Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.649.053

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yağmur, Ekine Önce Mi Sonra Mı Faydalı Olur?

Feyzullah Feyzî Efendi Osmanlı şeyhülislâmlarının kırkyedincisidir. 1040 (m. 1630) senesinde İstanbul’da doğdu. Zamanın âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil edip, kısa sürede ilmî üstünlüğe ulaştı. Müderrislik, İstanbul kadılığı, Anadolu, Rumeli kadıaskerliğinden sonra 1101 (m. 1689) senesinde şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1110 (m. 1698) senesinde İstanbul’da vefât etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Canli Kuzu

Bazı tarihçilerin, kerametlerini yazdıkları Sultan I. Mustafa Han, bir gün sarayın bahçe sinde gezerken bostancıbaşıyı yanına çağırdı. İleride bir tümseği göstererek:"Şu tümseği kaz. Altında canlı bir kuzu bulacaksın. Onu al ve bana getir" dedi. Buna şaşıran bostancıbaşı çekingen davrandı. Padişah emrinde ısrar etti ve:"Bre, tümseği kaz dedik, emrimiz niçin dinlenmez?" deyince bostancıbaşı hemen kazma kürek bulup, istemeye istemeye orayı kazdı. Biraz sonra gördüğü şey karşısında şaşırıp kaldı. Toprağın altından, gerçekten de nazlı nazlı bakan canlı bir kuzu çıktı. Şaşkın lıktan kurtulmaya çalışarak kuzuyu kucağına aldı ve Padişaha getirdi. Sultan kuzuyu bir müddet okşadıktan sonra bostancıbaşıya vererek, "Al bunu besle" dedi.

Vehbi Tülek

İpek Tüccarlari

Vehbi Tülek

Sultan Ahmedin Rüyasi

Vehbi Tülek

54 - Taziya Muska

Vehbi Tülek

Sultan Bayezid, şehzadeliği sırasında ava olan merakından dolayı cins tazılar besletirmiş. Maiyetinde bulunan sipahilerden birisi, şehzadenin gözüne girmek için cins bir tazı alır. Fakat ne talim yaptırdıysa, ne kadar uğraşdıysa nafile. Sipahinin tazısı bir türlü Şehzade Bayezid'in tazılarının hızına ve çevikliğine ulaşamaz.

Çomar Bölükbaşi

Vehbi Tülek

72 - Kanunlar Yürüdükçe Devlet Zeval Bulmaz

Vehbi Tülek

Hayirsiz Ve Bahtsiz İsem

Vehbi Tülek

Protestanliğin Kurucusu Martin Luther Osmanli Ajanimiydi?

Vehbi Tülek

Asil Ruh

Vehbi Tülek

Kadi’larin Maaşlari Az Olmamali!

Vehbi Tülek

Ancak İstanbul Kadisi Olursun

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Tabiînin Büyüklerinden Bekr Bin Abdullah

Bekr bin Abdullah el-Müzeni; Enes bin Mâlik, İbn-i Abbâs, İbn-i Ömer, Mugire bin Şû'be, Ebû Râfi es-Sâığ, Hasan el-Basri, Hamza, Urve bin Mugire bin Şû'be, Ebû Temime el-Huceymi ve diğer Eshâb-ı kirâmın sohbetlerinde yetişti. Dünyâya düşkün olmayan, haram ve şüphelilerden çok sakınan bu mübarek zat, yaşlı birini görünce, "Bu benden daha hayırlı, daha iyidir. Çünkü o, yaşça benden büyüktür. Bu sebeple, daha fazla ibâdet yapmıştır" derdi. Bir genci gördüğü zaman ise, "Ben ondan daha fazla günâh işledim. O ise, yaşı küçük olması sebebiyle, daha az günâh işlemiştir" derdi...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Anaya, Babaya Itaat Ve Ihsân Etmelidir

Vehbi Tülek

Ma’rûf Nerkisecârî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1863 (H.1280) târihinde Kuzey Irak’ta Nerkisecâr’da doğdu. Halebçe’de Câmi-i Kebîr’de Şeyh Mahmûd Müftî'den okudu ve icâzet aldı. Sonra Biyâre’de Şeyh Ömer Ziyâüddîn hazretlerine talebe olup mânevî terbiyesi altına girdi. 1912 (H.1331) târihinde Süleymâniye'de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Ali Cürcânî

Vehbi Tülek

Âlim, Şeytana Karşı Daha Güçlüdür!

Vehbi Tülek

Mustafa Kabûli Efendi Edirne velilerinden ve Rufâi tarikatı büyüklerindendir. 1712 (H.1124) yılında Edirne'de vefât etti. İyi bir tahsil ve terbiye gördü. Edirne'de mahkeme başkâtibi olarak vazife yaptı. Kabûli hazretlerinin bu muhiblerine, sevenlerine söylediği sözlerden birkaçı şöyledir:

Mecdüddin Ahmed Bin Ömer

Vehbi Tülek

Mâlik Bin Dînâr

Vehbi Tülek

O Gâzilerle Harp Etmek Akıllıca Bir Iş Değildir

Vehbi Tülek

Onlar, Halk Arasında Hakk Ile Olurlar

Vehbi Tülek

Zinâ Eden Bir Kimse, Puta Tapan Gibidir!

Vehbi Tülek

başkasının Zararına Sevinme!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Derdi Olan Neylesin?

Allah Haramdan Kaçani Korur

Arafatta Görüşürüz

Ayyaşin Sonu

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Anzakli Ömer

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Bize Teveccüh Edin

Vehbi Tülek