İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.984
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa der ki:-Aydın Reis, Devlet-i Osmani'de yetişmiş olan en kıymetli denizcilerdendir.Aydın, aslen Karamanlıdır ve Kemal Reis'in yetiştirmelerindendir. Kemal Reis, Eğriboz adasını fethetmiş ve oraya yerleşerek leventler yetiştirmeye başlamıştı. Bunlardan biri olan Aydın, kısa sürede kendini ispat etmiş ve Kemal Reis'in dikkatini çekti. Ona kendi kadırgasında görev verdi.
Kanuni Sultan süleyman Han'ın Macaristan seferi sırasında Anadolu'da isyanlar çıktı. Bunların en mühimlerinden bir de Kalenderoğlu isyanı olup, Anadolu'nun bir çok şehirlerini ele geçirdiğini öğrenen Kanuni, Veziriazam İbrahim Paşa'yı isyanı bastırmak için Anadolu'ya gönderdi. İbrahim Paşa, uzun mücadeleler neticesinde isyanı bastırdıktan sonra bütün beyleri ve valileri huzuruna çağırdı. İlk olarak Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa'ya sert bir şekilde şöyle dedi:-Yarı çıplak, serseri, haneberduş takımının önünden nasıl kaçtınız?Behram Paşa bu suale korkusundan bir cevap veremedi. Veziriazam diğer beylere de sordu, fakat hepsi suçu birbirlerinin üzerine atıyorlardı. Veziriazam çok hiddetlendi. Artık cellada teslim edileceklerini anlayınca, vaziyeti kurtarmak için, içlerinden Adana Valisi ve eski veziriazamlardan Pirizade Mehmed bey, Veziriazam İbrahim Paşa'ya:-Eskiden dedelerimiz harbe girecekleri zaman Allahü Teâlâdan yardım diledikten sonra tecrübeli ihtiyarlarla müşavere etmek geleneğine uyarlardı. Biz ise ne onu yaptık, ne de bunu. Gurur ve kendimize olan aşırı güvenimiz, başımıza bu musibetleri getirdi. Cezamızı çekmek için işte kılıcım ve işte başım...deyince, Veziriazam , bu asil ve hakikat olan sözler karşısında susup hiçbir şey yapmadı. Eski veziriazamın bu konuşmasını haber alan Kanuni, Pirizade'yi çağırıp ona ihsanlarda bulundu.
Yahyâ Efendi, İstanbul'da yetişen büyük velilerdendir. 1494 (H.900) senesinde Trabzon'da doğdu. Kânûni Sultan Süleymân da Trabzon'da aynı sene aynı haftada doğdu. Kânûni dünyâya geldiğinde, annesi Âişe Hafsa Sultanın sütü kesilmişti. Bunun üzerine Kânûni'yi Yahyâ Efendinin annesi emzirdi. Kânûni ile süt kardeşi oldular. Kânûni Sultan Süleymân, padişah olunca, ona çok yakın alâka gösterdi. Çok hürmet edip, işlerinde onunla istişare ederdi. Birlikte çok menkıbeleri vardır.
Yahyâ Efendi 1569 (H.977) senesinde İstanbul'da vefât etti. Kabr-i şerifi, Beşiktaş ile Ortaköy arasında yaptırdığı ve kendi adıyla anılan câminin yanında olup, ziyâret mahallidir.
Yahyâ Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Ahmed Cevdet Pâşa 1238 [m. 1823] de Bulgaristan'da, Rusçuk yakınlarındaki Lofça kasabasında dünyaya geldi. 1312 [m. 1894] senesinde vefât etti. (Mecelle) adındaki kitâbı hâzırlamakla, İslâmiyete büyük hizmet etmiştir. "Ma'lûmât-i nâfi'a" kitâbında şöyle yazıyor:
Şerif Neyyirüddin Zendeni hazretleri, meşhûr velilerdendir. 1099 (H. 492)'de Afganistan'da Çeşt şehrinde doğdu. Keşif ve kerâmetler sâhibi bir mürşid idi. Hâce Mevdûd Çeşti hazretlerinin talebesi ve halifesidir. 1215 (H. 612) senesinde Çeşt şehrinde vefât etti. Mevdûd Çeşti hazretlerinin sohbetine devâm ederdi. Mevdûd Çeşti hazretleri ona tam bir teveccühle, yakınlık duyarak çok iltifât etti. Kalbinden onun kalbine feyiz akıttı. "İsm-i âzam"ı kalbine yerleştirdi. Bir anda ilm-i ledünniye, mârifet ilmine kavuşturdu. Ona hırka giydirip, kendisine halife yaptı...
Osmanlı evliyalarından olan bu zat, Çanakkale'de yaşamıştır. Devrin Osmanlı sultanı Dördüncü Mehmed Han rüyâsında Ahmed Câhidi hazretlerini gördü. Bunun üzerine derhâl Kilidü'l-Bahr'e gelerek onu ziyâret etti. Sohbeti ile şereflenerek duâsına mazhar oldu. Ahmed Efendi, Sultanın hiç bir maddi ikramını kabûl etmedi. Dördüncü Mehmed Han bunun üzerine Ahmed Câhidi hazretlerine "Sultan" ünvânını verdi. Bundan sonra Evliyâ Sultan ve Ahmed Câhidi Sultan diye de anıldı.1659 (H.1070)'da vefât eden Ahmed Câhidi Kilidü'l-Bahr'de zevcesi Kerime Hâtun'un medfun bulunduğu türbeye defnedildi. Kendisinden 17 yıl önce vefât eden oğlu Âdem Efendinin kabri ise türbenin dışında güney taraftadır. Câhidi Sultan, vefâtının üzerinden üç asırdan fazla bir zaman geçmesine rağmen hâlâ gönüllerde yaşamakta kabri ziyâret olunarak mânevi istifâdelere kavuşulmaktadır.