Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.217.862

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Din Büyükleri, Veliler, Allah'ın Askerleridir

Bosnalı Ali Dede Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Bosna'nın Mostar kasabasında doğdu. 1598 (H.1007) yılında Sigetvar Kalesi yakınlarında vefât etti. Küçük yaşta İstanbul'a geldi. Devrin ulemâsından dersler aldı, ilmini ilerletti. Halvetiyye tarîkatı şeyhlerinden Bosnalı Bâlî Efendinin halîfesi Nûreddînzâde'ye bağlandı. Uzun sene hizmetinde bulundu. 1566'da Sigetvar Seferine katıldı. Bu seferde Kânûnî Sultan Süleymân Han vefât etmişti. Oraya padişah için bir türbe inşâ edildi. Ali Dede türbedârlığa getirildi. Türbenin yanına bir de zâviye yaptıran Ali Dede, "Türbe Şeyhi" ünvânıyla tanındı. Pekçok eseri olup bunlardan Risâle fî Beyânî Ricâli'l-Gayb ve Terbiyeü'l-Merâtib ve'l-Usûl eserini yazmaktan murâdını şu sözlerle ifâde etmektedir:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ümid Bekler

Bir gece Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi, fener hazırlatıp saraya gitti. Saraya varınca, kapıda bulunan görevliler içeri aldılar. Kanuni Sultan Süleyman Han'a durumu arzedilince, kendisini kabûl etti. Pâdişâhla uzun müddet sohbet ettikten sonra şu rüyâsını anlattı: "Bu gece Resûlullah efendimizi rüyâmda gördüm. Emir buyurdu ki: "Süleymân'a bizden selâm söyle; İslâmın düşmanlarıyla farz olan cihâdı niçin terk etti? Benim şefâatimden ümit bekler ve rızâmı almak isterse, İslâm askerini hazır bulundurup, İslâm düşmanlarını ihtar etmekten uzak durmasın!" Bunun üzerine Pâdişâh yerinden saygı ile kalkıp, şevkle ve gözleri yaşararak nimete şükür ettikten sonra; "Efendim, şimdi Peygamberlerin Sultânı bu tâkatsız ve güçsüz kölesine ismiyle zikr edip emir buyuruyorlar. Bu emre boyun eğmemiz gerekmez mi? Buna binlerce hamd olsun" deyip, gazâya gitmek üzere niyet etti. Ertesi gün Zigetvar seferine gitmek üzere hazırlıklar yapıldı. Ordu, İslâmın düşmanlarıyla cihâd etmek üzere yola çıktı.Kânûni Sultan Süleymân bu sefere katılıp, orada vefât etti. Şehid olmak sûretiyle Resûlullah efendimizin muhabbetine lâyık oldu. Kânûni'nin Zigetvar seferine, Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi de katılmıştı. Sultan Selim'in İstanbul'da tahta çıkıp Belgrat'ta orduyu ve babası Kânûni'nin cenâzesini karşılamasından sonra, cenâze, Muslihuddin Efendi ve yanındaki dört yüz kişiye teslim edilip İstanbul'a gönderildi

Vehbi Tülek

73 - Gururdan Kaçinmak...

Vehbi Tülek

Kenan Bey

Vehbi Tülek

3 - İstanbul'un Fethi (manzum Hikaye)

Vehbi Tülek

Yıl bin dört yüz elli üç, mevsim bahar, ay Nisan
Geldi Bizans önüne genç Padişah Mehmed Han
İstanbul önlerinde kurdu karargahını
Ümit ve iştiyakla sürüyordu atını

PiyÂle Paşa Ve Malta Seferi

Vehbi Tülek

O SÂhibine Teslim Oldu

Vehbi Tülek

Kendi Re’yimizle İş Yapmayiz

Vehbi Tülek

Rüstem Paşa Ve Şeyh Burhaneddin

Vehbi Tülek

Osmanli Askeri Ve Papazlar

Vehbi Tülek

Size İtaat Ettik Ve Uyduk

Vehbi Tülek

HilÂfeti HÂiz Olan Türkler

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Pişmanlık Içinde Olan Insanlara Ne Mutlu!

Ebû Muhammed Serrâc hazretleri evliyadan olup hadis ve fıkıh âlimidir. 1026 (H.417) senesinde Bağdat'ta doğdu, 1106 (H.500) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Bağdâd'ın meşhûr âlimlerinden akli ve nakli ilimleri tahsil etti. Kırâat, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yüksek derecesi yanında edebi sanatlarda da yüksek bir şâir olan Ebû Muhammed Serrâc birçok kıymetli eser yazdı.

Bir başka sohbetinde de Sehl bin Abdullah-ı Tüstüri hazretlerinin şöyle naklettiğini buyurdu:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Güzel Ahlakın Alametleri

Vehbi Tülek

Hüseyn Vâiz-i Kâşifi hazretleri Timûroğulları hükümdarlarından Sultan Hüseyin Baykara zamanında Herât'ta yetişen Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. 910 [m. 1505] da orada vefat etti. Çok kitap yazdı. Vâiz-i Kâşifi yazdığı Ahlâk-ı Muhsini adlı eserinde buyuruyor ki:

Kuşlara Yem Veren Mecûsî

Vehbi Tülek

Hocasına Saygısızlık Edene Tövbe Yoktur!

Vehbi Tülek

Ebû Ali Dekkâk hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Horasan'da Nişâbur'da doğdu. Ebü'l-Kâsım Nasrabâdi'nin feyiz ve bereketleriyle kemâle gelip olgunlaştı. İcâzet aldı. Evliyânın büyüklerinden Ebû Ali Fârmedi hazretleri ile görüşürlerdi. 1014 (H.405) senesinde Nişabur'da vefât etti.

Arş’ın Gölgesinde Gölgelenenler.

Vehbi Tülek

Muhammed Urre

Vehbi Tülek

Yediklerinin Nereden Geldiğine Dikkat Et!

Vehbi Tülek

Mehmed Emîn Tokâdî

Vehbi Tülek

Geceyi Ibâdetle Gündüzü Oruçla Geçirirdi

Vehbi Tülek

Haram Yiyenin Duâsı Kabul Olmaz

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Ayyaşin Sonu

Allah Diyen Genç

Arafatta Görüşürüz

Firkateyne Bininiz

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek

Delik Kova

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Firkateyne Bininiz

Vehbi Tülek