Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.531.298

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Çin Köylerini Huzur Ve Saâdete Kavuşturan Zat

Celâleddîn Tebrîzî hazretleri meşhur velîlerdendir. İran’da Tebriz taraflarında doğdu. Şihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinden ilim öğrenip feyiz aldı. Ferîdüddîn-i Attâr hazretlerinin nazarlarından istifâde etti. Hâce Muînüddîn-i Çeştî hazretlerinin vefâtından önce Hindistan taraflarına gitti. Onun sohbetleriyle de şereflendi. Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî ve Behâüddîn Zekeriyyâ ile sohbet etti. 1345 (H. 746) yılında Bengal bölgesinde vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bendenizde İki Fuad Vardir

Sultan Abdülaziz Han, Sadrazamlarından, tecrübeli devlet adamı Fuad Paşa ile birçok meseleyi istişare ederdi. Bir defasında, o günlerde İstanbul'da bulunan Mısır Hidivi İsmail Paşa ile hususi bir iş yapmak için görüşecekti. Bu meseleyi Fuad Paşa ile istişare etti. Fuad Paşa bunu mahzurlu buluyordu. Fakat Sultan Abdülaziz'in bu işe fazla istekli olduğunu gördüğün den, "Devletlû Hünkarımız nasıl arzu buyuruyorlarsa öyle olsun" dedi. Fakat aradan birkaç saat geçince Padişah, Fuad Paşa'nın kendisine niçin net bir cevap vermediğini düşündü. O gece bir adamını, Kanlıca'da bulunan yalısına gönderdi ve Fuad Paşa'dan, bu mesele hakkında ki görüşünün ne olduğunu yazılı olarak bildirmesini istedi. Fuad Paşa bir kağıda şu satırları yazarak padişaha gönderdi:

"Efendimiz, bendenizde iki Fuad vardır. Birincisi Padişahımızın tebeasından 'Vatandaş Fuad'dır. Vazifesi, Padişaha itaattir. Efendimizin her arzusu ve emri başının üstündedir, her fermanını fikir beyan etmeden kabul eder. İkincisi ise 'Sadrazam Fuad'dır. Onun vazifesi ise, padişahımızın isteklerine karşı gelmek değil, o işin devlete, millete ve padişahımızın şahsına, faidesi veya zararı nedir diye düşünmek, bilgi ve tecrübesine istinaden o iş hakkında fikirlerini beyan etmek, sonra da verilen vazifeyi bihakkın yerine getirmekdir.Padişah Efendimiz bu meseleyi iki Fuad'dan hangisine sual buyururlarsa o, vazifesi ile mütenasib cevab verecekdir."

Vehbi Tülek

Ii. Mahmud HÂn’in Asilerin Elinden Kurtulmasi

Vehbi Tülek

Canli Kuzu

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Murad Ve Şücaeddin Karamani

Vehbi Tülek

Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.Şücâeddin Karamâni, kendi mezarının duvarını, kendi eliyle kerpiçden yaptı. Her kerpici, yerine üç defâ İhlâs sûresi okuyarak koydu.Kânûni Sultan Süleymân Hân, pâdişâhlığı zamânında Edirne'ye geldiğinde, mescidini büyültüp câmi hâline getirdi. OrayaKur'ân-ı kerim okuyan hâfızlar, müezzin ve hatib tâyin etti. O sırada dergâhında vazifeli olan Cerrahzâde Mustafa Çelebi, Şeyh Şücâeddin Karamâni hazretlerinin yaptığı duvarı yıktırmayıp, bereketlenmek için olduğu gibi bıraktırdı.Şücâeddin Karamâni, dergâhını ve mescidini büyütüp imâr eden müslüman olmayan mimârın rüyâsına girip, onu İslâma dâvet etti. O da ertesi gün İslâmı kabûl edip, hidâyete kavuştu ve ismini "Hidâyet" olarak değiştirdi.

MÂdemki Allahü TeÂlÂnin Emridir

Vehbi Tülek

Hükümdarlar VilÂyet Zabteder, Bahşetmez!

Vehbi Tülek

Habib Baba

Vehbi Tülek

99 - Deli Hüseyin Paşa Ve İran Şahinin Yayi

Vehbi Tülek

Ben Yerimden Bir Adim Bile Kipirdamam

Vehbi Tülek

Şeyh EdebÂli’nin Vasiyeti

Vehbi Tülek

Allah İçin Vurmuştum

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Resûlullahın Binlerce Mucizesi Görülmüştür

Abdurrahmân bin Kâsım Utaki hazretleri Mâliki mezhebinin en meşhûr âlimlerindendir. 132 (m. 750) senesinde Mısır'da doğdu. 191 (m. 806)'da Kahire'de vefât etti. Derslerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Şeytanın Uğraştığı Üç Kısım Insan

Vehbi Tülek

Yahyâ Îdili hazretleri büyük âlim ve velilerdendir. On beşinci asırda Kuzey Afrika'da Mali'de yaşamıştır. Abdürrahmân Sebbâg, Yahyâ Îdili'nin kutub denilen büyük evliyadan olduğunu bildirmiştir. Onun fıkıh ve ahlak ilimlerinde yüksek mertebede olduğuna şehadet etmiştir.

Nasipli Talebe Bedreddîn Serhendî

Vehbi Tülek

Allah'ın Dostları Sevilir Düşmanları Ise Sevilmez

Vehbi Tülek

Hüseyin Basretî hazretleri son devir Osmanlı velîlerindendir. Şeyh Hâlid Zibârî'nin oğludur. Şırnak ili Basret (İnceler) köyünde doğdu. Şeyh Ömer Zenkânî ve Molla Abdülhamîd Raşînî'den ilim öğrendi ve icâzet verildi. Şam'a gidip Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerini görmek istedi. Fakat o sırada vefât etmişti. Evin kapısını çaldı. İhtiyar bir nine çıkıp onu görünce; "Mevlânâ Şeyh Hâlid bana çanta bırakıp, 'bu çantayı halîfem Şeyh Hâlid Cezîrî'nin halîfesinin oğlu Şeyh Hüseyin'e teslim etsin' dedi. Anladım ki teslim etmek üzere vereceğim kişi sizsiniz" dedi. Bunun üzerine emâneti alıp Basret köyüne getirdi. Çantayı açtılar. İçinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin cübbesi, yesir ağacından yapılmış ve ortasında dördü kırmızı mercandan olan tesbihi, takkesi, seccadesi vardı. Bunları aynen Şeyh Hüseyin hazretlerine teslim etti. Oradan Diyarbakır'a gitti. 1913 (H.1329) senesinde Basret köyüne gitti. 1914 (H.1333) senesinde Siirt’in Eruh ilçesi Hâlidiyye köyünde vefât etti.

Sizin Şerrinizden Nasıl Kurtuluruz

Vehbi Tülek

Hacı Muharrem Sırrî Efendi

Vehbi Tülek

Mirzâ Hüsâmeddîn Ahmed

Vehbi Tülek

Abdüssamed Bağdâdî

Vehbi Tülek

Sabır, Iyi Vasıfların En Üstünüdür

Vehbi Tülek

Hadîs â­lim­le­rin­den Sü­leymân Et-­teymî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Haramdan Kaçani Korur

Allah Haramdan Kaçani Korur

Timur Han'dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh, babası gibi alimlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh'un çevresindeki ulemadan biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi'nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur" (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.) Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi'yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Ayyaşin Sonu

Anzakli Ömer

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Korkma!

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek

Bize Teveccüh Edin

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek