Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.217.489

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Din Büyükleri, Veliler, Allah'ın Askerleridir

Bosnalı Ali Dede Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Bosna'nın Mostar kasabasında doğdu. 1598 (H.1007) yılında Sigetvar Kalesi yakınlarında vefât etti. Küçük yaşta İstanbul'a geldi. Devrin ulemâsından dersler aldı, ilmini ilerletti. Halvetiyye tarîkatı şeyhlerinden Bosnalı Bâlî Efendinin halîfesi Nûreddînzâde'ye bağlandı. Uzun sene hizmetinde bulundu. 1566'da Sigetvar Seferine katıldı. Bu seferde Kânûnî Sultan Süleymân Han vefât etmişti. Oraya padişah için bir türbe inşâ edildi. Ali Dede türbedârlığa getirildi. Türbenin yanına bir de zâviye yaptıran Ali Dede, "Türbe Şeyhi" ünvânıyla tanındı. Pekçok eseri olup bunlardan Risâle fî Beyânî Ricâli'l-Gayb ve Terbiyeü'l-Merâtib ve'l-Usûl eserini yazmaktan murâdını şu sözlerle ifâde etmektedir:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Din Ve Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Osmanlı Devleti içerisinde yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Tâlim ve eğitim kabûl etmiyorlar, savaşa çıkmayı da reddediyorlardı. Kendilerine harp fenlerinin öğretilmesini isteyen din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûti hazretleri de bunlar arasında idi. Yeniçerilerin artan zorbalıklarından bahisle ne yapılması gerektiği soruldu. Mesele son derece nâzikti. Yeniçeriler tekrar isyân ederek devlet ileri gelenlerinin kellelerini istemeye başlamışlardı. Tamâmen bid'at yuvaları hâline gelen bektâşi tekkeleri de kendilerini tahrik ediyordu. Sonuçta ulemâ birlik içerisinde bunların öldürülmeleri câizdir diye fetvâ verdi. Savaşın başlangıcı olmak üzere sancak-ı şerifin çıkarılması kararlaştırıldı. Fakat sancağı şerifin açılması çok önemli bir olaydı. Bu işin dönüşü yoktu. Yeniçeriler ile yapılacak mücâdelenin sonu ise kestirilemiyordu. Bu sebepten karar alınmasına rağmen herkeste bir tereddüd vardı. İşte bu devlet adamlarının çekingen ve kararsız hâlleri sırasında Abdurrahmân Harpûti hazretleri söz aldı."Bu din ve devletin ayakta kalması Allahü teâlânın istediği şeyse yeniçerileri vururuz, yok ederiz. Değilse biz de bu din ile berâber batıp gideriz, daha ne ihtimâl kaldı?" diyerek kalplerdeki şüpheleri giderdi. Herkes tek bilek tek yürek oldu. Nitekim bu inanç ve imânla harekete geçerek yeniçeri ocağını ortadan kaldırdılar ve bozulmuş bektaşi yuvalarını kapattılar

Vehbi Tülek

Osmanli'da Ahlak

Vehbi Tülek

Barbaroszade Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Bir Osman Efendi’liği Var Ki...

Vehbi Tülek

Moralı Osman Efendi; vakur, şerefli ve haysiyetli bir zâttı. Fakat devrinin affetmez pâdişah müşâviri Hâlet Efendi'ye boyun eğmez, kavuk sallamazdı bir türlü... Hâlet Efendi buna çok kızar; onu İstanbul'da değil, taşra hizmetlerinde süründürmek, küçük düşürmek isterdi. Osman Efendi ise ne yapılsa vakarını bozmaz, ses çıkarmaz, ne iş verilse yapardı.Birgün Hâlet Efendi, İzzet Molla ile otururken Osman Efendi'nin geldiğini söylediler. Hâlet Efendi hemen sofaya kadar koşarak Osman Efendi'yi karşıladı. Giderken de merdiven başına kadar inip uğurladı. İzzet Molla şaşkın bir tavırla:" Bu adama etmediğiniz fenâlık kalmadı, şimdi bu kadar iltifâtınıza sebep nedir? diye sorunca, Hâlet Efendi'nin cevabı enteresandır:" Evet, ona çok fenâlık ettim... Elinden memuriyetini aldım, nüfûzunu kırdım. Fakat üzerinde bir Osman Efendi'lik var ki, işte onu alamıyor ve kendisini gördükçe böyle hürmet etmek zorunda kalıyorum.

Rahmetli Pederim Baytar İdi

Vehbi Tülek

Garip Bir Koşu

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Ve Halimi Çelebi

Vehbi Tülek

Bizler AsÂkir-i OsmÂni’yiz

Vehbi Tülek

Nesilleri HelÂk Olurdu

Vehbi Tülek

İkinci Bayezid HÂn’in Tuğlasi

Vehbi Tülek

Adam

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Bir Şefkat Timsali Pertevniyal Sultan

Pertevniyal Sultan (1812-1883) Osmanlı Padişahı Abdülaziz Hanın annesi ve II. Mahmud Hanın hanımıdır. 1829 yılında II. Mahmud Hanın hanımı oldu. 10 yıllık bir evlilikten sonra Padişah vefat etti. 25 Haziran 1861 tarihinde Sultan Abdülmecid'in vefatı üzerine oğlu Abdülaziz Han tahta geçince Pertevniyal Sultan da "Valide Sultan" unvanını aldı. Oğlunun bütün saltanatı boyunca Valide Sultan kaldı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sadreddîn Hayâvî

Vehbi Tülek

Sadreddin Hayâvi hazretleri, Azerbaycan'da yaşamış olan evliyânın büyüklerindendir. Şeyh İzzeddin Türkmâni hazretlerinden icâzet alıp Hayâve'de ilim ve edeb öğretmeye başladı. 1455 (H.860) târihinde Şirvan kasabalarından Kebûd'da vefât etti.
Sadreddin Hayâvi hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Zâlimler Için Hiçbir Yardımcı Yoktur

Vehbi Tülek

Abdullah Mekkî Efendi

Vehbi Tülek

Erzincanlı Abdullah Mekki Efendi, büyük veli Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin halifelerindendir. On dokuzuncu yüzyılda yaşamıştır. Aslen Mekkeli olan Abdullah Efendi, ilimde yüksek dereceye ulaştıktan sonra Bağdâd'a giderek, Nakşibendiyye yolunun mürşid-i kâmili Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerini tanıdı, sohbetleriyle şereflendi. Sohbet ve hizmetlerinde bulunarak kemâle, olgunluğa ulaştı. Hocası ona hilâfet-i mutlaka vererek Erzincan'a gönderdi.

Bu Hasletlerin Bulunduğu Kimse, Cennete Girer

Vehbi Tülek

Seyyid Celâl Buhârî

Vehbi Tülek

Vecîhüddîn Ömer Efendi

Vehbi Tülek

Âlemdeki Her Şey Senin Için Yaratıldı

Vehbi Tülek

Câmiye Girince, Dünya Kelâmı Söylememelidir

Vehbi Tülek

devecibaşı Ahmed Sârbân

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Yuhçu Baba

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Ahde Vefa

Tüccarin Rüyasi

Latif Bir Şikayet

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek