Kayyûm-i Zaman Muhammed Sıbgatullah

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 15 Nisan 2008

Muhammed Sıbgatullah hazretleri, yüksek dedeleri İmâm-ı Rabbânî’nin sağlığında, 1624 (H.1033) senesinde Serhend şehrinde dünyâya geldi. “Kayyûm-i Zaman” ismiyle meşhûrdur... Zâhirî ve bâtınî ilimlerdeki tahsîlini ve velîlik yolundaki derecelerini tamamlayarak yetiştikten sonra, kendisi de çok talebe yetiştirdi... Hâllerini çok gizlerdi. Evliyâlık yolunda üstün makamlara, çok yüksek derecelere ulaşmış olduğu hâlde, bunları açığa çıkarmayı istemezdi.

Devamını oku...

Azılı müşrik Âsım bin Ebî Avf'ın sonu

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 14 Nisan 2008

Uhud Harbinde sevgili Peygamberimiz, son emirlerini verdiler. İslâm Ordusunun, nelere dikkat etmesi gerektiğini, açık açık bildirdiler... Sonra, mübârek ellerinde tuttukları kılıcı göstererek buyurdular ki:
“Bu kılıcın hakkını yerine getirmek şartıyla, kim almak ister?”
Mücâhidlerin hepsi istiyordu. Fakat Ebû Dücâne hazretleri, heyecandan yerinde duramıyordu. Edeple sordu:

Devamını oku...

Bir gönül sultanının babası Mevlânâ Hamidüddin

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 13 Nisan 2008

Hace Ubeydullah-i Ahrar hazretleri; Mevlânâ Hamidüddin Şâşî ve onun mübarek oğlu Mevlana Hüsameddin Buhari hazretleriyle yaşadıklarını bizzat kendisi şöyle anlatıyor:
“Hâlimin başlangıcında Buhara’ya gittim. Mübarekşah Medresesine indim. Mevlânâ Hamidüddin Şâşî oğlu Mevlânâ Hüsameddin bizim kim olduğumuzu öğrendikten sonra pek çok iltifat edip kitap okumakla meşgul olmamı tavsiye ettiler. Dedemin, kendi aile yakınlarına gösterdiği alâka ve yardım kalmadığını söyleyerek sanki onların mükâfatını vermek istediler. Medresede bana fevkalâde güzel bir hücre verdiler...”

Devamını oku...

İkimiz için de farklı bir gün olacak!..

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 12 Nisan 2008

Reşâhat müellifi Ali bin Hüseyin el-Vaiz, bizzat kendisinin yaşadığı bir hadiseyi şöyle anlatıyor: Benî Cidan Mescidinde müezzinlik yaptığım yıllardı... Bir gün tanımadığım bir genç mescide geldi. Namazı kıldık, daha kendisine bir şey sormadan yanımdan uzaklaştı... Aradan birkaç gün geçti genç yine geldi, namazı kıldıktan sonra;
“Bugün ikimiz için de çok güzel, farklı bir gün olacak” dedi ve gitti.

Devamını oku...

Kıraat İmâmı Esved bin Yezîd

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 11 Nisan 2008

Esved bin Yezîd bin Kays en-Nehâî hazretleri, Tâbiinin meşhur kıraat imamlarındandır. Eshab-ı kiramdan birçoklarıyla görüşerek onlardan kıraat ilmini öğrendi. Hazret-i Ömer’in (radıyallahü anh) hilafeti zamanında daha çok genç iken hac vazifesi için Mekke-i Mükerreme’ye geldi ve burada Hazret-i Ömer’in sohbetinde bulundu...

Devamını oku...

Şeyh-ül-allâme Muhammed Senûsî

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 10 Nisan 2008

Muhammed Senûsî hazretleri, Cezâyir’de Tilemsân şehrinde yetişen tasavvuf büyüklerindendir. Hadîs, kelâm, mantık ve kırâat âlimidir. Şerîf olup, soyu hazret-i Hasan’a dayanmaktadır. Bunun için “Hasenî” diye nisbet edilmiştir. Anne tarafından Senûs isimli şerefli bir kabîleye mensûb olup, buna nisbetle de “Senûsî” denilmiş ve bununla meşhûr olmuştur...

Devamını oku...

Büyük müderris Pîr Fethullah

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 09 Nisan 2008

Pîr Fethullah hazretleri, velîlerin önde gelenlerindendir. Kastamonu’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1456 (H.861) târihinde Erzincan’da vefât etti. Hocası Pîr Muhammed hazretlerinin Câmi-i Kebîr yakınındaki kabri yanına defnedilmiştir...

Devamını oku...

O bir alperen Şeyh Edebâlî

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 08 Nisan 2008

Şeyh Edebâlî hazretleri, Osmanlı Devletinin kuruluşunda hizmeti geçen büyük İslâm âlimidir. Osman Gâzinin kayınpederi ve hocasıdır. Karaman civârında 1206 (H.603) yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir. 1326 (H.726) yılında Bilecik’te vefât etti...

Devamını oku...

Beş yüz senelik ibadetin karşılığı!

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 07 Nisan 2008

Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz bir gün buyurdular ki: “Cibril-i Emin bana geldi ve şöyle dedi: Yâ Resulallah! Seni hak olarak gönderen Allahü tealaya yemin olsun ki, bizler şöyle bir hadiseye şahit olduk. Önceki ümmetler içinde bir kul vardı. Allahü tealaya bir adada beş yüz sene ibadet etti. Allahü teala o adada onun için tatlı bir su çıkardı, bir de nar ağacı yarattı. Ağaç her gece bir nar veriyordu; o da su ve nar ile gıdalanıyordu. Böylece ibadetine devam ediyordu...

Devamını oku...

Silsile-i aliyyeden Ubeydullah-ı Ahrâr

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 06 Nisan 2008

Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, Türkistan’ın büyük velîlerindendir. 1403 (H.806) senesinde Taşkent’te doğdu. Kendilerine “Silsile-i aliyye” adı verilen ve insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatarak dünyâ ve âhirette saâdete kavuşmalarına vesîle olan büyük âlim ve velîlerin on sekizincisidir. 1490 (H.895) senesinde Semerkant’ta vefât etti...

Devamını oku...