Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.674.469

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Hırs Sâhibi Her Zengin Fakirdir

Ebû Abdullah Hadramî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'de Hadramut’ta doğdu. 1253 (H.651) senesi Yemen'de Tihâme taraflarında, Dıhhî köyünde vefât etti.

Ebû Abdullah Hadramî birçok âlimden ilim tahsîl edip hadîs, fıkıh ilimlerinde büyük bir âlim oldu. Bunun yanında Allahü teâlânın sevgili kullarıyla görüşüp tasavvuf yolunda ilerledi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bu Fakir Cellad Olmak İçin Gelmedik

Bir gün, Sultan II. Mahmud Han'ın Sadrazamlarından İzzet Paşa, tebdil-i kıyâfetle Eyyüb' deki Ömer Rızâi Efendi'nin dergahına geldi. Şeyh hazretlerinin sohbeti ile şereflendi. Şeyh hazretleri hiç bir sıkıntısından bahsetmeyip hayır duâda bulundu. Bu sırada Rusya Çariçesi Katerina'nın İslâm düşmanlığından ve kabul edilemeyecek tekliflerinden bahsedip duâlarını istedi. Şeyh hazretleri ise; "Gönlünü ferah tut. İnşâallahü teâlâ kısa bir zaman sonra habisin ölüm haberini alırsın." buyurdu. Öte yandan binânın hâline vâkıf olan İzzet Paşa, saraya döndükten sonra ilk olarak mimar ağayı azledip yerine başkasını tâyin etti.

Vehbi Tülek

Şehid Sultan Genç Osman

Vehbi Tülek

7 Yaşinda Harbe Katildim

Vehbi Tülek

Osmanli'da Ahlak

Vehbi Tülek

Osmanlılarda İslam ahlâkı hakimdi. Umumi kaideler dahil, herkes, İslam ahlâkına ve örfe uymak zorundaydı. Vatanseverlik, vakar, büyüğe hürmet, küçüğe şefkat, vefa ve sadakat, hayırseverlik, cömertlik, merhamet ve hoşgörü, namus, temizlik, hayvan ve bitki sevgisi, his, kıymet ve idealleri başlığı altında toplanabilen ahlâk ölçülerine titizlikle riayet edilirdi. Güzel ahlâk ve bu değer ölçüleri sayesinde, Türk toprakları emniyet ve huzur içindeydi ve kardeşlik havası hakimdi. II. Abdülhamid Han zamanında Osmanlı ülkesinde bulunan Edmondo da Amicis, Constantinopoli adlı eserinde:"Paşasından sokak satıcısına kadar istisnasız her Türkte vakar, ağırbaşlılık ve asillik ihtişamı vardır. Hepsi, derece farkları olmasına rağmen, aynı terbiyeyle yetişmişlerdir. Kıyafetleri farklı olmasa, İstanbul'da bir başka tabakanın olduğu belli değildir... İstanbul'un Türk halkı, Avrupa'nın en nazik ve kibar cemaatidir. En ıssız sokaklarda bile, bir yabancı için küçük bir hakarete uğrama tehlikesi yoktur. Namaz kılınırken bile bir Hristiyan camiye girip, Müslüman ibadetini seyredebilir. Size bakmazlar bile, küstahça bir bakış değil, sizinle ilgilenen mütecessis bir nazar dahi göremezsiniz. Kahkaha ve kadın sesi duyamazsınız. Fuhuşla ilgili en küçük bir olaya şahit olmak imkân dışıdır. Sokaklarda bir yerde birikmek, yolu tıkamak, yüksek sesle konuşmak, çarşıda bir dükkânı lüzumundan fazla işgal etmek, ayıp sayılır..." demektedir.

Yoksa Hemen Geliyorum

Vehbi Tülek

Hadim SinÂn Paşa Ve Misir Seferi

Vehbi Tülek

Yahya Ağa

Vehbi Tülek

Şeref Nişani Olacak Çamur

Vehbi Tülek

Aşçi Yahya Baba Ve Sultan Ii. Bayezid

Vehbi Tülek

Asil Kahraman Bunlardir

Vehbi Tülek

Bosna Fatihi Mahmûd Paşa

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Âsım Bin Sâbit (radıyallahü Anh)

Müşriklerden bir heyet Medine'ye giderek Resûlullahın huzuruna çıkıp şöyle bir ricada bulundular: -Yâ Resûlallah! Bizim kabilelerimiz, İslâmiyeti kabûl ettiler. Yalnız Kur'ân-ı kerim öğretmenine ihtiyâcımız var. Lütfen bize; İslâmiyeti, Kur'ân-ı kerimi öğretecek kimseler yollar mısınız?
Sevgili Peygamberimiz kendilerine, 10 kişilik bir öğretmenler heyeti yolladılar. Başlarında, Âsım bin Sâbit hazretleri bulunuyordu. Bu öğretmenler kâfilesi, geceleri yürüyerek, gündüzleri gizlenerek Hüzeyl kabilesi topraklarında, Reci suyu başında, seher vakti konakladılar... Çok geçmeden kâfilenin etrâfı sarıldı. 200'den fazla silâhlı eşkıyâ oradaydı. Âsım bin Sâbit ellerini açarak şöyle duâ etti:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Alî Bin Abdullah Semhûdî

Vehbi Tülek

"Yâ Rabbi! Resûlünü vesile edenlerin tevbesini kabûl edeceğine söz verdin. Ben de, yüce Peygamberinin huzûrunda senden af diliyorum."

Ali bin Abdullah Semhûdi hazretleri, 844 [m. 1440] senesinde Mısır'da dünyaya geldi; 911 [m. 1506]'de Medine'de vefât etti. Çok kitâp yazdı. "Hülâsa-tül-vefâ" kitâbında buyuruyor ki:

seyyid Ve Şehîd Hüseyin Bin Ali

Vehbi Tülek

Onlar Allaha Ortak Koşmazlar

Vehbi Tülek

Kemâleddin İbn-i Ebi Şerif hazretleri Şafii fıkıh âlimidir. 822 (m. 1419)'da Kudüs'te doğdu. İbn-i Hacer Askalâni ve o devrin büyük âlimlerinden Şafii fıkhı tahsil etti. Kahire'ye giderek İbnü'l-Hümâm'ın derslerine katıldı. Kudüs'e dönerek Salâhiyye Medresesi'nde müderris oldu. 906'da (m. 1500) Kudüs'te vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Beş Şey Vardır Ki Katı Kalplere Ilaç Olur

Vehbi Tülek

İhlâsla 'la Ilahe Illallah' Diyene Cehennem Ateşi Dokunmaz!

Vehbi Tülek

Allah'a Hakkıyla âşık Olanlar

Vehbi Tülek

Kalbini En Iyi Koruyan Diline Hâkim Olandır

Vehbi Tülek

kalburcu Şeyhi Ahmed Dede

Vehbi Tülek

Görmeden Evlenmenin Sonu, Elem Ve Kederdir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Helvaci Çocuk

İftiranin Neticesi

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

"encümen-i Bîzebân"

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek