Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.013
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Birinci Dünya Harbi, Mondros mütarekesi ile sona erince, hemen birkaç gün sonra, önceden Çanakkale Boğazını erkekçe geçemeyen MÜSTEVLİLER, ellerini kollarını sallayarak İstanbul'a geldiler. Tam ellibeş gemi Dolmabahçe önlerine demir attılar. Bunların içindeki dört Yunan gemisi, Boğazın Anadolu yakasını kontrolle görevli idi. Gemilerde çılgınca eğlenceler yapılıp, Yunan ve Bizansın büyük boy bayrakları dalgalandırılıyordu. 1854 senesinde Kırım Harbi için gelen İngiliz askerleri arasında 20 yaşlarında William Henry Lyne adında bir genç vardır. Kırım Harbi 1856'da bitince bu asker, sivil olur ve İstanbul'daki İngiliz İkmal birliklerinde iki sene görev yapar. İki sene de Sivil mühendis olarak Osmanlı devlet hizmetinde çalışır. Türkçeyi iyi bilmektedir.
Sultan II. Murad ile Macaristan arasında imzalanan Segedin anlaşması (12 Temmuz 1444), kral Ladislas tarafından bozuldu. Maksat, Osmanlıları Balkanlardan atmaktı. Bu sebeple bir çok Avrupa devletinin katılmasıyla Osmanlılara karşı bir haçlı ordusu teşkiledildi ve harekete geçtiler. 100.000 kişilik bu ordu, Tuna'yı geçerek Bulgar istan'a girdi ve Varna'yı muhasara etti. Bu tehlikeli durum karşısında ordusunun başına geçen Sultan II. Murad, 10 Kasım 1444'de Varna limanı karşısında haçlı ordusuyla karşı karşıya geldi. Muharebe başlamadan önce Sultan Murad iki rekat namaz kıldı ve:"Yâ Rabbi! Mü'min kullarını benim günahımın çokluğundan dolayı düşman karşı sında aciz bırakma! Habibin hürmetine bizleri muhafaza et ve bizleri muvaffak eyle!" diye dua etti.
Ebû Amr bin Nüceyd, onuncu yüzyılda yaşamış büyük velilerdendir. Nişâburludur. 976 (H.366) senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti... Küçük yaştan itibâren âlimlerin ve velilerin ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulundu. Ebû Osman el-Hiri hazretlerine talebe oldu. Onun sohbetleriyle yüksek haller ve kerâmetler sâhibi bir veli oldu...
Muhammed Ezheri hazretleri Şafii fıkıh, lügat, hadis ve tefsir âlimidir. 282 (m. 895)'de Afganistan'da Herât'ta doğdu 370 (m. 980)'de orada vefât etti. Buyurdu ki:
Selim Fetihpûri hazretleri, Hindistan'ın meşhur velilerindendir. 1492 (H.897) senesinde doğdu. Soyu evliyânın meşhurlarından Fudayl bin İyâd hazretleri ile Genc-i Şeker hazretlerine dayanır. Çeştiyye yolunda kemâle ermiştir. Zamânın hükümdârı Ekber Şahın çocuğu olmuyordu. Selim Fetihpûri hazretlerine gelip, duâ istedi. Onun duası ile Ekber Şahın bir oğlu doğdu. Selim Fetihpûri hazretleri ona Selim ismini koydu. Ekber Şah, doğru yoldan ayrılıp; "Dini İlâhi" diye sapık bir yol kurdu. Ehl-i sünnet âlimleri sapık fikirlerine cevap verdi. Fakat âlimlere ve Müslümanlara çok zulüm ve işkence yaptı. Sonunda şiddetli bir dizanteri hastalığına yakalanıp öldü. Yerine oğlu Selim Cihangir pâdişâh oldu. Babasının kurduğu sapık yolu tamâmen ortadan kaldırdı. İmam-ı Rabbani ve oğlu Muhammed Masum hazretlerine talebe olup, Ehl-i sünnet itikâdının her yere yayılmasına vesile oldu.
İsmâil Hakkı Efendi, hocasının vefâtından sonra Konya, Seydişehir, Söğüt, İznik ve İstanbul yolu ile Bursa'ya geldi. Bu yolculuk sırasında hazret-i Mevlânâ'yı, Sadreddin Konevi'yi ve Eşrefzâde Abdullah Rûmi'yi ziyâret etti.Sultan İkinci Mustafa Hânın, dâveti üzerine, 1695 (H.1107) senesinde Edirne'ye gitti. Nemçe seferinde, orduya cihâdın sevâbını ve büyüklüğünü anlatarak, askeri coşturdu. Osmanlı Ordusu önceBelgrad'a vardı. Oradan Tuna'yı geçerek düşmanla çarpıştıktan sonra, kışın bastırması üzerine Edirne'ye geri döndü. Ertesi sene ordu yine Edirne'den ayrılarak Belgrad'a gitti. O sırada Sadrâzam Elmas Mehmed Paşa idi. İsmâil Hakkı Efendi, Elmas Paşanın hazır bulunduğu gazâların hepsine katıldı ve birkaç yerinden yara aldı. İsmâil Hakkı Efendi, ordunun zaferlerle geri dönüşünden sonra yaralı olduğu hâlde Bursa'ya döndü ve talebe yetiştirmeye, eser yazmaya devâm etti.