Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.290.729
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
Biliyorsunuz hayatı muhteşem zaferlerle dolu olan Yavuz, genç yaşında küçücük bir çıbana boyun eğer. Son nefesini verirken Hasan Can yanındadır. Yavuz sorar:-Hasan bu ne hal?-Şimdi Allah ile olacak zamandır sultanım.-Ah be Hasan. Sen bunca zamandır, bizi kimle bilirdin? Yavuz'un konuşmaya mecâli yoktur. Mushaf-ı şerifi işaret eder. Hasan Can o berrak sesiyle Yasin-i Şerif'e başlar. Yine volkanlar coşar, sular akar. Sultanın yüzünde huzurun izleri hâlelenir. Sonra latif bir tebessüm yayılır. Koca sultan ayan beyan güler, belki de ilk kez böyle güler... "Nasıl bre?" Mısır seferine çıkacakları gün kayıkla Üsküdar'a geçerler. Nedendir bilinmez Sultan, yoldaşına takılır. "Hasan Can kahvaltı yaptın mı?"
Batı Akdeniz'e yıllarca hükmeden Turgut Reis, Tunus yakınlarındaki Cerbe adasını ele geçirerek kendisine üs yapmıştı. Preveze'de büyük bir mağlubiyete uğrayan Avrupalılar, bunun intikamını almak ve çok korktukları Turgut Reisi Batı Akdeniz'den uzaklaştırmak için kalabalık bir donanma ile 1560 yılı Mart ayının 2'sinde Cerbe adasına asker çıkardı. Aynı gün Turgut Reis durumu İstanbul'a bildirdi ve sayıca kalabalık düşman ordusuna karşı komanın zor olacağını, bu sebeple derhal adayı terkedeceğini bildirerek Trablus'a çekildi.
Ziyaeddin Makdisi hazretleri hadis âlimidir. 569 (m. 1173)'de Şam'da doğup, 643 (m. 1245)'de burada vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Molla Ma'rûf hazretleri, Kuzey Irak velilerindendir. 1761 (H.1175) târihinde Süleymâniye'ye bağlı Nûdi köyünde doğdu. Seyyid olup, soyu hazret-i Hüseyin'e ulaşır. Kâdiriyye yolu üzerineydi. Süleymâniye'de Câmiü'l-Kebir'de ders okuttu. Çok talebesi oldu. 1838 (H.1254) târihinde Süleymâniye'de vefât etti. Sivan Kabristanına defnedildi. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
İmâm-ı Âsım'ın yetiştiği Kûfe şehri, İslâmi ilimlerin okutulduğu ilim merkezlerinden biriydi. Burada, son sahabi Hz. Abdullah bin Ebi Evfâ'nın 705 yılında vefâtına kadar yüzlerce Eshâb-ı kirâm yaşadı. O yüksek ilim ve marifet sahibi insanların sohbetine kavuşup yetişen Tâbiinin büyük âlimlerinden biri de, Âsım bin Behdele hazretleriydi. Bu altın halkanın Kûfe'de yetiştirdiği büyük âlimlerin meşhûrlarından bazıları; Alkame bin Kays, Şüreyh bin el-Hâris, İbrâhim en-Nehai ve meşhûr mezheb imamımız İmâm-ı A'zam Ebû Hanife'dir.
Zamanın Şam valisi bir gün, Emeviyye Câmii'ne girdi. O sırada içerde Şam'ın büyük âlimi Şeyh Said el-Halebi, cemaate ders anlatıyordu. İbrahim Paşa gelip Şeyh Said'in yanına oturdu. Ayaklarını uzatmış olan Şeyh, valinin gelmesine rağmen hiç aldırış etmedi. Bu vaziyet valiyi çok kızdırdı ve hemen câmiden ayrıldı.Vali köşküne geldiğinde, dalkavuklar etrafını çevirerek onu şeyhe karşı kışkırtırlar. Onların sözlerinin tesirinde kalan vali, Şeyh'in hemen yakalanıp kendisine getirilmesini emreder. Fakat askerleri gönderdikten biraz sonra da, yaptığı bu işten pişman olur. Çünkü bu hareketinin, başına birçok gâileler açacağını düşünür ve o kararından vaz geçer. Kendi kendine, onu yakalatmak yerine, ona hediyeler göndermeyi düşünür.