Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.193
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
İran'a açtığı seferde Sivas'a doğru yol almakta iken, yaşlı bir çoban koşarak Yavuz'un huzuruna geldi ve:
- Sulağımıza hoş geldin Sultanım! Görüyorum ki yorgunsun, açsın. Bu fakire misafir olursan gönül alırsın, dedi
Sakız Adasını Venedikliler yeniden istilâ etmişler, oradaki müslüman halka eziyet ve işkencelerde bulunmuşlardı. Bunlara karşı Mezomorto HüseyinPaşa komutasında bir donanma gönderildi. Bu donanma Sakız'ı almak üzere savaşa girdi. Osmanlı yiğitleri Sakız'da çarpıştıkları bir sırada, Nasûhi Efendi, Üsküdar'daki dergâhında kırk gün süren bir halvete çekildi. Kimsenin olmadığı bir odada Allahü teâlâyı zikreder, oruç tutar, namaz kılar, Kur'ân-ı kerim okuyarak ibâdet ederdi. Bir gün yakın dostlarına; "Elhamdülillah Sakız Adası ehl-i İslâma nasib oldu." buyurdu. Yakın dostları bugünün târihini bir yere kaydettiler. Birkaç gün sonra fetih haberi duyuldu. Aylar sonra Sakız Adasının fethine katılan gâzilerden bâzıları Nasûhi Efendinin dergâhına ziyârete geldiler. Adanın fethi sırasında, Venediklilere karşı elinde kılıç olduğu halde asker kıyâfetinde olmayan pekçok yiğitle birlikte Nasûhi Efendiyi çarpışır gördüklerini söylediler. Adanın fetholunduğu günü bildirdiler. Talebeler daha önce kaydettikleri târihle karşılaştırdıkla rında bunun, bildirilen güne rastladığını hayretle müşâhede ettiler.
Cüneyd-i Bağdâdi hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Tasavvuf ehlinin çok tanınmışlarından olup, "Seyyid-üt-Tâife" denmekle meşhûrdur. Künyesi, Ebü'l-Kâsım'dır. Bu mübarek zat 822 (H.207)'de Nehâvend'de doğdu. Bağdat'ta büyüdü ve orada yaşadı. 911 (H. 298) senesinde vefât etti.
Bir kimse Cüneyd-i Bağdâdi'den duâ istediğinde şöyle duâ ederdi:
Ebü'l-Velid İbnü'd-Debbâğ hazretleri hadis hafızıdır. Endülüs'te (İspanya) Belensiye'nin (Valencia) köylerinden Ünde'de (Onda) doğdu, sonra Mürsiye'ye (Murcia) yerleşti. Burada meşhur âlimlerden hadis ilmi tahsil etti ve hafızlık derecesine yükseldi. 546 (m. 1151) Dâniye'de (Denia) vefat etti. Şu hadis-i şerifleri nakletti:
Yahyâ Efendi, İstanbul'da yetişen büyük velilerdendir. 1494 (H.900) senesinde Trabzon'da doğdu. Kânûni Sultan Süleymân da Trabzon'da aynı sene aynı haftada doğdu. Kânûni dünyâya geldiğinde, annesi Âişe Hafsa Sultanın sütü kesilmişti. Bunun üzerine Kânûni'yi Yahyâ Efendinin annesi emzirdi. Kânûni ile süt kardeşi oldular. Kânûni Sultan Süleymân, padişah olunca, ona çok yakın alâka gösterdi. Çok hürmet edip, işlerinde onunla istişare ederdi. Birlikte çok menkıbeleri vardır.
Yahyâ Efendi 1569 (H.977) senesinde İstanbul'da vefât etti. Kabr-i şerifi, Beşiktaş ile Ortaköy arasında yaptırdığı ve kendi adıyla anılan câminin yanında olup, ziyâret mahallidir.
Yahyâ Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatır: ıki atlı arkadaş yola çıkmışlar. Fakat birisi âmâ imiş. Giderlerken âmâ olan şahıs, kamçısını düşürmüş. Fakat arkadaşına itimad edemediği için, yerden almasını söylememiş, inmiş atından el yordamıyla kamçıyı aramış. Derken, kendi kamçısını bulamamış ama eline ondan daha güzel yumuşak bir şey geçmiş. Bu kamçı daha güzelmiş diyerek alıp atına binmiş. Fakat o kamçı diye bulup aldığı, gecenin soğuğundan hareketsiz duran bir yılanmış. Derken biraz sonra hayli ilerlemiş olan arkadaşına yetişmiş. Arkadaşı sormuş