Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.424.381

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ateş Gelirken Ondan Nasıl Emin Olunur?

Abdullah bin Dînar hazretleri Tâbiînin büyüklerindendir. 744 (H.127) senesinde vefât etti. Hadîs-i şerîf ilminde üstün bir dereceye yükselmiş olup müksirûndan yâni, çok hadîs-i şerîf rivâyet edenlerdendir. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Ömer, Enes bin Mâlik'ten (radıyallahü anhümâ) ilim öğrenip hadîs-i şerîf rivâyet etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Fatih’in Medreseleri

Fatih'in bilime olan hizmetlerine tanıklık eden anıtların en önemlisi, kuşkusuz camisinin etrafına yaptırdığı medreselerdir... Ancak ilk medrese eğitimi, fetihten hemen sonraki günlerde cami haline getirilen Ayasofya'da başlamış ve caminin yanındaki papaz odaları boşaltılarak öğrencilerin buralarda kalmaları sağlanmıştır. Molla Hüsrev'in başmüderrisliğe getirildiği bu ilk öğretim kurumunda, İstanbul'un ilk kadısı,Ayasofya'yı Cami olarak "tescil eden" Hızır Çelebi 'nin ilk müderrisler arasında bulunduğu görülmektedir. Bu sıralarda molla Zeyrek de müderris olarak Zeyrek camisinde derslere başlamıştır. (Türkiye Tarihi 2 s: 243) İşte İstanbul'da fetihten sonra öğretime başlayan ilk iki medrese bunlarrdır. Fatih medreselerinin yapımı bitince, Zeyrek'teki öğrenciler oraya taşınmış, Ayasofya'da ise öğretim sürdürülmüştür. Vakfiyesinde de belirtildiği üzere, Medaris-i Semaniye adı ile Fatih Camii'nin etrafında yapılmış olan bu yeni kuruluş, sekiz medrese ve her medresenin arkasında Tetimme adı verilen daha küçük sekiz medreseden oluşmaktadır. Ayrıca müderris ve öğrencilerin yararlanması için bir kitaplık, bir Darüşşifa ve bir de misafirhane bulunmakta idi. medreselerin her birinde "akli" ve "natli" bilimlerde birer müderris, Daruşşifada ise hangi ulustan olursa olsun iki hekim, bir göz hekimi, bir cerrah ve bir de eczacı görevlendirilmişti. Hekimlerin hastaları günde iki kez ziyaret etmeleri şart koşulmuştur.Fatih döneminde üzerinde durulması gereken önemli bir kuruluş da hızla geliştiği görülen bir yüksek okul niteliğindeki Enderun Okulu'dur. Bu kuruluş içinde askerlik, yöneticilik,güzel sanatlar bölümleri olduğu gibi, ayrıca bir de hastane bulunmakta idi. tanzimat dönemine kadar yaşadığı görülen Enderun Okulu'nda Galata Sarayı,Eski Saray ve Edirne Sarayı gibi sarayların orta dereceli saray okullarını bitirenler kabul edilmekte idi.

Vehbi Tülek

Mübarek Beldelerin Hizmeti Ona Verildi

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud Ve Patrik Gregorios

Vehbi Tülek

Silada

Vehbi Tülek

1915 senesi Kasım ayının soğuk bir akşam vakti. Afyon ile Uşak arasındaki Işıklar istasyonunda duran trenden üç asker indi. Bunlardan biri, geçen kış Kafkas cephesinde savaşmış bir süvari onbaşısı, biri Çanakkale'de omzundan yaralanmış bir topçu çavuşu, diğeri de Mısır cephesinde döğüşmüş bir piyade neferi idi. Bunlar iki yıl evvel aynı köy den çıkıp da her biri memleketin birer ucunda harp etmiş üç hemşehri, aynı günlerde yaralanıp, garip bir tesadüf eseri İstanbul'da askeri hastanede, hatta aynı koğuşta buluşmuşlardı. Bir aydan fazla süren tedavilerinden sonra 60 gün tebdili hava verilmiş ve memleketlerine doğru yola çıkmışlardı. Bunlardan Ahmet ile Osman çavuş birbirlerine akraba idi. Emin onbaşı da onlara komşuydu.

Osmanlilarda Silah Kullanma Sanati

Vehbi Tülek

Kanuni Ve Pir Ali Efendi

Vehbi Tülek

Sirpsindigi Zaferi

Vehbi Tülek

Benim Milletimin Ocaği Yaniyor

Vehbi Tülek

Öyleyse Sultanimizi Üzme !

Vehbi Tülek

91 - Kanuni Sultan Süleyman Ve Şövalyeler

Vehbi Tülek

Yahya Efendi Ve Rum Denizci

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Sabır, Hayra Ve Iyiliğe Hiddet, Kötülüğe Götürür

Rüşdî Süleymân Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. Nazilli’nin Karamullu köyünde doğdu. Önce Karamullu köyünün efesi idi. Halk kendisinden çok korkardı. Daha sonra, Nazilli’de Mehmed Zühdî Efendi'yi görüp, ona talebe oldu. Mehmed Zühdî Efendi'nin yanında kemâle eren Süleymân Rüşdî Efendi, çok yüksek mertebelere kavuştu. Efelik zamanında kullandığı bıçağını, palasını ve tüfeğini, oturduğu odanın duvarına astı. Kendisine bağlı efeleri de ona talebe oldular.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mümin, Cennette Istediği Irmaktan Içer

Vehbi Tülek

Seyyid Abdülazîz Debbağ hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1679 (H.1090) senesinde Fas'ta Fes şehrinde doğdu. 1720 (H.1132) senesinde orada vefat etti. Seyyid Ahmed bin Abdullah'ın sohbetlerine devam etti ve kemâle erdi. Hocasının vefâtı üzerine, halîfesi olarak yerine geçti.

“silsile-i Aliyye”den Kâsım Bin Muhammed

Vehbi Tülek

Osmanlı Şeyhülislâmı Molla Hüsrev

Vehbi Tülek

Molla Hüsrev hazretleri Üçüncü Osmanlı Şeyhülislâmıdır. İsmi, Muhammed bin Feramuz (Feramerz)'dir. Sivas ile Tokat arasındaki Kargın köyünde doğdu. Babası, bir Fransız subayı iken Müslüman olmuştu. Burhâneddin Haydar Hirevi ve zamânının diğer âlimlerinden ilim tahsil etti. Tahsilini tamamladıktan sonra müderrislik yaptı. Sultan İkinci Murâd Hân devrinde Kadıaskerliğe tâyin edildi. İstanbul'da Galata ve Üsküdar kâdılıklarına tâyin edildi. Bu arada Ayasofya Müderrisliğini de yürüttü. Bursa'ya gidip ilim öğretmekle meşgûl olduğu sırada Fâtih Sultan Mehmed Hân tarafından İstanbul'a dâvet edilerek, şeyhülislâmlığa tâyin edildi. Yirmi sene, şeyhülislâmlık vazifesini yürüttükten sonra 1480 (H.885) senesinde İstanbul'da vefât etti.

Kerâmetler Menbâı Ebû Osman Mağribî

Vehbi Tülek

Müslim Bin Avsece

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ, Kadîm Olan Zâtı Ile Vardır 19.10.2020

Vehbi Tülek

Hz. Hâlid Bin Sinân Abesî

Vehbi Tülek

Ahmed İbni Kemal Paşa

Vehbi Tülek

Ebu Bekr Muhammed Acurri

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Dört Şey Mühimdir

Dört Şey Mühimdir

Muinüddin-i Çeşti hazretleri vefat ederken talebelerine şu nasihatleri yaptı: Biliniz ki, şu dört şey tasavvufun esâslarındandır: 1- Bu yolda yürümek arzusunda bulunan bir sâlik, aç ve fakir olsa da, hâlinden şikâyetçi olmamalı, dışarıdan tok ve hâli vakti yerinde görünmelidir. 2- Fakirleri maddi ve mânevi olarak doyurmalıdır. 3- Allahü teâlânın ihsân ettiği nimetlere şükredemediği, O'na lâyık ibâdet yapamadığı ve âkıbetinin nasıl olacağını bilemediği için, dâimâ üzgün bir hâlde bulunmalı, fakat başkalarını üzmemek için dışarıdan çok neşeli, mesûd ve memnun görünmelidir. 4- Kendisine eziyet ve sıkıntı verenleri affetmeli; insanlara karşı lüzumlu olan nezâket ve sevgiyi her zaman göstermelidir...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Fani Dünya

Ahde Vefa

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek

Delik Kova

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

Sakin Kalyona Binme

Vehbi Tülek