Sâlihlerle Sohbet, Ebedî Saâdetin Anahtarıdır
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.504.844
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
Ýrlanda'nın baþkenti Dublin'e 70 mil uzaklıktaki þirin liman þehri Drogheda'da, 1997 Mayıs ayında, son derece manalı bir tören vardı. 150 sene önce Ýrlanda'yı kasıp kavuran kıtlık sırasında Osmanlı Devletinin yaptıðı nakdi ve ayni yardımın hatırasına hazırlanmıþ þükran plaketinin asılması münasebetiyle düzenlenmiþti. 1847 senesinde, 2 milyon insanın göç etmesine ve ölmesine sebep olan açlık ve kıtlık fela keti sırasında Osmanlı Sultanı Abdülmecid Han, Ýrlanda halkına 10.000 Sterlin yardımda bulunmak istediðini Ýngiltere Kraliçesi Victoria'ya bildirir. Ne var ki, Ýngiliz hakimiyeti altındaki bu adaya sadece 1.000 sterlin vermeyi layık gören kraliçe, Ýstanbul'daki Ýngiliz büyükelçisi vasıtasıyla Padiþahın bu hareketini protesto eder ve neticede yardım 1.000 sterline iner.
Sultan Dördüncü Mehmed Han, Vâlide Turhan Sultan, vezirler ve âlimlerin açılışında hazır bulunduğu Yeni Câmideki ilk Cumâ vâzını yapan (1664) Vâni Mehmed Efendi, çeşitli beyannâmeler yayınlayarak Osmanlı Devletine karşı çıkan, bu beyannâmeleri bütün dünyâ Yahûdilerine göndermeye çalışan, kendisinin Mesih olduğunu iddiâ eden meşhur dönme Sabatay Sevi'nin yargılandığı yüksek divânda üye olarak bulundu. Sabatay Sevi kendisinin Mesih olmadığını ve yaptıklarını inkâr ve Müslüman olduğunu ilân etti. Mehmed Efendi ismini aldı. Onun Müslüman olmuş görünmesiyle ilgili olarak Vâni Mehmed Efendi; "Bu adamın Müslümanlığı kalbi hisler ve ihlâs ile kabul ettiğine kâni değilim. Fakat dinimiz şüpheyi reddeder ve kişinin imânı üzerinde hüküm ancak cenâb-ı Hakk'ındır. Bu itibârla ihlâsla Müslüman olmasını niyâzdan başka şey yapamam." dedi.
1682 yılında Sadrâzam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana'daki Haçlı orduları karşısında bozguna uğradığında, Vâni Muhammed Efendi ordu şeyhiydi. Bunun için ordunun dönüşünde Bursa'da KestelKöyüne sürgün gönderildi. Kestel'de büyük bir câmi ve mektep yaptırdı. 1684'te Kestel'de vefât etti.Boğaziçindeki Vaniköy Câmiini de yaptırdı. Bu semt ismini Vâni Efendiden almıştır ve Vâniköy denmiştir.
Ali ibn-i Battal el-Kurtubi hazretleri hadis âlimi olup Buhâri şârihlerindendir. Endülüs'te (İspanya) Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. Belensiye'de (Valencia) tahsilini tamamladıktan sonra Lûrka (Lorca) Kalesi'ne kadı tayin edildi. 449'da (m. 1057) Belensiye'de (Valencia) vefat etti. Şöyle rivayet eder:
Muhammed bin Aliyyân hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Onuncu asırda yaşadı. Ebû Osman Hayrî ve Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin sohbetlerinde bulundu ve onlardan ders aldı. Şöyle anlatılır: “Bir gün aklına bir suâl geldi. Düşündü taşındı, buna bir türlü cevap bulamadı. Bu suâlin cevâbını hoca Ebû Osman Hayrî’den başka kimse halledemez dedi. Bulunduğu yerden suâline cevap almak için Nişâbur’a gitti. Suâlinin cevâbını alıncaya kadar yolda hiçbir şey yemedi ve içmedi.”
Buyurdu ki: "Bir kimse, hocasının hareket ve davranışlarından istifâde edemiyorsa, sözlerinden hiç istifâde edemez..."
Yahyâ bin Muâz-ı Râzi hazretleri büyük velilerdendir. İran'da Rey şehrinde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 872 (H.258) târihinde Nişâbur'da vefât etti. Bu mübarek zatın hikmetli sözleri çoktur. İşte bunlardan bir demet:
Zamânın sultânı Dördüncü Murâd Hana, tarikat erbâbı kötülenmiş, onların bâzı işlerinin yasaklanması istenmişti. Sultan yalnız böyle söyleyenlerin sözleriyle hareket etmeyip, zamânın tasavvuf ehli âlim ve faziletli kimselere de tarikatla ilgili hususları sorup cevap istemişti. Bunlar arasında İsmâil Ankaravi de vardı. O da üç gün içinde yirmi sayfalık bir risâle yazıp arzetti. Cevaplar, Şeyhülislâm Yahyâ Efendi ve diğer zamânın önde gelen âlimleri tarafın dan incelenip uygun görüldü ve pâdişâh tarafından da kabûl edildi. Böylece onların vesilesi ile tasavvuf ehli, sıkıntıdan kurtuldu. Aziz Mahmûd Hüdâi onun bu cevaplarını beğenip; "Allahü teâlâ, muhâliflere karşı Rusûhi'nin ayağını sağlam ve sâbit eylesin. Onların inat damarlarını kesmekte söz kılıcını keskin eylesin. Muhâlifleri susturmakta mızrağını tesirli eylesin. Zamânımızda tasavvuf ehline karşı olanlarla onun cihâdı olmasaydı, onların eli hak tâliplerine uzanır, zarar verirdi. Doğru yolda olanlarla olmayanları birbirinden ayırmak zor olurdu. Allahü teâlâ onun delillerinin oklarını en doğru hedefe isâbet ettirdi." diye medhetti.