Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.541.948
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Ahmed Efendi görüşmediği halde Sultan Abdülhamid Han tarafından tanınmakta olduğu bilinmektedir. Erzurum Pasinler'in Tuylar köyünden bir zât, Sultan Abdülhamid Hanın ikâmet ettiği Yıldız Sarayında diğer bir arkadaşı ile birlikte nöbet tutmakta iken, Sultan bir ara balkona çıktı ve askerleri yanına çağırdı. Balkonun yanına gittiklerinde, Sultan diğer nöbetçiye hiçbir şey sormadan bir miktar para vererek hamama gitmesini söyledi. Sonra bu askerin gusletme imkânı bulamadan nöbete geldiği anlaşıldı. Erzurumluya dönerek; "Siz tarikat ehlisiniz. Hocanız kimdir?" diye sordu. Erzurumlu asker de; "Taşkesenli Şeyh Ahmed Efendi." cevâbını verince; "Evet o zâtla tanışıyoruz." diyerek içeri girdi. Biraz sonra da elinde bir Kur'ân-ı kerim ile geri gelerek Erzurumlu askere; "Bu Kur'ân-ı kerimi hocan olan kardeşime verirsen memnun olurum." dedi. Erzurumlu, memleketine döndüğünde Ahmed Efendinin huzûruna gitti. Ahmed Efendi onu görünce;"Emânetimi getirdin mi?" diye sordu. O zât da, Sultanın verdiği Kur'ân-ı kerimi hemen hocasına teslim etti. Bu Kur'ân-ı kerim hâlen âile kütüphânesinde muhâfaza edilmektedir.
18. yüzyılda Osmanlı ülkesine gelerek intibalarını yazan Hristiyan tarihçi M. A Ubucini, Müslümanların hac ibadetini araştırdıktan sonra kendi dini ile kıyaslamış. Ubucini, İslam'ın eşitlik anlayışına olan hayranlığını bakın nasıl ifade ediyor:
Fenayi Mustafa Efendi Osmanlı evliyasındandır. Rumeli'de, Şumnu'da doğdu. İstanbul'a gelerek Selâmi Ali Efendi'ye intisab ederek icazet aldı ve halifelerinden oldu. Beşiktaşlı Yahya Efendi türbesi civarında yaptırdığı dergâhta talebe yetiştirdi. 1115 (m.1699)'da vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Ziyâeddin Halil Cündi, Mısır'ın Mâliki mezhebi fıkıh âlimi ve velilerindendir. Doğum târihi ve yeri belli değildir. Küçük yaştan itibâren, İmâm-ı Şâfii, Ahmed-i Bedevi, Seyyidet Nefise ve Şerâfeddin Kürdi'den sonra Mısır'da yetişen evliyânın en büyüğü olan Abdullah Menûfi'nin terbiyesine verildi. Kâhire, Mekke ve Medine gibi zamânın belli başlı ilim merkezlerindeki âlimlerden ilim öğrendi. Hadis-i şerif ilminde, fıkıh bilgilerinde âlim oldu. Tasavvufta yüksek derecelere kavuştu. Mâliki mezhebine göre fetvâ verdi. Pekçok talebe yetiştirip, faydalı eserler yazdı. İbn-i Mezrûk, Tâcüddin İshâki gibi âlimler talebelerinden idi...
Abdürreşid Fârûki, İmâm-ı Rabbâni Ahmed Fârûki Serhendi hazretlerinin torunlarındandır. 1821 (H.1237) senesinde Hindistan'ın Luknov şehrinde doğdu. 1870 (H.1287) senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti...
Osmanlı evliyalarından olan bu zat, Çanakkale'de yaşamıştır. Devrin Osmanlı sultanı Dördüncü Mehmed Han rüyâsında Ahmed Câhidi hazretlerini gördü. Bunun üzerine derhâl Kilidü'l-Bahr'e gelerek onu ziyâret etti. Sohbeti ile şereflenerek duâsına mazhar oldu. Ahmed Efendi, Sultanın hiç bir maddi ikramını kabûl etmedi. Dördüncü Mehmed Han bunun üzerine Ahmed Câhidi hazretlerine "Sultan" ünvânını verdi. Bundan sonra Evliyâ Sultan ve Ahmed Câhidi Sultan diye de anıldı.1659 (H.1070)'da vefât eden Ahmed Câhidi Kilidü'l-Bahr'de zevcesi Kerime Hâtun'un medfun bulunduğu türbeye defnedildi. Kendisinden 17 yıl önce vefât eden oğlu Âdem Efendinin kabri ise türbenin dışında güney taraftadır. Câhidi Sultan, vefâtının üzerinden üç asırdan fazla bir zaman geçmesine rağmen hâlâ gönüllerde yaşamakta kabri ziyâret olunarak mânevi istifâdelere kavuşulmaktadır.