İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.528
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Alman İmparatoru Büyük Karl (Şarlken), 24 Şubat 1525 tarihinde Fransa'ya saldırdı ve yaptığı savaşta Fransa kralı François'i (Fransua) mağlup ederek, bütün Avrupa kıtasına hakim olduğunu ilan etti. Zira daha önceden de, İspanya krallığı ile Felemenk'i (yani, Belçika, Hollanda ve Lüxemburg) ele geçirmişti. Savaş sonunda Fransa kralı esir düştü. Bunun üzerine François'nın annesi, dünyanın en büyük hükümdarı olarak tanıdığı Kanuni'ye, Jean Franqipani ismindeki elçisiyle bir mektup gönderdi. "Padişahlar Padişahı" diye başlayan mektubunda şun ları yazıyordu:
Sultan II. Abdülhamid devri ileri gelenlerinden Ferik(Orgeneral) Hasan Paşa ile oğlu Müşir(Mareşal) Deli Fuad Paşa bir merasime gideceklerdi. Arabanın yanına kadar beraber geldikten sonra, rütbesine göre önce arabaya Müşirin binmesi gerekiyordu. Fakat Müşir, Ferikin oğlu olduğundan, babasına:
-Buyurun, dedi. Babası:
-Hayır, siz Müşirsiniz. Önce sizin binmeniz icabeder, deyince Fuad Paşa,
-Öyleyse Paşa hazretleri emrediyorum, arabaya bininiz, der. Öylece hem askeri adab, hem de ahlaki edeb yerine gelmiş oldu. Hadiseyi işiten Sultan Abdülhamid, ertesi gün Hasan Paşa'yı da Müşir rütbesine yükseltti.
Ebû Bekr Vâsıti, Maveraünnehir âlimlerindendir. Aslen Fergânelidir. Doğum târihi bilinmemektedir. Gençliğini Irak'ta geçirdi. Sonra Horasan beldelerinden Merv'e yerleşti. 932'de vefât etti. Merv şehrindeki türbesi ziyâret edilmektedir. Evliyânın büyüğü Cüneyd-i Bağdâdi ve Ebü'l-Hüseyin Nûri hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Birçok veli ile görüştü. Sözleri çok derin mânâlar taşırdı.
Seyyid Osman Efendi Çorum'da yaşamış olan İslam âlimlerindendir. "Hoşafçızade" diye meşhurdur. 1186 (m. 1772) tarihinde vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ahmed Gaznevî hazretleri Hanefî fıkıh ve usûl âlimidir. Afganistan’da Gazne’de doğdu. 593 (m. 1197) senesinde Haleb’de vefât etti. “Mukaddimet-ül-Gazneviyye” ismindeki kitabında; farzlar, vâcibler, sünnet ve edebler, ferâiz, ilim öğrenmek, îmânın esasları, sular ve çeşitleri, istibrâ ve istincânın fazileti, abdest ve fazileti, misvak kullanmak, namaz, zekât, Ramazân-ı şerîfin fazileti, İmâm-ı a’zamın büyüklüğü, fazileti ve menkıbeleri anlatılmaktadır.
Geçmiş ümmetlerde gurbete çalışmaya giden üç arkadaş, bir ara yoğun bir yağmura mâruz kalınca yol kenarındaki bir mağaraya sığınırlar. Ne var ki, karşı dağdan, düşen yıldırım sebebiyle kopup yuvarlanan bir taş gelir, içinde bulundukları mağaranın kapısına sıkışıp kalır.
İçeride bulunan üç arkadaş korkup düşünmeye başlarlar. Nasıl çıkacaklar kapanmış olan mağaradan? Biri der ki: Bu belâdan kurtulmamızın bir çâresi olabilir. O da, Rabbimizin rızâsı için yapmış olduğumuz iyilikler. Gelin bunları şefaatçı yapıp buradan kurtulmayı Rabbimizden dileyelim.