Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.472
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
YAVUZ SULTAN SELİM, TRABZON VALİLİĞİ DÖNEMİNDE BİR GÜN KONAĞININ BALKONUNDAN ETRAFI SEYREDİYORDU. SAHİLDEN BALIKÇILARIN ŞEN GÜRÜLTÜSÜ GELİYORDU. BU GÜRÜLTÜYÜ DİNLEMEYE BAYILIRDI; DERTLERİNDEN KURTULUR, İÇİ NEŞEYLE DOLARDI. BİRDEN GÜRÜLTÜ ACILAŞTI. ÇIĞLIKLAR KOPTU. NE OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN KULAK KABARTTI; FAKAT ANLAYAMADI. UZUN UZUN BAKTI AMAKALABALIK KÜMELEŞTİĞİNDEN OLANI BİTENİ GÖREMEDİ. HEMEN ATINA ATLADIĞI GİBİ ATINI SAHİLE SÜRDÜ. KALABALIĞI BİRKAÇ OMUZ DARBESİYLE YARDI:
Osmanlı padişahları içinde seferler dışında Avrupa seyahati yapan tek hükümdar Sultan Abdülaziz Han'dır. Bundan başka Sultan II. Mahmud Han'ın da Rumeli seyahati vardır. Bu seyahatinde, Prusya Büyükelçisi Mareşal Von Moltke'de ona refakat etmişti. 1871'de kurulacak olan alman İmparatorluğunun Başvekili olan Von Moltke intibalarını şöyle anlatır:"5 Mayıs 1837 günü Şumnu'ya geldik. Yolun iki tarafında şehrin ileri gelenleri selama duruyorlar, sağda Müslümanlar, solda Hristiyan lar...Müslümanlar, ellerini karınlarına kavuşturmuşdik duruyorlar, fakat Hristiyanlar, hatta yüksek rütbeli papazlar ve piskoposlar yerlere kapanıyorlar ve padişah önlerinden geçinceye kadar kıpırdamıyorlar...
Îneci Kasım Efendi Anadolu'da yetişen meşhur velilerindendir. Ayıntab'da (Gaziantep) doğdu. Mısır'a giderek evliyânın meşhurlarından Şeyh Emir Ahmed Hayâli hazretlerine intisab etti. Tasavvufta yetişip kemâle erdi. Kânûni Sultan Süleymân, Emir Ahmed Hayâli hazretlerini İstanbul'a dâvet etmişti. Giderken Haleb'e uğradı. Haleb'de onu sevenler huzûruna koşup; "Efendim bize nasihat etmesi, rehberlik yapması için talebelerinizden birini burada bırakma lütfunda bulunsanız, olmaz mı?" dediler. Bu arzularını kabûl edip, kendisine halifelik verdiği Kâsım Efendiyi orada halkı irşâd ile vazifelendirdi. Kâsım Efendi 1562 (H.970) senesinde Haleb'de vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Muhammed bin Müslim el-Esedi hazretleri, Tâbiinin meşhur hadis hâfızlarındandır. 50 (m. 670)'de Mekke'de doğdu. Câbir bin Abdullah, Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Ömer gibi sahâbilerden hadis rivayet etti. Kendisinden de Süfyân-ı Sevri, Mâlik bin Enes gibi meşhur âlimler rivayette bulundular. Esedi hazretleri 126 (m. 743)'de vefat etti. Abdullah bin Ömer'den naklettiği hadis-i şerifler:
Ebü'l-Velid Muvaffak Harezmi hazretleri, Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. Aslen Mekkelidir. Harezm'de yerleşti. 568 (m. 1172) yılında Harezm'de vefât etti. İmâm-ı a'zam hazretlerinin üstünlüklerini anlatan "Menâkıb-ül-İmâm-il-a'zam Ebi Hanife" adlı eseri meşhûrdur. Bu kitabında şöyle nakleder:
Padişahın yakınlarından bir beyin çok güzel bir atı vardı. Bir gün o ata binip padişahın alayına katıldı. Padişahın gözü, ansızın o ata takıldı. Böyle bir at kendi sürüsünde yoktu. Atın çalımı, rengi padişahın gözünü aldı, attan gözünü ayıramıyordu. Çevikliği, güzelliğiyle beraber atta padişahı çeken bir şey vardı. Önce önemsemek istemedi ama, gönlü atı istiyordu.
Padişah geziden dönünce, vezirine durumu açtı. Yolda bir at gördüğünü, derhal gidip o atı, sahibinden alıp, getirmelerini emretti. Padişahın adamları, hızla atın sahibi beyin yanına geldiler. Padişahın atı çok beğendiğini, ne fiyat isterse hemen vereceklerini bildirdiler. Bey, beyninden vurulmuşa döndü. O güzelim, canı gibi sevdiği atını padişah istiyordu ha! Ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşırdı. Padişahın adamlarını oyalamak için onlara yemek ikram etti. Onlar yemeklerini yerken İmadülmülk aklına geldi. Hemen durumu ona danışmalı, ondan akıl almalıydı. Çünkü o, zamanın en bilgini, en akıllısı, en güzel ahlaklısıydı. Kaç kere vezirliği bırakıp, ibadet için uzlete çekilmişse de padişah ona yalvararak izin vermemişti. Atın sahibi üzüntülü bir halde zamanın şeyhülislamının yanına koştu.