Allahü Teâlâdan Iyilik Umarak Can Veriniz
Şeyban bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. 164 (m. 780)’da Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.447.116
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyban bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. 164 (m. 780)’da Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Zamânını, din, edebiyât ve tıb kitaplarını okuyarak kendisini yetiştirmekle geçiren Üçüncü Osman, 13 Aralık 1754 târihinde ağabeyi Birinci Mahmûd Hanın vefâtı üzerine sultan oldu.Sultan Üçüncü Osman, 2 Ocak 1755'te Eyüp Câmiinde kılıç kuşandı. O devre kadar, yeni pâdişâh tahta çıktığı zaman mukâtaa, timar ve zeâmet sâhiplerinin beratları yenilene rek bir cülûsiye vergisi alınırdı. Hazine dolu olduğu için, Sultan Osman bu vergiyi affetti. Ayrıca emeklilere de cülûs bahşişi dağıttı. Sultan Üçüncü Osman'ın tahta çıktığı 1755 kışı çok şiddetli geçti. Haliç dondu ve deniz yol oldu.Osman Hanın saltanatı huzur ve sükûnla başladı. Belgrad Muâhedeleriyle başlayan sulh dönemi devâm etti. Rus sınırındaki bâzı olaylar, Rusya ile bir ihtilâfa yol açacak gibi göründü ise de, iki tarafta da sulh bozulmadı. Hudutlarda bâzı ayaklanmalar oldu. Mısır'da Memlûkler başkaldırdılarsa da olaylar kısa sürede bastırıldı.
Babasının 25 Haziran 1861'de vefâtından sonra Abdülaziz Han pâdişâh olunca, veliaht oldu. Nezâketi, kibârlığı, çağına göre bilgisi ve yumuşak huyluluğu ile sevildi. Amcası Abdülaziz Hanın 1863 Mısır ve 1867 Avrupa seyâhatlerine katıldı. Bu gezilerde davranışları ile Osmanlı hânedânının asâletini temsil ederek takdir topladı. Veliaht Murâd, 30 Mayıs 1876 târihinde Sultan Abdülaziz Hanın hal' edilmesiyle Osmanlı Sultanı ilân edildi. 4 Haziran 1876'da Abdülaziz Hanın feci şekilde şehit edildiğini ve annesi Pertevniyâl Sultana çok çirkin işkenceler yapıldığını işiten Sultan Murâd Hanın üzüntüden ve bu felâket yolunun sonunu düşünmekten aklı bozuldu. Üzüntüden hastalığının artmasında doktor Capoleone'nin câhilâne ve yanlış teşhis ve tedâvisinin mühim rolü oldu. Beşinci Murâd Han bu hasta hâliyle ihtilâlcilerin kuklası hâline getirilip, Avrupa'da belirli odakların devleti ve İslâmiyeti yok etmek için hazırladıkları yıkıcı plânları tatbik edilmek istendiyse de kardeşi İkinci Abdülhamid Han bunların önüne geçti. 31 Ağustos 1876'da hal' edilen ve doksan üç gün saltanat süren Beşinci Murâd Han, Osmanlı sultanlarının en az pâdişâhlık yapanıdır.Saltanattan hal'inden sonra, âilesiyle Çırağan Sarayına yerleştirilen Beşinci Murâd Hanın hastalığı sonradan iyileşti.Vaktini okumak ve torunlarını okutmakla geçiren Murâd Han, kardeşi Sultan Abdülhamid Hanın nâzikâne hatır sormasını, dâimâ teşekkürle cevaplandırırdı. 29 Ağustos 1904 târihinde vefât eden Beşinci Murâd Han, İstanbul'da Yeni Câmideki türbeye defnedildi.
Ahmed ibn-i Merdeveyh hazretleri hadis ve tefsir âlimidir. 323'te (m. 935) İran'da İsfahan'da doğdu. Tahsiline İsfahan'da başladı. Daha sonra Basra, Kûfe ve Bağdat'a gitti. İsfahân'a dönerek talebe yetiştirdi. 410'da (m. 1020) vefat etti. Tefsirinde şöyle yazmaktadır:
Muhammed bin İsmâil Mağribi hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 892 (H.279) senesi Tûr-i Sinâ'da vefât etti. Evliyânın büyüklerinden Ebü'l-Hasan Ali bin Ruzeyn hazretlerinin sohbetlerinde yükseldi ve zamânının en büyüklerinden oldu. Pekçok büyük zâtın yetişmesine vesile oldu. İbrâhim bin Şeybân, İbrâhim bin Havvâs bunlardandır. Kıymetli nasihatleri vardır, buyurdu ki:
Sâlih Efendi, İstanbul'da yetişen evliyâdan olup, 1788 (H.1203) senesinde, Karagümrük'te doğdu. "Odabaşı Şeyhi" diye meşhur olan Nûri Efendiye talebe oldu. Tam yirmi iki sene cân-u gönülden hizmet etti. Hocasının vefatından sonra onun yerine geçerek Fâtih civârında talebe yetiştirmeye başladı. 1879 (H.1296) senesinde vefât etti. Dergâhındaki tevhidhânesine defnedildi.
Sâlih Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmi'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmi'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya. O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.- Neye bakarsın hâtun?-Dediler ki, bu câmide her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.