Sâlihlerle Sohbet, Ebedî Saâdetin Anahtarıdır
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.502.322
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
Sultan Ahmed Han, birgün bâzı devlet erkânıyla gezmeye çıkmışlardı. Ormanlık bir yerde istirâhat ederlerken hizmetçiler bir koyun kesip, kızartarak Pâdişâha ikrâm ettiler. Sultan Ahmed Han besmele çekerek elini ete uzattığı an, Aziz Mahmûd Hüdâyi hazretleri beliriverdi. Pâdişâha; "Sultânım! Sakın yemeyiniz, o et zehirlidir." buyurdu. Etten bir mikdâr kesip, oradaki bir köpeğe verdiklerinde, köpeğin derhal öldüğü görüldü.
Süleyman Hân'ın, Gâzi Bâli Bey'e yazdığı mektup şöyledir:"Her iyiliğin kaynağı adâlettir... Âdil olmayan kişinin elinden çıkan iş, kötü iştir... Peygamber efendimiz "Bir günün adaleti, yetmiş yıllık ibâdetten üstündür." buyurmuştur. Öyle insanlar var ki, ellerinde fırsat yok iken, salih, âbit ve zâhit görünürler. Ellerine fırsat geçince Nemrut kesilirler...Hizmetinde kullandığın adamların dış hâllerine aldanma! Mala muhabbet göstereni, devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki, Allahın bana emânet ettiği halkı ezerler... Kıyâmet günü sorumlu benim!..Ey Gâzi Bâli Bey! Mansıbın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme! Ne dilediğin varsa benden iste! Sana emânet ettiğim askerlerimin ve tebâmın; ihtiyarlarını baba, gençlerini evlât, çocuklarını da kardeş bil... Bilhassa fukaraya şefkât ve muhabbetle ihsan kapılarını aç!.."
Pir Tevekkül hazretleri, Sinop'ta yaşamış olan evliyânın büyüklerindendir. İlim tahsili için Afganistan'da, Hirat'a gitti. Orada Şeyh Pir Mirim Halveti hazretlerini tanıdı ve ona talebe oldu ve kısa zamanda ilim ve edeb öğrenip, hocasından icâzet, diploma aldı ve onun önde gelen talebelerinden oldu. Sonra hocalarıyla birlikte Anadolu'ya geldiler. Hocası onu insanlara hak yolun bilgilerini öğretmek üzere Sinop'a gönderdi. 1433 (H.837) senesinde Sinop'ta vefât etti.
Pir Tevekkül hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Abdülmelik Se’âlebî hazretleri Şâfiî âlimlerindendir. Nişâbûrlu olup, 350 (m. 961) senesinde doğdu. Pekçok âlimden ders alıp, ilimde yükseldi. Arab dili ve edebiyatı ilimlerinde pek meşhûr oldu. 429 (m. 1038) senesinde vefât etti. Se’âlebî, Mir’ât-ül-mürüvvet isimli eserinde buyuruyor ki:
Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.