Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.184.964

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Resûlullah'ın Ağlaması Da Gülmesi Gibi Hafif Idi

Mahmud Abdülbakî (Şair Bâkî Efendi) Osmanlı şair ve İslam âlimlerindendir. Babası Mehmed Efendi, Fatih Camii müezzini idi. 933 (m. 1526) senesinde İstanbul'da doğdu. 1008 (m. 1600) senesinde İstanbul'da vefat etti. Zamanın büyük âlimlerinden ders aldı. Haleb kadı muavinliği yaptı. İstanbul’a dönüşünde medreselerde vazife yaptı. Şiirlerinin yanında bazı eserleri de vardır. Bunlardan, Meâlimü'l-Yakin fî Sireti Seyyidi'l-Mürselin, İmam-ı Kastalanî'nin El-Mevahibü'l-Ledünniyye adlı meşhur eserinin Türkçe muhtasarıdır. Bu eserinde buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ii. Mahmud’un İyilikseverliği

Bir Ramazan günü, tebdil kıyafet sokağa çıkan Sultan II. Mahmud Bayezid Camiine geldi. Yanında sadece sekreteri Said Efendi vardı. Camide bir müddet kalarak namazlarını kıldılar, vaaz dinlediler. Sonra da cami içindeki bir mahfilde elbiselerini değiştirerek Padişah kıyafetini giydi. Camiden çıktıktan sonra bir köşede bekleyen seyisini çağırdı ve atına bindi. Padişah atına binip hareket edince, karşıdan bir neferin, elinde bir tepsi, üstünde iki kapaklı sahan ile karşıdan gelmekte olduğunu gördü. Biraz sonra nefer başını kaldırınca, tam önünde Padişahı gördü. Tepsiyi yere bırakamadı, padişahı da selamlayamadı. Şaşırıp kalmıştı. Durumu gören II. Mahmud, askere takıldı: "Evlat nedir bu hal? İkindi vaktinde, Ramazan gününde, sokak ortasında yemek mi yiyeceksin? Ayıp ve günah değil mi?" dedi. Asker mosmor olmuştu. Vaziyet çok müşküldü. Kekeleyerek: "Devletlim, bunu karakol zabitime iftarlık götürü yordum. Evinden hazırlamışlar, onu alıp gelmemi söyledi" diyebildi.

Vehbi Tülek

Bu Ne Müfsidane Teklifdir!

Vehbi Tülek

Sirpsindigi Zaferi

Vehbi Tülek

Kayiğa Karşi Araba

Vehbi Tülek

Ahmed Vefik Paşa, Sultan Abdülaziz Han devrinde Osmanlı Devletinin Paris büyükelçisi dir. Fransa İmparatoru III. Napoléon'un saltanat arabasının eşini yaptırır ve Paris'de onunla dolaşır. Fakat ortalık alt üst olur. Arabayı görenler, "İmparator geliyor" diye elleri ayaklarına dolanır. Durumu kendisine anlatmağa cesaret edemezler, fakat İmparatora bildirirler. Saray dan, kendisine, nezaket icabı olarak bu arabayı kullanmaması rica edilir. Paşa cevabında:-Derhal!... Kullanmaktan hemen vazgeçerim. Ama bir şartım var. İstanbul'daki Fransız büyükelçisi, Boğaziçi'nde gezinti yapmak için Padişahımızın kayığının eşini yaptırmış, onunla caka satarmış. Sefirleri o kayığı kullanmaktan vazgeçsin, ben de bu arabaya binmeyeyim."Bunun üzerine İstanbul'daki Fransız sefiri bu nezaketsiz hareketinden hemen vazgeçer, Paşa da arabayı sefaretin ahırına çektirir.

Osmanli Sinirlarini Atlas Okyanusuna Kadar Genişleten Padişah

Vehbi Tülek

Türklerde Namus

Vehbi Tülek

Herşey Aslina Çeker

Vehbi Tülek

Küçük Bir Çamur Denizi Sulandirmaz

Vehbi Tülek

Bendeniz Bîperva Geçerim

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

Şah İsmail’in Hayreti

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Bir Hikmet Ehli Abdullah Bin Muhammed

Abdullah bin Muhammed el-Osmâni, Mısır'da yaşayan evliyanın büyüklerindendir. Hazret-i Osman'ın soyundan geldiği söylenir. Bu sebeple kendisine "Osmâni" nisbesi verilmiştir. Doğum tarihi hakkında bir bilgi yoktur. Kahire'de yaşamış ve orada vefat etmiştir.

Bu mübarek zat, haramlardan son derece sakınırdı. Bu sebeple Kahire'deki el-Hakim Camii'nde itikaf ederdi. Abdullah bin Muhammed el-Osmâni, hikmetli sözleriyle ve nasihatleriyle meşhurdur. İşte size o güzel sözlerden bir demet:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Akıl, Iyiyi Kötüden Ayıran Bir Kuvvettir

Vehbi Tülek

Cemaleddin Sübki hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerinden olup, büyük âlim Takıyyüddin-i Sübki hazretlerinin oğludur. 722 (m. 1322)'de doğdu. 755 (m. 1354)'de vefât etti. Bir suale şöyle cevap verdi:

Dıhye-i Kelbî (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

bu Tarafa Dönmüş Olarak Öleceğim!..

Vehbi Tülek

Ali Bekkâ hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Künyesi Ebü'l-Hasan'dır. Lakabı Bekkâ olup, "çok ağlayan" demektir. 1174 (H.570) senesinde doğdu. 1271 (H.670)de vefât etti.
Ali Bekkâ hazretlerinin çok ağlamasının ve "Bekkâ" çok ağlayan lakabının verilme sebebi şöyle anlatılır:
"Sâlih ve kendisi gibi veli bir arkadaşı vardı. Hâller ve kerâmetler sâhibi idi. Bir defâsında ikisi birlikte Bağdat'tan bir yolculuğa çıkmışlardı. Gidecekleri yer ile Bağdat arası, yürümekle bir senelik yol idi. Onlar, kerâmetleriyle bir senelik yolu bir saatte almışlardı. Bu arkadaşı ona;

Kendini Beğenen Helak Oldu!..

Vehbi Tülek

Hacı Bayram-ı Velî

Vehbi Tülek

Resûlullah Efendimizin Rüyasında Öptüğü Zat!

Vehbi Tülek

İbâdetlerin Kabul Olması Helâl Lokmaya Bağlıdır

Vehbi Tülek

Onlar Benim Misafirlerimdir

Vehbi Tülek

Gençliğini Iyi Geçirenin, Ihtiyarlığı Da Iyi Geçer

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi. O anda, uzaklardan bir karaltı peydâ oldu. Yaklaştıkca, bunun bir insan olduğunu, suyun üzerinde süratle kendilerine doğru geldiğini gördüler. Onun yürüdüğü yerlerde dalgalar hemen sâkinleşiyordu. Nihâyet o zât geminin yanına geldi ve gemiyi eliyle bir mikdâr tuttuktan sonra, geminin önünden yürümeye başladı. Yürüdüğü yerlerde deniz durgunlaşıyordu. Bir müddet sonra gözden kayboldu. Kaptan, o kimsenin su üzerinde gittiği istikâmete göre, geminin dümenini ayarladı. Bir müddet sonra, selâmetle sâhile vardılar. Herkes bu hâdise karşısında şaşırıp kaldı. Sâdece o delikanlı şaşırmamıştı. Yolcular sâhile çıktıklarında, bir kimse karşılarına çıkıp onlara; "Ey yolcular! Üftâde hazretlerinin selâmı var. Sağ olduğum müddetçe, bu sırrı kimseye söylemesinler diye bana emretti." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Korkma!

Vehbi Tülek

Bülbülün Zikri

Delik Kova

Gerçek Zehir

"encümen-i Bîzebân"

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Allah'ın Emaneti

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek