Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.639.652

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kendisine Eziyet Edenleri Bile Affeden Zat!

Seyyid Abdullah Haddâdî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Evlâd-ı Resûl olup, seyyiddir. 1634 (H. 1044) senesinde Yemen'in Terîm şehrinde doğdu. 1720 (H. 1132) senesinde Terîm'de vefât etti. Küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Zamânının büyük âlimlerinin derslerini dinledi. Onlardan icazet alarak talebe yetiştirdi. Tasavvufta da yüksek derecelere kavuştu ve çok kerametleri görüldü. Talebesi Selî onun hakkında şöyle bildirdi:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kirkpinar'in Doğuşu

Kırkpınar, tarihi ve coğrafi gerçeklerle tamamen uyum içinde ve binlerce yılda hâsıl olan, milli vicdandan doğan bir anânevi kutlamadır. Zaman, Osmanlı'ya Anadolu'nun dar geldiği, gözünü Ahmet Yesevi hazretlerinin işaretiyle Avrupa'ya diktiği 1350'li yıllardır. Orhan Gazi'nin şehzadesi Sultan Süleyman, Sarı Saltuk ve Ahmet Yesevi hazretlerinin menkıbeleri, Peygamber efendimizin İstanbul'un fethiyle ilgili müjdesiyle büyümüştür. Avrupa'ya geçmek, İstanbul'u fethetmek ateşiyle yanmaktadır. Ancak, o da İstanbul'un fethinin, Trakya'nın fethinden geçtiğini iyi bilmektedir.

Vehbi Tülek

Evliya Çelebi

Vehbi Tülek

4 - Bir Şehidimizin Son Mektubu

Vehbi Tülek

Verin Bana Şu Yilan Yavrusunu!”

Vehbi Tülek

Oğlu Âbid Efendi'nin kaleminden Abdülhamid Hân'ın esâret hayatı..."... Selanik'e gidişimizle alâkalı olarak, zihnimde sadece, saraydan Sirkeci'ye yahut Selanik Gar'ından Alâtini Köşkü'ne kapalı bir araba içinde hareketimize dair belli-belirsiz bir hayâl kalmış. Karanlık bir arabada babamın karşısına oturduğumu ve siyah sakalını görür gibiyim... Alâtini Köşkü'ne girişimizde, annemin kucağındaydım... Annemin beni taşımaktan yorgun düştüğünün nasılsa farkına varan bir subay, sonradan Paşa olan Emniyet Genel Müdürü Albay Gâlip Bey, kucağından almak nezâketini gösterdi ve alırken de, 'Verin bana şu yılan yavrusunu!' dedi... Bu kahraman (!) zâbit, anlaşılan tam mânâsıyla bir centilmendi!.. Bunu söyleyen, Hareket Ordusu'nun genç ve toy subaylarından biri olsaydı affederdim; lâkin bu adam, o zaman albaydı ve en az kırk yaşlarındaydı... O arada Ali Fethi Bey de (yıllar sonrasının başbakanı Fethi Okyar), 'Zavallı çocuk!' diyerek beni kucağına aldı, gözünden bir damla yaş düştü.

Çerkes Hasan Bey’in İtirafnamesi

Vehbi Tülek

Her Kim Bu Taşi Kaldirirsa

Vehbi Tülek

Mimar Sinan’in Yumurtalari

Vehbi Tülek

Biz Fetva Almadan Bir Şey Yapmayiz

Vehbi Tülek

Devlet İçinde Devlet Ya Da Düyun-u Umumiye

Vehbi Tülek

Şahidlerle İsbati Da Kafidir

Vehbi Tülek

Osmanoğullarinin Âkibeti Ne Olacak?

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hz. Ebû Bekr’in Torunu Abdülkâdir Sıddîkî

Hazreti Ebû Bekir'in torunlarından ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimi olan Abdülkâdir Sıddikin'nin doğum târihi ve yeri bilinmemektedir. Nisbetinden Bağdadlı olduğu anlaşılmaktadır.
Abdülkâdir Sıddiki, devrinin büyük âlimlerinin ders ve sohbetlerinde bulunarak yetişti. Zamânındaki âlim ve velilerin önde gelenlerinden oldu. Faziletler sahibi, âlim, ârif, âbid ve veli bir zât idi. İnsanlara İslamiyeti doğru şekilde öğretmek için çırpınırdı. Keşf ve kerâmet sahibi idi. Kudüs'e yerleşti.
Talebesi Seyyid Muhamed bin Îsâ içinden çıkılmaz bir mesele ile karşılaşınca, Abdülkâdir Sıddiki hazretlerine sual ederdi. O da başını eğer, bir müddet düşündükten sonra;

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Cenâb-ı Hak, Hazreti Âdem'in Çocukları Ile Bu âlemi Süsledi

Vehbi Tülek

Muhammed Zehâvî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1793 (H. 1208) târihinde Irak’ta Süleymâniye kasabasında doğdu. Süleymâniye’de ve Senendec’de medreselerde okudu. İcâzet aldıktan sonra müderris tâyin edildi. Sonra Bağdat’a gitti. 1853 târihinde Irak’a müftü tâyin edildi. 1890 (H.1308) târihinde Bağdat’ta vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Gençlerin Ibâdeti Daha Kıymetlidir

Vehbi Tülek

Çihâr Yâr-i Güzîni Sevmeyen Adam!

Vehbi Tülek

Eshâb-ı güzin "rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma'in" arasında Çihâr yâr-i güzin yani Ebû Bekr, Ömer, Osmân ve Ali "radıyallahü teâlâ anhüm" büyüklerin büyüğü ve seçilmişlerin seçilmişi olmakla en öndedirler. Bu bâbda kıyâs yapmaya ve düşünmeye hâcet yoktur...

Onları Allahü Teâlâ Övdü...

Vehbi Tülek

Sivasî Abdülmecîd Efendi

Vehbi Tülek

Budin Beylerbeyi İbrâhîm Paşa

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Sûka

Vehbi Tülek

Kalbinde Kibir Bulunanlar

Vehbi Tülek

Ey Oğlum! Sakın Gıybet Etme

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi. O anda, uzaklardan bir karaltı peydâ oldu. Yaklaştıkca, bunun bir insan olduğunu, suyun üzerinde süratle kendilerine doğru geldiğini gördüler. Onun yürüdüğü yerlerde dalgalar hemen sâkinleşiyordu. Nihâyet o zât geminin yanına geldi ve gemiyi eliyle bir mikdâr tuttuktan sonra, geminin önünden yürümeye başladı. Yürüdüğü yerlerde deniz durgunlaşıyordu. Bir müddet sonra gözden kayboldu. Kaptan, o kimsenin su üzerinde gittiği istikâmete göre, geminin dümenini ayarladı. Bir müddet sonra, selâmetle sâhile vardılar. Herkes bu hâdise karşısında şaşırıp kaldı. Sâdece o delikanlı şaşırmamıştı. Yolcular sâhile çıktıklarında, bir kimse karşılarına çıkıp onlara; "Ey yolcular! Üftâde hazretlerinin selâmı var. Sağ olduğum müddetçe, bu sırrı kimseye söylemesinler diye bana emretti." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Vehbi Tülek

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Onun Görmediği Yer

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Ayyaşin Sonu

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek