Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.514.304

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ölmeden Evvel Ölüp, Nefsinizi Tam Islâh Edin

Kâdı Celâl Tehâniserî hazretleri Hindistan'da yetişen velîlerdendir. Yedi yaşında Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. On yedi yaşına geldiğinde bütün ilimleri öğrenip ders ve fetvâ vermeye başladı. Tasavvuf yolunu öğrenmek için Abdülkuddûs hazretlerinin sohbetlerine devâm etti. Kısa zamanda kemâle gelerek icâzet aldı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kadizade Rumi (musa Paşa)

Osmanlılarda ilk önemli matematikçi ve astronom 1440'da vefat eden Bursa'lı Kadizade Rumi'dir. Musa Paşa da denen Kadızade-i Rumi, önce Bursa' da öğrenim gördü. Matematik ve astronomiyi Molla Fenari' den öğrendi. Kadızade, öğretimini Bursa'da yaptı. Kız kardeşinden başka kimseye haber vermeden Horasan'a oradan Türkistan'a giderek bilgisini artırmaya çalıştı. Timur Han'ın torunu Ulug Bey (1394-1449) zamanında Semerkand'da bulunduğu sırada, müdür Gıyaseddin Cemşid'in ölümü üzerine Semerkand rasathanesi müdürlüğüne, aynı zamanda Semerkand Medresesi baş müderrisliğine getirildi. Dört köşe olan bu medresenin dört tarafında dört sınıf vardı. Bir gün Uluğ Bey, müderrislerden birini görevden uzaklaştırdı. Kadızade, bunu protesto etmek için derslerine girmedi. Uluğ Bey, onu hastalandı sanarak ziyarete geldi. Karşısında Uluğ Bey'i gören gören Kadızade, 20. yüzyıl profesörlerine örnek olabilecek şu açıklamayı yapmış:" Biz müderrisliği, hiçbir kimseyle ilgisi olmayan bir görev zannederdik. Halbuki şimdi bunun da hüküm sahiplerinin elinde oyuncak olduğunu gördük. Öyleyse biz de dersten vazgeçtik."Bunun üzerine Uluğ Bey, görevden aldığı müderrisi eski görevine döndürdü ve bir daha bu işlere karışmayacağını açıkladı. Tarihte gerçekten büyük olan bilim adamlarının ve yöneticilerin varlığına bir örnek.

Vehbi Tülek

Bir Şehîdin Son Sözleri

Vehbi Tülek

Kemal Reis

Vehbi Tülek

Hukukun Şeyhülislamiyim

Vehbi Tülek

Sultan Abdülaziz Han devri şeyhülislâmlarından Turşucuzâde Ahmed Muhtar Efendi, bir gün makâmındayken Vâlide Sultan'ın kahvecibaşısı gelmiş. Vâlide Sultan'ın, Aksaray'da yapılan câmie âit vakıflardan doğan dâvânın çok uzadığından üzüldüğünü hatırlatmış. Şeyhülislâm'ın cevâbı ise söyle olmuştu: "Hükme te'sirim olmaz. Şer-i şerif ne hükmederse, öyle olur". Kahvecibaşı çıkıp gidince etrafındakilere dönüp şöyle demisti: "Ben Vâlide Sultan'ın değil, hukûkun şeyhülislâmıyım. Ne zaman ki hak ve hukûka müdâhale edilmek istenirse, aklıma, vaktiyle Ayasofya Medresesi'nde derse çıktığım zaman papuçlarımı koltuğuma aldığım gelir. Hak hukuk bekçiligi zor iştir. Belki makama vefa getirmez amma kalbe şifa verir. Bu sebeple pabuç koltukta olacak, makâmı bırakacak amma hakka dil uzattırmayacaksın!".

Haci Fehmi Efendi

Vehbi Tülek

Amin Alayi

Vehbi Tülek

Küçük Kiyamet

Vehbi Tülek

Geyikli Baba Ve Orhan Gazi

Vehbi Tülek

İngiliz Düşmani Şeyhülislam

Vehbi Tülek

39 - GÂzileri Boş Mu Sanirsiniz?

Vehbi Tülek

Naime Sultan

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Dinleyeni Sıkacak Kadar Uzun Konuşmamalıdır

Şemsüddin Megûşi hazretleri Mâliki mezhebi fıkıh ve hadis âlimidir. Tunus'ta doğdu. Kanuni Sultan Süleymân Hân onu İstanbul'a davet etti. İstanbul'daki âlimler arasında meşhur oldu. Daha sonra, Mısır'a gitmek için izin istedi. 947 (m. 1540)'da Kâhire'de vefât etti. Bu mübarek zat, bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İlimsiz Zühd, Kirişsiz Yaya Benzer

Vehbi Tülek

Ebü’l-Hasen Yezdî hazretleri hadîs ve fıkıh âlimidir. 473 (m. 1080)’de doğdu. İlim öğrenmek için Bağdad, İsfehan, Kûfe ve Mekke’ye gitti. Zamanının en büyük âlimlerinden ders alarak Şafiî mezhebi fıkıh âlimi oldu. 551 (m. 1156)’de vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Akıllı Bir Kimseyi, Hatâsı Için Azarlamak Yakışmaz!

Vehbi Tülek

Allahü Teâlânın Takdir Ettiğini Kabul Et

Vehbi Tülek

 

Molla Şâh Muhammed hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1582 (H.990) senesinde Afganistan’da Bedahşan’da doğdu. İlk tahsilini Belh'de yaptı. Daha sonra Agra’ya kadar olmak üzere Hindistan’ın kuzeyinde bir seyahat yaptı. Tasavvufta Şeyh Meyânmir'in sohbetlerinde bulunarak Kâdirî yolunda kemâle erdi. Kısa zamanda yükselip üstün hallere kavuştu. 1661 (H.1072) senesinde Hindistan’da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Kullarımdan Gereği Gibi Şükreden Azdır

Vehbi Tülek

Sıla Bin Eşyem Ve Amca Kızı Muaze

Vehbi Tülek

Büyük Mutasavvıf Ebû Yâkûb Nehrecûrî

Vehbi Tülek

Ölüleriniz Için Sadaka Veriniz

Vehbi Tülek

Numune Mektebi Ve Mehmed Reşad Han

Vehbi Tülek

Ebû'l Hasen-i Kerdeviyye

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

Vehbi Tülek

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Garip Karşilanan Bir Adak

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Allah Diyen Genç

Helvaci Çocuk

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Vehbi Tülek