Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.533.544

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Mümin, Kimsenin Ayıbını Ifşâ Etmemelidir

Tosyalı Mustafa Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. 1491 (H. 895) senesinde Tosya'da doğdu. 1567 (H.975) yılında İstanbul'da vefât etti. Mustafa Çelebi ilk medrese tahsîlini memleketinde gördükten sonra İstanbul'a gelip, Sahn-ı Semân medreselerinde dânişmendliğe kadar yükseldi. Çok kitap yazdı. Mevâhibü'l-Hallâk fî Merâtibi'l-Ahlâk isimli eserinde şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Mes’ul Olursunuz

Yavuz Sultan Selim Han, padişah olduğu zaman, babasının çok değer verdiği büyük alim Zembilli Ali Efendi'yi Şeyhülislam yaptı. Kendisi asabi olduğu halde ona büyük hürmet gösteri yor, her işini onun fetvasını alarak yapıyordu. Bir gün Yavuz İstanbul'dan Edirne'ye giderken, Zembilli Ali Efendi onu uğurlayıp geri dön düğünde 400 kişinin elleri bağlı götürüldüklerini görünce, başlarındaki adama:-Bunlar kimlerdir, diye sordu.-Bunlar, ipek satın aldıklarından dolayı idama mahkum olan tüccarlardır.Bu cevap karşısında Zembilli Ali Efendi hemen geri dönüp Yavuz'a yetişerek:-İpek satın alan 400 kişinin idamını emretmişsiniz. Bu caiz değildir. Katletmeyiniz, mes'ul olursunuz.-Halkın üçte birinin nizam için üçte ikisinin katli caiz iken, üç-beş kişi için neden mes'ul olayım?-Padişahım, bunların suçu halkın nizamını bozacak mahiyette değildir. Yavuz kendi emrini, halkın nizamı olarak kabul ettiğine inandığından, şu cevabı verdi:-Ya benim emrime karşı gelmek halkın nizamını bozmaz mı?-Hayır bozmaz! İpek emininin bu tüccarlara ipek vermesi, sizin rızanıza alamettir. Suçları yoktur, dedikten sonra selam vermeden Yavuz'un huzurundan çıktı.Yavuz bu hareket çok sinirlendi ise de hiçbir cevap vermeden yoluna devam etti. Edirne ye varınca İstanbul'a haber gönderip, bu 400 kişinin affedildiğini bildirdi.

Vehbi Tülek

73 - Gururdan Kaçinmak...

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud Ve Patrik Gregorios

Vehbi Tülek

Akçakoca Kalesi

Vehbi Tülek

Osmanlı devletinin kuruluş yılları. Orhan Gazinin silah arkadaşları, İzmit ve civarını ele geçirmişti. Buralara Anadolu içlerinden göç eden Türkmen boyları yerleştiriliyordu. Böylece Anadolu'nun Türkleşmesi daha geniş alanlara yayılıyordu. İzmit havalisinde ele geçirilemeyen tek kale, Karadeniz sahilindeydi. Çok sarp bir yerde kurulu olduğu için zaptedilmesi çok zordu. Fakat buranın tekfuru zaman zaman Türk köylerine saldırıp gençleri esir alıyor, kadınlara saldırıyordu. Orhan Gazi, yaşlı Akça Koca'ya burasını zaptetme emrini verdi. O sırada Akyazı'da bulunan Akça Koca, hemen harekete geçti ve gün doğmadan kaleye ulaştı. Kaledekiler henüz uykudaydılar. Hemen gazileri kale kapılarına taksim eden Akça Koca, 20 arkadaşıyla birlikte kalenin büyük kapısı önünde pusuya yatıp beklemeye başladı. Güz doğduktan sonra kaledekilerin bir kısmı tarlalara gitmek üzere kaleden çıkmaya başladılar. Açılan kale kapıları, onlar için büyük bir fırsattı. Kaleden çıkanların arkası kesilince Akça Koca, arkadaşlarına hücum emrini verdi ve kapılar kapanmadan kaleden içeri girmeyi başardılar. Hemen kılıçlarını çekip Allah Allah" nidalarıyla yeri göğü inletmeye başladılar. Herkes kaçıyor, saklanacak yer arıyordu. Akça Koca, Tekfurun konağını buldu ve adamı kıskıvrak yakaladı. Tekfur için yapılacak bir şey kalmamıştı. Gazilerden aman diledi ve kaleyi terketmek için izin istedi. Kalede herkes sevinçliydi. Çünkü tekfurun zulmünden kurtulup Osmanlı adaletine kavuşmuşlardı. Bu kaleye daha sonra, burasını fetheden Akça Koca'nın ismi verildi ve ona yurtluk olarak tahsis edildi.

Değil Bir Yabanci İçin...

Vehbi Tülek

İngiliz Düşmani Şeyhülislam

Vehbi Tülek

Müftî Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

İtalya’da Bir Yeniçeri

Vehbi Tülek

Kanuni'nin Büyüklüğü Ve A.b.d. Ki, Portresi

Vehbi Tülek

Devletin İki Kanadi

Vehbi Tülek

Hamevî'nin Osmanli Padişahlari İle Alakali Önemli Tesbiti

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hacı Torun Efendi

Hacı Torun Efendi Osmanlı âlimlerindendir. 1213 (m. 1799)'da Kayseri'de doğdu. 1302 (m. 1885)'de orada vefat etti. Asıl adı Mehmed Sa­lih'tir. Müderris Göncüzâde Kasım Efendinin yanında tahsilini tamamlaya­rak Kayseri Câmi-i Kebirine dersiam oldu. Yazdığı İşârâtü'l-Kafân adlı eserini Sultan Abdülmecid'e takdim edip iltifata mazhar oldu. Bu eserinde şöyle yazmaktadır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Fatiha Ve Âyet-el Kürsînin Önemi

Vehbi Tülek

Ebü’l-Kerem Şehrezûrî hazretleri kıraat ve hadis âlimidir. 462 (m. 1070)’de Kuzey Irak’ta Şehrezûr’da doğdu. Bağdat’a giderek devrinin büyük âlimlerinden kıraat ve hadis öğrendi. 550 (m. 1156)’da Bağdat’ta vefat etti. “Sûretü’l-Fâtiha ve’l-Bakara” ismindeki tefsirinde şöyle buyuruyor:

Kur’ân-ı Kerimde Üç Kısım Ahkâm Vardır

Vehbi Tülek

Şâh Kubâd Şirvânî

Vehbi Tülek

Şâh Kubâd Şirvâni hazretleri Azerbaycan velilerindendir. Şirvan'da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Evliyânın büyüklerinden Dede Ömer Rûşeni'nin talebesi oldu. Kendisinden yüksek mânevi ilimleri öğrenip icâzet aldı. 1543 (H.950)'de Şirvan'da vefât etti. Hocasının türbesi yanına defnedildi. Bir sohbetinde şunları anlattı:

Hâfız, Ne Söylersen Kitaptan Söyle

Vehbi Tülek

Kalplerin De Pası Vardır Ve Bu Pas Istiğfarla Giderilir!

Vehbi Tülek

Herkese Aklı Ve Anlayışı Ölçüsünde Söylemelidir

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Ömer

Vehbi Tülek

Kardeşlerinizin Arasını Düzeltiniz

Vehbi Tülek

Mescid Yapmanın Ve Tâmir Etmenin Fazîleti

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Adam Olmazsan

Bülbülün Zikri

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Vehbi Tülek