Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.862
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sultan II. Mustafa tarafından 18 Eylül 1697'de sadrâzamlığa getirilen Amcazade Hüseyin Paşa, ilk olarak 1683 yılından beri müttefik Avrupa devletlerine karşı devâm eden harbe son vermek istedi. Çünki, silah ve teknoloji bakımından Osmanlılardan kat kat üstün olan Birleşik Avrupa Kuvvetleriyle daha fazla harbe devam etmenin Devleti yok olma tehlikesiyle akrşı larşıya getirdiğini biliyordu. Bu sûretle Almanya, Venedik ve Polonya ile sulh yaparak Karlofça Antlaşmasını imzâladı.On altı sene süren muhârebe tabii olarak memleketin iktisâdi bünyesini bozmuştu. Osmanlı mâliyesi buhranlı zamanlar geçirdiği gibi, artan vergiler de halkı zor durumda bırakmıştı. Amcazâde Hüseyin Paşa, halkın kalkınması ve çalışma sâhasına atılması için savaş sebebiyle alınan bâzı vergileri kaldırdı ve bakâya kalanları da affetti. Bu hal çiftçilere rahat bir nefes aldırttığı gibi sanâyinin gelişmesine de yol açtı. Amcazâde'nin ehemmiyetle tâkib ettiği işlerden birisi de Yörük ve Kürd aşiretlerinin iskânı oldu. Antalya, Alâiye, Manavgat, Urfa ve Malatya taraflarına yapılacak bu iskân hareketiyle, bölgede zirâi faâliyet büyük ölçüde artacaktı.
18 Mart 1915 günü. İngiliz donanması en büyük savaş gemileriyle Çanakkale boğazını geçmek için zorluyor, yoğun topçu ateşi ile boğazın iki tarafındaki Osmanlı tabyalarını hallaç pamuğu gibi atıyordu.O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında dahi iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi'nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan tabyanın durumu hazindi.
Yûsuf bin Esbât, hazretleri, Âmir bin Şüreyh, Süfyân-ı Sevri, Yâsin ez-Zeyyât gibi büyük zâtlardan hadis-i şerif rivâyet etti. Kendisinden; Ebü'l-Ahvas, Mahmûd bin Mûsâ, Müseyyib bin Vâhid ve Abdullah bin Habib el-Antaki gibi âlimler rivâyette bulundular. Hadis-i şerif ilminde "sika" yani, güvenilir bir zât olup, zamânının en üstünlerindendir...
Habbe-i Urni "radıyallahü anh" Emir-ül mü'minin hazret-i Alinin "radıyallahü anh" eshâbından idi. O şöyle anlatmıştır:
Emir-ül mü'minin hazret-i Ali, ordusuyla bir kilisenin yanında konakladı. Bir kişi gelip;
-Esselâmü aleyke yâ Emir-el mü'minin, dedi. Hazret-i Ali;
-Ve aleykesselâm dedi. O kimse;
-Ben Şem'un bin Yuhennâ'yım. Bu kilisenin sâhibiyim. Bizim yanımızda bir kitâb vardır. Îsâ aleyhisselâmdan beri, mirâs olarak bize intikâl etmiştir. İsterseniz okuyayım, dedi.
Hazret-i Ali;
-Oku, buyurdu. O kişi okumağa başladı...
Osman Selahaddin Sanduklu Efendi Osmanlı âlim ve şeyhlerindendir. 1821’de İstanbul’da doğdu. Zamanın büyük âlim ve şeyhlerinden ders gördü. Yenikapı Mevlevîhânesi Şeyhi oldu. 1866’da kurulan Meclis-i Meşâyih Reisliğine getirildi. Çok kitap yazdı. Bunlardan “Tezkiye-i Ehl-i beyt” isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Hacı Hızıroğlu Mehmed Ağa, Üsküdar'ın ileri gelenlerinden ve sipâhilerindendi. Büyük zâtların sohbetlerinde çok bulunurdu. Tarikat âdâbından nasibini almış, edeb sâhibi bir zât idi. Bir gün kötülük ve zulüm yapmak isteyen kimselerin kendisini aradıkları haberini aldı ve dostlarından birisinin evinde saklandı. Gece Allahü teâlâya, kendisini bu belâ ve musibetten muhâfaza buyurması için yalvarırken, çevresinde bulunan veli zâtlardan yardım ve duâ istemek hatırına geldi. Evinin çevresinde oturan velileri bir bir hatırına getirdi. O anda hatırına, bu belâdan, Abdülehad Nûri Efendinin vâsıtasıyla kurtulabileceği düşüncesi geldi. Bunun üzerine bütün kalbiyle Abdülehad Nûri Efendiye yönelip; "Abdülehad Efendi hürmetine beni bu belâdan kurtar." diye Allahü teâlâya yalvardı. O arada uyuya kaldı. Rüyâsında Abdülehad Nûri Efendiyi gördü. Ona; "Mehmed Ağa, korkma! Zorbaların defterinden senin ismin kaybolmuştur. Gönlün hoş olsun. Rahat bir hâlde evinde dostların ile sohbet eyle." dedi. Uyanır uyanmaz Mehmed Ağa, Abdülehad Nûri Efendinin dergâhındaki talebelere yedirmek üzere, Allah için yedi kurban adadı. Bir iki hafta evinde dostları ile sohbette bulundu. Çarşı, pazarda dolaştığı hâlde, kötü bir haber almadı.