Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.602.820
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Avrupalıların 'Muhteşem Süleyman' lakabıyla andıkları Kânuni Sultan Süleyman Hân, 'Muhibbi' mahlası ile çok güzel şiirler yazmıştır. Şiirlerinden bir kısmı toplandı.Bir gün, saray bahçesindeki ağaçların karıncalar tarafından istilâ edildiğini görüp, karıncaların öldürülmesi hususunda, zamânın Şeyhülislâmı Zenbilli Ali Efendi'den fetvâ istedi. Suâli şiir şeklinde olup, şöyleydi:
Dırahtı (ağacı) sarmış olsa karınca, / Zarar var mı karıncayı kırınca.
'Zenbilli Ali Efendi de, bu zarif suâle yine şiirle cevap verip, suâl kâğıdının altına şu beyti yazdı:
'Yarın divânına Hakkın varınca, / Süleyman'dan alır hakkın karınca.
Aziz Mahmûd Hüdâyi hazretleri bir gün Ahmed Hanı ziyârete gitmişti. Pâdişâh; "Efendim! Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin, kıyâmet günü talebelerine ve pekçok günahkâr mümine şefâat edeceği hakkında rivâyetler var. Bu rivâyetlerin doğruluğu hakkında ne buyurursunuz? diye suâl eyledi. Aziz Mahmûd Hüdâyi hemen cevap vermedi. Bir müddet murâkabe hâlinde kaldıktan sonra; "Bu söz doğrudur." buyurdu. Sonra Padişâh; "Efendim! Acabâ zât-ı âlinizin bizlere bir vâdiniz ve müjdeniz yok mudur?" diye sorunca, Mahmûd Hüdâyi ellerini kaldırarak: "Yâ Rabbi! Kıyâmete kadar bizim yolumuza katılan, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip rûhumuza fâtiha okuyanlar bizimdir. Bize talebe olanlar denizde boğulmasınlar. Ömürlerinin sonlarında fakirlik görmesinler. Îmânlarını kurtararak gitsinler ve ölecek lerini bilip haber versinler." diye duâ eyledi. (Âlimler ve evliyâ bu duânın kabûl olduğunu, bu yola mensup kimselerin hiç denizde boğulmadıklarını ve pekçok kimsenin de vefât günlerine yakın, öleceklerini haber verdiklerini bildirdiler.)
Muvaffakuddin Makdisi hazretleri Hanbeli mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 541 (m. 1146)'de, Nablus'ta doğup, 620 (m. 1233)'de Şam'da vefât etti. Namazı cemaatle kılmanın fazileti hakkında buyurdu ki:
Şeyhullah Bahş hazretleri (İlâh-bahş) diye tanınır. "İlâh-bahş" Fâriside (Allahü teâlânın atıyyesi, ihsânı) mânâsına gelmektedir. Nakşibendiyye evliyâsının büyüklerindendir. Hindistan'da yaşadı. 920 (m. 1514)'de doğdu. 1002 (m. 1593)'de vefât etti.
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuk esnasında bir sebepten tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder. Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
"BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI."