Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.522.358

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yemekten Önce Elini Yıkayan Fakirlikten Kurtulur

Bâyezîd Pürânî hazretleri meşhur velîlerdendir. 1457 (H.862) senesinde Horsan’da Püran'da vefât etti. Tasavvufta üveysî idi. Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) rûhâniyetinden feyiz alırdı. Kendisi şöyle demiştir: "Her ne zaman bir zorlukla karşılaşsam veya bir sıkıntıya düşsem, Peygamber Efendimizin rûhâniyeti vâsıtasız olarak beni, sıkıntıdan kurtarır."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kanuni'nin Belgrad Kadisina Gönderdigi Ferman

Kanuni Sultan Süleyman, 1389 yılında Kosova Savaşı ile fethedilen Arnavutluğa bağlı, Belgrad Bölgesiínde yaşayan halkın haklarının korunması için, 1558 yılında Belgrad Kadısına gönderdiği "İnsan Hakları Fermanı"nda şöyle buyurmaktadır:Devlet askerleri (Sipahiler), biçilmeyip el ile yolunan ottan zorla vergi alırlar imiş, kaldırdım. Askerler, ev yakınında bulunan bağ, bahçe ve bostanlardan yemeklik için üretim yapanlardan para almak isterler imiş, almasınlar, yasakladım. Boş yerlere tarla açanlardan, ihya edenlerden vergi alınmasın. Nehir üzerlerindeki dolap ve karaca değirmenler, yeni
yapılmış olsalar dahi fazla vergi alınmasın. Askerler, tarla ürünlerini satmak için, halka pazar yerine götürmelerini isterler imiş, pazara götürülmesin, teklif dahi edilmesin. Askerler boyunduruk hakkı diye vergi almasınlar. Askerler savaşa gitseler, geride kalan mallarını köy halkından güvenilir adamlar korusunlar. Yeni evlenen yeniçerilerden 'gerdek hakkı' diye vergi
alınır imiş, bundan böyle alınmasın. Savaş esnasında bile askerler eve girip arı kovanlarına dokunmasınlar ve yerleştiği yerde, evleri önünde, sancakları altında kendi geçimleri için ürettikleri arı kovanından dahi vergi alırlar imiş. Onu dahi göresin. Başka kovanlık
olmayıp, evleri yanında ve sancakları altında olan kovandan dahi vergi aldırmayasın. Kovan hakkı bahanesi ile askerler savaş esnasında bile bu bahaneyle evlere girmekten men eylensin. Bu husus için şikayet ettirmeyesin.

Vehbi Tülek

17 - Korkma!

Vehbi Tülek

Ülkemde Bu Adama CevÂb Verecek Bir Âlim Yok Mu?

Vehbi Tülek

Gördün Değil Mi?

Vehbi Tülek

Kânûni Sultan Süleyman Han, Yahyâ Efendinin pek yüksek bir zât olduğunu, Hızır aleyhisselâmla görüştüğünü bilir, kendisini de görüştürmesini isterdi. Aralarında geçen bir menkıbe şöyle anlatılır:Kânûni, bir gün kayıkla Boğaz'da gezmeye çıkmıştı. Ortaköy hizâsına gelince, kıyıya yanaşıp, bir adam göndererek Yahyâ Efendiyi çağırttı. O da yanında bir ahbâbı ile gelip kayığa bindi, birlikte giderlerken, Yahyâ Efendinin ahbâbı, devamlı Kânûni'nin parmağındaki çok kıymetli bir yüzüğe bakıyor ve bu bakış dikkati çekiyordu. Kânûni bu hâli farkedince, parmağındaki yüzüğü çıkarıp; "Buyurun, daha yakından iyice bakıp inceleyebilirsiniz" diye uzattı. O zât yüzüğü aldı, evirip çevirdikten sonra, denize atıverdi. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunanlar çok hayret ettiler. Bir müddet gittikten sonra, o zât inmek istediğini bildirince, kayık kıyıya yanaştı. O zât ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultan'a uzattı. Avucundaki suda, biraz önce denize attığı yüzük görünüyordu. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunan herkes yine çok hayret ettiler. Kânûni elini uzatıp yüzüğü alınca, o zât birdenbire gözden kayboluverdi. Kânûni, Yahyâ Efendiye dönerek; "Ağabey, neler oluyor?" deyince; "O gördüğünüz Hızır aleyhisselâmdı." cevâbını verdi. Bunun üzerine Kânûni; "O hâlde bizi niye tanıştırmadınız?" deyince; Yahyâ Efendi; "O kendini tanıttı. Ama siz tanımakta geç kaldınız!" buyurdu.Yahyâ Efendinin iki oğlu olup, her ikisi de babaları gibi ilim ve irfân âşığı kimselerdi. Babalarının yolunda bulunmuşlar, vefâtlarında aynı türbeye defnolunmuşlardır.Yahyâ Beşiktâşi hazretlerinin şâirliği de kuvvetliydi. Müderris mahlasıyla tasavvufi şiirleri ve müretteb Divân'ı vardır.

43 - Sakin Yemeyiniz, O Et Zehirlidir

Vehbi Tülek

56 - Paris'de Bir Osmanli

Vehbi Tülek

Bedeli Çanakkale’de

Vehbi Tülek

Ulu CÂmi’nin Açilişi

Vehbi Tülek

Pişmemişler Celveti Olamazlar

Vehbi Tülek

Seydi Ali Reis

Vehbi Tülek

Akka’da Durdurulmasaydim Bütün Doğu’yu Ele Geçirebilirdim

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Davet Edilen Yere Gitmenin Şartları

Sipâhîzâde Mehmed Efendi, Osmanlı fıkıh âlimlerindendir. Bursa’da doğdu. Tahsilini burada tamamladıktan sonra Bursa, Edirne sonra İstanbul Ayasofya müderrisliğine, ardından İzmir kadılığına getirildi. 997’de (m. 1589)’da orada vefat etti. “Hâşiye-i Şerhu Tecrîd” isimli eserinde şöyle buyuruyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dünyâ Ne Demektir Biliyor Musunuz

Vehbi Tülek

Ferdi Abdullah Efendi, Anadolu'da yetişen evliyânın büyüklerinden olup, Manisa'nın Turgutlu kazâsındandır. 1274 (m. 1857)'de İstanbul'da vefât etti. Kıymetli nasihatleri vardır. Sohbetlerinde buyurdu ki:

“allaha En Sevimli Amel, Müslümanı Sevindirmektir

Vehbi Tülek

Ne Mutlu Bu Kur’ân-ı Kerîmi Okuyan Dillere

Vehbi Tülek

Sadrüddîn Hocendî hazretleri Şafiî mezhebi hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. Türkistan’da Hocend’de doğdu. İran’da İsfehan’da birçok âlimden ilim öğrendi ve tahsil görüp yetişti. Sonra Bağdad’a gitti. Nizamiye Medresesi’ne müderris tayin edildi. 552 (m. 1157) yılında Bağdad’dan İsfehan’a giderken, Hemedan civarında vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Hadîs Hâfızlarından Abdullah-i Dârimî

Vehbi Tülek

İnsanlardan Korktunuz Da Benden Korkmadınız

Vehbi Tülek

Eshâbım, Ümmetim Için Sığınaktır

Vehbi Tülek

Hızır Aleyhisselâmın Mânevî Evlâdı

Vehbi Tülek

Güzel Suret Ve Iyi Huylu Olanlar

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Han

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Vehbi Tülek

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Cennetlik Hanım Isteyen...

Latif Bir Şikayet

Delik Kova

Garip Karşilanan Bir Adak

Sarayda İftar

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Vehbi Tülek