Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.206
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
II. Viyana bozgunundan sonra, Avusturyalılar bütün Macaristan'ı istila etmişlerdi. Kısa zamanda, çok geniş topraklar elimizden çıkmış, Venedik donanması da bazı Ege adalarına asker çıkarmıştı. İşte bu kara günlerde tahta çıkan Sultan II. Süleyman, felaket halini alan bu bozgunun önüne geçmek için çaba sarfediyordu. Tahta çıkışından bir kaç ay sonra, Belgrad kalesi de düşman eline geçti. Bunun üzerine Padişah, bizzat ordunun başında sefere çıktı. Edirne'ye geldiklerinde hastalanarak yatağa düştü...Cihan Sultanı ağlıyordu..."Belgrad düşmüş!...9 katlı Belgrad kalesini düşman kaplamış..." dedikleri zaman, Koca Padişah II. Süleyman gözyaşlarını tutamadı.
Lehliler, sınır olaylarını önlemek ve bir barış yapmak ümidi ile İstanbul'a bir elçi gönderdiler. Halbuki o tarihlerde Osmanlılar, Lehistan üzerine bir sefere karar vermişlerdi. Onun için padişah elçiye:-Barıştan ve ittifaktan değil, harpten ve seferden bahsetmelisiniz. Lehistan kralı vergi vermeye muvafakat, Dniestr istihkamlarını tahrip ve kazakları imha etmedikçe onunla bizim aramızda dostluk olamaz. Dedi.
Bağdad halifesi, Şeyh Şehabeddin Sühreverdi hazretlerini elçilikle Selçuklu Sultanı Alâ'eddin Keykubad'a göndermişti. Konya'ya ulaştığı sırada Sultan, Gavale kalesine gitmişti. Sultan'ül-Ulema Bahâeddin Veled hazretlerini de birlikte götürmüştü. Sultan, Sühreverdi'yi de kaleye getirmelerini emretti. Halifenin elçiliğini ifa ettikten sonra şeyhe, Bahâeddin Veled hazretleri son derece izaz ve ikramda bulundu. Çünkü Sühreverdi de Bağdat'ta Bahâeddin Veled hazretlerine hadsiz hesapsız hizmetlerde bulunmuştu. Bahâeddin Veled hazretleri: "Sühreverdiler hem Ebubekir'e mensuplar, hem de bizim yakın akrabalarımızdandılar" buyurdu...
Molla Arab hazretleri Osmanlı İslâm âlimlerinin büyüklerindendir. İsmi Vâiz Muhammed bin Ömer'dir. Antakya'da doğdu. Arab lisanını iyi bildiği ve Haleb'den Bursa'ya geldiği için "Molla Arab" diye şöhret buldu. Fıkıh ilmini fazilet sâhibi babasından, usûl-i fıkıh, kırâat ve Arabi ilimleri, amcaları Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmed gibi âlimlerden öğrendi. Tebrizli Mevlânâ Mürid'den ilim öğrendi. Sonra Antakya'ya döndü. Haleb ve Kudüs'deki âlimlerle görüştü. 1495 (H.901) senesinde Bursa'ya, sonra İstanbul'a gitti.
Nasr bin İbrâhim Mukaddesi hazretleri, Şâm'da yaşamış olan hadis ve Şâfii reisül-ulemâsı idi. 490 [m. 1097] senesinde vefât etti. (Hucce) kitâbı meşhûrdur. Çok âlim, mütteki idi. Kitabında bildirdiği oruç tutmak hakkındaki Hadis-i Şeriflerden bazıları:
Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmi'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmi'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya. O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.- Neye bakarsın hâtun?-Dediler ki, bu câmide her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.