Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.690
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
1780 senesinde İsanbul'a gelen bir Fransız mühendisi, yanında bir de logaritma cetveli getirmişti. Bir aralık Bâb-ı Âli'ye gelerek zamanın hükûmtine verip:
-Memleketinizde bu cetvelden anlayan ve bununla uğraşan var mıdır? Diye sorar. Kendisi ne, Gelenbevi İsmail Efendi adında bir zatın matematikle meşgul olduğunu söylediler.Fransız mühendis, Gelenbevi'nin adresini alarak kendisini ziyaret eder. Bir kulübeden farkı olmayan İsmail Efendi'nin evinden içeri giren mühendis, karşısına çıkan bu üstü başı perişan adamın, aradığı kimse olduğunu güçlükle anlayınca, fazla konuşmağa bile tenezzül etmeden elindeki kitabı uzatır ve:-Bır haftaya kadar bu kitap hakkındaki cevabınızı bekliyorum, deyip bu harap evden çıkmak ister. Gelenbevi İsmail Efendi onu bekletmeden, cevap yerine kendisinin telif etmiş olduğu logaritma cetvelini Fransız mühendise verir. Bu cetveli gören Fransız, ahyretler içinde kalır ve:-Bu adam Avrupa'da olsaydı ağırlığınca altın ederdi, diyerek hayranlığını izhar eder.Ermeni vakayiinin (olaylarının) cereyanı sırasında Sultan Hamide şiddetle muarız olan ve hükûmetine yazdığı raporla İngiltere hariciye nazırı (dışişleri bakanı) Lodr Salzbury'nin Türkiye aleyhinde icra ettiği teşebbüslerin ve nihayet parlâmentoda söylediği şiddetli nutkun âmillerinden bulunan İstanbuldaki İngiliz elçisi Sir Flip Küri'nin teşebbüsü neticesiz kalınca İstanbul'dan kaldırıldı. Vedânâmesini takdim için hariciye nezaretine tevdi ettiği huzura naliyet istidası padişah tarafından bilhassa uzatıldıktan ve binaenaleyh sefir epeyce kızdırıldıktan sonra nihayet huzura kabul olundu.
Ebû Hâşim Sofi hazretleri tasavvufta ilk defâ "sofi" nâmıyla anılan meşhur velidir. Kûfe'de doğdu. 777 (H.161) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Evliyânın büyüklerinden Süfyân-ı Sevri'nin hocasıdır. Sonra Şam Remle'de bir dergâh yaptırdı. Tasavvuf erbâbı ve muhabbet ehli için yapılan ilk dergâh bu oldu. Bu dergâhda sohbet eden Ebû Hâşim Sofi, sohbetlerinde buyurdu ki:
Ahmed Semerkandi hazretleri evliyânın büyüklerindendir. On dördüncü asrın sonlarında vefât etti. Zâhiri ilimlerde Zeynüddin-i Hafi'nin derslerinde yetişip, kalb ilimlerinde ve tasavvuf yolunda da Hâce Alâüddin-i Attâr hazretlerinin sohbetlerine devâm etmekle ilerledi. Hâce Ubeydullah-i Ahrâr hazretleri ile de görüşüp, onun da mânevi feyiz ve bereketlerine kavuşan Derviş Ahmed, Hirat'ta bir câmide vaaz ederdi. Sohbetlerinde şöyle anlattı:
Tâcüddin bin Rıfâi, kerâmet ve faziletler sâhibi idi. On üçüncü asrın ikinci yarısında yaşamıştır. Bu mübarek zatın bulunduğu yere yakın bir belde olan Hasankeyf'te, fakirlere âit bir vakıf ve buraya âit arâziler vardı. Bu vakfın ve arâzilerin mesulü, Muhammed bin Verşâne isminde biri idi. İbn-i Verşâne, bir gün fakirlerle birlikte İbn-ür-Rıfâi hazretlerinin yanına geldi...
Bir defâsında, bâzı kimseler gemi ile bir yere gidiyorlardı. Yolcular arasında Abdurrahmân hazretlerinin talebelerinden birkaç kişi de vardı. Bir ara, geminin tabanından bir yer delindi. Ne yaptılarsa delinen yeri tıkayamadılar. Vazifeliler çâresiz kalıp, geminin batmasından korktular. Onlardaki bu telaşı görüp, vaziyeti anlayan talebeler, hocaları Abdurrahmân bin Muhammed'den yardım istediler. O esnâda hocalarını gemide gördüler.