İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.656
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Üçüncü Mustafa Han, Üçüncü Osman Hanın vefâtıyla, 30 Ekim 1757'de hükümdâr oldu. Çalışkan ve azim sâhibiydi. Devlet işlerini iyi tâkip ederek, mâli ve askeri sâhalarda ıslâhatlar yapmak istedi. Saltanatının ilk yılları sulh ve sükûn içinde geçti. İlk sadrâzamı Koca Râgıb Paşayı tahta çıkışından vefâtına kadar vazifesinde tuttu. Avrupa devletleri arasında cereyân eden (1756-1763) "Yedi Yıl Harbleri"nde müttefiklerden her biri Osmanlı Devletinin kendi safına katılmasını teklif etti. Prusya veFransa ittifaklarına katılmaları hâlinde, siyâsi, askeri ve mâli vaadlerde bulundular. Teklifleri dikkatle tâkip eden Mustafa Han ve devlet adamları, ittifak sâhiplerinin menfaatkâr ve plânlı hareketlerini yerinde teşhis edip, onları ustalıkla oyaladılar. Süratle ordunun, donanmanın techizine ve yenilenmesine, mâliyenin iyice düzeltilip, takviyesine başlanıldı. Huduttaki Hotin, Bender ve Özü kaleleri ihtiyaten takviye kuvvetlerle tahkim edildi. İstanbul'da bulunan Baron de Tott, Tophâneyi tanzim etmekle vazifelendirildi. Baron de Tott, Tophâneyi ıslah ederek yeni toplar döktürdü. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının tahkim ve müdâfaası için boğaz içindeki kalelerin plânlarının tanzimiyle Hasköy'de yeni bir top dökümhânesi yapılması, orduda kullanılan kayık köprü sisteminin tâdili ve top arabalarının yeni tertip üzere düzenlenmesi gibi yenilikler yapıldı. Üçüncü Mustafa Han yapılan işleri bizzat kontrol eder ve görürdü.
Fatih Sultan Mehmed Han bir gün yiyecek maddelerinin kalitesini ve narh durumunu kontrol etmek gayesiyle kıyafet değiştirip çarşıya çıktı. Bir dükkana girip selam verdik ten sonra; "yarım batman yağ, yarım batman peynir ve yarım batman bal veresiz!" dedi. Dükkan sahibi yarım batman yağı tartıp parasını hesap ettikten sonra; "Ağam, sair isteklerinizi de karşı komşudan alasız. Zira onun malı hem daha yeğdir, hem de siftah etmedi" dedi. Padişah ikinci dükkana varıp oradan da yarım batman peynir alınca, bu dükkan sahibi de; "Allah'a şükürler olsun siftahımı ettim. Hem de çocuklarımın nafakasını çıkardım. Bundan sonrası kârdır. Diğer isteklerinizi de komşumdan alasız. O daha siftah etmedi" deyince Fatih Sultan Mehmed Han; bu milletteki ahlâki istikamet yok mu, ona dünyaları fethettirir. Milletin ahlâk-ı sâfiyetine halel getirenleri Allah kahretsin" dedi.
Bedi'uddin Sehârenpûri, İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin talebelerinin en meşhurlarındandır. Hindistan'da Sehârenpûr'da doğdu. İmâm-ı Rabbâni hazretlerine talebe olmadan önce memurluk yapıyordu. Zaman zaman İmâm-ı Rabbâni'nin sohbetlerini dinlemeye Serhend'e giderdi. Ne zaman Serhend'e mübârek hocasının huzûruna gitse kendiliklerinden buyururlardı ki: "Sen şu hâldesin, bundan sonra şöyle şöyle olacak." Gerçekten buyurdukları gibi vâki olurdu. Dâimâ ona hâllerini söyler, bu yolda ilerlemesini sağlar ve kontrol ederdi. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin, Bedi'uddin Sehârenpûri'ye yazdığı bir mektup aşağıdadır:
Debbağ Ebû Zeyd Üseydî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1208 (H. 605) senesinde Tunus'un Kayravân şehrinde doğdu, 1300 (H. 699) senesinde yine orada vefât etti. Zamanındaki âlimlerden aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. Abdüsselâm el-Murtâtî'ye talebe olup, ondan tasavvuf ilmini öğrendi. Tasavvufî mârifetlere kavuşup evliyâlık derecesine ulaştı. Bir dersinde şunları anlattı:
Abdülhalim Çelebi Sultan 2. Bâyezid ve Yavuz Sultan Selim devri Osmanlı âlim ve velilerindendir. Kastamonu'da doğdu. Zamânın âlimlerinden ayrıca Molla Alâeddin-i Arabi'nin hizmetlerinde bulunup, nakli ve mânevi ilimleri ondan tahsil etti. Yavuz Sultan Selim Han Trabzon'da vâliyken Abdülhalim Çelebi'yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyiz aldı. Pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmi sohbetlerde bulunurdu. Mısır Seferinde beraberinde götürdü. 1516 (H.922) senesinde, Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte gittiği Mısır Seferi dönüşünde, Şam'da vefât etti. Bir defasında padişaha şunları anlattı:
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Bir zamanlar efendisinin evine her gün nehirden su taşıyan bir köle vardı. Köle boynunda taşıdığı bir sopanın iki ucuna birer kova asar, bu kovaları nehirden aldığı su ile doldurur ve eve getirirdi. Ancak kovalardan birisi birkaç yerinden delinmiş eski bir kovaydı. Dolayısıyla, nehirde ağzına kadar doldurulan suyun ancak yarısını tutabilirdi eve kadar. Diğeri ise yepyeni ve sağlam bir kovaydı. Suyu hiç sızdırmadan taşırdı. Tam iki yıl bu böylece devam etti.