Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.524
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Ahmet Vefik Paşa, deli-dolu bir insandı ama, bir o kadar da yardım yapmayı severdi. Bir gün, kırk yıl çalıştıktan sonra, kadro darlığı yüzünden işinden çıkarılan bir memur, Paşa'nın karşısına çıkar:" Çok muhterem vâli Paşa'mız hazretleri, diyerek söze başlar. Dilekçe yazmak için gerekli kâğıdı ve pulu alacak param bile yok. Bendenizi münasip göreceğiniz bir vazifeye yeniden tâyin etmenizi arz ve istirham ederim. Adım, falan oğlu filan. dilekçemin tarihi de bugündür, diye sözlü dilekçesini vâli Paşa'ya sunar.Vâli adamı dinler. Hademeyi çağırır ve tebeşir ister. Adama da sırtını dönmesini söyler ve sırtına tebeşirle şunları yazar: "Dilekçe sahibine münasip bir vazifenin verilmesi için defterdar beye…" Sonra da adama, gidip defterdarı görmesini söyler. Adam sevinerek çıkar; ancak, çok geçmeden defterdar vâlinin makamında görülür. Adamın sırtındaki yazıyı okumuştur. Bunun şaka olup olmadığını bir de vâliye sorup, emri bir de vâliden duymak ister.Ahmet Vefik Paşa defterdara:" Bunun şakası-makası yok. Biçâre adamın dilekçe yazacak ve buna pul yapıştıracak kadar bile parası yokmuş. Onun için dilekçesini sözlü okudu. Ben de bir seferlik pul parasını affettim. Kâğıdı olmadığına göre havâleyi de tebeşirle sırtına yazdım. Zavallı adamı hemen uygun bir işe yerleştiriniz, diye emir verir
Çelebi Sultan Mehmed, Osmanlı İmparatorluğunun ikinci kurucusudur. Çünkü Ankara savaşında mağlup olan Osmanlı devleti dağılma tehlikesi geçirmişti.İşte bu sıralarda, Osmanlı devletini en çok uğraştıran, Karamanoğulları olmuştu. Çelebi Mehmed 1413 yılında tahta çıktı. Dost düşman bütün hükümdarlar tebrik ettiler. Gelen elçilere:-Biz de sulh içinde yaşamak isteriz. Velakin her devlet aynı şekilde davranmalıdır. Bu söylediklerimi, krallarınıza hükümdarlarınıza bildiresiniz, dedi.Fakat az zaman sonra Karaman üzerine sefer yapmağa mecbur kaldı. Çünkü adaşı Karamanoğlu Mehmet Bey, fırsattan istifade Bursa kalesini kuşatmıştı.
Ya’kûb-i Çerhî hazretleri “Silsile-i aliyye” denilen İslâm âlimlerinin on yedincisidir. Afganistan’da Gazne yakınlarında Çerh köyünde doğdu. Buhârâ’ya gitti. Orada âlimlerden ilim öğrenip, icâzet aldı. Zâhirî ilimlerde yetiştikten sonra Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin, sonra da onun halîfesi Alâüddîn-i Attâr hazretlerinin sohbetinde yetişti. Onun halîfesi olup, insanlara doğru yolu gösterdi. 1447 (H.851) senesinde Hılfetû’da vefât etti.
Gelibolulu Hasan Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. İstanbul’da medrese tahsilini bitirdikten sonra Sahn-ı semân medreselerinde müderrislik ve Bursa’da kadılık yaptı. 942 (m. 1535) senesinde Bursa’da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Sadreddin Hatib-i Dârayâ hazretleri fıkıh ve hadis âlimidir. 642 (m. 1244)'de doğdu. 725 (m. 1325)'de Şam yakınlarında vefât etti. Peygamber Efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) salât okumanın fazileti hakkında şunları anlattı:
Şam'ın fethinde, Müslümanların, tarihin şeref levhasına geçmesine sebep bir olay olmuştu. İslâmiyeti kendilerine ezeli düşman gören Batı için, ibretlik vesikalardan biri olan bu olay, şöyle meydana geldi:
Şam'ın fethinde, Hâlid bin Velid hazretleri, şehrin bir tarafından girdi. Kendisine karşı koyulduğu için, kılıç kullanarak şehirde ilerliyordu. Hedefi, o zaman için şehrin en büyük kilisesi olan şimdiki Câmi-i Emevi idi.