İhlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.263.672
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
Trabzon'da başlayan devlet idâreciliğinde, pehlivan yapılı vücûdu, devrin silâhlarını kullanmadaki mahâreti, Müslümanlara hayranlık ve rahatlık, düşmanlara korku ve dehşet verdi. İdâreciliğini Trabzon dışına da taşırarak, Osmanlı Devleti aleyhine propaganda yapan âsileri tâkip ettirdi. Trabzonluları rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. 1508 Kütayis Seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeriyle on beş mahalli fethederek Osmanlı toprak larına kattı. Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi Müslüman oldu. Diğer taraftan Şah İsmâil in Doğu Anadolu'da artan ve Akdeniz sâhilleriyle İç Anadolu içlerine ve Rumeli'ye kadar varan propagandasına karşı, gâyet şiddetli tedbirler aldı. Şah İsmâil'in gâyesi ve propagandasının neticesini iyi tespit ettiğinden, daha köklü tedbirler alınması gerektiğini teşhis etti. Vâlilik selâhiyetiyle bütün ülkede, Şâh İsmail'in faaliyetlerinin önüne geçilemeyeceğini bildiğinden, şehzâdeler meselesinden faydalanarak, Osmanlı tahtına namzed oldu. Babası İkinci Bâyezid Han hayatta olmasına rağmen, Şehzâde Ahmed ve Korkud Osmanlı Sultanı olmak için faaliyetlerde bulunduğundan, Şehzâde Selim de harekete geçti. Uzun mücâdelelerden sonra, 24 Nisan 1512 târihinde, Osmanlı Sultanı olup, babası İkinci Bâyezid Hanı yılda iki milyon akçe tahsisatla Dimetoka'ya, büyük hürmet göstererek maiyetiyle berâber yolcu etti. Babası 26 Mayıs 1512 târihinde yolda vefât edince, cenâzesini İstanbul'a getirtti. Bâyezid Câmii yanına türbe yaptırıp, buraya defnettirdi.
Sultan II. Bayezid, Yavuz ve Kanuni zamanlarında Şeyhülislamlık yapan ve 1526 se nesinde vefat eden, Zenbilli lakabıyla meşhur olan Alâüddin Ali Cemâli Efendi, aslen Kara manlıdır. Efdalzâde Hamidüddin Molla'nın vefatından sonra 1503'te Şeyhülislam oldu ve yir miüç sene aralıksız bu makamda kaldı. Bilassa Yavuz gibi çok sert bir padişaha karşı çekin meden doğru olanları söylemesi ile hem padişahın, hem de halkın sevgisni kazandı.
Zeynüddin Âmidi hazretleri Hanbeli mezhebi fıkıh âlimlerinden olup Âmid (Diyarbakır) şehrindendir. Memleketi olan Âmid'den Bağdad'a gelen Zeynüddin, zamanında bulunan âlimlerin sohbetlerinde bulunup ilim öğrendi. Fıkıh âlimi olarak yetişti. 710 (m. 1310)'da Bağdad'da vefat etti. Bir dersinde şöyle anlatmıştır:
Hazreti Ali, on yaşında iken imân etmiştir... Bütün gazâlarda kahramânlıklar gösterdi. Hicri Otuzbeş senesinin Zilhicce ayında halife oldu. Hicretin kırkıncı yılının Ramazan-ı şerif ayının onyedinci Cuma günü sabah namazına giderken İbni Mülcem adlı bir Harici tarafından şehid edildi... Techiz ve tekfini, oğlu Hz. Hasan tarafından yapılmış ve namazı eda olunduktan sonra Kûfe'nin kabristanı sayılan Necef'e defnedilmiştir...
Mevlânâ Mehdî Şîrâzî hazretleri Osmanlı tefsîr âlimlerindendir. İran’da Şîrâz’da doğdu. Şirâz’da ilim tahsil ettikten sonra İstanbul’da meşhur âlimlerin derslerine devam etti. İstanbul, Dimetoka, Silivri ve Filibe’de müderrislik vazîfesinde bulundu. 957 (m. 1550) senesinde Filibe’de vefât etti. Bu mübarek zat, bir dersinde şunları anlattı:
Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; "Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?" dedi. Sonra kendi kendine; "Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim." deyip, çocuğun yanına geldi ve:
-Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu.
Çocuk:
-Kul nasıl sâhibini bilmez?" dedi.
-Allahü teâlâ'yı ne ile biliyorsun?
-Bu koyunlarımla.
-Bu koyunlarla, O'nu nasıl bilirsin?