Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.546.238
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Avrupalıların 'Muhteşem Süleyman' lakabıyla andıkları Kânuni Sultan Süleyman Hân, 'Muhibbi' mahlası ile çok güzel şiirler yazmıştır. Şiirlerinden bir kısmı toplandı.Bir gün, saray bahçesindeki ağaçların karıncalar tarafından istilâ edildiğini görüp, karıncaların öldürülmesi hususunda, zamânın Şeyhülislâmı Zenbilli Ali Efendi'den fetvâ istedi. Suâli şiir şeklinde olup, şöyleydi:
Dırahtı (ağacı) sarmış olsa karınca, / Zarar var mı karıncayı kırınca.
'Zenbilli Ali Efendi de, bu zarif suâle yine şiirle cevap verip, suâl kâğıdının altına şu beyti yazdı:
'Yarın divânına Hakkın varınca, / Süleyman'dan alır hakkın karınca.
Osmanlı devletinin kuruluş seneleri. Orhan Gazi zamanı. Türkmen atlıları, İzmit önlerine kadar gelmişlerdi. Hedef, İstanbul. Fakat oraya gitmek için alınacak bir çok kale var. Bunlardan en muhkem olanı, Hereke kalesi. Daha önce akıncılar, iki defa bu kaleyi zorladılar, fakat zaptedemediler. Orhan Gazi Ali Ağa ismiyle meşhur akıncı beyini çağırdı ve :-Baka Ali Ağa, dedi, Hereke çetin bir kaledir. Tekfuru da yaman bir silahşör. Ve ille bu kale bize gerektir. Bunu senden isterim!Ali Ağa duraksamadan:-İstediğin kale olsun beyim, biner gider, yırtar alırız evelallah! Dedi.Orhan Gazi; "Hemen cenk duası okunsun" emrini verdi. Ali Ağa, kollarını ileri uzattı ve yüreklere dokunan gür sesiyle Cenk duasını okudu. Hep birden "amin" diyen 100 yiğit, Ali Ağanın ardından hemen yola düştüler.
Şeyh İlâhdâd hazretleri Hindistan evliyâsındandır. 1049 (m. 1639)'da vefât etti. Hâce Muhammed Bâki-billah hazretlerinin husûsi dostlarından olup, onun bereketli sohbetlerinde yetişip kemâle geldi ve icâzet aldı.
Horasan'dan yollara düşüp gelen ve Anadolu'yu yurt edinen alperenlerden olan Cemel Ali Dede'nin doğum târihi bilinmemektedir. 1274 (H.673) senesinde Konya'da vefât etti. Kabri, Konya'da Meram tarafındadır...
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerinin babası Sultânü'l-Ulemâ ile birlikte Konya'ya gelen Cemel Ali Dede, Sultânü'l-Ulemânın sohbetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. Selçuklu devri Konya'sının tanınmış kişilerinden oldu. Çevresindeki fakirleri ve düşkünleri gözeten çok cömert bir zat idi...
Ebû Abdullah Merrakûşi hazretleri, 1210 (H.607) yılında doğdu. Aslen Cezayir'deki Tilemsan şehrindendir. 1284 (H.683) yılında Kâhire'de vefât etti. Küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Tilemsan ve Merrakeş'teki âlimlerden ders aldıktan sonra ilmini ilerletmek üzere İskenderiye'ye gitti. Çeşitli âlimlerden ilim tahsil etti. Mâliki mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim ve zamânın imâmı oldu. Tasavvufta ince bilgilere, yüksek derecelere kavuştu. Sohbetleri, birçok talebeyi tasavvufta yüksek derecelere kavuşturdu.
Ebû Abdullah Merrakûşi hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce bir sohbetlerinde şöyle buyurdu:
Ebû'l-Haseni'l-Harkâni hazretleri şöyle anlatır:
İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibâdet ederdi. Bir akşam, Allah Teâlâ'ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine:
- Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi.