Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.367
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Vaktiyle ticâri izin kâğıdını kaybeden bir denizci yeniden çıkartmak için ilgili merciye mürâcaat etmiş. Me'mur sormuş:
"Adın ne? "Kara Ali. "Memleketin? "Karabiga."Nereden geliyorsun? "Karadeniz'den. "Yükün? "Kara boya. "Nereye gideceksin? --Karamürsel'e. "Dönüşte uğrayacak mısın? "Hayır. Orada gemiyi karaya çekeceğim. "Eee?... "İş ortağım Karaman'dan Karadağoğlu Kara Mustafa'yla buluştuktan sonra kararlaştır dığımız üzre gemiyi ona havâle edeceğim ve karadan Mekke-i Mükerreme'ye Kara örtülü Beytullah'a yüz sürmeye gideceğim. "İnşâllah oradan yüz aklığıyla dönersin! "Orasını kara toprağa gömüldükten sonra kararımızı verecek olan bilir. Memur artık dayanamamış ve; "Zift mi kesildin be adam, demiş
Sadrazam Yeğen Mehmed Paşa ordusuyla İstanbul'dan sefere çıkmadan önce hocası Mehmed Emin Tokadi hazretlerinin huzuruna gidip duasını aldı. Hocası onu kucaklayıp bağrına basarak bir müddet öyle tuttu. Sonra da gözyaşları içinde, zafer kazanmaları için dua etti. Fatiha-yı şerif okudu. Yeğen Mehmed Paşa, sohbetlerinden çok istifade ettiği, kalbi ne hizmet ve cihad aşkını yerleştiren hocasından dua aldıktan sonra sefer hazırlıklarını tamamladı. Sonra emrindeki ordu ile Avusturya seferine çıktı.
Ankaralı Mehmed Emin Efendi 56. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1028'de (m. 1619) Ankara'da doğdu. Ankara Müftüsü Kırşehirli Mehmed Efendi'nin hizmetinde bulunarak ondan ilim tahsil etti. Sonra İstanbul'a gelerek müderrislik, kadılık, önce Anadolu, sonra da Rumeli kadıaskerliği yaptı. Nihayet Şeyhülislâmlığa getirildi. 1098'de (m. 1687) vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Dâvûd-i Kayseri hazretleri, Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde yetişen âlim ve velilerdendir. 1258 (H.656) veya 1261 (H.659) senelerinde doğduğu tahmin edilmektedir. Kayseri'de doğmuştur...
Ali bin Akil el-Bağdâdi hazretleri Bağdad'da yetişen fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 431 (m. 1040)'da doğdu. 513 (m. 1119)'da vefât etti. "Nebzetün min Füsûl-il-âdâb ve mekârim-ül-ahlâk" isimli eserinde buyuruyor ki:
"Abayı yakmak." Bu tâbir mecâzen, "birine âşık olmak, tutulmak, gönül vermek" gibi mânâlar ihtivâ eder. Dervişler arasında birilerinin aşkının büyüklüğünden bahsedilecekse eskiden, "Ooo! Abası hayli yanıktır!" gibi ifadeler kullanılırmış.Eski tekke mimarimizin kompleksi içinde; bir mescid veya câmi, ortada şadırvanı olan bir avlu ve avluyu çevreleyen derviş hücreleri, büyükçe bir dershâne, mutfak, kiler, ambar v.s. bulunduğu bilinmektedir. Bilhassa kış aylarında dershânenin ocağı harlı ateşle yakılarak dervişânın burada toplanmaları sağlanır, böylece hem iktisat yapılmış, hem de uzun saatler mürşidden istifade ve istifâza etmeleri temin edilirmiş.