Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.809
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
1780 senesinde İsanbul'a gelen bir Fransız mühendisi, yanında bir de logaritma cetveli getirmişti. Bir aralık Bâb-ı Âli'ye gelerek zamanın hükûmtine verip:
-Memleketinizde bu cetvelden anlayan ve bununla uğraşan var mıdır? Diye sorar. Kendisi ne, Gelenbevi İsmail Efendi adında bir zatın matematikle meşgul olduğunu söylediler.Fransız mühendis, Gelenbevi'nin adresini alarak kendisini ziyaret eder. Bir kulübeden farkı olmayan İsmail Efendi'nin evinden içeri giren mühendis, karşısına çıkan bu üstü başı perişan adamın, aradığı kimse olduğunu güçlükle anlayınca, fazla konuşmağa bile tenezzül etmeden elindeki kitabı uzatır ve:-Bır haftaya kadar bu kitap hakkındaki cevabınızı bekliyorum, deyip bu harap evden çıkmak ister. Gelenbevi İsmail Efendi onu bekletmeden, cevap yerine kendisinin telif etmiş olduğu logaritma cetvelini Fransız mühendise verir. Bu cetveli gören Fransız, ahyretler içinde kalır ve:-Bu adam Avrupa'da olsaydı ağırlığınca altın ederdi, diyerek hayranlığını izhar eder.Kanuni Sultan Süleyman zamanında başlayan Osmanlı-İran savaşları, Sultan I. Ahmed devrinde de devam ediyordu. İranlılar Tebriz'i almışlar ve Kars'ı kuşatmışlardı. 15 Haziran 1604 yılında Cağaloğlu Sinan Paşa kumandasında bir ordu Kars'ı kurtarmak için İstanbul'dan yola çıktı. Beylerbeyi Osman Bey, az bir kuvvetle Kars'ı müdafaa ediyor, yar dım gelinceye kadar kaleyi düşmana teslim etmemeye çalışıyordu. Bir gece, genç subay larından biri olan Kenan Beyi yanına çağırdı ve:-Bak yiğidim! Cenab-ı Hakk'ı ve Resûl-ü Ekrem'i memnun etmenin, şecaat göster menin zamanıdır. Bir gece gizlice kaleden dışarı çıkıp düşmanın içine dalacaksın ve kaç kişiler, erzakları, topları ne kadardır, öğrenip bize haber edeceksin. Haydi göreyim seni.. diyerek uğurladı.
Karabaş Ali Efendi Anadolu'da yetişen büyük velilerdendir. 1611 (H.1020) senesi Malatya'da Arapgir'de doğdu. 1685 (H.1097) senesi hac yolunda Kal'a-i Nahl denilen yerde vefât etti. Kastamonu'ya giderek Şeyh Şâbân-ı Veli hazretlerine talebe oldu. Onun sohbetlerinde yetişip velilik makamlarına yükseldi. Sonra İstanbul'a geldi ve Vâlide Atik Dergâhı şeyhi oldu. Çok talebe yetiştirdi. Ünsi Hasan Efendi ve Muhammed Nasûhi Efendi, yetiştirdiği talebelerin önde gelenlerindendir. "Tarikatnâme" isimli eserindeki nasihatlerinden bazıları şunlardır:
Abdullah Ahvâzî hazretleri hadîs âlimi olup, hafız, yani yüz bin hadîs-i şerîfi ezberden bilirdi. İran’da Ahvâz şehrinin Civâlîk kasabasında doğdu. O devirde yaşayan âlimlerden ders aldı. Hadîs-i şerîf öğrenmek için, birçok şehri dolaştı. Pekçok hadîs âliminden hadîs-i şerîf rivâyet etti. 306 (m. 919) senesinde vefât etti. İlm-i hadîsle ilgili “el-Fevâid” isimli eseri vardır. Bu kitabında şöyle nakleder:
Abdülkerim Taberi hazretleri Kırâat, tefsir, nahiv, hadis ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. İran'da, Taberistan'da doğdu. Mekke'de yerleşti ve orada 478 (m. 1085) yılında vefât etti. Kâ'be-i muazzamanın ilk defa bina edilmesi hakkında şöyle yazıyor:
Akşemseddin hazretleri, Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretlerinin hocasıdır. Soyu, Hz. Ebû Bekir'e dayanır. Kendisini ilim tahsiline adamış, Hacı Bayrâm-ı Veli'den icâzet almıştır.Bir gün Hacı Bayrâm-ı Veli hazretlerine sordular: " Sana kırk yıldan beri hizmet eden nice dervişlerin var; onlara icâzet vermedin de, az bir zamanda Akşemseddin'e nasıl icâzet verdin?Hacı Bayrâm-ı Veli hazretleri onlara şu cevabı verdi:" O, benden ne gördü ve ne işitti ise inandı, kabul etti; hikmetini sonra kendisi buldu. Diğerleri ise hemen hikmetini sorarlar. Aradaki fark budur.