İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.186
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Osmanlı Sultânı Üçüncü Murâd Hân ile Üftâde, bir gün sohbet ediyorlardı. Bir ara Üftâde, görünüşte lüzûmsuz bir takım el kol hareketleri yapmaya başladı. Mübârek yüzünün rengi, hâlden hâle giriyordu.Sonra eliyle bir yer sıvarmış gibi yaptı. Pâdişâh, âniden yapılan bu hareketlere önce bir mânâ veremedi. Sonra Üftâde'nin elinin siyahlaştığını görünce; "Efendi hazretleri! Niçin böyle hareketler yapmaya başladınız! Elinizin siyahlaşmasına sebep nedir?" diye sordu. O da; "Sultânım! Tebeanızdan bir balıkçı tayfası Karadeniz'in sularında balık tutuyordu. Tekneleri su alacak şekilde delindi. Bizden yardım istedikleri için biz de imdâdlarına yetişerek, teknelerini tâmir ettik. Bu sebeple elimiz karardı. Elhamdülillah müslümanların boğulmaktan kurtulmasına vesile olduk." buyurdu.
Fatih Sultan Mehmed Hân hazretleri Sahn-ı Semân'a müderris olacak hocaların kütüb-i sitte ile lugatten Sıhâh-ı Cevheri, Kâmus, Tekmile ve emsâlini hıfz ve cem etmişkimselerden olmasını şart koşmuştur. Oraya müderris olmak için imtihana hazırlanan Molla Lutfi ile Uslu Şücâeddin, bir gün, bir yerde karşılaşırlar. İmtihana ve lugate müteallik konuşurlarken Şücâeddin:"Sıhah'da müşkilâtım çok. Hemen her satırın başına şek (şüphe)işâreti koyuyorum, der.Molla Lutfi şu cevabı verir:"Vâkıa ben de şek ediyorsam da, sen benden eşek (Arapça ismi tafdil sigası ile, daha ziyade şüpheci mânâsına) imişsin!..
İbn-i Asakir hazretleri meşhur fıkıh ve hadis âlimidir. 499 [m. 1105] da Şâmda tevellüd, 571 [m. 1176] de orada vefât etti. Seksen cild (Şâm târihi) yazmıştır. Kitabında bildiriyor ki:
Alâeddin Ali Fenâri hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup ilk Osmanlı Şeyhülislâmı Molla Fenâri'nin torunudur. Bursa'da doğdu. Zamanın büyük âlimlerden ders gördü. Müderrislik ve sonra Bursa Kadılığına tayin edildi. II. Bayezid zamanında Rumeli Kadıaskerliğine getirildi. Zeyniyye tarikatına giren ve Şeyh Hacı Halife'ye intisap eden Fenâri 903 (m. 1497)'de vefat etti. Sadakanın fazileti hakkında şunları anlattı:
Mevlânâ Ahmed Berkî, İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin, önde gelen talebelerindendir. Afganistan'da Kabil civarındaki Berk kasabasında doğdu. 1617 (H.1026) senesinde memleketinde vefât etti.
Hacı Hızıroğlu Mehmed Ağa, Üsküdar'ın ileri gelenlerinden ve sipâhilerindendi. Büyük zâtların sohbetlerinde çok bulunurdu. Tarikat âdâbından nasibini almış, edeb sâhibi bir zât idi. Bir gün kötülük ve zulüm yapmak isteyen kimselerin kendisini aradıkları haberini aldı ve dostlarından birisinin evinde saklandı. Gece Allahü teâlâya, kendisini bu belâ ve musibetten muhâfaza buyurması için yalvarırken, çevresinde bulunan veli zâtlardan yardım ve duâ istemek hatırına geldi. Evinin çevresinde oturan velileri bir bir hatırına getirdi. O anda hatırına, bu belâdan, Abdülehad Nûri Efendinin vâsıtasıyla kurtulabileceği düşüncesi geldi. Bunun üzerine bütün kalbiyle Abdülehad Nûri Efendiye yönelip; "Abdülehad Efendi hürmetine beni bu belâdan kurtar." diye Allahü teâlâya yalvardı. O arada uyuya kaldı. Rüyâsında Abdülehad Nûri Efendiyi gördü. Ona; "Mehmed Ağa, korkma! Zorbaların defterinden senin ismin kaybolmuştur. Gönlün hoş olsun. Rahat bir hâlde evinde dostların ile sohbet eyle." dedi. Uyanır uyanmaz Mehmed Ağa, Abdülehad Nûri Efendinin dergâhındaki talebelere yedirmek üzere, Allah için yedi kurban adadı. Bir iki hafta evinde dostları ile sohbette bulundu. Çarşı, pazarda dolaştığı hâlde, kötü bir haber almadı.