Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.918
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Fen alanındaki geniş bilgi ve tecrübesi ile halk arasında "Hezârfen" yâni bin fenli diye bilinen Ahmed Çelebi; araştırma yapmaktan usanmayan, yiğit, akıllı ve bilgili bir kişiydi. Hezârfen Ahmed Çelebiden önce havacılık târihinde ilk olarak yine ünlü bir Türk bilgini olan İsmâil Cevher; kollarına kanat takarak ilk uçma denemesini yapmışsa da bu deneme ölümle sonuçlanmıştı. İlk uçan Hezârfen Ahmed Çelebi, bu Türk bilgininin hayâtını ve neden başarısızlığa uğradığını iyice inceledikten sonra aynı düşünceyi gerçekleştirmek için harekete geçti. Bilhassa hava akımları ve kuşların uçuşunu inceleyerek çalışmalarını geliştirdi.
1899 Haziran ayında buğday fiyatlarında meydana gelen artış dolayısıyla ekmeğe de zam yapılması söz konusu olunca Sultan II. Abdülhamid Han duruma müdahele ederek özel kalem müdürüne şu irade-i seniyyeyi yayınlattırmıştı:"Buğday fiyatının artmasından dolayı ekmeğe beş para zam yapılması lüzumu Şehremaneti'nden (Belediye) duyurulmuştur. Bunun üzerine Padişah Hazretleri derhal emir vererek bir komisyon kurdurmuş ve ekmek fiyatlarının artmasını önleyecek tedbirlerin alınmasını irade buyurmuştur."Bu minval üzere kurulan komisyon meseleyi görüşüp, tedbir almıştı. Padişah, o kadar gaileler arasında ekmek fiyatlarıyla da ilgilenmişti.
Bostan Çelebi Osmanlı velîlerinden olup Mevleviyye yolunun büyüklerindendir. Konya'da doğdu. Çelebi Hüsrev hazretlerinin sohbetlerinde yetişerek kemale geldi ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. 1631 (H.1040) yılında Konya'da vefât etti. Sohbetlerinde Mesnevi’den okurdu. Bir sohbetinde şunları anlattı:
Abdullah-i Ensâri hazretleri, evliyânın meşhûrlarından ve Hanbeli mezhebinin büyük fıkıh âlimlerindendir. Soyu, Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb-i Ensâri'ye dayanır. Bu sebeple "Ensâri" nisbesiyle tanınmıştır. 1005 (H.396)te Herat'ta doğdu. 1088 (H.481) senesinde vefât etti.
Rahmetullah Efendi Hanefi fıkıh âlimidir. Hindistan'da, 1231 (m. 1816)'da Delhi'de doğdu ve orada yetişti. Osmanlı Sultanı Abdülaziz Han kendisini İstanbul'a davet etti. Hıristiyanlara bir reddiye yazmasını istedi. İstanbul'da, Arapça "İzhâr-ül-hak" ve "Beyân-ül-hak" kitaplarını yazdı. 1306 (m. 1889)'da Mekke'de vefat etdi. Beyân-ül-hak kitabında buyuruyor ki:
Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.