Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.121.375

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allahü Teâlâ, Dilediğini Siler Dilediğini Değiştirmez

Ebû Bekr bin Neccâd hazretleri Hadîs ve fıkıh ilminde, zamânının en önde gelen âlimlerinden idi. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde orada vefât etti. Birçok âlimden ilim aldı. Hanbelî mezhebindeki meseleler kendisinden sorulup, fetvâ istenirdi. Çok eseri vardır. Yaşadığı devirde, Irak'taki Hanbelî âlimlerinin en büyüğü idi. Bir dersinde şunları analttı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ii. Adülhamid’in Verdiği Senet

Ahmed Reşid Beyin hatıralarında naklettiği, Sultan II. Abdülhamid'e ait bir vak'a:Padişah, kendisine bağlılıklarından, sadakatlerinden emin olduklarının mütalaaları na ve itirazlarına değer verir, onları dikkat ve alaka ile dinlerdi. Makul bulduklarını yerine getirmekten adeta haz duyar, onları takdir ve taltif ederdi. Bunlardan biri de Hazine Kahyası Şevki Bey idi.

Vehbi Tülek

Size İtaat Ettik Ve Uyduk

Vehbi Tülek

Kibris Halkina Sultan Selim’in Fermani

Vehbi Tülek

Zulm İle ÂbÂd Olanin

Vehbi Tülek

Fâtih Sultan Mehmed Hân'ın babası Sultan II. Murad Hân devrinde, bir gün sadrâzam askere mûtad ulûfesini dağıttıktan sonra, padişahın huzuruna girmiş ve durumu şöyle rapor etmişti:"Devletlû Hünkârım, asâkir-i hümâyuna ulûfesini dağıttık. Ancak bir miktar akçe arttı. Ferman buyurursanız, ihtiyat akçesi olarak hazine-i hâssaya koyup saklayalım..." Sadrâzam, paranın artması haberine padişahın sevineceğini umuyordu. Fakat yanıldığını anlamakta gecikmedi. Sultan Murad Hân bu durumdan memnun olmamıştı. Zira o güne kadar ulûfe dağıtıldıktan sonra geriye para kalmazdı. Şimdi kaldıysa bunun bir sebebi olmalıydı. Bu yüzden sadrâzama şu sözleri söyledi:"Lala, her zaman ulûfe dağıtırken geriye akçe kalmaz iken, bu sefer fazla gelmesinin sebebi ne ola ki? Herhal Defterdârım bize yaranmak, gözümüze girmek için halktan fazla akçe toplamış, hazinede her zamankinden fazla akçe cem' eylemiş. Padişah'a yaranmak için halka zulmeden, tebaanın malını zorla elinden alan bir Defterdâr bize gerekmez..."Bu sözlerden sonra, Sultan Murad Hân Defterdârı'nı derhal vazifeden aldı. Zira 'Zulm ile âbâd olanın, kahr ile berbâd olacağı' hakikatine gönülden inanıyor, halkına elinden geldiğince adâlet ile muâmele etmeye çalışıyordu

Fatihin Hocasi Molla GürÂnî

Vehbi Tülek

Haram Lokma Yiyen HarÂmî Olur

Vehbi Tülek

Yeniçağ’da Avrupa

Vehbi Tülek

Silada

Vehbi Tülek

Venediklilerin Zulmüne Karşilik Osmanli Devletinin Vergi Adaleti

Vehbi Tülek

Kanunî Sultan Süleyman’in BÂlî Beye Mektubu

Vehbi Tülek

Şehid Sultan Genç Osman

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hazreti Üftade'nin Torunu Kutub İbrahim Efendi

Kutub İbrahim Efendi, Aziz Mahmud Hüdayi'nin şeyhi Üftade hazretlerinin torunudur. Aziz Mahmud Hüdayi Dergâhı'nda yetişmiş, Hüdayi hazretlerinden hilafet alarak Bursa'ya dönmüştür. Burada dedesi Üftade hazretlerinin zaviyesinde elli sene talebe yetiştirmekle meşgul olmuştur.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Baş, Bedene Göre Ne Ise

Vehbi Tülek

Şeyhzâde Muhammed Efendi, Osmanlı Hanefi âlimlerindendir. 951 [m. 1544] de vefât etti. (Envâr-üt-tenzil) tefsirine hâşiyesinden bazı bölümler:

Takıyyüddîn Yünûnî

Vehbi Tülek

Ben Ümmetim Için Çok Korkuyorum

Vehbi Tülek

Hilâl bin Muhammed Haffâr hazretleri hadis âlimidir. 322 (m. 934)'de Bağdad'da doğdu. 414 (m. 1023)'de orada vefât etti. "Emâli" adlı kitabı ile, cüzler hâlindeki hadis-i şerif kitapları, onun eserlerinden bazılarıdır. Arş ve akıl hakkındaki uzun hadis-i şerifin son kısmı şöyledir:

Ali Bin Sehl İsfehanî

Vehbi Tülek

İbrâhim-i Havvâs

Vehbi Tülek

Resûlullah'ın Huzûrunda Iman Eden Hristiyanlar

Vehbi Tülek

İbâdetlerin Boşa Gitmemesi Için

Vehbi Tülek

Necmeddîn Zeynebî

Vehbi Tülek

Şâh Abdürrahim Dehlevî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Her Şeyi Göze Almıştı!

Her Şeyi Göze Almıştı!

Müslümanlara sıkıntı veren Yahudi Ebû Râfi'ye haddini bildirmek için onun kalesine giren Hz. Abdullah bin Atik, bundan sonrasını kendisi şöyle anlatır:

İçeri girince, ahıra girip saklandım. Saklandığım yerden kapıcıyı tâkip ettim. Kapıyı kilitledi, anahtarları direğe asıp gitti. Anahtarları alıp, her tarafı dolaştım. Birçok kapıdan geçtim. Her kapıyı açtıkça, kapıyı iç tarafından sürgülüyordum. Bunu, eğer Ebû Râfi'nin adamları beni fark ederlerse, adamı öldürünceye kadar, bana yeteri kadar zaman kazandırsın, diye yapıyordum. Bu suretle Ebû Râfi'nin yattığı odaya kadar vardım.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Üç Kandil

Arafatta Görüşürüz

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Zalimlere Dersini Verdi!

Anzakli Ömer

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek