Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.069.781

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Pâdişâhın Meşhur 'dîvân Sohbetleri'nde Bulunan Zat

Ahmed Kuseyrî hazretleri Osmanlı evliyâsındandır. 1549 (H.956) senesinde Antakya'da vefât etti. Temel din bilgilerini büyük bir velî ve âlim olan babasından öğrendi. Babası talebeleri huzûrunda ona Halvetî tarîkatından icâzet verip, hırkasını giydirdi. Sohbetlerine ve derslerine pekçok kimse gelip istifâde ederdi. Kânûnî Sultan Süleymân Han onu İstanbul'a dâvet etti. İstanbul'a gidip pâdişâhın meşhûr dîvân sohbetlerinde bulundu. Pâdişâh hürmet ve ikrâm gösterdi. Rütbeler ve nişanlar verdi. Osmanlı Devletine sadâkati ve hizmeti ile çok takdir toplamıştır. Türbesinde bir Osmanlı sancağı, sorguç ve tuğ târihî bir hâtıra olarak durmaktadır.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kariştirinca Soğuyan Hoşaf

Sultan II. Mahhud devrinde iki defa Şeyhülislamlık makamına gelen Dürrizade Seyyid Abdullah Efendi, İstanbul'un namlı zenginlerindendi. Üsküdar Doğancılar'da inşa ettirdiği Paşa Kapısı diye anılan saray yavrusu muhteşem konakta yaşamaktaydı. Sultan II. Mahmud, bir yaz Ramazan akşamı bu konağa, âdeta bir iftar baskını düzenle di. Yanında nazırları, önde gelen devlet adamları ve maiyetinden oluşan hatırı sayılır bir kalabalık vardı. haber vermeden gerçekleştirdiği ziyaret ve misafirlikle Dürrizade'ye sürpriz yapmak istiyordu. Tabii, o anda konak bir panik havası sardı. Etekleri tutuşarak Efendi Hazret lerine koşan Kethüda, ellerini iki yana açarak "Ne yapacağız şimdi?" diye soruyordu. Ama hiç telaş göstermedi Dürrizade. Hareme ayrılan tablalar misafirlere verilecek, kendi yemeği de Padişaha takdim olunacaktı. Neticede bütün bu olumsuz şartlara rağmen, mükellef bir sofra kuruldu. Nitekim II. Mahmud da kethüdayı çağırarak tebrik etmiş, yemeklerin gerçekten nefis olduğunu söylemişti. Sadece bir istisna ile... O da billur kase içindeki hoşafın ılık olmasıydı. Kethüda bu tenkit üzerine, elleri göbeğinde kavuşturulmuş, başı hafifçe eğilmiş olarak cevap verdi:"Biraz karıştırılınca kendiliğinden soğur Efendimiz." Padişah, işte o zaman işin farkına varacak ve bulabildiği tek kusurun da geçersiz olduğunu görecekti. Çünkü billur zannettiği hoşaf kabı, içi oyularak kase süsü verilmiş bir buz kütlesiydi.

Vehbi Tülek

Prut Harbi

Vehbi Tülek

Eğri Kalesinde Şehid Olan Evliya

Vehbi Tülek

Bir Bayram Günü

Vehbi Tülek

Ayşe Osmanoğlu, babası Sultan Abdülhamid Hân dönemini anlatıyor:

'31 Mart 1901 Kurban Bayramında Dolmabahçe Sarayı'na gitmiştik. Bayramlaşmayı seyretmek için locaya yerleşmiş, seyre dalmıştık. Aniden şiddetli bir yer sarsıntısı başladı. Saray yıkılıyor zannıyle korkup titremeye başladım. Hepimiz yerlerimize mıhlanmış gibi kalıp, 'Allah! Allah!' diye bağırmaya başladık. Bu sırada, ortadaki büyük âvizenin orta kısmı şiddetli bir gürültü ile yere düştü. Gürültünün şiddetinden birbirimize sarılıyor, aramızda bayılanlar oluyordu. Bu sırada aşağıdan, Müezzin Abdullah'ın gür ve tesirli sesiyle okumaya başladığı ezân, kulaklarımıza aksetti. Cenâb-ı Hakka duâ edip sığındık. O zaman 'Aman, Efendimize bir şey oldu mu?' diye pencerelere koştuk. Salon karmakarışık olmuştu. Hiç kimse yerinde yoktu. Babam, yalnız başına, tahtının önünde kılıcına dayanmış, ayakta duruyor, Ezân-ı Muhammedi'yi dinliyordu. Yavaş yavaş herkese sükûnet geldi. Babam metânetle tahtına oturdu. Muâyede (yâni, bayramlaşma) başlasın!' emrini verdi. Âvizenin düşen parçasının 700 kilo olduğunu söylediler. Allaha şükür, bundan başka zâyiat olmadığı gibi, kimsenin burnu bile kanamadı...'

Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri Ve Kayserili Halil Paşa

Vehbi Tülek

Haci Bayram-i Veli Hazretlerinin Nasihati

Vehbi Tülek

27 - Yavuz Sultan Selim Ve Muhammed Bedahşi Hazretleri

Vehbi Tülek

Çapanoğlu Gibi Arkan Var

Vehbi Tülek

Moskoftan Padişah Olur Muymuş Be!

Vehbi Tülek

Minare Eğri Mi?

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud’un Veziri

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Âhiret Payı Olarak Ne Hazırladın

Abdülmelik bin Hişâm hazretleri siyer âlimlerindendir. Irak'ta Basra'da doğdu. 218 (m. 833)'de Mısır'da, Füstât şehrinde vefât etti. "Siret-i İbn-i Hişâm" kitabı çok kıymetlidir. Bu kitabında buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Çerkez Halil Efendi

Vehbi Tülek

Çerkez Halil Efendi 136. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. Medrese tahsilini tamamlayıp müderrislik, İs­tanbul Kadılığı, Anadolu ve Rumeli Kadıaskerlikleri yaptıktan sonra Şeyhülislâmlık ma­kamına getirildi. Bir yıl yedi ay sonra Sadrazam Halet Efendi tarafından azledilerek önce Bursa, sonra Afyon'da ikamete memur edildi. 1236 (m. 1821)'de orada vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Gıybet Ve Söz Taşımak Büyük Günahtır!

Vehbi Tülek

Samîmiyet Ve Sabır Güzel Hasletlerdir

Vehbi Tülek

Câhidî Sultan Osmanlı evliyasındandır. Asıl adı Ahmed Câhidî Efendi olup, Halvetiyye tarîkatından Câhidiyye kolunun kurucusudur. Edirne'de doğdu. 1659 (H.1070)'da Çanakkale'nin Kilidü'l-Bahr köyünde vefât etti. Küçük yaştan itibâren din ve fen ilimlerinde yetişti. Aynı zamanda Cemâliye ve Uşşakiye tekkelerinde dersler alarak şeyhlik makâmına yükseldi.

Ebû Muhammed Ayderûsî

Vehbi Tülek

İbrâhim Lâkânî

Vehbi Tülek

İnsanlara Nasihat Ederken

Vehbi Tülek

İmândan Sonra En Kıymetli Ibâdet

Vehbi Tülek

Habbâb Bin Eret (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Sık Ziyaret Bıkkınlığa Sebep Olabilir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah Bin MübÂrek

Abdullah Bin MübÂrek

Merv'de bir yıl ticâretle uğraşır, kazancının hepsini fakirlere dağıtırdı. İkinci yıl İslâmiyet'i yaymak için cihâda, düşmanla harbe giderdi. O, medresede müderris, hoca; câmide vâiz, şehirde tüccâr; harbde büyük bir kahramandı. Kılıç ve kalem sâhibi idi. Kalemiyle cihâda dâir eser yazdı, kılıcıyla da dillere destan olan kahramanlıklar gösterdi.

Abbâsiler devrinde Bizanslılarla yapılan harplerden birine katılmıştı. Abbâsi ordusu sessiz, sâkin ve aydınlık bir gecede Tarsus'un kuzeyinde karargâh kurmuştu. Tarsus'un sırtlarında İslâm ve Bizans orduları görünüyordu. İki taraf da kendilerini kuvvetli göstermek için alevleri göklere yükselen ateşler yakmışlardı. Bu ateş ocaklarından birinin etrafında tepeden tırnağa silâhlı askerler hilâl şeklinde oturmuşlar, ortalarında ise ince yapılı, nûrâni yüzlü bir zat onlara ders anlatıyordu. Kimse vaktin nasıl geçtiğinin farkına varmamıştı. Sözü kesip, duâsını yapınca istirahate çekildiler.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Değişen Sizin Kalbiniz

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Bereketi Var Mı?

SelÂmetle Gidip Gel

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Vehbi Tülek