Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.645.112

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yâ Hazreti Câkîr! İmdâdımıza Yetiş!

Muhammed Câkîr hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Irak’ta Samerrâ’da yaşardı. Hanbelî mezhebi âlimlerindendir. 550 (m. 1155) senesinde orada vefât etti. Zamanında bulunan evliyâ içinde bir tane olup, onların temel direklerinden biri idi. Çok yüksek derecelerin sahibi idi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bana Bir Tüfek Verin

Mâlum Sultan Abdülhamid Han, hal'inden sonra Selânik'teki Alatini köşküne hapsedildi. Bir gün Alatini Köşkü muhafız kumandanı kolağası Rasim Celaleddin Bey, sultan Abdülhamid Han'la konuşmak için izin isteyerek huzûruna gelip:

-'Zât-ı hümâyûnunuzu rahatsız ettim. beni mâzur görünüz dört düvelle harp hâlinde olduğumuzu söylemem gerekiyor.' deyince Sultan hayretle:

-'Dört düvelle mi?.. Kim bunlar Rasim Bey? Hemen Allah ordu-yı hümayuna nusret, kuvvet versin, inşaallah zafer bizimdir?' diye sordu. asim Bey başını yere eğmiş, ağlayacak gibi konuşuyordu:

"Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ ve Sırbistan'la hâkanım ve maalesef yenilmek üzereyiz.' Sultan:

"Dört düvel birleşir de haberimiz olmaz mı Rasim Bey? Bu nasıl bir gaflettir! Bu devletler birleşemezler ki!..Aralarında kilise kavgası var... Yıllar yılı süren Makedonya boğuşmasını hatırlamıyor musunuz?..' diye sordu.

Vehbi Tülek

Elçiye Lüzum Yok

Vehbi Tülek

Fatih’in Medreseleri

Vehbi Tülek

Silada

Vehbi Tülek

1915 senesi Kasım ayının soğuk bir akşam vakti. Afyon ile Uşak arasındaki Işıklar istasyonunda duran trenden üç asker indi. Bunlardan biri, geçen kış Kafkas cephesinde savaşmış bir süvari onbaşısı, biri Çanakkale'de omzundan yaralanmış bir topçu çavuşu, diğeri de Mısır cephesinde döğüşmüş bir piyade neferi idi. Bunlar iki yıl evvel aynı köy den çıkıp da her biri memleketin birer ucunda harp etmiş üç hemşehri, aynı günlerde yaralanıp, garip bir tesadüf eseri İstanbul'da askeri hastanede, hatta aynı koğuşta buluşmuşlardı. Bir aydan fazla süren tedavilerinden sonra 60 gün tebdili hava verilmiş ve memleketlerine doğru yola çıkmışlardı. Bunlardan Ahmet ile Osman çavuş birbirlerine akraba idi. Emin onbaşı da onlara komşuydu.

Verin Bana Şu Yilan Yavrusunu!”

Vehbi Tülek

Mimar Sinan Ve Süleymaniye Camii

Vehbi Tülek

Osmanli'da Ahlak

Vehbi Tülek

Fatih’in Ruhaniyeti

Vehbi Tülek

59 - Fatih İle Molla Gürani

Vehbi Tülek

Fatih Sultan Mehmet Ve Hüner Sahipleri

Vehbi Tülek

İnebahti Deniz MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

On Şey Kötülüklerin Anası Durumundadır

Geredeli Abdülganî Efendi Osmanlı âlimlerinden ve Nakşibendî şeyhlerindendir. Aslen Bolu'nun Gerede kasabasındandır. İstanbul’da devrin meşhur âlimlerinden ders alarak yetişti. Bursa ve İstanbul'da yüksek dereceli medreselerde ders verdi. İstanbul, Mısır ve Şam kâdılıkları yaptı. Bir süre Anadolu kazaskerliğini yürüttü. 1586 yılında Mısır'dan dönerken Bursa'da rahatsızlanıp vefât etti. Çok kitap yazdı. Hâşiye alâ Tefsîr-i Beydâvî isimli eserinde şöyle nakleder:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Adı hakîm Olan Mecûsî

Vehbi Tülek

Ebu Müslim Buhâri hazretleri, Horasan Hükümdarının kumandanı idi. Onunla birlikte Merv şehrine geldiler. Oranın halkına şöyle bir soru sordu:
- Şehrinizde hiç "hakim" var mıdır ki, ehl-i hikmet ola? Halk da;
- Vardır, fakat Mecûsi'dir, dediler.

Harama Bakmak Kalp Aynasını Karartır

Vehbi Tülek

Fahreddin Zeylâî

Vehbi Tülek

Fahreddin Zeylâi hazretleri Hanefi fıkıh âlimlerindendir. Mısır'da Kızıldeniz sahilinde Zeylâ kasabasında doğdu. 743 [m. 1343] de Mısır'da vefât etti. (Kenz) kitabını şerh ederek (Tebyin-ül-hakâık) adını vermişdir. Tebyin kitabından bir bölüm:

Muallim Naci

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Için Birbirini Sevenler

Vehbi Tülek

Allah Için Sevmek Nasıl Olur Efendim?

Vehbi Tülek

Talebe, Her Işinde Üstadına Uymalıdır

Vehbi Tülek

Arabzâde Ârif Efendi

Vehbi Tülek

Yemek Adabı Ve Davete Icabet...

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Üç Kandil

A'meş Ve Hanımı

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Onun Görmediği Yer

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Vehbi Tülek

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek