Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.546.297
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
1912 yılında Avrupa'dan meşhur bir şampiyon koşucunun geldiği ve Türkiye'de kendisi ile boy ölçüşecek yarışçı aradığı haber alınmıştı. Düşünülüp danışıldı ve nihayet Anadolu hisarı tulumbacılarından (itfaiye erlerinden) "Kıvırcık Ahmed" namıyla anılan biri bulundu. Mukavemet yarışı Fenerbahçe'de yapılacaktı... Meraklıların doldurduğu geniş çayırın kenarında, İngiliz atlet bacağında şortuyla bekliyordu. Kıvırcık Ahmed'e : -Haydi, dediler. Soyun!-Ne soyunacağım? Denize mi gireceğiz?-Sen de üzerindeki elbiseyi çıkarıp, onun gibi çıkacaksın!-Ama ben onun gibi soyunmam , utanırım!...-Etme Ahmed, ayıp olacak.-Bırak beyim, ben evde yalnız başıma gusulhaneye girsem, yine de peştamal kullanırım.
Lütfi Paşa, Yanya beyi idi. Lütfi Paşanın hayır ve hasenât yapmakla tanınan zevcesi Şâh Sultan, Ya'kûb Efendinin büyük bir zât olduğunu bilir; hürmet, muhabbet ve edeb gösterirdi. Bu günlerde Lütfi Paşanın İstanbul'a gelmesi lâzım olunca, yola çıkacakları sırada Şâh Sultan, Ya'kûb Efendiye o zamanlarda İstanbul'da bulunan büyük zâtları sordu. O da, İstanbul'da Merkez Efendiye tâbi ve talebe olmalarını söyledi. Lütfi Paşa İstanbul'a gelip, vezir-i âzam oldu. Şâh Sultan, Merkez Efendi ve talebelerine çok alâka gösterdi. Ya'kûb Efendi ile Merkez Efendinin birbirlerine olan muhabbetlerini İstanbul'a gelince daha iyi anladı. Dâvûdpaşa Mahallesinde, güzel bir câmi ve bir de hânekâh (dergâh) yaptırıp, sonra fermân ile Ya'kûb Efendinin İstanbul'a gelmesini temin ederek, bu yaptırdığı dergâhta yerleşmesini sağladı. Ya'kûb Efendi bu hânekâhda on sekiz sene kalıp, İslâma hizmet eyledi. Merkez Efendi, Kocamustafapaşa'da, Ya'kûb Efendi Dâvûdpaşa'da, aralarında muhabbet ve yakınlık ile, insanlara çok hizmet edip, yüzlerce talebe yetiştirdiler. Talebeler bâzan dergâhın birine, bâzan diğerine giderek, bu büyük zâtların vesilesiyle, ilim ve velilikte çok yüksek derecelere ve üstün makamlara kavuştular.
Hamid-i Tavil hazretleri Tabiinin meşhûr hadis âlimlerindendir. 68 (m. 761)'de doğdu. Basra'da yaşadı ve 143 (m. 761)'de namazda kıyamda iken düştü ve vefât etti.
Ahmed bin Muhammed Esrem hazretleri hadis hâfızı, yani yüzbinden fazla hadis-i şerifi ravileriyle birlikte ezbere bilen âlimlerdendir. Hârun Reşid zamanında Bağdat'ta doğdu. Ahmed bin Hanbel gibi hadis âlimlerinden ders aldı. 261'de (m. 874) Bağdat'ta vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Şemsüddin Muhammed ibn-i Zafer hazretleri tefsir âlimidir. 497 (1104)'de, o devirde bir Müslüman beldesi olan Sicilya'da doğdu. Çocuk yaşta iken ailesi Mekke'ye göç etti. İlk tahsilini burada aldıktan sonra Mısır'a gitti. Daha sonra Sicilya adasına geçti. Buraların Hristiyanlar tarafından işgal edilmesi üzerine Suriye'de Hama'ya gitti. 565 (m. 1170)'de orada vefat etti. "Sülvânü'l-muhtâc" adlı eserinde şöyle anlatır:
Vaktiyle, Şam çarşısında, bezzazlık yapan bir adam vardı. Müşterileri çoktu. Dükkanda işlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkanın yakınındaki camide, vaktin çıkması az zaman kala namazlarını yetiştirirdi. Caminin imamı onu bu hususta devamlı ikaz ederdi, fakat o yine bildiğini yapardı.