Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.327
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
1432 yılında Anadolu'yu ve bu arada Bursa'yı ziyaret eden Fransız seyyah Bertrandon da la Broquier hatıralarında şunları nakleder: "Bursa'da ipekten güzel kumaşlar yapılır. İpek Venedik ve Lucca'ya götürülür ve oralarda güzel kadife yapılır. Çok faal bir grup olan Floransalı tüccarlar, Bursa'yı ihmal etmediler ve zengin ürünlerin ticaretini yaptılar. Sürekli bir şekilde devlet merkezi ile yazıştıkları ve haklarının korunması için istekte bulunduklarından, malzeme çoğalmaktadır: Özellikle de 1484 ile 1488 yıllarında bunların Bursa'da kaleme aldıkları hesap defterlerinin incelenmesi sayesinde, ipek ticaretinin ne kadar etkili olduğu anlaşılıyor. Bursa şehrinde bulunan Floransalı tüccarlar veya onların temsilcileri, çoğu hallerde doğrudan Türk tüccar meslekdaşları ile temas halinde idiler ve iki devlet arasında yapılan ithalat ve ihracat sürekli bir şekilde artıyordu. Bu tüccar ailelerden birisine mensup Bartolomeo di Piero di Simone adlı biri, 30.6.1484 günü Bursa'ya geldi ve dört yıl süre ile mallarını sattı. Bu zatın tuttuğu hesap defteri Floransalı tüccarların faaliyetlerini ve bu arada ipek satışını belgelemektedir.
Genç Osmanlı Sultanı Süleymân Hanın Avrupa kıtasındaki fetihleri, başta Papalık olmak üzere, Hıristiyan devletlerini telâşa düşürdü. Kendi aralarında olduğu gibi doğuda İran Safevi Devletiyle de ittifak kurdular. Macar Kralı İkinci Layoş, Alman İmparatoru Şarlken'le akrabâlık kurduktan sonra, Osmanlı hâkimiyetindeki Eflâk ve Boğdan prensliklerini de kışkırttı. Bu durum üzerine Macarlara kesin bir darbe vurmak isteyen Kânûni Sultan Süleymân Han, Rumeli'ndeki ordu kumandanı ve devlet adamlarına gönderdiği fermanda ilkbaharda Sofya'da toplanmaları nı bildirdi.Anadolu Beylerbeyi Behrâm Paşa, Bosna Sancakbeyi, Kırım Hanı Saâdet Giray ile diğer kumandan ve devlet adamlarının da sefere hazırlanmasını istedi
Mustafa Rızâeddîn Efendi Osmanlı âlimlerindendir. 1090 (m. 1679) senesinde Beşiktaş’ta doğdu. İlk tahsilini tamamladıktan sonra, Sinân Paşa Medresesi’ne devam etti. Bu sırada, Odabaşı Şeyhi Fenâî Efendi’nin derslerine devam edip, Celvetiyye yoluna girdi. Hocası tarafından hilâfet verildi. 1159 (m. 1746) senesinde vefat etti. Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin üstünlüğünü anlatan “Zuhûrât-ı Mekkiyye” kitabını yazdı. Bu eserinde şöyle anlatır:
Kâdı Saymeri hazretleri Hanefi mezhebi âlimlerinin büyüklerindendir. İran'ın Saymer şehrinde 351 (m. 962)'de doğdu. 436 (m. 1045)'de vefât etti. "Ahbâr-ı Ebû Hanife ve eshâbihi" kitabından seçmeler:
Allahü teâlâ, bir gün Musa aleyhisselâma şöyle buyurdu: - Ya Musa! Sana acaibattan bir sır bildireyim mi? Musa Kelimullah; - Göster ya Rabbi! diye iltica etti. Allahü teala tarafından;
- Ya Musa! Git filân yerdeki çeşmenin başına, kimse görmeyecek şekilde bir yere gizlen ve bekle! emri geldi.
Musa aleyhisselâm gitti, tarif edilen çeşmeyi buldu ve beklemeye başladı...
İsmâil Hakkı Efendi, hocasının vefâtından sonra Konya, Seydişehir, Söğüt, İznik ve İstanbul yolu ile Bursa'ya geldi. Bu yolculuk sırasında hazret-i Mevlânâ'yı, Sadreddin Konevi'yi ve Eşrefzâde Abdullah Rûmi'yi ziyâret etti.Sultan İkinci Mustafa Hânın, dâveti üzerine, 1695 (H.1107) senesinde Edirne'ye gitti. Nemçe seferinde, orduya cihâdın sevâbını ve büyüklüğünü anlatarak, askeri coşturdu. Osmanlı Ordusu önceBelgrad'a vardı. Oradan Tuna'yı geçerek düşmanla çarpıştıktan sonra, kışın bastırması üzerine Edirne'ye geri döndü. Ertesi sene ordu yine Edirne'den ayrılarak Belgrad'a gitti. O sırada Sadrâzam Elmas Mehmed Paşa idi. İsmâil Hakkı Efendi, Elmas Paşanın hazır bulunduğu gazâların hepsine katıldı ve birkaç yerinden yara aldı. İsmâil Hakkı Efendi, ordunun zaferlerle geri dönüşünden sonra yaralı olduğu hâlde Bursa'ya döndü ve talebe yetiştirmeye, eser yazmaya devâm etti.