Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.007
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Fatih Sultan Mehmet Han, yapacağı işlerden kimseye bir şey bahsetmezdi. Hatta ordu sefere çıkar, günlerce yol alır, yine de kimse nereye gidileceğini bilemezdi. Bir sefer esnasında Gebze'de vefat ettiğinde bile, nereye sefer yapılacağını kimse bilmiyordu ve bu yüzden ordu İstanbul'a geri dönmüştü.Bir gün yine bir sefer için İstanbul'dan yola çıkılmıştı. Vezirlerden biri, padişahın ne kadar ketum olduğunu bildiği halde, yine de şansını denemek için huzura çıkarak, nereye sefer yapıldığını sormak cüretinde bulundu. Fatih ona:-Paşa, sen sır tutmasını bilir misin? Diye sordu. O da, nihayet kendisine bir sır verileceği ümidiyle, sevinçli bir şekilde cevap verdi:-Evet hünkarımPadişah da ona:-Ben de sır tutmasını bilirim. Sır, bir kimseye söylenirse, sır olmaktan çıkar paşa. Eğer sakalımın tellerinden biri, yamak istediklerimden birini bilseydi, bütün sakalımı keserdim, cevabını verdi.
Fatih Sultan Mehmed Hân hazretleri Sahn-ı Semân'a müderris olacak hocaların kütüb-i sitte ile lugatten Sıhâh-ı Cevheri, Kâmus, Tekmile ve emsâlini hıfz ve cem etmişkimselerden olmasını şart koşmuştur. Oraya müderris olmak için imtihana hazırlanan Molla Lutfi ile Uslu Şücâeddin, bir gün, bir yerde karşılaşırlar. İmtihana ve lugate müteallik konuşurlarken Şücâeddin:"Sıhah'da müşkilâtım çok. Hemen her satırın başına şek (şüphe)işâreti koyuyorum, der.Molla Lutfi şu cevabı verir:"Vâkıa ben de şek ediyorsam da, sen benden eşek (Arapça ismi tafdil sigası ile, daha ziyade şüpheci mânâsına) imişsin!..
Ebû Abdurrahmân Sülemî hazretleri evliyanın meşhurlarından olup tefsir ve hadis âlimidir. 325 (m. 937)’de İran’da Nîşâbur’da doğdu. Rey, Hemedan, Merv ve Hicaz’a giderek Dârekutnî, Hâkim Nîşâbûrî ve Muhammed Kâffâl gibi âlimlerden hadis ve fıkıh okudu. Ebû Saîd Ebü’l-Hayr, Abdülkerîm Kuşeyrî, Beyhekî gibi meşhur velî ve âlimleri yetiştirdi. 412’de (m. 1021) Nîşâbur’da vefat etti. “Tabakâtü’s-sûfiyye” isimli eserinde evliyalar ve kerametlerini anlatır. Bu kitabında şöyle nakleder:
Abdullah bin Zübeyr'in annesi, Hz. Ebû Bekir'in kızı Esmâ'dır. Teyzesi, mü'minlerin annesi Hz. Âişe'dir. Babası tarafından babaannesi Safiyye, Rasûlullah'ın halasıdır...
Yedi yaşında iken babası tarafından Peygamber Efendimize getirilerek O'na biat etme şerefine kavuştu. Hz. Ebû Bekir devrinde çocukluğunu atlattıktan sonra Hz. Ömer devrinde henüz oniki yaşlarında iken babası ile Yermük Savaşı'na gitti. Dört yıl sonra da babası ile birlikte Amr ibni Âs kumandanlığında Mısır'ın fethine katıldı...
İdrîsî el-Ba’kubî hazretleri evliyânın büyüklerinden olup Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin talebelerindendir. 619 (m. 1222) senesinde Bağdad’da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.