Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.804
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Dördüncü Murâd Han Arapça ve batı dillerine hâkim olup her türlü memleket mesele sine vâkıftı. İlmi ve ilim adamlarını çok sever, fırsat buldukça ilim meclislerine gider, onları teşvik ederdi. Evliyâ Çelebi ve Kâtib Çelebi gibi âlimler, teşvik ettiği kimseler arasında idi. Kur'ân-ı kerim okumayı ve ibâdetlerini hiç ihmâl etmezdi. Dedesi Yavuz Sultan Selim Han gibi o da Hırka-i saâdet dâiresinde Kur'ân-ı kerim okurdu.Ömrünü devlete hizmet ve Allahü teâlânın emir ve yasaklarına itâatle geçiren bu Türk Hakânı, Ehl-i sünnet düşmanı Acemlerin pekçok iftirâlarına mârûz kaldı. Bunlar kendilerinde bulunan zilletleri bu büyük pâdişâha da bulaştırmaya kalkıştılar. İnsanlara zulüm ettiğini ve içki içtiğini söylediler. Halbuki devrin kaynaklarında Murâd Hanın içki içtiğine dâir en küçük bir bilgi yoktur.
-Katerina ile Avusturya kralı Josef, Kırım'da buluşmuşlar Sultanım!...I. Abdülhmid Han başını salladı:-O Moskof avreti amansız bir Türk düşmanı ve İslam katilidir.Sadrazam tasdik etti:-Evet Hünkarım..-Kırım'da yapmadığı rezalet kalmamış!-Üzerinde "Bizans-İstanbul Yolu" yazılı Zafer Takı altından, 60.000 Rus askerini geçirmiş. O avret, 8 sene önce doğan torununa dahi Konstantin adını koydu. Tek hayali, o veledi Bizans kralı yapmakmış. Bunun için Avusturya ile anlaşmış. Eflak, Buğdan, Sırbistan ve Bosna taraflarını Avusturya alacakmış. Karadeniz sahilleriyle, Bulgarya ve bazı adaları da Moskof istermiş.
Cihangirli Hasan Efendi İstanbul velilerindendir. 1512 (H.970) senesi Harput şehrinin Perçih köyünde doğdu. 1663 (H.1074) senesinde İstanbul Cihangir'de vefât etti. Cihangir Câmii yakınına defnedildi...
Niksârizâde Mehmed Efendi, Osmanlı devri âlim ve şâirlerindendir. 945 (m. 1538)'de babası Bağdat kadısı iken orada doğdu. 1025 (m. 1616)'da İstanbul'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Seyyid Ahmed-i Kebir, evliyânın meşhurlarından ve Seyyid Ahmed Rufâi hazretlerinin torunlarından veya talebelerindendir. Onunla karıştırılmaması için kendisine Kûçek (Küçük) denilmiştir. Ancak "Seyyid Ahmed-i Kebir Rufâi" şeklinde tanınmıştır...
Seyyid Ahmed-i Kebir Rufâi'nin türbesi Ladik'tedir. Yedi yaşındayken babası vefât etti. Dayısı Mensûr Betâihi onu himâyesine aldı. Yakın alâka gösterip meşhûr âlimlerden ders aldırıp, iyi bir ilim tahsili yaptırdı...
Selâhaddin Uşâki'nin çocuğu olduktan bir süre sonra, hocası ve kayınpederi onu evden çıkararak; "Al hanımını evimden ayrıl! Bundan sonra kendi geçimini temin et." dedi. Selâhaddin Uşâki; "Peki hocam, başüstüne!" diyerek hanımı ve çocuğu ile berâber, hocasının evinden ayrıldı. Eğrikapı'dan, Fâtih Câmii civârında, Âşıkpaşa mevkiinde bulunan, Horhor çeşmesine doğru yürürken bir evin kenarında durakladı. Kış günüydü ve kar yağıyordu. Yolun karşı tarafında bulunan Tâhir Ağa onları görünce evine dâvet etmek için yanlarına birini gönderdi. Tâhir Ağa, Selâhaddin Uşâki'yi, evine götürdü. Ona; "Siz kimlerdensiniz? Kış gününde neden bu hâle düşüp sokak kenarında kimsesiz garibler gibi duruyorsunuz?" diye sordu.