Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.221.409

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Tasavvuf Bir Ağaç Ise, Tövbe Onun Köküdür

Şeyh Yâkûbî hazretleri büyük velîlerdendir. 1222 (H.619) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Evliyânın göz bebeği Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin sohbetleriyle yetişip kemâle geldi. Bağdât'ın kuzeydoğusundaki dergâhında sohbetleriyle insanlara doğru yolu gösterdi. Kendisinden kerâmetler, üstün hâller görülmeye başlandı. Sâlih bin Yâkûb el-Ukûbî şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ateş Pahasi

Preveze Deniz Zaferi

Asil Ruh

Latif Bir Şikayet

Onun Görmediği Yer

Karşılık Beklemiyorum

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Çolak Hasan

Çolak Hasan yeniçeri olmak istiyordu. Acemi ocağına başvurdu. Fakat Ağa , onu ocağa kabul etmedi. Hasan'ın boynu büküldü. Sonra çolak elini gizlemek için bedenine yaklaştırdı ve kendi kendine;"Artık hiçbir zaman savaşa katılmayacağım, yeniçeri olamayacağım" diyerek evine gitti. Çolak eline aka baka ağlamaya başladı. Devrin büyük âlimlerinden Hoca Sadeddin Efendi, sarayın bahçesinde gezintiye çıkmıştı. Hasan'ın ağlama sesini duydu ve sesin geldiği tarafa yürüdü. Hasan'a niçin ağladığını sordu. Hasan, çolak elini arkasına saklayarak gözyaşlarını gizlemeye çalışıyordu. Sadeddin Efendi ona; "Derdini söyle de bir çaresini bulmaya çalışalım" dedi. Hasan;"Çaresini bulamazsınız" deyince, Hoca;"Sen yine de söyle" dedi.

Vehbi Tülek

Gazi Osman Paşa’nin İstanbula Dönüşü

Vehbi Tülek

Bu Yüzden Kara Çaldim

Vehbi Tülek

Eğri Fatihi Iii. Mehmed Han

Vehbi Tülek

Babası Üçüncü Murâd Hanın vefatından on bir gün sonra 17 Ocak 1595 târihinde Manisa'dan İstanbul'a gelip, sultan ilân edildi. İlk icrââtı, devlet ve saltanatın emniyetini kuvvetlendirip, tâyinlerde bulunmak oldu. Ulemâdan Sadeddin Efendiyi hocalığına, Ferhad Paşayı Sadrâzamlığa, Halil Paşayı da Kaptan-ı deryalığa tâyin etti. 1593'ten beri devam eden Avusturya harpleri esnasında, papa Sekizinci Clément'in teşvik ve propagandalarıyla, ahâlisi Hıristiyan olan Osmanlı Devletine tâbi Erdel, Eflâk ve Boğdan Voyvodalıkları Türklere karşı isyân ettiler. Sadrâzam Ferhâd Paşa, Eflak Seferi için Serdâr-ı ekrem tâyin edildi. 14 Mayıs 1595'te Eflak ve Boğdan'ın imtiyazlı prenslik statüsü kaldırılıp vilâyet hâline getirilerek, vâliler tâyin edildi.

İtalya’da Bir Yeniçeri

Vehbi Tülek

Aldiğimiz Fiyata

Vehbi Tülek

Büyük Devlet Olmak

Vehbi Tülek

Bu Yüzden Kara Çaldim

Vehbi Tülek

Abdestsiz Nöbet Tutmam

Vehbi Tülek

Ahmed İbni KemÂl Hazretlerinin Nasihatleri

Vehbi Tülek

Osmanoğullarinin Âkibeti Ne Olacak?

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Misafirle Kapıya Kadar Çıkmak Sünnettir

Hâfız Afifüddîn hazretleri Hadis âlimlerinin büyüklerindendir. 698 (m. 1299) senesinde doğdu. 765 (m. 1363) senesinde Medîne-i münevverede vefat etti. Zamanın meşhur âlimlerinden hadîs-i şerîf dinledi ve ilim öğrendi. Rivayet ettiği hadîs-i şerîflerde Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Eshâbımın Hepsi Yıldızlar Gibidir

Vehbi Tülek

Tâcüddin Ömer Fâkihâni hazretleri Fıkıh âlimlerindendir. 654 (m. 1256)'de Mısır'da İskenderiyye'de doğdu. 731 (m. 1331)'de orada vefât etti. "Şerh-ül-umde" isimli eserinde şöyle nakleder:

Padişahın Iltifâtına Mazhar Olan Mübarek Zat

Vehbi Tülek

Zikrin Hayırlısı Hafi Rızkın Hayırlısı Kâfi

Vehbi Tülek

Abdürrahim Efendi, Otuzbirinci Osmanlı Şeyhülislâmıdır. Adana'da doğdu. 1066 (m. 1656) senesinde Belgrad'da vefât etti. Buyurdu ki:

Süleyman Bin Necâh

Vehbi Tülek

Ebu Hafs Bin Esved

Vehbi Tülek

Abdülmüheymin Hadramî

Vehbi Tülek

İnsanların Çoğu Allahü Teâlâdan Gâfildir

Vehbi Tülek

Ölmeden Müslüman Olan Yahudi Genci

Vehbi Tülek

Gariplerin Sığınağı Ebû Bekr Ayderûs

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Arkadaşlarımı Korumak Için

Her Şeyi Göze Almıştı!

Onun Görmediği Yer

Mazarratli Harfler Kaçtir?

B0r Çuval Toprak

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek