Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.222.418

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Tasavvuf Bir Ağaç Ise, Tövbe Onun Köküdür

Şeyh Yâkûbî hazretleri büyük velîlerdendir. 1222 (H.619) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Evliyânın göz bebeği Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin sohbetleriyle yetişip kemâle geldi. Bağdât'ın kuzeydoğusundaki dergâhında sohbetleriyle insanlara doğru yolu gösterdi. Kendisinden kerâmetler, üstün hâller görülmeye başlandı. Sâlih bin Yâkûb el-Ukûbî şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Şah İsmail’in Hayreti

Çaldıran savaşı başladığında Şah İsmail, yüksek bir tepeye çıkarak ordusunun hareketi ni takip ediyordu. Öncü kuvvetlerinden esir düşen bir Osmanlı süvarisini de yanına alıp ondan Osmanlı askeri hakkında bilgi almaya başladı:-Şu karşı tepelerde kan ırmağı gibi görünen kırmızı sancaklar nedir?-Bunlar Mihaloğlu'nun kumandasındaki Niğbolu süvarileridir.-Ya şimdi ovaya inen şu yeşil sancaklılar?-Onlar da İsfendiyaroğlu'nun emrindeki Bolu ve Kastamonu süvarileridir.-Bu yükselen toz bulutları arasındakiler kimlerdir?-Bunlar da Azeblerdir.

Vehbi Tülek

100 - Çehrin Seferi

Vehbi Tülek

Hazar Kanali Projesi

Vehbi Tülek

Osmanli Kadinlari Avrupada Hiç Taninmaz

Vehbi Tülek

Meşhur tarihçi, ilim ve devlet adamımız Ahmed Cevdet Paşa'nın hanımı Seniha Sultan, bir Fransız diplomatının hanımı olan Madame Simone de La Cherte ile pek çok kez mektuplaşmıştır. Bu mektuplarda, 1911'lerin Osmanlı kadınından birçok mevzuda bilgiler mevcuttur. İşte bunlardan bir tanesi:"Sevgili iki gözüm,Biz Türk kadınları, Avrupa'da hiç tanınmayız. Hatta diyebilirim ki, Çin ve Japon kadınları kadar bile tanınmayız. Halbuki Pekin ve Tokyo, Paris'e çok uzaktır. İstanbul ise çok yakındır. Bizim hakkımızda akla hayâle gelmeyecek şeyler uyduruyorlar. Ne ehemmiyeti var. Bizim esir olduğumuzu, kafes içinde birbirine rakip sayısız zevceler topluluğu hâlinde yaşadığımızı sanıyorlar. Ve nihâyet -sevgili büyük Loti'mizin yazdığı öylesine güzel fakat öylesine yanlış anlaşılan- içimizden çoğunun Latince ve eski Yunanca, cebir ve felsefebildiğini, câhil olsun, âlim olsun, bütün Türk kadınlarının, gece gündüz hiç ara vermeden "boyunduruğumuzdan" kurtulmayı, "hürriyetimizi ve itibarımızı ve kadınlık haklarımızı" elde etmeye çalıştığımızı sanıyorlar.

İlk Denizalti

Vehbi Tülek

Osmanli Sultanlarinin Yüksek Dereceleri

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Murad Han’in Şefkati

Vehbi Tülek

İnebahti Deniz MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Toplu Taşima Kurallari

Vehbi Tülek

Casus Herşeyi Görsün

Vehbi Tülek

54 - Taziya Muska

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Resûlullah Ile Müsâfeha!..

Âdem-i Bennûri, Hindistan'ın büyük velilerinden olup, seyyiddir. Aslen Reveh beldesindendir. Büyük annesi Afganistanlıdır. Bir vesile ile Serhend'in kasabası olan Bennûr'a gelip yerleşmişlerdi. Doğum târihi bilinmemektedir...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Selîsî Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

Selisi Mehmed Efendi "rahmetullahi aleyh" Osmanlı müderris ve kadılarındandır. Bursa'da doğdu. Medrese tahsilini tamamlayıp, Bursa ve İstanbul'da müderrislik ve kadılık yaptıktan sonra 1060'ta (m. 1650) Bursa'da vefat etti. "Ravza-i Evliya" isimli eserinde, başta Bursa evliyaları olmak üzere birçok velinin menkıbelerini anlatmaktadır. Bu kitabında buyuruyor ki:

Âmâ Hadîs âlimi Yûnus Bin Meysere

Vehbi Tülek

Utanmayan Kimsede Hayır Yoktur

Vehbi Tülek

Mahmûd Bedreddin Efendi, Osmanlı âlimlerindendir. 937 (m. 1530)'da Edirne kadısı iken vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Hazret-i Alinin Kölesi: Kanber

Vehbi Tülek

İlmiyle Amel Etmeyenin Ilmine Güvenilmez!

Vehbi Tülek

Ana-babanın Kıymetini Hayatta Iken Bilmeli!

Vehbi Tülek

Abdülvasi Dimetokî

Vehbi Tülek

Muslihuddîn Efendi

Vehbi Tülek

Onların Kalpleri Rahmânî Nûrdan Yoksundur

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Cennetlik Hanım Isteyen...

Geç Gelen Kurtarıcı

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Garip Karşilanan Bir Adak

Adam Olmazsan

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Vehbi Tülek

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Vehbi Tülek

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek