Hazret-i Alinin kölesi: Kanber

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 13 Ağustos 2007

Kanber, Hazret-i Ali’nin azadlı kölesidir. Ondan yüksek ilimleri tahsil ederek zamanın büyük âlimlerinden oldu... Rivâyet edilmişdir ki, bir gün Emîr-ül mü’minîn hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” kapılarının önünde bir cemâat görüp, Kanber’e sordu ki; “bunlar kimlerdir?” Kanber de cevâb verdi ki, “yâ Emîr-el mü’minîn! Bunlar sizi sevenlerdir.”
Alî “radıyallahü anh” hazretleri buyurdular ki:
-Hayret! Bunlarda bizi sevenlerin simâları görünmez!
Kanber dedi ki:
-Yâ Emîr-el mü’minîn! Sizin ahbâblarınızın simâları [görünüşleri] nasıldır?

Devamını oku...

Zû-Şefer'in kızı Tâce

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 12 Ağustos 2007

Yûsuf aleyhisselam, Hazret-i Yakub’un oğludur. Dedesi Hazret-i İshak, babasının amcası Hazret-i İsmail, büyük dedesi ise Hazret-i İbrahim’dir. Hem kendisi, hem de ataları Resûlullah Efendimizin bir hadis-i şeriflerinde (el Kerîm-keremli) sıfatı ile yâd edilmişlerdir. Bugün sizlere, o devirde yaşanan ibretli bir hadiseyi anlatmak istiyoruz...

Devamını oku...

Ümmi velî Ali Havvâs Berlisi

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 11 Ağustos 2007

Ali Havvâs Berlisi, Mısır’da yaşamış olan evliyanın büyüklerindendir. Ümmi bir zat idi, yani okuma yazma bilmezdi. Buna rağmen, Kur’ân-ı kerim ve hadis-i şerifler hakkında âlimleri hayrete düşüren kıymetli bilgiler verirdi. İşleri hakkında ona danışmaya gelenlere, daha ne için geldiklerini söylemeden, onlara ne iş için geldiklerini söylerdi.
Ali Havvâs, önceleri dolaşarak, sabun ve temizlik malzemeleri satardı. Sonra zeytin satmaya başladı ve birkaç sene zeytincilik yaptı. Sonra bu işi de bırakıp, sepet örmeye başladı. Vefâtına kadar bu işle meşgûl oldu...

Devamını oku...

Sır vermeyen Server Baba

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 10 Ağustos 2007

Vaktiyle Horasan hükümdarlarından biri, saraydan bir hizmetçisini çağırır ve ona şöyle bir görev verir: -Al şu bir kese altını. Karşıda bir tekke var. Git onlara karış ve bir müddet aralarında kal. O tekkenin esrarını bana rapor et!
O hizmetçi gider ve dergâha varır. Bir müddet kalacaktır ama dergâhlarda misafirler üç günden fazla kalamazlar. Onun da fazla kalması lâzım. Fazla kalabilmesi için de derviş olmalıdır. Derviş de olmuştur. Ancak derviş olmak için derviş olmamış; fazla kalabilmek ve rapor alabilmek için derviş olmuştur...

Devamını oku...

Bu da geçer yâ hû...

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 09 Ağustos 2007

Köyün birinde iki zengin çiftlik sahibi vardır. Birisinin adı Şakir Efendi, diğerinin adı ise Haddad Efendidir. Bir gün, garip bir dervişin yolu, o köye düşer. Köylüler Şakir Efendinin cömert bir kimse olduğunu söyleyerek Derviş’e çiftliğin yolunu gösterirler...
Şakir Efendi de, ailesi de hem misafirperver hem de gönül ehli insanlardır. Derviş çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir Efendiye teşekkür ederken, “Böyle zengin olduğun için hep şükret” der. Şakir Efendi ise şöyle cevap verir: “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bu görünenler, gerçeğin kendisi değil, bir hayaldir. Bu da geçer yâ hû...”

Devamını oku...

Salih bir babanın kabul olan duâsı

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 08 Ağustos 2007

İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin babası fakir ve sâlih bir zâttı. Âlimlerin sohbetlerinden hiç ayrılmazdı. Elinden geldiği kadar, onlara yardım ve iyilik eder, hizmetlerinde bulunurdu. Âlimlerin nasîhatini dinleyince ağlar ve Allahü teâlâdan kendisine âlim bir evlât vermesini yalvararak isterdi. Allahü teâlâ onun duâsını kabûl edip, Muhammed ve Ahmed isminde iki oğul ihsân etti...

Devamını oku...

Baş tâcı köle Atâ bin Yesâr

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 07 Ağustos 2007

Atâ bin Yesâr, Tâbiîn devrinde Medîne’de yetişen büyük âlimlerdendir. Peygamber efendimizin, sallallahü aleyhi ve sellem mübârek hanımlarından hazret-i Meymûne’nin kölesidir. Kendisi gibi yüksek âlimlerden olan Süleymân, Abdülmelik ve Abdullah bin Yesâr’ın kardeşidir.
Atâ bin Yesâr hazretleri 659 (H.39) târihinde doğdu. Hazret-i Osmân’ın zamânında yaşı küçüktü. 84 yaşında 721 (H.102 veya 103) tarihinde vefât etti.

Devamını oku...

Kuşlara yem veren mecûsî

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 06 Ağustos 2007

Cüneyd-i Bağdadî hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Tasavvuf ehlinin çok tanınmışlarından olup, “Seyyid-üt-Tâife” denmekle meşhûrdur. Künyesi, Ebü’l-Kâsım’dır. Cüneyd bin Muhammed 822 (H.207)’de Nehâvend’de doğdu. Bağdat’ta büyüdü ve orada yaşadı. 911 (H.298) senesinde vefât etti.
Cüneyd-i Bağdadî, tasavvufu, dayısı Sırrî-yi Sekatî hazretlerinden öğrendi. Asrının kutbu idi. Binlerce velî yetiştirdi. Kerâmetleri, nasîhatları, hikmetli sözleri ve ihlâslı amelleri ile meşhûr oldu...

Devamını oku...

Âmâ hadîs âlimi Yûnus bin Meysere

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 05 Ağustos 2007

Yûnus bin Meysere, Tâbiînden, hadîs âlimidir. Şam’da yaşamıştır. Âmâ idi. Birçok Sahâbîden (radıyallahü anhüm) hadîs rivâyet etmiştir.
Yûnus bin Meysere’nin Hz. Muâviye’den rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte;
“Hayr kalbe sükûnet verici, şer ise çarpıntı doğurucudur” buyurulmuştur.
Vasile bin el-Eska’dan (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte;

Devamını oku...

Silsile-i aliyyeden Alâeddîn-i Attâr

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 04 Ağustos 2007

Alâeddîn-i Attâr, Buhârâ’da yetişen en büyük velîlerdendir. “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velîlerin on altıncısıdır. 1400 (H.802) senesinde Buhârâ’nın Cağanyân nâhiyesinde vefât etti.
Alâeddîn-i Attâr’ın babası, Buhârâ’nın zengin eşrâfından idi. Vefât edince, oğullarına çok fazla mal kaldı. Fakat Alâeddîn hiç mîrâs kabûl etmeyip, Şâh-ı Nakşibend Muhammed Behâeddîn-i Buhârî’ye talebe olmayı tercih etti.

Devamını oku...