Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.139.728

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

En Faydalı Zenginlik Ve En Güzel Fakirlik Nedir?

Seyyid Ticânî hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1737 (H.1150) senesinde Cezâyir'de Ayn-ı Mâdî denilen yerde doğdu. 1815 (H.1230)'de Fas'ta vefât etti. Mısır'a giderek Şeyh Mahmûd-i Kürdî’ye talebe oldu. Sonra Fas’a giderek talebe yetiştirdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Venediklilerin Zulmüne Karşilik Osmanli Devletinin Vergi Adaleti

Osmanlı Devleti, adayı fethettikten sonra, Kıbrıs'da adaletin tam tesisi ve Venediklilerin vergi adaletsizliklerinin ortadan kaldırılması için gereken bütün hukuki düzenlemeleri de yapmıştır. İslam hukuku­nun tatbiki yanında, özellikle haraci arazi vergilerinin dü­zenlenmesi ile alâkalı olarak 980/1572 tarihli Kıbrıs Adası Kanunnâmesi hazırlanmıştır. Biz bu kanunnâmeyi uzun uzadıya zikredecek değiliz. Ancak Kıbrıs'daki vergi adaletini sağlayan giriş mahiyetindeki kısmını özetle­yeceğiz. Diğerlerininin ise, orijinalini vermekle yeti­neceğiz:Kıbrıs Kanunnâmesi'nin Mukaddemesi:"Venedikli kâfirler zamanında Kıbrıs ahalisinin mah­sulatından, bazılarından altıda bir; bazılarından beşte bir; bazılarından dörtte bir ve bazılarından da üçte bir alınıyordu.Ada halkı arasında Farikoz denen bir gurup haftada iki gün beglerine ve toprak sahiplerine çalışmakla mükel­lefdi.Ahali ve büluğa eren gençler, 60, 80, 90 akçe arasında değişen maktu vergilerini verdikden sonra ken­dileri, oğulları ve kızları için ayrı ayrı tuz hakkı adı altında ayrıca beşer akçe verirlerdi.Ziraat edilen arazilerden kesin olarak üçte bir ürün alınırdı.Ahalinin kısrağı katır doğursa 60 akçe; tay doğursa 25 akçe; inekleri doğursa beş akçe; her koyun ve kuzu­dan bir akçe alınırmış.

Vehbi Tülek

Kenan Bey

Vehbi Tülek

Devlet İçinde Devlet Ya Da Düyun-u Umumiye

Vehbi Tülek

Zirhimi Giyinip Kilicimi Kuşandim

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Han, Anadolu'da yıllarca yaptığı Şiilik propagandası ile Osmanlı ülkesini parçalama gayesini güden Şah İsmail'e karşı harekete geçerken, kendisine de şu mektubu gönderdi:"Bilesin ve anlayasın ki, ilahi hükümlerden yüz çevirenlerin, Allahü teâlânın dinini yıkmaya çalışanların bu hareketlerine bütün Müslümanların, adaletperver hükümdarların kudretleri nisbetinde mani olmaları farzdır. Sen ki Müslümanların memleketlerine saldır dın, şefkat ve utanmayı bir tarafa bırakarak zulüm kapılarını açtın. Günahsız Müslüman ları incittin. Fitne ve fesadı gaye edindin. Nefsinin kötü arzularına ve fıtratındaki bozukluk lara uyarak Din-i İslam'ın emirlerini değiştirmeye kalktın. Haramlara helal diyerek nice Müslümanları ifsad ettin. Mescitleri, türbeleri ve mezarları yıktın. Alimleri ve Peygamberi miz "Sallallahü aleyhi ve sellem" Efendimizin neslinden gelen mübarek seyyidleri ldürdün. Kur'ân-ı Kerimi hela çukurlarına attın. Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer'e söverek hakaret ettin. Bu saydıklarım senin kötü hallerinden sadece birkaçıdır. Dillerde dolaşan bunlar ve bunlara benzer diğer hareketlerinden dolayı âlimlerim kesin delillere dayanarak, senin kafirliğine fetva verdiler. Bu durum karşısında Allahü Teâlâ'nın emirlerini yerine getirmek ve zulüm görenlere yardım etmek için, merasimlerde giydiğim padişahlık elbise lerimi çıkardım. Zırhımı giyip kılıcımı kuşandım. Atıma binerek Safer ayının başında Anadolu yakasına geçtim. Maksadım, Allahü Teâlânın inayetiyle senin Şahlığını yok etmek ve bu suretle âcizler üzerinden zulmünü ve fesadını kaldırmaktır. Ancak kılıçtan önce sana, Sünnet-i Seniyye icabı Sünni itikadını teklif ederim. Eğer yaptıklarından pişman olup, cân-ü gönülden istiğfar eder ve aldığın kaleleri geri verirsen, tarafımızdan, dostluktan başka bir şey görmezsin. Fakat kötü hallerine devam ettiğin takdirde, zulümlerinle simsiyah yaptığın yerleri nura kavuşturmak ve elinden almak üzere Allahü Teâlâ'nın izniyle yakında geleceğim. Takdir ne ise öyle olacaktır."

Minare Eğri Mi?

Vehbi Tülek

Ehli Sünnetin HÂmisi Iv. Murad Han

Vehbi Tülek

Yedi-sekiz Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Kahraman Bir Türk Düşmani

Vehbi Tülek

Fransiz Donanmasinin Osmanlilara Rehin Edilmesi

Vehbi Tülek

107 - Koca Yusuf Paşa Ve Şebeş Zaferi

Vehbi Tülek

Yavuz Ve Şah İsmail’in Satranç Oyunu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Muhammed Kurd Efendi

Muhammed Kurd Efendi, Osmanlılar zamânında yetişen İslâm âlimlerinden ve tasavvuf büyüklerindendir. Aslen Rumeli'de, Filibe'nin otuz altı kilometre batısında, Meriç Nehri sâhilinde ve demir yolu hattı üzerinde bulunan meşhur Tatar Pazarcığı kasabasındandır. 1524 (H.931) senesinde doğdu. 1588 (H.996) senesinde vefât edip, babası Helvacı Ömer Efendinin yanına defnolundu...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Evliyânın Büyüklüğünü Inkâr Edenlerin Hâli!

Vehbi Tülek

Abdülgaffâr ibn-i Nûh hazretleri büyük velîlerden ve kelâm âlimlerindendir. 1309 (H.708) senesinde Mısır-Kâhire'de vefât etti. O zamanda "Hafızayn" olarak bilinen Ebû Muhammed ed-Dimyâtî ile Muhibb-üt-Taberî ve "Şeyhayn" olarak bilinen, Ebü'l-Abbâs el-Mülessem ile Abdülazîz el-Menûfî'nin ve başka âlimlerin sohbetlerinde bulundu. Onlardan ilim öğrendi.

“muhammed Bin Kutbüddîn” Behâeddîn Zekeriyyâ

Vehbi Tülek

Ubeydullâh Ibn-i Batta

Vehbi Tülek

Ubeydullâh ibn-i Batta hazretleri Hanbeli fıkıh ve hadis âlimidir. 304 (m. 917)'de Bağdat yakınlarındaki Ukberâ'da doğdu. İlk tahsilinden sonra Bağdat, Basra, Şam, Humus ve Mekke gibi ilim merkezlerinde büyük âlimlerden ders aldı. İlim tahsilini tamamladıktan sonra Ukberâ'ya döndü ve birçok talebe yetiştirdi. 387 (m. 997)'de Ukberâ'da vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Âhiretin Azapları Pek Acı Ve Sonsuzdur

Vehbi Tülek

A­na­do­lu Velî­le­rin­den Mus­ta­fa Sâfî E­fen­di

Vehbi Tülek

Amr Bin Cemuh (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Hepiniz Bir Sürünün Çobanı Gibisiniz

Vehbi Tülek

Gazabını Yenen Kimse Cennetle Müjdelendi

Vehbi Tülek

Muhammed Zerkânî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Minareden Okunan Şiir

Minareden Okunan Şiir

Büyük çoğunluğu, yüksek rütbeli Osmanlı devlet adamlarından meydana gelen Hacc kafilesi, Fahr-i Âlem, Resul-i Ekrem, Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizi ziyaret yolunda. Çölde günlerdir süren yorucu yolculuk bitmek üzere. Medine'ye yaklaştıkları bir gecede son defa mola verildi. Kafiledekiler kısa süre içinde yorgunluktan uykuya daldılar. Ancak biri var ki, günlerdir uyku görmeyen nemli gözleri ile ufuklara dalmış, iki cihan güneşi sevgili Peygamber Efendimizin hasretiyle yanmış, kavrulmuş, Yusuf Nâbi bu. O gece, Resulullah'a bu kadar yakın olmanın hazzı içerisinde yerinde duramayıp gezerken... O da ne! Devlet büyüklerinden birisi, ayağını Hücre-i Saadet istikametine doğru uzatmış uyumuyor mu?

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yüz Vermedin!

Vehbi Tülek

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Abayi Yakmak

Helvaci Çocuk

Üç Kandil

Allah Haramdan Kaçani Korur

İsmail Hakki Efendi

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Korkma!

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek