Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.548.029
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Halk arasında "gâzi" ve bilhassa gözünü budaktan sakınmaz tavrı ve hareketleri netice sinde "deli" lakabı ile tanınmış olan Hüseyin Paşa, kuvvetli bir vücut yapısına sâhip, cesur bir vezirdi. Özellikle Revan ve Bağdat seferleri ile Girit'in fethinde gösterdiği kahramanlıklar kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Girit'te 12 yıl geceli gündüzlü cephede kalmış ve bütün parasını adanın imârına harcamıştı. Bu sebeple halk arasında ziyâdesiyle sayılıp seviliyordu. Bilhassa Girit Rumları arasında İslâmiyetin yayılmasına gayret etmiş ve onun gösterdiği adâlete hayran kalan Hıristiyanlar, kitleler halinde İslâma girmişlerdir. Bu, Arnavutluk ve Bosna-Hersek'tekinden sonra Balkan kavimleri arasında üçüncü toplu İslâmlaşma hareketidir. Bâzı kiliseleri câmiye çevirtip, Hanya ve Kandiye başta olmak üzere pekçok yerde câmi yaptırdı.
Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşına girmesiyle cepheler genişledi. Ruslar Kafkaslara saldırınca Osmanlı Hükumeti oraya asker yığdı. Fakat batıdaki Rus birliklerinin bir kısmı oraya kaydırılınca Alman cephesi zayıfladı. Rus Çarı hemen İngiltere'den yardım istedi. Bunun üzerine Churchill, Çanakkale'ye yüklendi. Hesaplarına göre ikinci bir cephe Osmanlıları Kafkaslar'dan çekecek, hele Boğazlar ele geçerse savaş çabucak bitecektir. İngiliz Harbiye Nazırı Lord Kitchener bu fikri şiddetle destekler. Avustralya ve Yeni Zelanda' dan getirilen askerlerin (Anzakların) yöreye ulaşması ile saldırıya geçerler. 19 Şubat sabahı bombardıman başlar. Donanma birkaç ehemmiyetsiz isabet alır ama bizim dış tabyalarımız tamamen elden çıkar.
Muhammed Emin Efendi, büyük âlim ve evliyânın meşhurlarından Seyyid Fehim Arvâsi hazretlerinin on mübârek oğlundan ikincisidir... Arvas Medresesinde meşhur müderris Molla Muhammed Merhum'un yanında okumuş, mantık ilmini, babasının icâzet verdiği talebelerinden meşhûr Molla Mahmûd Sûri hazretlerinden tamamlamış, diğer bütün ilimleri mübarek babası Seyyid Fehim Arvâsi hazretlerinden okuyarak, feyz almış, az zamanda "Allâme" sıfatıyla şöhret kazanmıştır. Babasından tasavvufta mutlak hilâfet ile şereflenmiş, irşâda mezun buyurulmuştur. Zâhiri ve bâtıni ilimde yüksek derecelere kavuştuktan sonra çok mükemmel hizmetler yapmış, pekçok âlim ve veli yetiştirmiştir...
Bir vakitler Kütahya'da Ulu Cami civarında nalbantlık yapan Küçük Ahmet Ağa vardı. Bir gün dükkanına genç bir atlı geldi: "Nalbant Ağa!" dedi, "Atımın nallarını değiştiriver."
Nalbant, baktı atın nalları daha yeniydi. Delikanlıya dönerek:
"Evlat! Bunlar yeni, değişmelerine lüzum yok!" dedi.
"Olsun, usta sen yine de değiştiriver!" dedi genç.
"Peki oğlum!" deyip atın nallarını değiştirdi. Daha sonra nalbantın parasını verip vedalaşacağı sırada, Ulu Cami önündeki bir kalabalık dikkatini çekti.
Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki varlığına son vermek isteyen Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ, Rusya'nın aracılığıyla aralarında anlaşarak, Türkleri Balkanlar'dan atmak istiyorlardı. İşte o günlerde (1913) yazılan ve Bulgarların Müslüman Türklere yaptıkları zulümleri anlatan "Türkiye Uyan" adlı kitaptaki bir çavuşun subayına yazdığı mektubunu sunuyoruz sizlere... Mektup şöyledir:
Nureddin Cerrahi, çocukluğundan beri anasına karşı büyük bir sevgiyle doluymuş. Hem ne türlü, âdeta aşka benzer bir sevgiymiş bu! Büyüyüp geliştiği zaman Nureddin Cerrahi'yi anası irşad etmiş. Nureddin Cerrahi, doğumundan dört yüz yıl evvel müjdelendiği gibi, İbrahim Düssuki'nin sırrını taşıyan olgun, dolgun bir insan olarak âlem halkı içinde parladıktan bir süre sonra, anasının huzuruna vararak - Bana izin verde hacca gideyim. Şeriatın bana farz kıldığı görevimi yapayım" demiş. Annesi bu isteği yerinde görmüş, genç Nureddin de hazırlıklara başlamış. Lazım olan parayı tedarik ettikten sonra bir gün anacığına veda ederek, evden hacca götürecek olan kervanın sahibine giderken yolda iki gözü iki çeşme sel sel ağlayan bir adam görmüş.