Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.716
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
19. yüzyıl sonlarında dünyanın çeşitli memleketlerinde düzenlenen milletlerarası fuarlar, o devirdeki devletler için kendilerini tanıtma fırsatı sunuyordu. Bu sebeple, Osmanlı Padişahı Sultan II. Adülhamid Han, bu fuarlarda Osmanlı Devletinin temsil edilmesine çok önem veriyordu.1893 senesinde Amerika Birleşik Devletleri Hükûmeti, Sultan Abdülhamid'e özel bir heyet göndererek, Kristof Kolomb'un Amerika kıtasını keşfinin 400. Yıldönümü dolayısıyla Chicago'da düzenlenecek milletlerarası fuara Osmanlı Devletini de davet etmişti. Osmanlı Hükûmeti, bu fuara Hakkı Paşa başkanlığından bir heyetle katıldı. Fuar alanının, Osmanlı Devletine ayrılan bölümünde örnek bir Anadolu köyü kurulmuş ve burada el sanatları sergilenmişti. Aynı günlerde Amerika'da yaşayan bazı Suriye'li Arabların, turistik maksatlı sema gösterisi yapması, Amerika'daki Osmanlı Büyükelçisinin protestosuna sebep oldu.
Özdemir Bey, Mısır'daki Memlûk Türk beylerindendi. Yavuz tarafından Mısır'ın Osmanlı idaresine geçmesiyle o da Osmanlı ordusuna katıldı ve vali Süleyman Paşa'nın hizmetinde Sancak Beyi (Tümgeneral) rütbesine yükseldi. Bu vazifedeyken, 1541 senesinde emrindeki kuvvetlerle güneye ilerleyerek önce Sudan, sonra Habeşistan, Eritre, Somali topraklarını fethetti. Bu ülkelerin kralları Osmanlı tâbiyetini tanıdılar. Buraların ahalisi putperest idi. İslamiyeti bu insanlara ilk tanıtan Özdemir Paşa oldu. Kısa bir zaman içinde, bazı hristiyan Habeş kabileleri dışında bu memleketlerin ahalisi tamamen Müslüman oldu.Özdemir Paşa'nın bu başarıları padişaha kadar ulaştı. Kanuni Sultan Süleyman Han, onu İstanbul'a davet ederek görüşmek istedi. Sevimli, zeki, konuşkan ve yüksek bir terbiye ve edeb sahibi olan Özdemir Paşa'yı çok sevdi ve ona Beylerbeyi (Orgeneral) rütbesini verdi. Bir süre İstanbul'da kalan Paşa, bu zaman zarfında padişah ile bir çok defa, hem de bir dost muamelesi görerek sohbet etti. Kanuni'ye, Afrika'nın stratejik önemini, buralarda Portekiz donanmasının görülmeye başladığını, eğer Osmanlı devleti olmazsa, hristiyanlığın yayılabile ceğini padişaha anlattı. Kanuni de onu "Habeşistan Beylerbeyi" tayin ederek tekrar Afrika'ya gönderdi. Böylece Afrika'da yeni bir Osmanlı eyaleti kuruluyordu.
Peygamber Efendimizin dünyaya geldiği yıllarda İran Sasani İmparatorluğunun başında hükümdar olarak Nuşirevan vardır. Asıl ismi "Hüsrev"dir. Bu zat adaletiyle ün yapmıştır. Sadece İranlılar değil komşu ülke insanları dahi onun adaletine hayran kalmışlardır. Kırk sekiz sene hükümdarlık yapmıştır...
Muhammed bin Hüseyn Ezdî hazretleri hadis hafızıdır. Musul'da doğdu, sonra Bağdat'a giderek zamanın meşhur âlimlerinden hadis ilmi tahsil etti. Sonra tekrar Musul'a dönerek burada talebe yetiştirdi. 374 (m. 985)’de orada vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Kadı Hüseyin Diyarbekri hazretleri Osmanlı fıkıh âlimlerindendir. Diyarbakır'da doğdu. Medrese tahsilini burada yaptıktan sonra Mekke kadılığına tayin edildi. 990'da (m. 1582) Mekke'de vefat etti. Bu mübarek zat, bir dersinde şöyle buyurdu:
Şeyh Sadi-i Şirazi, Bostan ve Gülistan kitabında şöyle nakleder: Bir yere konmuş kervandan birisinin bir çocuğu kayboldu. Adamcağız geceleyin kafile içinde döndü, dolaştı. Her çadırdan sordu, her tarafa koştu. Nihayet gecenin karanlığı içinde, gözünün nurunu buldu. Çocuğu aldı, getirdi. Kervan halkı ile konuşmağa başladı.
- Çocuğu nasıl oldu da, buldun?
- Önüme kim çıktı ise, kime rastgeldimse çocuğum budur diye onu tetkike başladım. İşte bu surette buldum.
Ey aziz, işte bundan dolayıdır ki, velilere rastgelmek isteyen gönül sahipleri, herkesi veli kabul ederler. Bunlar bir gönül için birçok yükleri götürür. Bir gül için birçok diken acısını çekerler.