Memleketin Manevi Destekçileri Onlardır
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.322.451
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
Ahmed Vefik Paşa, Osmanlı devletinin bunalımlı ve en zor günlerinde "Başvekil" ünvanıyla Sultan II. Abdülhamid'in yardımcısı oldu. Meşhur 93 harbini sona erdiren Edirne Antlaşması imzalanalı henüz 4 gün olmuştu. Başvekilin yeni görevine başlamasından 9 gün sonra, Sultan Abdülhamid'in iradesiyle Meclis-i Mebusan tatil edildi. 20 gün sonra Ruslar, planladıkları barış şartlarını kabul ettirmek için Ayastefanos'u (Yeşilköy) işgal etti.
Yıldırım Bayezid Hân, 1396 Niğbolu Zaferi'nden sonra Rabbine karşı bir şükran ifâdesi olarak Bursa'ya büyük bir câmi yaptırmaya karar verdi. Câminin inşasında çalı şanların ekmek ihtiyacını yakında küçük bir fırını bulunan Somuncu Baba karşıladı. Ulu Câmi'nin bir Cuma günü açılmasına karar verildi. Bursalılar bu muhteşem câmiyi hınca hınç doldurmuşlardı. Başta pâdişah Yıldırım Bayezid Hân, Şeyhülislam Molla Fenâri, gönüller sultanı Emir Sultan, diğer ulemâ ve devlet erkanı açılış için hazırdı. Yıldırım Bayezid Hân, câminin açılış hutbesini okuması için Emir Sultan'ı görevlen dirdi. Emir Sultan, "Sultanım, zamanımızın büyük âlimi burada iken, bizim hutbe okumamız uygun düşmez." diyerek affını istedi.
Zamanın padişahının kızına sevdalanan Garip Ali adında saf bir genç, kafasını bir oraya vuruyor olmuyor, bir bu yana vuruyor olmuyordu... Onu seven ve acıyanlar "Sen bir de Ali Heyti hazretlerine git be Ali'm" dediler. O da, umutsuz, biçare Ali Heyti hazretlerine vardı, meramını anlattı. O mübarek de dinledi ve;
-Ali, ben ne dersem yapmaya razı mısın, Padişahın kızına ulaşabilmek için, dedi. Garip Ali gözlerini dört açarak dedi ki:
- Efendim, siz bu işi hâlledin, ne dilerseniz yaparım, uğruna her şeye hazırım.
-Ben ne dersem yapacaksan bu iş olur; hem de itirazsız...
Ali derhal kabul etti bu şartı.
Hayati Ahmed Efendi Osmanlı fıkıh âlimidir. 1166 (m. 1753)'de Elbistan'da doğdu. Elbistan Müftüsü Seyyid Ahmed Efendi'nin oğludur. Tahsilini tamamladıktan sonra Elbistan'da on yıl kadar müftülük yaptı. İstanbul'a giderek Ayasofya Medresesi'nde müderris oldu. 1229 (m. 1814)'de İstanbul'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Abdullah bin Muhayrız hazretleri Tâbiinin meşhur hadis âlimi ve velilerindendir. Kudüs'te doğdu. 717 (H.99) senesinde orada vefat etti. Eshab-ı kiramdan bazıları ile görüşerek hadis rivayet etti. Rivâyetleri Kutüb-i-Sitte denilen meşhur hadis kitaplarında yer almıştır. Şöyle nakleder:
Vaktiyle bir kasabada, kayınvalidesiyle birlikte yaşayan bir gelin vardı. İkisinin de kişiliği tamamen farklıydı. Sık sık kavga edip tartışırlardı. Evde huzur kalmamış, bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından, annesi ile karısı arasında kalan koca için de, ev cehennem haline gelmişti.Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan gelin, doğruca babasının eski bir arkadaşı olan yaşlı bir aktara gitti ve derdini anlattı. İlim ve marifet sahibi olan yaşlı aktar, ona bitkilerden yaptığı bir karışım hazırladı ve üç ay boyunca hergün azar azar, kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyledi. Zehir az az verilecek, böylece kaynanayı gelininin öldürdüğü belli olmayacaktı. Yaşlı aktar gelin hanıma, kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için, kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını söyledi.