Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.545.238
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Sultan II Abdülhamid Han, Serasker Müşir Rauf Paşa'yı seraskerlik vazifesi uhdesinde kalmak üzere, yaveri ekremilik ve fevkalade büyük elçilik payeleriyle hem Rusya 'da bazı görüşmelerde bulunmak ve hem de Gazi Osman Paşa'yı alıp İstanbul'a getirmek üzere Petersburg'a göndermiştir.Yapılan görüşmeler neticesinde Gazi Osman Paşa 'nın İstanbul'a dönmesine müsaade olunmuştur. Yolculuk esnasında mihmandarlık vazifesinde bulunmak üzere meşhur General Nemikof, Gazi Osman Paşa nın maiyetine verilmiş ve ayrıca Rus Çarı tarafından Paşa'ya, kahramanlığını takdir manasında, çifte nişan takılmıştır.Gazi osman Paşa nın gelmekte olduğunu haber alan İstanbul halkı sahile dökülerek tüm geceyi ayaküzerinde sabaha kadar geçirmeye razu omuş ve büyük bir Çoşku ile kendisini beklemeye koyulmuştur.
Hattat Mehmed Râsim Efendi anlatır; "Cennetmekân Üçüncü Ahmed Hânın vefâtın dan sonra, şöyle bir rüyâ gördüm. Geniş bir sahrada orduyu hümâyûn kurulmuştu. Bir tepe üzerinde de sultanlara mahsûs bir çadır, çadırın etrafında ise büyük bir kalabalık vardı. Kalabalıktan bir kişiye yaklaşıp; "Bu ordunun kumandanı kimdir?" diye sordum. O da; "Âhir zaman Peygamberi Muhammed aleyhisselâmdır." dedi. Cehennem'e götürülecek bâzı kimseler bu büyük çadıra götürülüyor, buradan şefâat edilirse Cehennem'den kurtuluyordu. Yine birisine; "Peygamber efendimiz nerede bulunuyor?" diye sorduğumda; "Tepedeki büyük çadırda" dedi.
Abdurrahmân el-Fereci hazretleri Fas evliyasındandır. 909 (m. 1504)'da Fas'ın (Atlantik sahilinde Tit köyünde doğdu. Şâzeliyye'nin Cezûliyye kolu şeyhi Ebû Hafs Ömer'e intisab etti. İcazet aldıktan sonra Miknâs'a giderek talebe yetiştirdi. 976 (m. 1569)'da orada vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Hattat Hamid Aytaç, 1893'te Diyarbakır'da doğmuştur. Hattat Amidi yani Diyarbakırlı Seyyid Adem Efendi torunlarından Zülfikar Ağa'nın oğludur. İlk öğrenimini sibyan mektebinde Diyarbakır meb'usu hoca Mustafa Akif Efendi'den yapmıştır. Yazı aşkı da bu hocanın eğitiminden doğmuştur. Rüşdiye mektebinde Hoca Vahid Efendi'den rik'a ve jandarma kolağalarından (ön yüzbaşı) Ahmed Hilmi Efendi'den sülüs yazıyı öğrenmiştir. Ayrıca Kavas-ı Sagir imamı Said Efendi'den ve akrabasından hüsn-i hat hocası Abdü's-selam efendilerden de öğrenimini sürdürmüştür...
Fahrüddin Ahmed İbnü'l-Fasih hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. 680 (1281) yılında Kûfe'de doğdu. Burada fıkıh âlimlerinin derslerinde yetişti. Bağdat'ta Müstansıriyye Medresesi'nde, sonra Şam'da Reyhâniyye Medreselerinde müderrislik yaptı. 755'te (m. 1354) Şam'da vefat etti. Şöyle buyurdu:
Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; "Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?" dedi. Sonra kendi kendine; "Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim." deyip, çocuğun yanına geldi ve:
-Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu.
Çocuk:
-Kul nasıl sâhibini bilmez?" dedi.
-Allahü teâlâ'yı ne ile biliyorsun?
-Bu koyunlarımla.
-Bu koyunlarla, O'nu nasıl bilirsin?