Fâni Geçici Olanı Verip Bâki, Kalıcı Olanı Al!
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.315.357
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
Bir gece Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi, fener hazırlatıp saraya gitti. Saraya varınca, kapıda bulunan görevliler içeri aldılar. Kanuni Sultan Süleyman Han'a durumu arzedilince, kendisini kabûl etti. Pâdişâhla uzun müddet sohbet ettikten sonra şu rüyâsını anlattı: "Bu gece Resûlullah efendimizi rüyâmda gördüm. Emir buyurdu ki: "Süleymân'a bizden selâm söyle; İslâmın düşmanlarıyla farz olan cihâdı niçin terk etti? Benim şefâatimden ümit bekler ve rızâmı almak isterse, İslâm askerini hazır bulundurup, İslâm düşmanlarını ihtar etmekten uzak durmasın!" Bunun üzerine Pâdişâh yerinden saygı ile kalkıp, şevkle ve gözleri yaşararak nimete şükür ettikten sonra; "Efendim, şimdi Peygamberlerin Sultânı bu tâkatsız ve güçsüz kölesine ismiyle zikr edip emir buyuruyorlar. Bu emre boyun eğmemiz gerekmez mi? Buna binlerce hamd olsun" deyip, gazâya gitmek üzere niyet etti. Ertesi gün Zigetvar seferine gitmek üzere hazırlıklar yapıldı. Ordu, İslâmın düşmanlarıyla cihâd etmek üzere yola çıktı.Kânûni Sultan Süleymân bu sefere katılıp, orada vefât etti. Şehid olmak sûretiyle Resûlullah efendimizin muhabbetine lâyık oldu. Kânûni'nin Zigetvar seferine, Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi de katılmıştı. Sultan Selim'in İstanbul'da tahta çıkıp Belgrat'ta orduyu ve babası Kânûni'nin cenâzesini karşılamasından sonra, cenâze, Muslihuddin Efendi ve yanındaki dört yüz kişiye teslim edilip İstanbul'a gönderildi
Osmanlı Devletinde 4-7 yaş arasındaki çocuklara "elif-ba" ve ahlak bilgilerinin öğretildiği ilk mektebe başlatılırken yapılan merasim. Bu merasimin bir kandil günü olmasına bilhassa dikkat edilirdi. Bu mümkün olmazsa, pazartesi veya perşembe günleri yapılırdı.Merasime bir gün önceden evin temizliğiyle başlanırdı. Ayrıca ailenin mensupları Kapalıçarşı'ya giderek, okula başlayacak çocuğa ve mahalledeki fakirlerin çocuklarına gerekli eşyaları alırlardı. Bundan başka aile yadigarı rahle de cilaya verilirdi.Amin alayı yapılacağı gün, sabah namazından sonra çocuğa yeni elbiseleri giydirilir, hazırlık tamamlanınca ailece Eyüb Sultan'a gidilir ve burada dua edilirdi. Eve dönüldükten kısa bir süre sonra, okul çocukları ile ilahiciler gelirdi. Her okulun ayrı bir ilahicisi vardı. Semtte, amin alayı bir seyir vesilesiydi. O gün sokaklarda bir bayram havası ve görülmedik bir kalabalık olurdu.
Hasan Hamdi Efendi, Nakşibendi yolunun ileri gelenlerindendir. Aslen Afyon-Sandıklı'dandır. 1904'te İstanbul'da vefât etti. Fâtih Câmii haziresinde medfûndur. Vefatından kısa bir zaman önce, kendisine sorulan bir suale cevap olarak buyurdu ki:
Zübeyr bin Ahmed hazretleri hadis, kırâat ve Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Basra'da doğup büyüdü. İlim tahsili için Bağdâd'a gitti. Birçok âlimden ilim alıp, hadis, fıkıh ve kırâat ilimlerinde yüksek derecelere kavuştu. Şafii mezhebinin hükümlerini bildiren "el-Kâfi" adındaki fıkıh kitabı meşhûrdur. 317 (m. 929) senesinde vefât etti. Bu mübarek zat buyurdu ki:
Bosnalı Tevfîk Efendi Osmanlı evliyasındandır. 1785 (H.1200) senesinde Bosna'da doğdu. Burada ilk tahsilini yaptıktan sonra İstanbul'a giderek birçok zâttan ilim öğrendi. Sonra Kuşadalı İbrâhim Halvetî'ye intisab ederek Halvetî yolunda icazet aldı. Hocası vefât edince, yerine geçerek ölünceye kadar insanlara doğru yolu göstermeye çalıştı. 1866 (H.1283) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Sultan Abdülmecid zamanında adamcağızın birisinin büyük miktarda borcu varmış. Elini neye atsa ters gidiyor. Zeyrek civarında, evine yakın bir dergaha gitmiş. Namazdan sonra Şeyh efendi, bu yabancıyı yanına çağırmış ve halini sormuş. O da:
"Efendi hazretleri, gırtlağa kadar borç içindeyim, neye elimi atsam kuruyor. Ne olur himmet!" demiş. Şeyh efendi:
"Evladım, sabah namazını 40 gün Yenicami'de kıl. Camiye gidip gelirken de 1000 adet istiğfar oku. Göreceksin, kırkıncı gün ne sıkıntın kalacak ne bir şey..."