İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.880
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Sultan İkinci Bâyezid Han, Bâyezid Câmiini yaptırınca, bir Cumâ günü câminin açılışı için geldi ve Baba Yûsuf Sivrihisâri'yi de dâvet etti. Baba Yûsuf Sivrihisâri, namazdan sonra kürsüye çıkıp vâz etmeye başladı. Tesirli vâzıyla, Pâdişâh ve câmide bulunan cemâat ağlamaya başladı ve bu ağlama ile câmi inledi. Câminin açılışını seyretmek için gelip, dışarıda bekleyen üç hıristiyan, Baba Yûsuf hazretlerinin tesirli sözlerinden ve cemâatin topluca ağlamasından çok etkilenmişlerdi. Bu üç hıristiyan, müslüman olmaya karar verdiler. Hemen câmiye girip, Baba Yûsuf Sivrihisâri'nin huzûrunda müslüman oldular. Bu hâdiseyi gören Sultan İkinci Bâyezid Han, yaptırdığı Bâyezid Câmiinin ilk açılışında böyle bir hâdisenin vukû bulmasından dolayı çok sevindi. Sonra bunlara pek çok para ve mal hediye etti. Ayrıca vezirlerinin de vermelerini söyledi. Böylece müslüman olmakla şereflenen üç kişi, dünya ve âhiret saâdetine kavuştular.
Sultan İkinci Osman Hanın Sadrazamı olan Hüseyin Paşa, Lehistan Seferinde bulundu. İkinci Osman vakası sırasında Dilaver Paşanın ocaklılar tarafından öldürülmesi üzerine Veziriâzamlığa getirildi. Ancak isyan giderek büyüdü. Sultan Osman, Üsküdar'a geçip Bursa ya gitmek istediyse de Hüseyin Paşa ile Bostanbaşı bunu uygun bulmadılar ve Pâdişâhın Ağa Kapısına gitmesini istediler. Hüseyin Paşa Şehzâdebaşı'ndaki yeniçerileri iknâ ederek Sultan Osman'ı Ağa Kapısına götürdü. Ancak Sultan Osman, Ağa Kapısından alınıp Orta Câmiye götürüldüğü esnâda Hüseyin Paşayı yakalayan âsi yeniçeriler derhal öldürdüler. O ölüm anında; "Yoldaşlar, pâdişâhınız Ocağınıza sığındı, mürüvvet sizindir, pâdişâhınızı bu hakârete lâyık görmeyin!" diye yalvardı.Sultan İkinci Osman Han Yeni Odalara getirildiği sırada yolda Hüseyin Paşanın cesedini görünce ağlayarak; "Bu mazlum bi-günâh idi. Her zaman bana kul hakkında iyilik söylerdi. Bunun sözünü dinleseydim başıma bu işler gelmezdi!" demiştir.Hüseyin Paşa Beşiktaş'ta Yahyâ Efendi Türbesi mezarlığına defnedildi. Paşanın memleketi Ohri'de pekçok hayırlı eserleri mevcuttur. Ayrıca Çırağan Sarayının bulunduğu yerde bir mevlevihâne yaptırmıştır.
Süleymân Rüşdi Efendi, Aydın taraflarında yetişen büyük velilerdendir. Nâzilli'nin Karamullu köyünde doğdu. Önceleri, Karamullu köyünün efesi idi. Halk kendisinden çok korkardı. Daha sonra, Nâzilli'de Mehmed Zühdi Efendi'yi görüp, ona talebe oldu. Mehmed Zühdi Efendi'nin yanında kemâle eren Süleymân Rüşdi Efendi, çok yüksek mertebelere kavuştu. Efelik zamânında kullandığı bıçağını, palasını ve tüfeğini, oturduğu odanın duvarına astı. Kendisine bağlı efeleri de ona talebe oldular. 1834 (H.1250) senesinde Nâzilli'de vefât etti.
Süleymân Rüşdi Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Hazret-i Ömer (radıyallahü teâlâ anh), Peygamber efendimizin ikinci halifesi ve kayınpederidir. Hafsa validemiz onun kızıdır. Hayatta iken Cennet ile müjdelenmiş on kişiden ikincisi olup, Hazret-i Ebu Bekir'den sonra Eshab-ı kiramın en büyüğüdür. Çok âdil, abid, çok merhametli, aşağı gönüllü bir zat idi...
Mehmed Emin Tokâdi hazretleri İstanbul evliyâsının büyüklerindendir. 1664 (H.1075) târihinde Tokat'ta doğdu. Kabr-i şerifi, Unkapanı'na inen cadde ile Zeyrek Yokuşu'nun kesiştiği tepe üzerinde, Soğukkuyu Piri Paşa Medresesi kabristanındadır. Kendisini vesile ederek, kabri başında yapılan duâ müstecâbdır, makbûldür...
İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlernin arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman A'meş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti. Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı.
Adam öfkeyle:
-Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı. Fakat bir cevap alamadı.
A'meş'in kızı babasına:
-Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi:
-Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi.