Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.393.009

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Çalışabilecek Kimsenin Dilenmesi Câiz Değildir

Muhammed Bahrak hazretleri velîlerin büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1465 (H.869) senesinde Yemen’de Hadramût'ta doğdu. 1524 (H.930) senesinde, Hindistân'da vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bağdad’in Fethi

Bağdad sarayının geniş salonunda tek kişiden, Zülfikar Han'dan başka kimse yoktu. Geniş sedirde, ipek yastıklara yaslanmış, yıldızlı gökyüzünün derinliklerine dalmıştı. Bulunduğu yerde fenerler ve lambalar yakılmıştı. Zira, Arabistan gecelerine mahsus öyle bir mehtap vardı ki, Zülfikar Han isteseydi rahatça kitap bile okuyabilirdi. Böyle bir gecede insanın içinde neş'eden başka hiçbir şey olmamalıydı. Ama Zülfikar Han hem kederli, hem de öfkeli görünüyordu. Kendi kendine söylendi:-Olamaz, bu namertliktir. Evet, İran Şahı Tahmasb beni Bağdad valisi olarak tayin etti. Ben de hizmet diye buna "kabulümdür" dedim...Dedim ama şart koştum. Şaha o gün söylediklerimi kelimesi kelimesine hatırlıyorum: "Şahım... Müslümanlara hizmet olsun diye Bağdad valiliğini kabul ederim. Lakin siz de hak verirsiniz ki, Osmanlı'ya zarar verecek bir harekete asla iştirak etmem. Bağdad vilayetinde Osmanlı aleyhinde herhangi bir davranışa asla göz yumamam. Çünkü ben bir Türkmen aşiretine mensubum." Evet, Şah benim bu şartlarımdan belki hoşlamamıştı, ama Bağdadlılar beni Türk olduğum için sev diklerini, oraya vali olduğum takdirde şehirde bir huzursuzluk çıkmayacağını iyi biliyordu. Fakat Şah sözünde durmadı. Bağdadlılaraı Osmanlı üzerine saldırıya hazırlıyor ve saraya casuslar koyarak beni bertaraf etmeye çalışıyordu.

Vehbi Tülek

Millî Şehid KemÂl Bey

Vehbi Tülek

Nadir Şah Ve I. Mahmûd Han

Vehbi Tülek

Mahkemeye Hazirim

Vehbi Tülek

Tayyarzade Ata Bey, "Enderun Tarihi" kitabında Sultan III. Selim Han ile ilgili şöyle bir hadiseyi nakleder:

III. Selim Han gayet cesur, silahşörlükte de hüner sahibi bir kimseydi. Zaman zaman tebdil-i kıyafet ederek halkın arasına karışır, istek ve şikayetlerini öğrenirdi. Bir gün tersane kahyası kıyafetiyle akşam vakti Sultanahmed civarına çıktı. Maiyetindekiler de kalyoncu neferi gibi giyinmişlerdi. Sultanahmed Camiinden aşağı Sokollu Mehmed Paşa yokuşundaki tenha yerlerden aşağı inerlerken bir kadın feryadı işittiler. Hemen oraya yöneldiler. Yeniçeri tulumbacılarından bir zorba, bir kadının yolunu çevirmiş;-Yürü benimle! Diye zorluyordu. Kadın da;-Kardeşim! Ben ehl-i namus bir kadınım. Evim Küçükayasofya'da. Çocuğum hasta. Eczaneden ilaç aldım. İşte elimde. Evime dönüyorum. Bana ilişme. Mahalleme gel sor... diye feryad ediyordu. Tulumbacı ise sarhoş, gözü kararmış, küfürler savurarak bıçağını çekmiş, tehdide başladı. Kadın, o anda oraya yetişen, kalyoncu kıyafetindeki padişah ve maiyetini farketti ve onlara:-Aman kaptan ve kalyoncu din kardeşlerim!... beni bu herifin elinden halas edin diye yalvarmaya başladı.Bunun üzerine tulumbacı işi daha da azıttı ve yatağanına el atıp padişahın üzerine yürüdü. Fakat silahını henüz yarısına kadar çıkarmağa bile vakit bulamadan, Sultan Selim kılıcını çekerek adamı belinden ikiye böldü. Ertesi gün de Babıâli'ye şu tezkereyi gönderdi:"Sokollu Mehmed Paşa yokuşunda maktul olan tulumbacıyı ben öldürdüm. Veresesi var ise şer'an mahkemeye hazırım"

İstanbul'un Fethi Ve İnsan Haklari

Vehbi Tülek

İslamiyet Dersi

Vehbi Tülek

Turhanzade Ömer Bey’in Cevabi

Vehbi Tülek

20 - Şehid Derviş Paşa

Vehbi Tülek

Zenbilli Ali Efendi

Vehbi Tülek

İyiliğe Karşi Kemlik

Vehbi Tülek

Yenişehirli Abdullah Efendi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Evladım, Burası Hakîkat Sultanlarının Pâyitahtıdır

Mahmûd Dede Mevlevi büyüklerinden olup Şeyh Hüsrev hazretlerinin önde gelen talebelerindendi. Şeyh Hüsrev hazretleri Konya Mevlevihânesi şeyhi iken Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi türbesinin türbedarlığını yaptı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İslam Düşmanlarına Karşı Korkak Olma

Vehbi Tülek

Menâvi Alâeddin Ali Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Doğum yeri ve doğum târihi bilinmemektedir. 974 (m. 1566)'da İstanbul'da vefât etti. İnegöl, Trabzon ve Manisa kadılığı görevlerini yaptı. Ayasofya Medresesi müderrisi oldu. Şam'dan İnegöl'e gelip, İnegöl İshakpaşa Câmii'nde vaaz eden sâlih bir zât şöyle nakleder:

Onun Annesini Buraya Getirin

Vehbi Tülek

Ömrün Uzamasına Sebep Olan Hususlar

Vehbi Tülek

Fenâri Veliyyüddin Efendi Osmanlı Hanefi mezhebi âlimlerindendir. Zamanının ulemâsından akli ve nakli ilimleri tahsil ettikten sonra, çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Hac için gittiği Mekke-i mükerremede yedi sene kaldı. Muhammed Ma'sûm-i Fârûki hazretlerinin talebelerinden olan Ahmed-i Yekdest hazretlerinin sohbetleriyle şereflendi. O büyük zâttan icazet alarak İstanbul'a döndü. Fâtih civarında bir medrese ve bir kütüphâne yaptırdı. 1151 (m. 1738) senesinde İstanbul'da vefât etti. Buyurdu ki:

Büyük Mutasavvıf Ahmed Et-ticânî

Vehbi Tülek

Kelimelerin Üstündeki Ve Altındaki Işaretler

Vehbi Tülek

Küçük Emir Şimşir Baba

Vehbi Tülek

Şehitlerin De Şefaati Haktır

Vehbi Tülek

Amr Bin Utbe

Vehbi Tülek

Bir Şeref Tablosu Galiçya

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Kânûni Sultan Süleymân'ın vezir-i âzamı olan Rüstem Paşanın terzibaşısının kardeşinin oğlu olan Ali Efendi, Tırhala'dan getirilerek amcasının yanında yetiştirildi. Rüstem Paşa, 1548' de İran Seferinden dönerken Ankara yakınlarına gelince, Bayramiyye yolu büyüklerinden Hüsâm Efendiyi berâberindekilerle birlikte ziyârete gitti. Sohbet esnâsında orada bulunan larla tek tek tanışan Hüsâm Efendi, Terzibaşının yeğeni olan genç Ali Efendiye gelince onun ne işle meşgûl olduğunu sordu. Terzilik mesleğiyle uğraştığı söylenince, terzilerin piri olarak kabûl edilen İdris aleyhisselâma nisbetle ona İdris lakabını verdi. Ali Efendiyi hizmetine ve talebeliğe kabûl etti. Bir müddet Hüsâm Efendinin hizmetinde ve sohbetinde bulunan Ali Efendi, tasavvuf yolunda ilerledi. Daha sonra İstanbul'a gelen Ali Efendi, ticâretle meşgûl oldu. İlk zamanlar ticâret sebebiyle Belgrad, Filibe, Sofya, Edirne, Gelibolu gibi memleketlere gitti. Gittiği yerler deki âlim ve evliyâ zâtların sohbetlerinde bulunup tasavvuf yolunda yükseldi. Defâlarca hac vazifesini yapmak için Hicaz'a gitti. Oradan Yemen'e gitti. Son zamanlarında ticâreti bırakıp İstanbul Fâtih Çarşamba'da Mehmed Ağa Câmii yakınındaki evinde ikâmet etti. Ticâreti, emrinde bulunan kimseler yürüttüler.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Hakikati Görmek

Bana Delil Getir

Gerçek Zehir

Kadin Akli

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

O Kullarına Çok Merhametlidir

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Minareden Okunan Şiir

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Vehbi Tülek