Misâfirini Uğurlarken Kendini Kâhire'de Bulan Zat!
Nûreddîn Şevnî hazretleri büyük velîlerdendir. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerametleri görüldü:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.290.315
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Nûreddîn Şevnî hazretleri büyük velîlerdendir. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerametleri görüldü:
Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle bir hadise nakledilir:Kanuni Sultan Süleyman Han devrinde, 1552 senesinde Macaristan'daki Eğri kalesi üzerine bir sefer düzenlendir. Bu sefere katılacak olan Anadolu ve Rumeli Sipahilerine haber salındı. Bunlardan biri de Kasımpaşa'daki Sipahi birliklerinden birinin kumandanı olan Hüseyin Ağa idi. Yeni bir gazaya katılacağı için sevinçliydi, fakat geride bırakacağı hanımı hamile ve üstelik hasta idi. Kendisi yok iken ona kim bakacak ve çocuğuna kim sahip çıkacaktı. Sonunda ellerini semaya açtı ve:"Yâ İlâhi!.. Doğacak olan çocuğumu sana emanet ediyorum..." diye yalvardı.
Kânûni Sultan Süleymân Hanın oğlu Şehzâde Bâyezid saltanat iddiâsı ile ayaklanmıştı. Kânûni, diğer oğlu Selim'i, onun üzerine gönderdi. Şehzâde Selim kuvvetleri ile Konya'ya geldi. O öncelikle Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerinin kabrini ziyâret etmek istedi. Yanında bulunanlarla birlikte türbeye girdi. Her zamanki yürüyüşü ile serbest bir şekilde kabre doğru ilerlerken, türbedâr Mahmûd Dede önünü kesti ve; "Mânâ âleminin sultanları olan böyle mübârek zâtların huzûrunda mütevâzi ve boynu bükük olmalıdır." diyerek ziyâret usûlünü hatırlattı. Bunun üzerine şehzâde ve yanındaki askeri erkân hatâlarını anladılar. Orada bulunan mihrabda Allah rızâsı için namaz kıldılar.
Şeyh Halîl Cündî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Küçük yaştan îtibâren Abdullah Menûfî’nin terbiyesine verildi. Ayrıca hadis, fıkıh ve kıraat âlimlerinin derslerine de devam ederek ilimde ve tasavvufta yüksek derecelere ulaştı, icazet verilerek talebe yetiştirdi. Zamânında Mısır’ın en büyük medresesi olan Şeyhûniyye Medresesinde tâliplerine ilim öğretti. 1374 (H.776) senesinde vefât etti.
Murtazâ Efendi, İstanbul'da yaşamış velilerdendir. Küçük yaşta gördüğü kuvvetli tahsilden sonra devlet kademelerinde görev yaptı. 1733'te Tophâne Nâzırı, 1734'te Tersâne Emini oldu. Mekke-i mükerremede bulunduğu sırada Ahmed Yekdest Cüryâni hazretlerine bağlanıp yüksek derecelere kavuştu. 1747'de Rûznâme-i evvel iken vefât etmesi üzerine, Eyüp sırtlarında yaptırdığı Kaşgâri Dergâhı'na denize bakan duvar içine defnedildi.
Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce oğluna şöyle vasiyet etti:
Bedreddin Muhammed Şibli hazretleri Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 712 (m. 1312)'de Şam'a bağlı Şibliye kasabasında doğdu. İlk tahsilini burada yaptı. Kahire ve Kudüs'te tahsilini tamamlayıp Trablusşam Kadılığına getirildi. 769 (m. 1367)'de orada vefat etti. "Âkâmü'l-mercân" isimli eseri meşhurdur. Cinler hakkındaki haberleri ve hükümleri anlatan bu kitapta buyuruyor ki:
Sultan III. Osman'ın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa, çok dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne kapanmıştı Adamcağız bu çaresiz haldeyken bir gece rüyasında Peygamberimizi gördü ve O'ndan yardım ve destek istedi. Peygamberimiz ona: "Git Allahü Teâlanın makbul kulu Ali Paşa'ya benden selam söyle, sana 100 altın versin" dedi Adam: "Ya Resûlallah, ben Ali Paşa'ya selamınızı iletir, bana 100 altın vermesini emrettiğinizi söylerim ama bana inanmaz" dedi. Hz. Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: