Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.830.726

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Beş Şey Vardır Ki Katı Kalplere Ilaç Olur

Ebû Rebâh Dücânî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmet sâhibi velîlerdendir. 1809 (H.1224) senesinde, günümüzde İsrail’de bulunan Yafa'ya bağlı Beyt-i Dücan köyünde doğdu. İlk tahsilinden sonra amcası Şeyh Selîm Dücânî ile Yafa'ya gitti. Yafa'da amcasından ve birçok âlimden ilim öğrendi. Bütün dînî ilimler ve tasavvuf yolunda icâzet aldı. 1877 (H. 1294) senesinde Yafa'da vefât etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

31 - Mezzomorto Hüseyin Paşa

Sakız adasının düşman eline geçmesi, Osmanlı devleti ileri gelenleri arasında büyük bir teessüre sebep oldu. Padişah II. Ahmet Han, adanın düştüğünü haber alınca çok üzüldü:-Yâ Rabbi, ben ne günah işledim de bunu bana reva gördün? Diye ağlamıştı. Ayrıca sefer için Belgrad'da bulunan Veziriazam Sürmeli Ali Paşa'ya:-"Madem ki Sakız düşman elindedir, bütün Macaristan'ı fethetsen makbulüm değildir." Diye haber göndererek, derhal Sakız üzerine sefere çıkılmasını emretti. Ordu hemen İstanbul'a hareket etti. İstanbul'a geldiği zaman da:-"Ordu ahvali derunum yaktı. Teshiri muradımdır. Paşalarla görüşüp ne yapmak lazım ise bildir. Bu kış Sakız adası istirdad edilmezse, bütün gemi kaptanlarını katlederim." Diye kesin emirler verdi.

Vehbi Tülek

Herkes Yediğini Gönderir

Vehbi Tülek

Yahya Ağa

Vehbi Tülek

25 - Senin Nasibin Diyar-i Rum'dadir

Vehbi Tülek

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

58 - Sultan Murad'in Hayreti

Vehbi Tülek

Yüzbaşi Şevket

Vehbi Tülek

Kayip Saat

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufi Sapiklari

Vehbi Tülek

Osmanli Sultanlarinin Yüksek Dereceleri

Vehbi Tülek

Yedi-sekiz Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Bağdad Gibi Yüz Kaleye Değerdin

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hatim Okunan Yere Rahmet Yağar

İsâ ibn-i Verdân el-Medeni hazretleri "Kırâat-ı aşere" imamlarından Ebû Ca'fer el-Kâri'nin meşhur iki râvisinden biridir. Medine'de doğdu ve orada yaşadı. Kıraat ilmini Ca'fer el-Kâri ve "Kurrâ-i seb'a"dan Nâfi bin Abdurrahman'dan tahsil etti. Kendisinden arz yoluyla Vâkıdi gibi âlimler kıraat okudular. İbn-i Verdân 160 (777)'da vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Necîbüddîn-i Şîrâzî

Vehbi Tülek

Necibüddin-i Ali Şirâzi hazretleri, İran'da yaşamış olan büyük velilerdendir. Şirâz'da doğdu. Bir mürşid aramak için seyahate çıktı. Bağdât'a uğradı. Şihâbüddin-i Sühreverdi hazretlerini tanıdı. Şihâbüddin hazretleri onu talebelerinin arasına aldı. Necibüddin Ali, hocasının feyz ve bereketleri ile birkaç sene içinde yetişip velilik yolunda kemâl mertebesine ulaştı. Hocası tarafından mezun edilip, insanlara doğru yolu gösterip, onlara feyz ve bereket sunmak üzere memleketi olan Şirâz'a gönderildi. 1279 (H.678) târihinde Şirâz'da vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Ubeyde Bin Muhâcir Hazretlerinin Annesi

Vehbi Tülek

Bü­yük Mu­ta­sav­vıf Ebû A­li Rodbârî

Vehbi Tülek

Bü­yük ve­li Ebû Ali Rod­bâ­ri, uzun müd­det Cü­neyd-i Bağ­dâ­di'nin hiz­me­tin­de ve soh­bet­le­rin­de bu­lu­na­rak ta­sav­vuf yo­lun­da iler­le­di. Bü­tün Bağ­dât­lı­lar onun üs­tün­lü­ğü­nü bi­lir, fa­zi­let­le­ri­ni an­la­tır­lar­dı. Ebû Ali Kâ­tib di­yor ki: "Ben, İs­lâ­mi­ye­ti iyi bil­mek­te ve ta­sav­vu­fun yük­sek de­re­ce­le­ri­ne ka­vuş­mak­ta Ebû Ali Rod­bâ­ri gi­bi bi­ri­ni gör­me­dim."

Şeyh Sinân Efendi

Vehbi Tülek

Yahûdî âlimi Mahyerîk

Vehbi Tülek

Salankamen Şehidi Fazıl Mustafa Paşa

Vehbi Tülek

Fıkıh âlimi Arabî Feştâlî

Vehbi Tülek

Yûsuf Sinâneddîn Sîneçâk

Vehbi Tülek

Kibrin Alâmetlerini Bilmek Lâzımdır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Hâce Ali Şirgâhi, Şâh Şücâ Kirmâni'nin türbesinin yanında fakirleri davet eder, yemek verirdi. Böyle bir gün; "Yâ Rabbi! Bir misâfir gönder!" dedi. Âniden bir köpek geldi. Hâce Ali köpeği kovaladı. Köpek kaçtı. Sonra Şâh'ın kabrinden bir ses geldi:
"Misâfir istiyordun. Gönderdik, kovdun." dedi. Derhal kalktı, dışarı koştu. Köpeği aradı bulamadı. Şehrin dışına gitti. Köpeği orada bir ağacın altında yatıyor halde buldu. Yemeği onun önüne koydu. Köpek yemeğe dönüp bakmadı. Hâce Ali utandı ve istigfâra başladı. Tövbe etti. Köpek dile gelip;
"Ey Hâce Ali, şimdi iyi ettin. Misâfir çağırıp kovmak ne demektir. Dikkatli ol! Eğer Şâh Şücâ orada olmasaydı, göreceğini görmüştün, bütün haller senden alınırdı." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Abdullah-i EnsÂrî

Her Şeyi Göze Almıştı!

Alabilirsen Al

Abayi Yakmak

Allah'ın Emaneti

At Hirsizi

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek