Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.129
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
1654 senesinde vefat eden ve Sultan IV. Mehmed Han'ın Şeyhülislamı olan Behâeddin Efendi, son derece hoş sohbet ve nüktedan olarak tanınmıştı. Fakat İslam düşmanlarına, hele İngilizlere karşı muazzam bir din gayreti vardı. Bütün yumuşaklığı ve nüktedanlığına rağmen, İslam düşmanlarına karşı gayet sert davranır, onlara hiç taviz vermezdi. 1651 senesinde, İngiliz vatandaşı olan birisi, İzmir'deki İngiltere konsolosundan 200.000 akçe alacağı olduğunu iddia ederek onu mahkemeye verdi. İzmir Kadısı Haşimi zade, konsolosu mahkemeye davet edip alacaklısının davasını bildirdi. Konsolos sert bir tavırla:-Efendi, sen bu davaya bakmaya mezun değilsin... dedi ve İngiltere ve Osmanlı hükûmetleri arasında imzalanan "Ahidnâme" nin bir nüshasını gösterdi. Burada, İngiliz vatandaşlarından birinin öbüründen alacağı 200.000 akçeden az olursa Osmanlı kadıları nın davayı dinleyebilecekleri, aksi halde davanın İngiltere'de görüleceği yazılıydı.
"Hilafet nedir ve niçin bu kadar önemlidir?" Bu soruların enteresan cevaplarını Rıza Tevfik şöyle anlatıyor;İngilizlerin parmağı olan 31 Mart Hadisesinin tertipçilerinden olan Rıza Tevfik, bu ihtilal sonrası İngiliz sefaretine gittiğinde çok soğuk karşılanır. Rıza Tevfik bunlara bir mana veremez. Bir süre sonra ingiltereye gittiğinde ingilterenin Türkiye büyükelçisi Lord Nicholson'ı ziyaret eder ve bu soğuk karşılamanın nedenini sorar ve şu ibretli cevabı alır: -Biz jön Türkleri teşvik ettik çünkü ihtilal olacak ve sultanla hilafet alaşağı edilecekti. Fakat aldandık, beklediğimiz neticeyi alamadık. Gerçi Kanun-i Esasi geldi fakat sultan ve hilafet yerinde kaldı." Bu cevap üzerine Rıza Teyfik şu soruyu sorar; -İngiltere Devleti'ni hilafet müessesesi neden bu kadar ilgilendiriyor.?"-Haa biz Mısır'da, Hindistan'da İslam kitlelerini idaremiz altına alabilmek için milyonlar ca altın harcadık, muvaffak olamadık. Halbuki sultan yılda bir defa bir selam-ı şahane, bir de hafız Osman hattı Kur'anı Kerim gönderiyor, bütün İslam ümmetini hudutsuz bir hürmet duygusu içinde emrinde tutuyor."
Ayn-ül-Kudât Hemedanî hazretleri tanınmış fıkıh âlimlerindendir. İran’da Hemedan'da doğdu. 1131 (H.525) senesinde orada vefat etti. Hemedan'a İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin kardeşi Ahmed Gazâlî geldi. Onun sohbetine yirmi gün kadar devâm etmekle şereflendi. Bu zaman içinde daha önce onda bulunmayan tasavvuf derecelerine kavuştu.
Şernûbî hazretleri Osmanlı velîlerindendir. İsmi Ahmed bin Osman'dır. Mısır'ın Şernûb kasabasında doğdu. Bir gece rüyâsında Peygamber efendimizi gördü. Peygamber efendimiz ona; "Ey Ahmed! İstanbul'da Şeyh Nûreddîn'e git, ondan tasavvuf ilmini öğren. Zîrâ kendisi bu zamanda âriflerin reisidir" buyurdu.
Amasyalı Abdülvehhâb Efendi, Osmanlı âlimlerindendir. Müeyyed-zâde diye bilinir. 920 (m. 1514)de Amasya'da doğdu. 970 (m. 1563)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Vaktiyle bir kasabada, kayınvalidesiyle birlikte yaşayan bir gelin vardı. İkisinin de kişiliği tamamen farklıydı. Sık sık kavga edip tartışırlardı. Evde huzur kalmamış, bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından, annesi ile karısı arasında kalan koca için de, ev cehennem haline gelmişti.Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan gelin, doğruca babasının eski bir arkadaşı olan yaşlı bir aktara gitti ve derdini anlattı. İlim ve marifet sahibi olan yaşlı aktar, ona bitkilerden yaptığı bir karışım hazırladı ve üç ay boyunca hergün azar azar, kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyledi. Zehir az az verilecek, böylece kaynanayı gelininin öldürdüğü belli olmayacaktı. Yaşlı aktar gelin hanıma, kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için, kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını söyledi.