Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.602.290
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Kânûni Sultan Süleymân Hanın vefâtından sonra yerine oğlu İkinci Selim Han pâdişâh olup tahta geçmişti. Bir gün saltanat kayığı ile Boğazı gezmek için çıktı. Giderken Boğaz'daki bâzı yerleri yanındakilere soruyordu. Beşiktaş'a geldiklerinde, kendisine; "Efendim burası Beşiktaş'tır ve Yahyâ Efendi hazretleri oturur. Buralarını o ihyâ etmiştir." dediler. O zaman Sultan Selim Han; "Yahyâ Efendi nasıl biridir?" diye sordu. Ona; "Sultanım! Yahyâ Efendi, babanız Cennetmekân hazretlerinin süt kardeşi idi. Babanızla çok iyi görüşürlerdi." dediler. O zaman Sultan Selim Han; "Evet, babamla olan yakınlığını ve dostluğunu bilirim. O babama her ne derse babam şüphesiz yerine getirirdi.
1912 yılında Avrupa'dan meşhur bir şampiyon koşucunun geldiği ve Türkiye'de kendisi ile boy ölçüşecek yarışçı aradığı haber alınmıştı. Düşünülüp danışıldı ve nihayet Anadolu hisarı tulumbacılarından (itfaiye erlerinden) "Kıvırcık Ahmed" namıyla anılan biri bulundu. Mukavemet yarışı Fenerbahçe'de yapılacaktı... Meraklıların doldurduğu geniş çayırın kenarında, İngiliz atlet bacağında şortuyla bekliyordu. Kıvırcık Ahmed'e : -Haydi, dediler. Soyun!-Ne soyunacağım? Denize mi gireceğiz?-Sen de üzerindeki elbiseyi çıkarıp, onun gibi çıkacaksın!-Ama ben onun gibi soyunmam , utanırım!...-Etme Ahmed, ayıp olacak.-Bırak beyim, ben evde yalnız başıma gusulhaneye girsem, yine de peştamal kullanırım.
Hamza el-Kinâni hazretleri hadis âlimidir. 275'te (m. 888) Mısır'da doğdu. Kahire, Halep, Hicaz ve Şam'a giderek büyük âlimlerden hadis ilmi tahsil etti. 357 (m. 968)'de Mısır'da vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) kızı Ümmü Gülsüm (radıyallahü anha) Resulullah Efendimizin İslâmiyeti tebliğinden önce doğdu. Annesi hazret-i Hadice'dir. Ümmü Gülsüm, Ebû Leheb'in ikinci oğlu Uteybe ile nişanlanmıştı. Diğer kızı Rukayye de Ebu Leheb'in bir başka oğlu Utbe ile nişanlıydı.
Resulullah Efendimize Peygamberliği bildirilip dini tebliğe başlamıştı. O günlerde Tebbet Suresi inince Ebu Leheb çılgına dönmüştü. İki oğluna da;
"Eğer siz Muhammed'in kızlarıyla evlenirseniz yanınızda durmak bana haram olsun" dedi. Harb bin Ümeyye'nin kızı olan anneleri de buna benzer sözlerle oğullarını Resulullahın kızlarıyla evlenmekten vazgeçirdiler.
Musa ve Harun (aleyhimesselam)'dan sonra Allahu Tealâ, İsrailoğulları'nın başına her hükümdar geçtiğinde, beraberinde bir peygamber gönderirdi. Şa'ya (aleyhisselam) da Sıdkıya diye bilinen bir hükümdar zamanında gönderilmişti. Kavmine, Hazreti İsa (aleyhisselam) ve Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi ve selem)'in geleceğini haber vermişti.
Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."