Sana Ne Ile Geleyim Yâ Resûlallah?
Şeyhülislâm Berdeî hazretleri Kânûnî Sultan Süleymân Han zamânında Isparta Eğirdir'de yaşamış Osmanlı velîlerindendir. Bâzı menkıbeleri şöyle nakledilmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.451.730
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyhülislâm Berdeî hazretleri Kânûnî Sultan Süleymân Han zamânında Isparta Eğirdir'de yaşamış Osmanlı velîlerindendir. Bâzı menkıbeleri şöyle nakledilmiştir:
Sultan II. Mahmud ile veziri tebdil-i kıyâfet dolaşıyorlarmış. Dağ bayır giderken, bir çobanın kulübesine rastlamışlar. Varıp kapısını çalmışlar. Çoban da misâfirlerini 'Kimsiniz?' demeden içeri almış. İçerisi bir hayli soğukmuş. Sobada da yanan bir şey yokmuş. Çoban bakmış ki misâfirleri üşüyecekler, "Bismillâh" demiş, köşedeki iskemleyi kaptığı gibi parçalamaya başlamış. Vaziyeti anlayan pâdişâh hemen müdahale etmiş:-Aman efendi, biz üşümüyoruz. Isınmak için iskemle yakılır mı?Çoban pâdişâhın sözünü duyunca, bir kızmış. Gelip pâdişâhın ensesine bir tokat patlatmış.-Bre densiz, bilmez misin ki ev sâhibinin işine karışılmaz?!
Bazı tarihçilerin, kerametlerini yazdıkları Sultan I. Mustafa Han, bir gün sarayın bahçe sinde gezerken bostancıbaşıyı yanına çağırdı. İleride bir tümseği göstererek:"Şu tümseği kaz. Altında canlı bir kuzu bulacaksın. Onu al ve bana getir" dedi. Buna şaşıran bostancıbaşı çekingen davrandı. Padişah emrinde ısrar etti ve:"Bre, tümseği kaz dedik, emrimiz niçin dinlenmez?" deyince bostancıbaşı hemen kazma kürek bulup, istemeye istemeye orayı kazdı. Biraz sonra gördüğü şey karşısında şaşırıp kaldı. Toprağın altından, gerçekten de nazlı nazlı bakan canlı bir kuzu çıktı. Şaşkın lıktan kurtulmaya çalışarak kuzuyu kucağına aldı ve Padişaha getirdi. Sultan kuzuyu bir müddet okşadıktan sonra bostancıbaşıya vererek, "Al bunu besle" dedi.
Muhammed Kurd Efendi, Osmanlılar zamânında yetişen İslâm âlimlerinden ve tasavvuf büyüklerindendir. Aslen Rumeli'de, Filibe'nin otuz altı kilometre batısında, Meriç Nehri sâhilinde ve demir yolu hattı üzerinde bulunan meşhur Tatar Pazarcığı kasabasındandır. 1524 (H.931) senesinde doğdu. 1588 (H.996) senesinde vefât edip, babası Helvacı Ömer Efendinin yanına defnolundu...
Ebû Muhammed Yahyâ Kurtubî hazretleri Mâlikî fıkıh âlimidir. 150 (m. 767)’de Endülüs’te (İspanya) Kurtuba’da (Cordoba) doğdu. İlim tahsili için Medine’ye giderek İmam-ı Mâlik hazretlerine talebe oldu, daha sonra Endülüs’e dönüp burada Mâlikî mezhebinin yayılmasına çalıştı. Kurtuba müftüsü iken 234 (m. 849)’da vefat etti. Derslerinde buyurdu ki:
Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" her kim davet etse kabûl buyururlardı. Bir gün de Câbir bin Abdüllah "radıyallahü anh" davet etti. "Falan gün gelirim" buyurdu ve denilen günde Câbir bin Abdüllah'ın evine teşrif ettiler..
Sultan Abdülmecid zamanında adamcağızın birisinin büyük miktarda borcu varmış. Elini neye atsa ters gidiyor. Zeyrek civarında, evine yakın bir dergaha gitmiş. Namazdan sonra Şeyh efendi, bu yabancıyı yanına çağırmış ve halini sormuş. O da:
"Efendi hazretleri, gırtlağa kadar borç içindeyim, neye elimi atsam kuruyor. Ne olur himmet!" demiş. Şeyh efendi:
"Evladım, sabah namazını 40 gün Yenicami'de kıl. Camiye gidip gelirken de 1000 adet istiğfar oku. Göreceksin, kırkıncı gün ne sıkıntın kalacak ne bir şey..."