına durumu anlattılar ve yardım talebinde bulundular. Onların Tillolu olduğunu öğrenince, Gavs-ül-Memdûh hazretlerini sordu. Yeğeni olduğunu söyledi. Paşa buna çok sevindi ve hocalarının evsâfını sordu. O da tek tek anlattı. Anlattıkça paşa tasdik ediyordu. Buna oldukça şaşırdı. Acabâ paşa, hocamı nereden tanıyordu? Dayanamayıp sordu. Paşa da cevap olarak şöyle anlattı:
Sultan Süleymân Han İran'a sefer yaptığı sırada Pir Ali hazretlerine bâzı hasetçiler iftirâ atıp; "Aksaray'da bir kimse Mehdilik dâvâsında bulunuyor." demişlerdir. Bunun üzerine Pâdişâh araştırılmasını, durumun öğrenilmesini emretti. Bâzı kimseler aleyhinde idiler. Durumu soruşturmak üzere kurulan mecliste, Pir Ali hazretleri, aleyhinde bulunanlara bakıp celâlli bir şekilde; "Bizim aleyhimizde bulunan siz misiniz?" diye işâret etti. Aleyhinde bulunanlardan biri orada düşüp öldü. Diğeri de istifrâ etmeye başladı. Ağzından pislik geldi. Mecliste bulunanlar onun heybetinden korkup, bu hususta soruşturmadan vaz geçtiler
İmâm-ı Sultani Hayrullah Efendi 151. Osmanlı şeyhülislâmıdır. 1249 (m. 1834)'de İstanbul'da doğdu. Medrese tahsilinden sonra Sultan Abdülaziz'in sarayında İmâm-ı Sultani oldu. Padişah Avrupa seyahatine onu da götürdü. Sonra Anadolu kadıaskerliği, Rumeli kadıaskerliği, nihayet Şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1315 (m. 1898)'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Mehmed Zihni Efendi son devir Osmanlı fıkıh âlimlerindendir. 1846'da İstanbul'da doğdu. Medrese tahsilinden sonra ulûm-i âliyye şehâdetnâmesi aldı. Galatasaray Sultânisi (Lisesi) ve Mekteb-i Mülkiyye (Siyasal Bilgiler Fakültesi) ulûm-i diniyye muallimliği, Maarif Nezâreti (Milli Eğitim Bakanlığı) Encümen-i Teftiş (Teftiş Kurulu) başkanlığı görevlerinde bulundu. Stockholm'de toplanan Şarkiyat Âlimleri Kongresi'ne davet edilerek altın madalya ile ödüllendirildi. 1913 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Çok eser yazdı. Abdullah-ı Tercümân'ın Hristiyanlığa reddiye olarak yazdığı Tuhfetü'l-erib kitabını tercüme etti. Bu eserinde buyurdu ki:
Ebû Amr es-Sebîî hazretleri hadis hâfızıdır. Kûfe’de doğdu. A'meş, İbn-i Ebû Leylâ ve Süfyân-ı Sevrî gibi muhaddislerden hadis rivayet etti. 187’de (m. 803) Hades’te vefat etti. Şöyle nakletti:
Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
- Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen'le evlensin!..
Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir câriye idi. Peygamber Efendimize, anacığından emânet kalmıştı...
Artık delikanlı olan Hz. Zeyd, Resulullah efendimizin bu müjdesi üzerine hemen, o siyahi hanımla evlendi. Üsâme adlı bir de oğulları oldu...