Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.124
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Osmanlı âlimlerinin en büyüklerinden Müftü Zenbilli Ali Cemâli Efendi, ömrünün sonlarına doğru hastalanıp gücü kuvveti kalmamıştı. Uzun zaman hasta yattı. Fetvâ yazmakta zorluk çekiyordu. Pâdişâh ve âlimler kendisine bu işte yardımcı olmak üzere birini nâib, vekil seçmesini istediler. Zenbilli Ali Efendi, verâ ve takvâsından dinin emirlerini hakkıyla gözetme sinden ötürü bu işe Behâeddinzâde'yi münâsip gördü. Şeyh Behâeddinzâde, Zenbilli Ali Efendi nin 1526 yılında vefâtına kadar bu görevde kaldı.
Balkan Savaşları sırasında İstanbul'a gelen Fransız Matin gazetesi başyazarı Stephane Lausanne, 1913 yılında yayınlanan kitabında, Osmanlı Devletindeki Ermenilerin yaptıkları zulüm ve katliamları anlatır. Kitabın bir yerinde şöyle bir hadise nakleder:
1890 senesinde Sivas'da Ermeniler isyan çıkararak silahsız Müslüman ahaliye saldırdılar ve bir çok suçsuz insanı katlettiler. Bunun üzerine oraya sevkedilen askeri birlikler hadiseyi bastırdı. Bunun üzerine şehirdeki silahlı Ermeniler, Fransız konsolosluğuna sığındılar. Bizzat konsolos ve eşi onları Osmanlı makamlarına vermemek için direndiler.
Bağdât'ın büyük velilerinden Ebu Said Harraz, dokuzuncu asırda yaşadı. İsmi Ahmed, babasının adı Îsâ'dır. Künyesi "Ebû Said" olup, "Harrâz" lakabıyla meşhûr olmuştur. Tasavvufta ona tâbi olanların mensûb olduğu yola Harrâziye denmiştir. Bu mübarek zat Bağdat'ta doğmuş ve 890 (H. 277) senesinde orada vefât etmiştir...
Zamânında yaşayan evliyânın imâmı sayılan Ebû Said-i Harrâz hazretleri; Zünnûn-i Mısri, Sırri-i Sekati, Cüneyd-i Bağdâdi, Nebâci, Ebû Ubeyd Busri gibi büyük velilerin sohbetinde bulunup tasavvuf yolunda yetişti.
Âilesi 1877 Harbinden sonra Niş'ten Anadolu'ya göçen Muallim Cevdet 1883'te Bolu'da doğdu. İlk ve ortaokulu Bolu'da, liseyi Kastamonu'da bitirdi. Bilâhare İstanbul'a gelerek Dârulmuallimin-i Âliye Edebiyat Şûbesini birincilikle bitirdi. Bir müddet İstanbul Hukuk Mektebine gitti; daha sonra yatılı olarak İstanbul Erkek Muallim Mektebine girdi. Dârüşşafaka, Robert Koleji ve Şemsülmekâtib gibi özel okullarda öğretmenlik yaptı...
Arkadaşlarıyla Bakü'de bulunduğu sırada, bir öğretmen okulu açarak, Türk-İslâm maârifinin gelişmesine hizmet etti (1907). Burada Rusça ve Latince'yi öğrendi. Türk milliyetçiliği konusunda makaleler yazdı. Pedagoji ve târih araştırmaları yaptığı sırada, Rus hükümeti tarafından sınır dışı edilince İstanbul'a döndü (1908).
Hüseyin Cûzekâni hazretleri hadis âlimidir. İran'da Hemedân'ın Cûzekân kasabasında doğdu. Zamanın meşhur hocalardan hadis dersi aldı. Bağdat'a gidip orada hadis rivayet etti. 543 (m. 1148)'de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Adamın birisi Musa aleyhisselam'a gelerek:
- Ya Musa, ne olur dua et de hayvanların dilinden anlayayım. Bundan kendime dersler çıkarır, iyi insan olurum, dedi. Musa aleyhisselam:
- Git işine bak, bu halin senin için daha hayırlıdır, kaldıramayacağın bir
yükün altına girmeye çalışma, diye cevap verdi. Fakat adam dinlemedi ve
ısrar etti.
- Ya Musa, ne olur hiç değilse kapımdaki köpekle horozun dilinden anlayayım diyordu. Sonunda Musa aleyhisselam dua etti ve adam sevinerek evine gitti.