Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.309
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Sultan İkinci Bâyezid Han zamanında Kili ve Akkerman alınmış, Osmanlılar Boğdan prensliğiyle Karadeniz arasına girerek, Boğdan'ın deniz yolunu kapamışlar, bu sebeple prensliğin ekonomik varlığı tehlikeye düşmüştü. Boğdanlılar bu iki kalenin geri alınmasını düşündüler. Kalenin zabtından sonra, Akkerman'da kalmış olan bâzı Boğdanlılar, Boğdan prensine haber gönderip, onu kalenin alınması için davet ettiler. Boğdanlılar, kale muhafızları nın gafletinden istifâde ile ipler takarak bir kısmı kaleye çıktı. Bir kısmı da iplerin üzerinde iken muhafızlar haber alarak kaleye girenleri yakalayıp, diğerlerinin de iplerini kestiler. Boğdan beyinin bu hareketi üzerine Rumeli beylerbeyi Hadim Ali Pasa'ya Boğdan seferine çıkması emredildi.
Sultan II. Murad an, 12 Rebiulevvel 996 (10 Şubat 1588) günü bir tezkire çıkartarak:"Bu gece Server-i Kâinat, Mefhar-i Mevcûdât hazretlerinin dünyaya teşrif ettikleri gecedir. Ta'zim ü ihtiram etmek gerektir." Diyerek minarelerde kandiler yakılmasını emretti. Bu vesile ile camilerde ve mescidlerde mevlidler okundu, şenlikler yapıldı. Bu tarihten sonra her mevlid kandilinde aynı şenlikler, bütün Osmanlı Padişahları tarafın dan yapılmaya devam edildi. Önceleri Ayasofya'da yapılan merasimler, daha sonraları Sultan ahmed camiinde yapılmaya başlandı. Halkın büyük rağbetine mazhar olan mevlid kutlamaları zamanla bayram şekline büründü. Bazı camilerde bu gecelerde minareler arasında mahyalar kurulurdu.
İsmail Vehbi Efendi Nakşibendi şeyhlerinden âlim bir zat olup Bursalıdır. Mevlâna Halid-i Bağdadi hazretlerinin halifelerinden Muhammed Hani'den hilâfet aldı. 1292 (m. 1875)'de memleketinde vefat etti. Zeyniler'de cami-i şerif önünde defnolundu. Risaletü's-Sülûk isimli eserinde şöyle buyurdu:
Ebü'l-Hasen Begavi hazretleri meşhur hadis alimlerindendir. 199 (m. 809)'da Horasan'da Bağ kasabasında doğdu, daha sonra Mekke'ye yerleşti. Burada meşhur alimlerden hadis ve kıraat ilmini öğrendi. Kendisinden Da'lec bin Ahmed, Taberâni ve birçok alim rivayette bulundu. 286 (899)'da Mekke'de vefat etti. Kendisinden, namazın ehemmiyeti ile alakalı şöyle nakledilmiştir:
Seyyid Ahmed Kâsâni, Silsile-i aliyye büyüklerinden Kâdi Muhammed Zâhid hazretlerinin halifelerindendir. 866'da (m. 1461) Türkistan'da Fergana'nın Kâsân kasabasında doğdu. Gençliğinde Taşkent'e gidip Nakşibendi şeyhi Kâdi Muhammed Zâhid hazretlerine intisap etti. On iki yıl kendisine hizmet ettikten sonra icazet alarak Semerkant yakınlarındaki Dehbid köyüne yerleşti. 949'da (m. 1542) burada vefat etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:
Müslümanlara sıkıntı veren Yahudi Ebû Râfi'ye haddini bildirmek için onun kalesine giren Hz. Abdullah bin Atik, bundan sonrasını kendisi şöyle anlatır:
İçeri girince, ahıra girip saklandım. Saklandığım yerden kapıcıyı tâkip ettim. Kapıyı kilitledi, anahtarları direğe asıp gitti. Anahtarları alıp, her tarafı dolaştım. Birçok kapıdan geçtim. Her kapıyı açtıkça, kapıyı iç tarafından sürgülüyordum. Bunu, eğer Ebû Râfi'nin adamları beni fark ederlerse, adamı öldürünceye kadar, bana yeteri kadar zaman kazandırsın, diye yapıyordum. Bu suretle Ebû Râfi'nin yattığı odaya kadar vardım.