Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.710
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
İkinci Selim Hanın ilgilendiği işlerden biri de Tunus meselesi'ydi. İspanya'nın Tunus'tan bir türlü elini çekmemesi bu devletle harp hâlinin devâm etmesine sebep oluyor du. Osmanlı donanması, Kıbrıs Seferine çıktığı sırada, Cezâyir beylerbeyi olan Uluç (Kılıç) Ali Paşa da Tunus üzerine yürümüş ve 30.000 kişilik kuvvetle karşısına çıkan Hafsi Sultânı Mevlây Hamid'i yenip, ikinci defâ fethetmişti. Fakat kendi yanında fazla bir kuvvet bulunma dığı gibi, bu arada Kıbrıs Seferine katılma emri de aldığından, Tunus'a Ramazan Beyi bıraka rak donanmasıyla birlikte Kıbrıs Seferine katılmıştı.Kaptan-ı deryânın bölgeden uzaklaşmasından sonra, İspanya Kralı Don Juan büyük bir donanmayla Tunus üzerine yürüdü. Direndiği takdirde İspanyolların sivil halka karşı katliâma girişeceklerini anlayan Ramazan Bey, Kayrevân'a çekildi ve bu sûretle Tunus bir kere daha İspanyolların eline geçmiş oldu (Ekim 1573). Don Juan, Tunus hükümdârlığını kendi taraftârı Mevlây Muhammed'e verip bir miktar da asker bırakıp İspanya'ya döndü.
Sultan İkinci Bâyezid'in torunu ve Bosna sancakbeyi olan Gazi Hüsrev Bey, sarayda iyi bir eğitim gördü. Dayısı Şehzâde Mehmed, Kefe sancakbeyi olunca, Hüsrev'i de berâberinde götürdü. Şehzâde Mehmed'in elçisi sıfatıyla Moskova'ya gitti. 1521'de Bosna sancakbeyi oldu. Kânûni Sultan Süleymân'ın Belgrad Seferine katıldı ve Zemlin Kalesini fethetti. Belgrad'ın fethinden sonra Macaristan, Hırvatistan, Transilvanya ve Dalmaçya'ya Türk akınları devâm etti. Mohaç Savaşına kadar süren bu akınlara, Sinan ve Bâli beylerle birlikte Gâzi Hüsrev Bey de katıldı.
Derviş Hacı Gâziantep velilerindendir. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. İlk zamanlarında halk arasında tanınmayan garip, fakir biri idi. Her sabah Arasta civârındaki fırının önünde durup, fırıncı kendisine ne verirse alır, evine gidip Allahü teâlâya ibâdet ederdi. Bir gün Derviş Hacı yine fırının önüne gidip ateşin yanmasını beklediği sırada, fırıncı kendisini kovaladı. Fakat bütün gücü ile çalıştığı hâlde, akşama kadar fırını kızdıramadı...
Ebû Ya'lâ bin Ferrâ hazretleri Hanbeli mezhebi tefsir, hadis, fıkıh, usûl âlimlerinin büyüklerindendir. 380 (m. 990)'de doğdu. 458 (m. 1066)'da Bağdad'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleri Osmanlı âlim ve velîlerindendir. 1813 (H.1228) târihinde Gümüşhâne'nin Emirler Mahallesinde doğdu. İstanbul’da Bâyezîd Medresesine gidip talebe oldu. İcâzet aldıktan sonra Bâyezîd Medresesinde müderrisliğe başladı. Üsküdar’da evliyânın büyüklerinden Abdülfettâh-ı Akrî hazretleriyle bir sohbet meclisinde tanıştı. Bu mübârek zât, büyük velî Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin talebesiydi...
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül vardı. "Madem elimden birşey gelmiyor, öyleyse ben de İbrahim aleyhisselam ile beraber yanayım" diye kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: