Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.220.550

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Tasavvuf Bir Ağaç Ise, Tövbe Onun Köküdür

Şeyh Yâkûbî hazretleri büyük velîlerdendir. 1222 (H.619) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Evliyânın göz bebeği Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin sohbetleriyle yetişip kemâle geldi. Bağdât'ın kuzeydoğusundaki dergâhında sohbetleriyle insanlara doğru yolu gösterdi. Kendisinden kerâmetler, üstün hâller görülmeye başlandı. Sâlih bin Yâkûb el-Ukûbî şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

İki Cihanda Yüzün Ak Olsun

Kafkasya'yı fethederken Şii Safevi ordularıyla yaptığı meydan muharebeleri ve savunma savaşları sonunda kazandığı muvaffakiyetleriyle dillere destan olan kahraman Özdemiroğlu Osman Paşa İstanbul'a geldiğinde büyük bir coşku ile karşılandı. III. Murad Han bu kahramanı bizzat görüşmek üzere Yalı köşküne davet etti. Paşa huzura girdiğinde Padişah, saray âdetlerini bozarak:"Hoş geldin Osman otur!" dedi. Osman Paşa oturmadı. Ayakta durdu. Padişah tekrar:"Otur Osman!" dedi. Osman Paşa oturdu. Fakat hayâ edip tekrar kalktı. Murad Han dördüncü defa oturmasını ve Kafkasya'daki muharebeleri anlatmasını emredince oturdu ve anlatmaya başladı ve 4 saat devam etti.

Vehbi Tülek

Destileri Kirmasinlar

Vehbi Tülek

Bir Yabancinin Hac Düşünceleri

Vehbi Tülek

Ii. Murad Han Ve Şücaeddin Karamani Hazretleri

Vehbi Tülek

Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.

Kanli Zarf

Vehbi Tülek

İsterse Sirtimdan Geçsin

Vehbi Tülek

Yildirim Bayezid Ve İhtiyar Kadin

Vehbi Tülek

Yenilikçi Sadrazam Nevşehirli Damat İbrÂhim Paşa

Vehbi Tülek

Kiymeti Takdîr

Vehbi Tülek

Peki Yikilmasin

Vehbi Tülek

Tez Sakabaşini Getirin

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Birbirinizi Sevmek Için Selâmlaşınız!​

Muhammed bin Abdülvâhid Bâverdi hazretleri Hadis İmâmı, yani yüzbin hadis-i şerifi, râvileriyle birlikte ezbere bilirdi. 261 (m. 875)'de İran'da Bâverd'de doğdu. 345 (m. 956)'da Bağdâd'da vefât etti. Naklettiği bazı Hadis-i şerifler:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kur’ân-ı Kerîm, Kıyâmete Kadar Bâkî Kalacaktır

Vehbi Tülek

Ebü'l-Hasen Tâhir ibn-i Galbûn hazretleri kıraat âlimidir. 339'da (m. 950) Halep'te doğdu. Babasıyla birlikte Mısır'a yerleşerek burada meşhur âlimler­den kıraat tahsil etti. 399 (m. 1009)'da Kahire'de vefat etti. Buyurdu ki:

Muhammed Zuğdân

Vehbi Tülek

Câfer-i Sâdık Ayderûsî

Vehbi Tülek

Câfer-i Sâdık Ayderûsi hazretleri Yemen'de yetişen büyük velilerdendir. Seyyid bir âileye mensub olup, soyu Peygamber efendimize ulaşır. 1588 (H.997) senesi Terim şehrinde doğdu. 1653 (H.1064) senesi Hindistan'da Bendersûre şehrinde vefât etti...
Ayderûsi hazretleri, Hind diyârına gitmek, oradaki evliyâ ve âlimlerle görüşmek istiyordu. Zirâ orada akrabâlarından birçok kimse vardı. Nitekim arzusuna kavuştu; Hindistan'a gitti ve Bendersûre şehrinde amcası Şerif Muhammed'i ziyâret etti. Sohbetlerinden istifâde etti. Kısa bir zaman sonra orada vefat etti.

Kullarıma Güzel Vaazla Beni Tanıt

Vehbi Tülek

Şâfiî Fıkıh âlimi Ahmed Bin Ömer

Vehbi Tülek

Kabir Ziyareti âhiret Gününü Hatırlatır

Vehbi Tülek

Ebû Hafs-ı Haddâd

Vehbi Tülek

Ebû Bekr Bin İyâş

Vehbi Tülek

Ergün Çelebi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

İsmail Hakki Efendi

Şikayet

Kul Hakkı

Ahde Vefa

O Kullarına Çok Merhametlidir

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Tüccarin Rüyasi

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek