Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.541.350
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Fatih Sultan Mehmed'in sadrazamlarından Mahmut Paşa da, tarihimizde cömertliği ile ünlüydü. Mahmutpaşa Çarşısı, bu çarşının üstündeki zarif cami, ayrıca İstanbul'dan başka Ankara, Bursa, Edirne ve Sofya'daki birçok vakıf eser, onun adını günümüzde de yaşatmaktadır.Her vesile ile yoksullara yardım etmekten zevk alan Mahmut Paşa, Ramazan ayı geldiğinde kesenin ağzını büsbütün açardı. Ele konağında verdiği iftar ziyafetleri dillere destandı. Buradaki ziyafetin, başka zengin evlerinde rastlanmayan bir özelliği olduğu için... Onun sofrasında oruç açanlar, her akşam mutlaka ikram edilen nohutlu pilavın gelmesini dört gözle beklerlerdi. Dişlerine takılma ihtimali olan sert bir nesneyi yakalama ümidiyle... Çünki, Paşa, kazanlarda pilav pişirilirken, içine altınlar attırırdı. İşte bu olay, hâlâ herkesin bildiği ve kullandığı bir atasözümüzün doğmasına sebep oldu: "Kısmetinde olanın kaşığına çıkar."
Girit savaşları yirmi yıldan beri sürüp gidiyordu. Osmanlı devletinin duraklama devrin de, Venedik hakimiyetindeki bu adaya, anlamsız bir sefer düzenlenmiş ve çok pahalıya mal olmuştu. On binlerce Türk evladının hayatına mal olan bu savaşlar, Kandiye kalesinde düğüm lenip kalmıştı. Bu, gayet müstahkem ve denizde de yardım alabilen kaleyi düşürebilirsek, savaşlar fiilen sona erecek, bu suretle adanın fethi tamamlanmış olacaktı. Fakat Osmanlı orduları Avusturya savaşları ile meşgul oldukları için Girit'e yardım yapılamıyor, asker ve cephane gönderilemiyordu.
Uhud Harbine gidiliyordu... Resûlullah Efendimiz, (sallallahü aleyhi ve sellem) o sabah "Rüyada, meleklerin Hamza'yı yıkadıklarını gördüm" diye buyurdu. Uhud bölgesine varıldı, orduya savaş düzeni verildi. Kureyş'in birinci bayraktarı Talha bin Ebi Talha, Hazreti Ali tarafından, ikinci bayraktarı Osman bin Ebi Talha da Hazreti Hamza tarafından öldürüldü...
İsmâil Fakirullah hazretleri, Anadolu'da yetişen büyük velilerden. Erzurumlu İbrâhim Hakkı hazretlerinin hocasıdır. İsmi, İsmâil, babasınınki Kâsım'dır. Fakirullah diye tanınır. 1656 (H.1067) senesinde Siirt'in Tillo kasabasında dünyâya geldi. Dedesi Molla Abdülcemâl, Peygamber efendimizin amcası Hazret-i Abbâs'ın torunlarındandır. Zâhiri ilimlerde âlim olup Tillo'da müderristi. Oğlu Mevlânâ Kâsım'ı yetiştirerek âlim olmasına vesile oldu. Mevlânâ Kâsım da oğlu İsmail'i küçük yaşta yetiştirmeye, ilim öğretmeye başladı...
Ahizâde Hüseyin Efendi rahmetullahi aleyh, Osmanlı şeyhülislâmlarının yirmisekizincisidir. 980 (m. 1572) senesinde İstanbul'da doğdu. 1043 (m. 1633) senesinde deniz yolu ile hacca giderken, yolda vefât etti ve deniz kenarına defnedildi. Bu mübarek zat buyurdu ki:
Nureddin Cerrahi, çocukluğundan beri anasına karşı büyük bir sevgiyle doluymuş. Hem ne türlü, âdeta aşka benzer bir sevgiymiş bu! Büyüyüp geliştiği zaman Nureddin Cerrahi'yi anası irşad etmiş. Nureddin Cerrahi, doğumundan dört yüz yıl evvel müjdelendiği gibi, İbrahim Düssuki'nin sırrını taşıyan olgun, dolgun bir insan olarak âlem halkı içinde parladıktan bir süre sonra, anasının huzuruna vararak - Bana izin verde hacca gideyim. Şeriatın bana farz kıldığı görevimi yapayım" demiş. Annesi bu isteği yerinde görmüş, genç Nureddin de hazırlıklara başlamış. Lazım olan parayı tedarik ettikten sonra bir gün anacığına veda ederek, evden hacca götürecek olan kervanın sahibine giderken yolda iki gözü iki çeşme sel sel ağlayan bir adam görmüş.