Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.141
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan IV. Murad Hân, kızını Melek Ahmed Paşa'yla evlendirir. Sultan hanım ve eşi Melek Ahmed Paşa; Boğaziçi'nde Kuzguncuk'ta otururlar. Her yıl tekrarladıkları bir âdetleri vardı. Konaklarındaki fazla eşyâyı, her Ramazan kendi kapu halkına haraç-mezad satmak!... Bu garip mezad'ın iştirakçileri de pek sevinirlerdi. Aldıkları eşyaya karşı vereceklerini, seve seve edâyâ çalışırlardı. Belli günde, münâdi mezadçı bağırır:-Bir altın sahan!... Haydi bir kapaklı, altın sahan..Yok mu tâlibi?-Kaça?...Kaça?...-Bir yetim okutmaya. Hadi bir yetim okutmak isteyen yok mu? İki yetim... Üç yetim... Arttırma başlar. En fazla tâlibine "Altın sahan" verilirdi. Münâdi, "Murassa" mücevherli bir kılıç gösterir. Gözler kamaşır. Böyle böyle yetimler okutulur, dullar korunur, garibler gözetilir; Yasinler, Hatimler indirilir... Dünya ve Âhıret seâdeti yaşanılırdı.
Babası Sultan İbrahim'in tahtan indirilmesi üzerine IV. Mehmed Han, 8 Ağustos 1648 Cumartesi günü padişah oldu. Fakat henüz 7 yaşındaydı. Bu yüzden annesi Mahpeyker Valide Kösem Sultan ona yardımcı oluyordu. Padişahın çocuk yaşta olmasını fırsat bilen bazı saray adamları, istedikleri gibi hareket etmeye, bu arada işi zorbalığa kadar götürmeğe başlamışlardı. Bunlardan biri de Boyacı Hasan adıyla meşhur olan bir saray ağasıydı. Yaptığı kanunsuz işlerden dolayı Macaristan'daki Göle kasabasına sürüldü. Fakat burada da rahat durmadı ve halka baskı ve işkence yapmağa başladı. Alınması gereken verginin iki katını topluyor, vermeyenlere de akıl almaz cezalar uyguluyordu.
Zübeyr bin Ahmed hazretleri hadîs, kırâat ve Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Basra’da doğup büyüdü. İlim tahsili için Bağdâd’a gitti. Birçok âlimden ilim alıp, hadîs, fıkıh ve kırâat ilimlerinde yüksek derecelere kavuştu. 317 (m. 929) senesinde vefât etti. Şafiî mezhebinin hükümlerini bildiren “el-Kâfi” adındaki fıkıh kitabı meşhûrdur. Bu eserinde şöyle buyuruyor:
Ebü'l-Abbâs Degûli hazretleri hadis ve fıkıh âlimlerindendir. Horasan'ın Serahs şehrinde doğdu. Horasan, Irak ve Hicaz'da birçok âlimden hadis, fıkıh ve nahiv ilimleri tahsil ederek "Horasan âlimlerinin şeyhi" unvanını aldı. 325 (m. 937)'de orada vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Şehâbeddin Ahmed ibn-i Arslân hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. Türkmen asıllıdır. 767 (m. 1366)'de Mısır'da doğdu. 844 (m. 1440)'da Kahire'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Hâce Ali Şirgâhi, Şâh Şücâ Kirmâni'nin türbesinin yanında fakirleri davet eder, yemek verirdi. Böyle bir gün; "Yâ Rabbi! Bir misâfir gönder!" dedi. Âniden bir köpek geldi. Hâce Ali köpeği kovaladı. Köpek kaçtı. Sonra Şâh'ın kabrinden bir ses geldi:
"Misâfir istiyordun. Gönderdik, kovdun." dedi. Derhal kalktı, dışarı koştu. Köpeği aradı bulamadı. Şehrin dışına gitti. Köpeği orada bir ağacın altında yatıyor halde buldu. Yemeği onun önüne koydu. Köpek yemeğe dönüp bakmadı. Hâce Ali utandı ve istigfâra başladı. Tövbe etti. Köpek dile gelip;
"Ey Hâce Ali, şimdi iyi ettin. Misâfir çağırıp kovmak ne demektir. Dikkatli ol! Eğer Şâh Şücâ orada olmasaydı, göreceğini görmüştün, bütün haller senden alınırdı." dedi.