Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.815
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Cem Sultan Papanın elinde esir iken, bir sohbet sırasında Papa ona, kendi dininden ayrı bir memlekete niçin geldiğini sorunca teessüre kapılan Cem; "Maksadım başka bir memlekete iltica etmek değildi. Rumeli'ye geçebilmek için Rodoslulardan yol istedim. Muvafakatlarını alarak Rodos'a geldim. Fakat onlar söz ve yeminlerine sadakat göstermeyip beni yolumdan alıkoydular ve bana yedi yıldır hapis hayatı yaşattılar. Böylece layık oldukları nâmertliklerini gösterdiler. Şimdi ise sizin huzurunuzdayız. Artık Mısır'a gidip ailemle beraber olmaktan başka bir arzum yoktur." dedi.
Sultan Murad, pençesine al boya sürerek fermandaki imza yerine elini bastı. Bu âdet, ta Oğuz hanlarından kalma idi. Osmanlı padişahlarının imzaları olan tuğralar, eski atalar âdetinin devamıdır.Sultan Murad'ın elini bastığı ferman, Venedik kıyısındaki Rakuzalılara gönderiliyordu. Senelik vergi karşılığı Osmanlıların himayesini istemişlerdi. Zaten bütün Balkan milletleri, Osmanlı adaletine kavuşmak için can atıyorlardı. Çünki Osmanlıların girdikleri yerlerde, ancak İslam adaleti ve merhameti hüküm sürüyordu.O zamana kadar Bursa kadısı olan Çandarlı Kara Halil, ilk kadıasker (kazasker) tayin edilmişti. Ordu büyüdükçe, ülkeler fethedildikçe, ordunun din işleri ve adalet işleri fazlalaştı. Kazasker, ordunun en yükse hakimi idi.
Ebü'l-Ferec Abdurrahman hazretleri fıkıh âlimlerindendir. 715 (m. 1315)'de doğdu. 799 (m. 1396)'da Mısır'da vefât etti.
Bu mübarek zat, ticâret yaptığı sırada, bir kimse ona ikiyüz dinâr emânet etmişti. O da alıp muhafaza için kasasına koymuştu. Hırsızlar dükkânını soyup, kasayı çaldılar. Altı ay sonra rüyâsında, sana emânet edilen para dükkânına bırakılmıştır, denildi. Gidip, para kesesini dükkânının içinde toprağa gömülü buldu. Alıp sahibine verdi. Sahibi de ona hediye etti, fakat kabûl etmedi. Ömrünün son günlerinde hac yapıp bir müddet Mekke'de kaldı. Ebü'l-Ferec hazretleri, bir dersinde buyurdu ki:
Matar Bâzerâyi hazretleri, Irak'ta yetişen evliyânın büyüklerinden ve âriflerin önderlerindendir. Bağdad'a 150 kilometre mesafede bulunan Necef şehrinin köylerinden Bâzerây'a mensûb olduğu için "Bâzerâyi" denilmiştir. 550 (m. 1155) senesinden evvel vefât etti.
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Bir zamanlar efendisinin evine her gün nehirden su taşıyan bir köle vardı. Köle boynunda taşıdığı bir sopanın iki ucuna birer kova asar, bu kovaları nehirden aldığı su ile doldurur ve eve getirirdi. Ancak kovalardan birisi birkaç yerinden delinmiş eski bir kovaydı. Dolayısıyla, nehirde ağzına kadar doldurulan suyun ancak yarısını tutabilirdi eve kadar. Diğeri ise yepyeni ve sağlam bir kovaydı. Suyu hiç sızdırmadan taşırdı. Tam iki yıl bu böylece devam etti.