Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.611.374

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bildiğiyle Amel Edene Bilmedikleri De Öğretilir

Dârendeli Hilmi Efendi son devir Osmanlı velîlerindendir. Malatya’nın Darende kazasında doğdu. 1916 (H.1334) yılında Maraş'ta vefat etti. İlk tahsilini Darende'de tamamlayan Hilmi Efendi, ihtisas için İstanbul'a gitti. Abdülazîz Han zamanında Fatih Medresesinde tahsil gördü. Bu arada İstanbul'da Gümüşhâneli Ziyâeddîn Efendi’nin ders ve sohbetlerine devam etti. Bu zattan Nakşibendî-Hâlidî yolu halifelik icazeti alıp, Darende'ye döndü. Sonra Maraş'a hicret ederek burada talebe yetiştirdi. Duraklı Câmii’nde vaazlar verdi. Bir vaazında insanlara şöyle nasihat etti:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Mahpeyker Valide Sultan

Mahpeyker Vâlide Sultan, Sultan I. Ahmed Hân'ın hanımı, Sultan IV. Murâd ile Sultan İbrâhim Hân'ın anneleridir. Kösem Sultan da denen Mahpeyker Sultan, Ahmed Hân'ın genç yaşta vefâtı ile 27 yaşında dul kaldı. Sultan IV. Murâd Hân'ın 11 yaşında tahta geçmesi ile Vâlide Sultan oldu.Zekâsı, kâbiliyeti, devlet işlerindeki ince anlayışı ile, iki oğluna da yardım etti. 30 sene devletin idâresinde başarılı hizmetleri görüldü. Aklı ve zekâsı, güzelliği, hayrat ve hasenâtı ile meşhûr, sâlihâ, afife (temiz) bir hanım idi. Bâzı târih kitaplarında katı yüreklilikle ithâm olun makta ise de, bıraktığı eserler onun dindar, cömert ve iyiliksever olduğunu göstermektedir.

Vehbi Tülek

Orhan Gazi’nin Örnek Şahsiyeti

Vehbi Tülek

Kazliçeşme

Vehbi Tülek

Yunan Askeri Hakiminin İtiraflari

Vehbi Tülek

15 Mayıs 1919'da, sinsice İzmir'e çıkan Yunanlılar, bir Haçlı ordusu gibi hareket ediyordu. Çıkarma birlikleri hazırlanırken, askeri yargı teşkilatı da yeni tayinlerle güçlendiril mişti. Yaşı çok genç olmasına rağmen, babası 1897 Türk-Yunan savaşındaölen ve Türklere kini olan Dimitri Ambleas, bu harekatta askeri yargının başına getirilmişti. Öyle ki ölüm cezaları verebilecek, bu cezayı veren mahkemelerin onay mercii olacaktı. Yani Kralın yetkisi ile gelmişti. Bundan maksat, kendi askerlerinin disiplini değildi. Türklerden en ufak bir direnme gösterenleri hemen hukuk yolu ile saf dışı etmekti. Mahkeme derhal göreve başlamıştı. Albay Dimitri, askerlere karşı gelen yaşlıları, ufak bir sorgudan sonra, CASUSLUK suçundan idama mahkum edip; anında infaz ediyordu.

Terzi Sûfî Baba

Vehbi Tülek

Seydi Ahmed Paşa

Vehbi Tülek

Tayinim Derhal Yapildi

Vehbi Tülek

Büyük Devlet Olmak

Vehbi Tülek

PiyÂle Paşa Ve Malta Seferi

Vehbi Tülek

39 - GÂzileri Boş Mu Sanirsiniz?

Vehbi Tülek

Mimar Sinan’in Yumurtalari

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kalbini Yanlış Ve Bozuk Inanışlardan Temizle!

Mehmed Nûri Efendi Anadolu'da yaşayan evliyânın büyüklerindendir. 1853 (H.1270) senesinde doğdu. Tahsil çağına gelip, ilköğrenimini tamamladıktan sonra, İbrâhim Paşa Medresesinde tahsiline devâm etti. Tahsil hayâtını tamamladıktan sonra icâzet alarak ders vermeye başladı. Bir süre sonra Harput müftülüğüne tâyin edildi. Meşrûtiyetin ilânından sonra iki dönem Harput-Elaziz mebusu oldu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Altın Suyu Ile Üzerinde Hat Yazılı Olan Kaftan

Vehbi Tülek

Yûsuf-ı Hemedânî hazretleri “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velilerin sekizincisidir. 1048 (H.440) senesinde İran’da Hemedan’da doğdu. 1140 (H.535) de Herat’tan Merv’e giderken yolda vefat etti. On sekiz yaşında Bağdat’a gelip, fıkıh ilmini Ebû İshâk-i Şîrâzî’den öğrendi. İki yüz on üç mürşîd-i kâmilden istifade etti. Yedi bin kâfirin imana gelmesine vesile oldu. Hızır aleyhisselam ile çok sohbet etti. Tasavvufu Ebû Ali Fârmedî hazretlerinden öğrenip, onun sohbetinde yetişerek kemâle ulaştı. Yüzlerce talebe ondan ders aldı. Abdullah-i Berkî, Hasan-ı Endâkî, Ahmed Yesevî ve Abdülhâlık-ı Goncdüvânî gibi büyük veliler yetiştirdi.

Tebâreke Sûresini Okumadan Yatma

Vehbi Tülek

Hadîs Ve Fıkıh âlimi İmâm-ı Nesâî

Vehbi Tülek

İmâm-ı Nesâi hazretleri, Hadis ilminde imâmdı. Yani; üçyüzbinden fazla hadis-i şerifi râvileriyle birlikte ezbere bilirdi. Yazdığı "Sünen-i sagir"i, Kütüb-i sitte adı verilen altı büyük hadis kitabından biridir.
İlim tahsiline Horasan'da başlayan İmâm-ı Nesâi, Irak, Şam, Mısır, Hicaz (Mekke ve Medine) ve Cezire'deki (Mezopotamya, Fırat ve Dicle havzasının kuzeyi) âlimlerden ders aldı. Mısır'da yerleşti. Hadis ilminde zamanının bir tanesi, Mısır âlimlerinin en fakihi idi. Haramlardan sakınmada ve ibâdetlere düşkünlükte eşi yoktu. Her yaptığı iş, her söylediği söz, Allahü teâlânın rızâsı içindi. İmâm-ı Nesâi'nin hadis-i şerif rivâyetinde râvilere koyduğu şartlar, Buhâri ve Müslim'den daha sıkıydı. Cerh ve ta'diline (hadis râvilerinin güvenilir olup olmamasındaki tesbitlerine) bütün âlimler i'tibâr ederlerdi.

Sâlih Kimseleri Vesile Etmek

Vehbi Tülek

Âlimin, âbide Olan Üstünlüğü

Vehbi Tülek

Fıkıh Ilmi, Kurtuluşa Götürür

Vehbi Tülek

Sadaka Malı Temizler Ve Korur

Vehbi Tülek

Molla Câmî'ye Iftira Atan Bedevînin Sonu

Vehbi Tülek

Niyet, Abdest Almaya Başlarken Yapılır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yüz Vermedin!

Yüz Vermedin!

Fakih Îsâ bin Muhammed şöyle anlatır:

Uzak bir diyârda idim. Abdullah el-Ayderûs'u açıkça bulunduğum yerde görmeyi temenni etmiştim. Mescide gittim. Oraya bir dilenci ve yanında birisi gelip benden bir şey istedi. Bir şey vermedim. Oradan ayrılıp başka yere gittim. O dilenci ve yanındaki kişi benim arkamdan geldi. Sonra yine yanıma yaklaşarak benden bir şeyler istedi. Yine yüz vermedim. Bunun üzerine o dilenci ve yanındaki ayrılıp gitti. Bir müddet sonra ben, Abdullah el-Ayderûs'un bulunduğu yere döndüm. Şeyh Abdullah'ın yanına giderek; "Ben sizi gittiğim yerde alenen görmeyi temenni ettim. Lâkin bu isteğim hâsıl olmadı." dedim. Bunun üzerine Ebû Muhammed el-Ayderûs ; "Sana aleni görünmem hâsıl oldu. Falan gün duhâ vaktinde sen falan mescidde idin. Senin yanına bir dilenci geldi. Yanında birisi de vardı. Senden bir şeyler istediler. Onlara bir şey vermedin. Sonra kalkıp bir yere gittin. Onlar da seni tâkib etti ve yine bir şeyler istediler. Yine yüz vermedin. İşte o dilencinin yanındaki ben idim. Ben, senin yanına o kılıkla gelmiştim." dedi. Ben; "Efendim! Sizin dedikleriniz doğrudur. Fakat o size fazla benzemiyordu." deyince, Şeyh Abdullah da; "Eğer ben bu hâlimle senin yanına gelse idim, sen beni tanır ve insanlara haber verirdin." buyurdu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Bereketi Var Mı?

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Sarik Ve Sakal

Üç Kandil

Fani Dünya

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Yüz Vermedin!

Keramete İnanmayan Âlim

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek