Moğol Askerlerini Şam'dan Uzaklaştıran Mübarek Zat
Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.241.311
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.
Dördüncü Murâd Han Arapça ve batı dillerine hâkim olup her türlü memleket mesele sine vâkıftı. İlmi ve ilim adamlarını çok sever, fırsat buldukça ilim meclislerine gider, onları teşvik ederdi. Evliyâ Çelebi ve Kâtib Çelebi gibi âlimler, teşvik ettiği kimseler arasında idi. Kur'ân-ı kerim okumayı ve ibâdetlerini hiç ihmâl etmezdi. Dedesi Yavuz Sultan Selim Han gibi o da Hırka-i saâdet dâiresinde Kur'ân-ı kerim okurdu.Ömrünü devlete hizmet ve Allahü teâlânın emir ve yasaklarına itâatle geçiren bu Türk Hakânı, Ehl-i sünnet düşmanı Acemlerin pekçok iftirâlarına mârûz kaldı. Bunlar kendilerinde bulunan zilletleri bu büyük pâdişâha da bulaştırmaya kalkıştılar. İnsanlara zulüm ettiğini ve içki içtiğini söylediler. Halbuki devrin kaynaklarında Murâd Hanın içki içtiğine dâir en küçük bir bilgi yoktur.
İstanbul devamlı bir su problemi içerisindedir. Bu problemin çaresi asırlar önce Kanuni zamanında, Mimar Sinan'ın günlerinde konuşulmuş ve en büyük çare Sinan'la bulunmuştur. İstanbul'un o günkü nüfusu çoğalınca Kanuni Sultan Süleyman, Sinan'ı çağırır, der ki: "Mimarbaşı, halkımız su ihtiyacı içinde. Bir at yükü suya çok miktar akçe ödüyorlar. Acaba halkımızın bu su ihtiyacını karşılamak için birşeyler düşünmez misiniz?"Mimarbaşı der ki:"Sultanım siz müsaade buyurun, ben İstanbul'un çevresini bir dolaşayım, dışarıda mevcut sulan İstanbul'a getirmenin mümkün olup olmadığını bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm."
Ebû Bekr Ahmed Dineveri hazretleri hadis âlimidir. 280'de (m. 893) İran'da Dinever'de doğdu. Tahsil için gittiği Bağdat, Basra, Şam, Harran, Cizre gibi ilim merkezlerinde Nesâi, Begavi, İbn-i Ebû Dâvûd gibi hadis âlimlerinden istifade etti. Tahsilini tamamladıktan sonra Dinever'e döndü. 364'te (m. 975) vefat etti. Şu hadis-i şerifleri o mübarek zat rivayet etmiştir:
Tosyalı Mustafa Çelebi Osmanlı âlim ve devlet adamlarındandır. 1491 (H. 895) senesinde Kastamonu-Tosya'da doğdu. İlk medrese tahsilini memleketinde gördükten sonra İstanbul'a gelip, Sahn-ı Semân medreselerinde okuduktan sonra devlet hizmetine alındı. Yavuz Sultan Selim Hanın iltifâtına mazhâr olup, Divân-ı Hümâyûn kâtipliğine tâyin edildi. Sonra Reis-ül-küttâblık ve Nişancılık makâmına kadar yükseldi ve burada emekli oldu. 1567 (H.975) yılında İstanbul'da vefât etti.
Şemsüddin Muhammed İbnül-Cezeri hazretleri hadis ve kıraat âlimidir. Aslen Cizreli olup 751'de (m. 1350) Şam'da doğdu. Burada ilim tahsilinden sonra Antakya'ya, oradan Bursa'ya gitti. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid'den büyük ilgi gördü.
Eski Endülüs Hükümdarlarından biri fakir bir kadının arsasına yeni bir saray yapılmasını emretti. Arsa hükümdarın sarayına alındı ve hükümdar arsanın bedelini de ödemiyordu. Müşkül durumda kalan kadın, çareyi, hükümdarı, kadıya şikâyet etmekle buldu. Zamanın Şeyhülislâmı, kadını dinleyip haklı olduğuna hükmettikten sonra, hükümdara hiç bir şey söylemeden bir çuval ve bir de kazma kürek alıp kadının arsasından toprak doldurmaya başladı.