Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.095.536

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir

Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Koca Cafer Paşa

Avusturya ordusu, bir serhad kalesi olan Temeşvar'ı muhasara etmişti. Kaleyi, ihtiyar fakat çok tecrübeli bir asker olan Koca Cafer Paşa' nın elinden almak zordu. Kale 4 sene düşmana karşı koydu. Açlık, yorgun luk kale muhafızlarını bezdirmedi. Halbuki kaleye 4 yıldır bir yerden yardım gelmemişti. Avusturyalılar kaleyi savaş ile alamayacaklarına kanaat getiren düşman kumandanı Koca Cafer Paşa'ya bir mektup gönderdi. Mektupta:

"Zahireniz tükenmiştir, büyük bir Avusturya ordusu da üzerinize doğru geliyor. Kalenize imdad gelme ihtimali da kalmamıştır. Kaleyi teslim ederseniz, yol harçlığı olarak size birkaç bin duka altın verilecek tir." Deniyordu.

Vehbi Tülek

Doğru Yoldan Ayrilmamak

Vehbi Tülek

Elçi Hazretleri Merak Etmesinler

Vehbi Tülek

Asil Ruh

Vehbi Tülek

1854 senesi kış aylarında Silistre kalesini muhasara eden Ruslar, bir avuç Osmanlı askeri karşısında zor durumlara düşmüşlerdi. Ağır kış şartlarında erzakları tükenmiş, çoğu açlık ve soğuktan kırılıyordu. Zabitlerine:-Açız!... ekmek, ekmek... diye bağırdıklarında, zabitler:-İşte kale... zaptedin, orada karnınızı doyurun... diye cevap veriyorlardı. Nihayet aç kalan Rus askerleri Osmanlı siperlerine yanaşarak:-Ekmek... diye cılız ve sararmış ellerini uzatıyorlardı. Osmanlı askeri de asil ruhlarını isbat etmek için süngülerinin ucuna ekmek takıp Rus siperlerine uzatıyorlar ve kanlarına susamış olan Rusların aç karınlarını doyuruyorlardı.Bu iyiliklerine Rusların verdiği cevap ise şu oldu: şehri zaptedemiyeceklerini anlayınca yağlı paçavraları ateşe verip, şehre fırlatarak yangınlar çıkardılar. Bu yangınlar bir felaket halini aldı. Tam bu sırada gelen bir derviş:-Ey Müslümanlar korkmayın!... Moskof Kadir gecesi kaçacak, Müslümanlar muzaffer olacaktır, diyerek askerin maneviyatını arttırdı.Hakikaten ertesi gün Kadir gecesiydi ve Ruslar bütün ağırlıklarını alarak, Silistre muhasarasını bir müddet için bırakıp, mağlup bir vaziyette gittiler. Silistre müdafileri de kale burçlarından ezanlar okuyarak zafer şenlikleri yaptılar.

İki Defa Tahta Çikan Padişah I. Mustafa Han

Vehbi Tülek

Tunus’un Fethi

Vehbi Tülek

Ermeni Zulmünün Canli Şahitleri

Vehbi Tülek

Rumeli Hisarinin Şekli

Vehbi Tülek

Hiddet Değil Gayret

Vehbi Tülek

Çocuk Eğitimine DÂir Ferman

Vehbi Tülek

Abdestsiz Nöbet Tutmam

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Müslümanlar Bütün Peygamberlere Inanır

Kutbüddin Muhammed ibn-i Sultân hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. 870 (m. 1465)'de Şam'da doğdu. Medrese tahsilinden sonra Zâhiriyye Medresesi ve Emeviyye Camii'nde de müderrislik yaptı. 950'de (m. 1544) Şam'da ve­fat etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Şu Bedeninin De Senin Üzerinde Hakkı Vardır!

Vehbi Tülek

Ebû Yahyâ eş-Şâmî hazretleri,Tabiîn devrinin hadîs âlimlerindendir. 119 (m. 737) târihinde vefât etti. Şamlıların âlimlerinden olup, Ümm-üd-Derdâ, Recâ bin Hayve, Ubâde bin Sâmid’den (radıyallahü anhüm) hâdîs-i şerîf rivâyet etti. Naklettiği hâdîs-i şerîflerden bazıları şöyledir: 

Fırka-i Nâciyyeden Ayrılanların Hâli

Vehbi Tülek

Ali Ûşî

Vehbi Tülek

Ali Ûşi hazretleri, şimdi Özbekistan'da bulunan Fergâne'lidir. 575 [m. 1180] de vefât etti. [569] da (Sirâciyye) fetvâ kitâbını ve ayrıca Ehl-i sünnet itikâdını bildiren (Emâli kasidesi)ni yazdı. Bu eserde özetle deniyor ki:

Tasavvuf, Allah'a Yakınlık Demektir

Vehbi Tülek

Kendini Beğenen Helak Oldu!..

Vehbi Tülek

Gerçek Kardeşliğin Icâbı!

Vehbi Tülek

Ebû Bekr Cüzcânî

Vehbi Tülek

Rızkı, Ummadığı Yerden Gelenler

Vehbi Tülek

Bir Şefkat Timsali Pertevniyal Sultan

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Maveraünnehir alimlerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetinde yetişen Abdullah-ı İlâhi hazretleri, hocasından öğrendiklerini Anadolu'da yaymayı kendisine vazife edinip, insanların huzur ve saâdete kavuşmaları için gece gündüz çalıştı. Muhammed Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin dergâhından aldığı feyzleri Anadolu'da ilk yayan veli oldu. Bir müddet sonra Anadolu kâdıaskeri Manisalızâde Muhyiddin Mehmed Çelebi (v.1483)'nin dâveti üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefât ettiği günlerde İstanbul'a geldi (1481). Kâdıasker Mehmed Çelebi'nin gösterdiği odaları ve teklifleri kabul etmeyip, daha önce ilim tahsil ettiği Zeyrek Câmii etrâfındaki virâne hâline gelmiş boş medrese odalarını tercih etti. Orada yerleşti. Şeyh Ebü'l-Vefa Konevi gibi Allah dostları ile sohbet etti. İstanbullular onun gelişini rahmet bilip, sohbetine koştular. Az zamanda halktan ve devlet adamlarından birçok kimse, Abdullah-ı İlâhi'nin talebeleri arasında yer aldı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Helvaci Çocuk

SelÂmetle Gidip Gel

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Padişah Ve At

Ölüyü Diriltemem

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Vehbi Tülek