Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.657.956

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

İlmin Çok Dereceleri Vardır Ve Sonu Yoktur

Dizdarzâde Ahmed Efendi Osmanlılar devrinde yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Karaman'da doğup yetişti. İlk tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul’a giderek medrese tahsili yaptı. Sonra Azîz Mahmûd Hüdâyî hazretlerinin talebeleri arasına girdi ve hocasından hilâfet aldı. İzmir'e, sonra Edirne'ye gidip talebe yetiştirdi. 1623 yılında orada vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Devlet İçinde Devlet Ya Da Düyun-u Umumiye

Osmanlı devletinde ilk dış borç, 1854 Kırım Savaşından sonra alındı. Osmanlı Devleti, Sultan İkinci Abdülhamid Han zamânına geldiğinde, ağır dış borçlar altında ezilme mevkindeydi. Akıllı tedbirlerle belli bir zaman içerisinde bu borçlar ödenebilirdi. Lâkin 93 Harbi (1877-78) hezimeti, devleti iflâsın eşiğine getirdi. Devlet, en verimli topraklarını kaybetti. Akın akın gelen göçmenlerin sayısı bir milyona ulaştı. Bu kadar göçmeni bir yıl içinde rahata kavuşturmak çok zordu. Bu arada, Rusya'ya ağır tazminât ödeme mecbûriyetiyle karşı karşıya kalındı. Rusya Ağrı kendilerine bırakıldığı takdirde, tazminât hakkından vazgeçebileceğini teklif etti ise de, Sultan Abdülhamid Han bu teklifi kesinlikle reddetti. Eğer Sultan Abdülhamid Han Ayastefanos Antlaşmasındaki tazminâtı Berlin Muâhedesi ile düşürmemiş olsaydı, devlet daha o sırada batabilirdi. Ordunun durumu ise perişan bir vaziyetteydi. Emperyalist Avrupa devletleri yıllardır peşinde koştukları emellerine ulaşmak üzereydi. Onlar dış baskıların çemberi içerisinde sıkışan imparatorluğu borç bataklığı içinde boğmak istiyorlardı. İşte İkinci Abdülhamid Hanın devraldığı mâli durum bu idi.

Vehbi Tülek

İngiliz Elçisi Sir Flip Küri’nin Pişmanlığı!

Vehbi Tülek

Bağdad’in Fethi

Vehbi Tülek

Ümid Bekler

Vehbi Tülek

Bir gece Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi, fener hazırlatıp saraya gitti. Saraya varınca, kapıda bulunan görevliler içeri aldılar. Kanuni Sultan Süleyman Han'a durumu arzedilince, kendisini kabûl etti. Pâdişâhla uzun müddet sohbet ettikten sonra şu rüyâsını anlattı: "Bu gece Resûlullah efendimizi rüyâmda gördüm. Emir buyurdu ki: "Süleymân'a bizden selâm söyle; İslâmın düşmanlarıyla farz olan cihâdı niçin terk etti? Benim şefâatimden ümit bekler ve rızâmı almak isterse, İslâm askerini hazır bulundurup, İslâm düşmanlarını ihtar etmekten uzak durmasın!" Bunun üzerine Pâdişâh yerinden saygı ile kalkıp, şevkle ve gözleri yaşararak nimete şükür ettikten sonra; "Efendim, şimdi Peygamberlerin Sultânı bu tâkatsız ve güçsüz kölesine ismiyle zikr edip emir buyuruyorlar. Bu emre boyun eğmemiz gerekmez mi? Buna binlerce hamd olsun" deyip, gazâya gitmek üzere niyet etti. Ertesi gün Zigetvar seferine gitmek üzere hazırlıklar yapıldı. Ordu, İslâmın düşmanlarıyla cihâd etmek üzere yola çıktı.Kânûni Sultan Süleymân bu sefere katılıp, orada vefât etti. Şehid olmak sûretiyle Resûlullah efendimizin muhabbetine lâyık oldu. Kânûni'nin Zigetvar seferine, Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi de katılmıştı. Sultan Selim'in İstanbul'da tahta çıkıp Belgrat'ta orduyu ve babası Kânûni'nin cenâzesini karşılamasından sonra, cenâze, Muslihuddin Efendi ve yanındaki dört yüz kişiye teslim edilip İstanbul'a gönderildi

Şaşiran ŞÂir

Vehbi Tülek

Yeniçeriliğin Kaldirilmasi

Vehbi Tülek

Akillilarin Duraği

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Bayezid Ve Sari Saltuk

Vehbi Tülek

Gel Beru Topal Zorbabaşi

Vehbi Tülek

7 - Genç Osman Dediğin Bir Küçük Uşak

Vehbi Tülek

Padişaha Nasihat

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

O Zâtı Duyunca Bu Hâle Geldin, Ya Görseydin!

Osman el-Hattâb hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1397 (H.800) senesinde Kudüs'te vefât etti. Zamânında bulunan meşhûr âlimlerin sohbetleriyle yetişen Osman el-Hattâb, Ebû Bekr-i Dûkdesi hazretlerinin sohbetlerine devam ederek tasavvufta yüksek derecelere kavuştu.

Hanefi mezhebi âlimlerinden Şeyhülislâm Nûreddin et-Trablûsi ve Mâliki âlimlerinden Seyyid Şerif el-Hattâbi, Osman el-Hattâb'ın şöyle anlattığını haber veriyorlar:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Damadzâde Feyzullah Efendi

Vehbi Tülek

Damadzâde Feyzullah Efendi 95. Osmanlı şeyhülislâmıdır. 1112'de (m. 1700) Bursa'da doğdu. Tahsilini tamamlayıp Gala­ta, Bursa ve İstanbul Kadısı, sonra Anadolu ve sonra Ru­meli Kadıaskeri oldu. 1168'de Şeyhülis­lâm tayin edildi. 1175 (m. 1761)'de vefat edince Sütlüce'de yaptırdığı dergâha def­nedildi. Bir dersinde şunları anlattı:

"şâh-ı Nakşibend" Behâeddîn Buhârî

Vehbi Tülek

Genç Şehîd: Ahmedullah

Vehbi Tülek

Ahmedullah hazretleri; evliyânın büyüklerinden meşhûr İslâm âlimi Muhammed Senâullah-ı Pânipüti hazretlerinin büyük oğludur. Hazret-i Osman'ın soyundandır. Doğum târihi bilinmemektedir. 1784 (H.1198) de Hindistan'da, Pânipût'ta vefât etti...

Bin Yıllık Mektup Sahibine Ulaşmıştı

Vehbi Tülek

Bir Gönül Sultanı Sa'düddîn-i Kaşgârî

Vehbi Tülek

Altın Mı Kıymetli, Nasihat Mi?..

Vehbi Tülek

Şehid Velî Utbet-ül-gulâm

Vehbi Tülek

Hilm Bana Insanlardan Daha Çok Yardımcıdır

Vehbi Tülek

En Büyük Ibadet, Vaktini Boş Yere Harcamamaktır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Diyen Genç

Allah Diyen Genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Cennetlik Hanım Isteyen...

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Anzakli Ömer

Yüz Vermedin!

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek