İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.240
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Batı Akdeniz'e yıllarca hükmeden Turgut Reis, Tunus yakınlarındaki Cerbe adasını ele geçirerek kendisine üs yapmıştı. Preveze'de büyük bir mağlubiyete uğrayan Avrupalılar, bunun intikamını almak ve çok korktukları Turgut Reisi Batı Akdeniz'den uzaklaştırmak için kalabalık bir donanma ile 1560 yılı Mart ayının 2'sinde Cerbe adasına asker çıkardı. Aynı gün Turgut Reis durumu İstanbul'a bildirdi ve sayıca kalabalık düşman ordusuna karşı komanın zor olacağını, bu sebeple derhal adayı terkedeceğini bildirerek Trablus'a çekildi.
Eski Ramazan iftarlarının bize mahsus güzel âdetlerinden biri de "diş kirası"dır. Misafirler, hane sahibine veda ederken bir miktar para veya hediye verilerek uğurlanırlar. Diş kirası denilen bu hediyenin zarif gerekçesi, ağzınızı iftar sahibinin damak zevkine kiralamış olmanızdır. Tabii işin doğrusu, Ramazan ayının cömertlik ve hayır duygularını şahlandırması dır.Sultan Abdülaziz'in sadrazamlarından Yusuf Kamil Paşa, cömertliği ile ünlüydü. 1868 yılı Ramazan ayının 8. gününe rastlayan 3 Ocak günü, bugün Edebiyat ve Fen fakültelerinin bulunduğu yerdeki konağında verdiği iftar yemeğine, Sultan Abdülaziz teşrif ettiler. Sadece kuş sütünün eksik olduğu ziyafetten sonra, diş kirası olarak, altın bir tepsiye tepeleme yığılmış kağıt tomarları padişaha takdim olundu. Bunlar, Kamil Paşanın sahip olduğu bütün mam ve emlakin senet ve tapularıydı. Ancak bu diş kirası tekliften öteye geçmedi. Çünkü Sultan Abdülaziz, "Bunlar makbulüm oldu. Yine size veriyorum. Her hali niz ve ef'âl ü akvaliniz mahzuziyetimi mucib olmaktadır" sözleriyle tepsiyi ve içindekileri iade etti.
Hişâm bin Urve bin Zübeyr hazretleri Tabiinin büyük hadis âlimlerindendir. Aşere-i mübeşşereden Zübeyr bin Avvâm'ın (radıyallahü anh) torunudur. 61 (m. 680)'de Medine-i münevvere'de doğdu. Bağdâd'ta 146 (m. 763)'de vefât etti. Buyurdu ki:
Abdullah el-Mukrî hazretleri Tebe-i tabiînin büyüklerinden olup hadîs ve kırâat âlimlerindendir. 103 (m. 721)’de Basra’da doğdu. Tabiînin büyüklerinden ders aldı. Basra ve Mekke’de yetmiş seneden fazla Kur’ân-ı kerîm okuttu. Birçok âlim ve muhaddis kendisinden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Hadîs ve kırâatta “Mekke’nin şeyhi” olarak tanındı. 213 (m. 828) yılında Mekke’de vefât etti.
Abbas el-Bahrâni hazretleri hadis hâfızı, yani yüzbin hadis-i şerifi râvileri ile birlikte ezbere bilenlerden olup, Bahreyn'de doğdu. 258 (m. 872) senesinde vefât etti. Rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler:
Beni İsrail zamanında salih bir kimsenin üç tane oğlu varmış. Bir gün o zat ağır hastalanır ve artık hayatından ümid kesilince büyük oğlu, küçük kardeşlerini çağırır ve:
- Ey kardeşlerim, pederimizin epeyce malı var. Fakat bugün kendisinin hizmeti ise ağırdır. İsterseniz sizler malına varis olun ve hizmetini bana bırakın, der.