Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.718
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Türkler, kılıç kullanmakta da ustaydılar. Bu, şimşirbazlık denilen bir sporun, yani bugünkü eskrim sporunun doğmasına sebep olmuştur. Türk kılıçları, başlıca yatağan ve pala olmak üzere iki kısımdı. Yatağan, yeniçeri silahlarından olup, meşhur kıvrık Türk kılıcıydı. Pala ise daha ziyade bahriye askeri ve süvariler tarafından kullanılırdı. Pala, düz, genişliği ucuna doğru biraz artan ve bu yüzden hafifçe öne kıvrık gibi görünen bir silahtı. Türklerin gürzleri de ünlüydü. Bunlar yekpare saplı veya zincir saplı olurdu. Spor için ise somak veya mermer gürz kullanılırdı. Talim gürzleri, ikiyüz okka (256.5 kg) kadar olurdu. Bununla müsabakalardan önce çok idman yapılırdı. Gürz, sağ ve sol elde, değişik yönlerde, belli kaidelerle çevrilip sallanarak, kaldırılıp indirdilerek kullanılırdı.
Barbaros Hayreddin Paşa Preveze'de, Alman İmparatoru Büyük Karl'ın (Şarlken) amirali Andrea Doria kumandasındaki haçlı donanmasını imha ettikten sonra, daha önceden Osmanlı Devleti himayesine sığınarak yardım isteyen ve Kanuni'nin Viyana seferi ile Alman İmparatoru nun esarerinden kurtularak tahtına tekrar oturan Fransa kralı François (Fransua), Osmanlı devletiyle yaptığı ittifaktan ve Barbaros'un kazandığı zaferden cesaret alarak, Almanlarla müttefik olan komşusu Savoie (Kuzeybatı İtalya'da) dükalığının eline geçmiş olan Nice şehri nin onlardan alınarak Fransa'ya geri verilmesi için Kanuni'den yardım istedi. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman Han Barbaros Hayreddin Paşa'yı çağırarak:-Akdeniz'e sefere çıkcaksın. Nice şehri ve civarındaki kaleleri fethedeksin! Emrini verdi.
Hazret-i Vahdet Hindistan'da yetişen evliyânın büyüklerinden olup İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin üçüncü oğlu olan Muhammed Saîd Fârûkî'nin beşinci oğludur. Adı Abdülehad’dır. 1635 (H.1045) senesinde Serhend'de doğdu, 1710 (H.1122) senesinde vefât etti. Amcası Muhammed Ma'sûm Fârûkî'nin sohbetinde bulunarak zâhirî ilimlerde ve tasavvufta pek yüksek derecelere kavuştu.
İsa aleyhisselam bir Yahudi ile yolculuğa çıkar. Yanında üç ekmeği olan Yahudi, göstermeden ekmeğin birini yer. İsa aleyhisselam "Senin üç ekmeğin vardı, biri ne oldu?" diye sorunca Yahudi, "benim ekmeğim iki idi" diyerek yalan söyler...
Yollarına devam ederken bir cüzzamlı hastaya rastlarlar. İsa aleyhisselam asası ile dokununca hasta iyileşir. İsa aleyhisselam yine ekmeğinin kaç olduğunu sorar. Yahudi "iki" diye cevap verir...
Bu minval üzere giderken, İsa aleyhisselamın yolda nice mucizelerine şahit olan Yahudi iman etmemekte ısrar eder...
Hasan Adli Efendi İstanbul'un büyük velilerindendir. Rumeli'de İştib kasabasında doğdu. İlk tahsilini babasının yanında yaptı. Tahsil hayâtına devâm etmek için İstanbul'a gitti. Zamânın meşhûr âlimlerinin sohbetlerine ve derslerine devâm etti. Zâhiri ilimleri Kemâleddin Taşköprüzâde'den öğrendi. Germiyanlı Yâkup Efendinin sohbetlrine devam ederek tasavvufta yükseldi. 1617 (H.1026) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Hz. Ebû Bekir halife iken, Ebû Ubeyde'yi kumandan tayin etti. Humus, Şam, Ürdün ve Filistin'i fethetmek ve oradaki insanların da İslamiyetle şereflenmeleri için gönderdi. Hz. Ebû Ubeyde, Bizanslıların, Suriye'yi kurtarmak için topladıkları büyük bir Haçlı ordusunu Yermük'te karşıladı. Halife Hz. Ebû Bekir, Ebû Ubeyde'ye yardım için Hz. Hâlid bin Velid'i gönderdi.