Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.192
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan I. Abdülhamid'in Sadrazamlarından Koca Râgıb Mehmed Paşa Mısır vâlisi tâyin edilip Bulak'a vardığında, merâsimle karşılandığı sırada, yolunun üzerine sayısız dilenci sıralanmış. Paşa bunları görünce vazifelilere sormuş:" Bunlar, saraya varıncaya kadar böyle kesret üzere midir (kalabalık mıdır)? " Beli (evet). Eslâfınız (sizden öncekiler) zamanında dahi bunlar böyle dizilirler, iki taraftan beşer-onar adam bunlara sadaka verirdi.Paşa hayret içinde çıkışmış:" Bunca dilenciye akçe yetiştirmek ne kâbil? Eğer bunlara sadaka vermek lâzım gelir ise, saraya varınca biz de sadakaya muhtaç olup, üst başlarında durmamız iktiza eder
Murâd Han, ince rûhlu, hassas, lütûfkâr âdil, merhametli olup sözüne sâdık, cesur ve tedbir sâhibi, kumanda kâbiliyeti yüksek bir devlet adamıydı. On iki yaşında şehzâde iken başlayan muhârebe hayâtı, vefâtına kadar devâm etti.İlmi sohbetleri sever, âlimleri himâye eder ve onların ihtiyâçlarını karşılardı. Haftanın iki gününü ilim meclisinde sohbetle geçirirdi. Kendisinin de ilmi ve ibâdeti çok; zühd, verâ ve takvâsı pek fazlaydı. Oğlunu ve kızlarını evlendirdikten sonra, bir gün veziri Çandarlı İbrâhim Paşaya dönmüş; "Koca Çandarlı! Bu dünyâda arzûlanan nedir ki? Oğul evermek, kız çıkarmak... Bunları Allahü teâlânın izniyle yerine getirdik. Geriye imân ile gitmek kaldı." demişti.
Mevlânâ ibn-i Ömer hazretleri, Medine-i münevverede Tabiin devrinin meşhûr âlimlerindendir. Abdullah İbn-i Ömer (radıyallahü anh) onu, katıldığı muharebelerden birisinde esir etti ve İslam terbiyesi ile yetiştirerek büyük bir İslam âlimi olmasını sağladı. Fıkıh ve hadis ilimlerinde söz sahibi idi. Çok hadis-i şerif rivâyet etmiştir. 117 (m. 735)'de vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Hâce Rükneddîn-i Çeştî hazretleri Hindistan'ın meşhur velîlerindendir. 1546 (H.953) senesinde vefât etti. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin babası Abdülehad'ın hocasıdır. Evliyânın meşhûrlarından Şeyh Abdülkuddûs'ün ikinci oğlu ve tasavvufta halîfesidir. Babasından sonra irşâd makâmına geçmişti. Babasından başka, zamânın meşhûr âlimlerinden olan Seyyid İbrâhim Ebherî Kadirî'den ve Şeyh Nizâmeddîn-i Hâlidî'den icâzet ve hilâfet aldı. Yüksek hâller sâhibi ve sözleri çok tesirli idi. Çok kitap yazdı. Mecz-ül-Bahreyn adlı eseri, din ve yakîn ilmindeki sırlar hakkındadır.
Ebü'l-Hasen İbni Ni'me hazretleri tefsir, kırâat, hadis ve fıkıh âlimlerindedir. 490 (m. 1097)'de Endülüs'ün (İspanya) Meriyye (Merida) şehrinde doğdu. İlim tahsili için Kurtuba'ya (Cordoba) gitti. Sonra Belensiye'ye (Valencia) yerleşti. 567 (m. 1172)'de orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Hicretin altıncı senesinde Hz. Zeyd bin Hârise, Eshâbdan bâzılarının ticaret mallarını Şam'a götürüp satmak üzere yola çıkmıştı. Ticaret malları ile Vâdilkurâ'ya yaklaştıkları sırada, Fezâre bin Bedir kabilesinden birtakım adamlar, onların önlerini kestiler. Zeyd'i ve arkadaşlarını kılıçtan geçirdiler. Onların öldürüldüklerine kanaat getirerek, yanlarındaki bütün ticaret mallarını gasp ettiler.