Şeyh Selâhaddîn Zerkub Konevi

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 11 Aralık 2007

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, bir gün Konya’nın Kuyumcular Çarşısından geçerken, bir dükkândan gelen çekiç seslerinden çok etkilendi. Her çekicin vuruluşunda çıkan sesin, “Allah!..” dediğini müşâhede etti. Bu sesler, eşi bulunmaz bir haz ve dükkânın sâhibine karşı kalbinde büyük bir muhabbet hâsıl etti. Kapının önünden Mevlânâ hazretlerinin geçmekte olduğunu gören kuyumcu Selâhaddîn ve çırakları, onu hürmetle selâmladılar...

Devamını oku...

Bir hikmet ehli İmran el-Kasr

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 10 Aralık 2007

İmran el-Kasr hazretleri Allahü teala ve Resulünün muhabbeti ile yanıp kavrulan evliyaullahtandır. Hikmetlerle dolu kıymetli nasihatleri vardır. İşte onlardan bir demet:
“Allah korkusu, kalbde yerleşmiş olan bir ağaç gibidir.”
“Allah korkusu, ibâdetin süsüdür.”
“Düşünmeden konuşan pişmân olur. Konuşmadan önce düşünen selâmet bulur.”

Devamını oku...

Korkusuz cengâver Mecze'e ibn-i Sevr

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 09 Aralık 2007

Hazret-i Ömer, Kadsiye Savaşında İran ordusu mağlup edildikten sonra, Ebu Musa el-Eş’ari kumandasında bir orduyu, İran içlerine göndermişti. İran ordusunun kumandanı Hürmüzan, İslam askeri karşısında tutunamayarak doğudaki Tüster şehrine kaçtı. Burası iyi korunan bir kaleydi. Aylarca süren kuşatmaya rağmen kale alınamıyordu...

Devamını oku...

Arabistan'ın meşhur şairi Züheyr bin Ebû Sülma

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 08 Aralık 2007

Resulullah Efendimizin dünyayı şereflendirdiği yıllarda Arabistan’da edebiyat zirvedeydi. O yıl yazılan en güzel yedi şiir “Ukaz Panayırı”nda okunur ve Kâbe-i muazzamanın duvarına asılırdı. Bu şiirlere “Muallakat-ı seba” denirdi ki sahiplerine büyük paye kazandırırdı. O devrin en büyük Muallakat-ı seba şairlerinden biri de Züheyr bin Ebû Sülma’dır. Yazdığı bir şiirle iki düşman kabilenin reislerini övmüş ve kanlı bir kavgayı önlemiştir...

Devamını oku...

Abdülmelik Harnûtî ve Seyyid Ahmed-i Kebîr

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 07 Aralık 2007

Seyyid Ahmed-i Kebîr, evliyânın meşhurlarından ve Seyyid Ahmed Rufâî hazretlerinin torunlarından veya talebelerindendir. Onunla karıştırılmaması için kendisine Kûçek (Küçük) denilmiştir. Ancak “Seyyid Ahmed-i Kebîr Rufâî” şeklinde tanınmıştır...
Seyyid Ahmed-i Kebîr Rufâî’nin türbesi Ladik’tedir. Yedi yaşındayken babası vefât etti. Dayısı Mensûr Betâihî onu himâyesine aldı. Yakın alâka gösterip meşhûr âlimlerden ders aldırıp, iyi bir ilim tahsîli yaptırdı...

Devamını oku...

Fasîh Dede ve Nasuhi Efendi

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 06 Aralık 2007

Nasuhi Efendi, büyük velîlerdendir. On yedinci yüzyılın ikinci yarısında ve on sekizinci yüzyılın başında yaşamış olup, Halvetiyye yoluna mensuptur. Kastamonulu Şeyh Şâbân-ı Velî hazretlerinin torunlarındandır. Üsküdar’da doğup yaşadığı için “Üsküdârî” nisbesiyle meşhûr olmuştur. 1718 (H.1130) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri Üsküdar, Doğancılar’da Nasûhî Dergâhı bahçesindedir...

Devamını oku...

Hem âbid hem fakih Abdülmelik Taberî

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 04 Aralık 2007

Abdülmelik Taberî, evliyânın büyüklerindendir. Hayâtı hakkında kaynaklarda fazla bilgi yoktur. On ikinci asırda Mekke’de yaşadı. Nizâmiye Medresesinde fıkıh ilmi tahsil etti. Zühd ve verâ bakımından zamânında yaşayan evliyânın önde gelenlerindendi. Haramlardan şiddetle kaçınır, şüpheli korkusuyla mubahların çoğunu terk eder ve dünyâya zerre kadar meyletmezdi.

Devamını oku...

Tâbiînin büyüklerinden Abdülmelik bin Umeyr

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 04 Aralık 2007

Büyük âlim ve velî Abdülmelik bin Umeyr hep, “Namaz, namaz ille de namaz” derdi. Bu hususta buyurdu ki: Namazda huşû ve hudû; bütün âzâların hareketsiz kalıp tevâzu hâlinde bulunması ve kalbin de Allahü teâlâdan korku üzere olması demektir. Hadîs-i şerîfte; (Kalbin hazır olmadığı namaza Allahü teâlâ bakmaz) buyuruluyor. İbrâhim aleyhisselâm namaz kıldığı zaman, kalbinin hışırtısı çok uzaklardan duyulurdu

Devamını oku...

Hindistan evliyâsından Şeyh Abdülkuddûs

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 03 Aralık 2007

Abdülkuddûs hazretleri, Hindistan evliyâsındandır. Babasının ismi Abdullah’tır. Nesebi İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe hazretlerine dayanır. Doğum yeri ve târihi belli değildir. 1538 (H.944) senesinde Hindistan’ın Kenkâh şehrinde vefât etti.
Zamânın âlimlerinden ilim öğrenen Abdülkuddûs hazretleri, Şeyh Muhammed bin Ârif bin Ahmed Abdülhak Radulevî’nin sohbetlerinde bulundu ve talebesi olmakla şereflendi. Aynı zamanda Mahdum Şeyh Muhammed’den, Sühreverdî ve Çeştî büyüklerinden olan Kâsım Evdehî’den icâzet, diploma aldı...

Devamını oku...

Kerâmetler menbâı Ebû Osman Mağribî

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 02 Aralık 2007

Ebû Osman Mağribî, büyük velîlerdendir. İsmi Saîd bin Sâlim Mağribî, künyesi Ebû Osman’dır. Mağrib memleketinde Kayravân’ın Kevkeb köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 983 (H.373) senesinde yüz otuz yaşlarında iken Nişâbur’da vefât etti. Tabakât-ı Ensârî kitabında seyyid olduğu yazılmıştır. Vasiyeti üzerine, cenâze namazını Ebû Bekr bin Fûrek kıldırdı. Kerâmetleri meşhûrdur...

Devamını oku...