Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.614.643

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Meczup Bir Derviş Uzun Dâvûd Efendi

Uzun Dâvûd Efendi Osmanlılar zamânında Mudurnu'da yetişen evliyadandır. Bolu-Mudurnu'da doğdu. 1507 (H. 913) senesinde orada vefât etti. Halvetî şeyhlerinden Seyyid Yahyâ-i Şirvânî'nin yüksek talebelerinden Şeyh Habîb'in sohbetlerine devâm edip, tasavvufun yüksek mârifetlerine kavuştu. Meczup bir zât idi. Allahü teâlânın sevgisinden kendinden geçmiş hâldeydi. Çok kerametleri görüldü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Derya Üzre Cami

Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa, bir gün zamanın padişahı III. Murad Han'ın huzuruna çıkarak, kendi adına bir cami yaptırmak için müsaade lerini istedi. Fakat şair ruhlu ve aynı zamanda nüktedan olan padişah:

"Sen ki deryaların serdarısın. Muktedir isen camiini derya üzre inşa et! Sana karada bir karış yer yoktur" diye ferman buyurdu.

Kılıç Ali Paşa bu fermanı gayet soğukkanlı karşıladı ve:

"Hünkarımız doğru derler. Bizim evimiz de, mekanımız da deryalar dır. O halde mabedimizin de derya üzre inşası münasibdir" deyip müsaade isteyerek huzurdan çıktı. Fakat deniz üzerine cami nasıl yapıla caktı? Hemen o devrin en büyük mimarı Koca Sinan'ın yanına vardı ve durumu ona anlatarak, bu eseri de kendisinin inşa etmesini istedi ve bunun için de, Tophane açıklarında bu inşaatın yapılabileceğini söyledi.

Mimar Sinan'ın, inşaat yerini görüp beğenmesiyle hemen harekete geçildi. Kılıç Ali Paşa, kadırgalarla Anadolu sahillerinden iri kayaları taşıtarak Tophane açıklarında denizi doldurtmaya başladı. Böylece birkaç gün içinde burada küçük bir ada meydana geldi. Burada sahile kadar da ahşap bir köprü inşa edildi. Sonra da Mimar Sinan inşaata başladı. Eserini tamamlayınca o yüce mimar:

"Deryalar kudursa ve azgın dalgalar kubbenin tepesinden aşsa, yine bu mabed kıyamete kadar kalacaktır" dedi.

Sonraki asırlarda, sahil ile caminin bulunduğu ada arası doldurula rak cami denizden içeride kalmıştır.

Vehbi Tülek

Zafer Ve Seciye

Vehbi Tülek

Din Adamlarindan Devlete Zarar Gelmez

Vehbi Tülek

O Zaman Kiliç Ve Ok Devri İdi

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Hân, "Mısır'ı fethettiğinde, cesâretini çok beğendiği Mısır ordusu başkumandanı Kurtbay'ı karşısına almış ve onunla harbin neticeleri hakkında uzun bir konuşma yapmıştı.Kurtbay, Yavuz'un muvaffak oluşunu şöyle izâh ediyordu:"Hünkârım, bizi yenen, sırf sizin yiğitliğiniz değil, ölüm saçan o dehşetli toplarınızdır. Memleketimizin elimizden çıkmasına onlar sebep oldu. Venedik'ten getirdiği topu, Mısır hükümetine satmak isteyen bir Berberi'yi bizim devlet adamlarımız:"Top, Hazret-i Peygamber Efendimiz'in kılıç ve ok kullanınız emrine aykırıdır, bid'attır, kullanmak câiz olmaz" diye reddetmişlerdi. O zaman Berberi bu fikre çok kızmış ve:"Yaşayan görecektir ki bu memleket, toplara sahip olan bir millet tarafından elinizden alınacaktır"diye bağırmıştı. Zaman Berberi'yi haklı çıkardı.Kurtbay'ın bu sözlerine Yavuz Sultan Selim Hân, şu karşılığı vermişti:"Kuvvet ve kudret Allah'ındır, bunda şüphemiz yok. Mâdem ki Kitab'a ve Sünnet'e bu kadar bağlıydınız, Resûlüllah Efendimiz'in "Silaha, aynı silahla mukâbele edin", meâlindeki emrine neden riâyet etmediniz? Resûl-i Ekrem Efendimiz'den bu yana 900 sene geçti. O zaman kılıç ve ok devri idi. Şimdi top devri...

Kahraman Bir Türk Düşmani

Vehbi Tülek

Şeref Nişani Olacak Çamur

Vehbi Tülek

Rumeli Hisari Ve Fatih

Vehbi Tülek

Bu Asker Sağ Oldukça Bu Kale Size Verilmez

Vehbi Tülek

Çandarli Kara Halil

Vehbi Tülek

Şahidlerle İsbati Da Kafidir

Vehbi Tülek

Yoksa Hemen Geliyorum

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İbn-i Semmâk

İbn-i Semmâk hazretleri, zamânının önde gelen âlimlerinden ilim ve edeb öğrendi. Hişam bin Urve, A'meş ve başkalarından hadis dinledi ve bu ilimde mütehassıs oldu. Ma'rûf-u Kerhi hazretleri talebelerinin önde gelenlerindendir...
İbn-i Semmâk hazretleri bir ara Bağdâd'a gelip Halife Hârûn Reşid ile görüştü ve ona nasihatlerde bulundu. Bir gün; "Ey müminlerin emiri! Senin Allahü teâlânın huzûrunda bir yerin vardır. Ancak ilâhi huzurda duruşun bittikten sonra Cennet'e veya Cehennem'e gideceksin. Acaba senin yerin hangisi olacak?" buyurdu. Hârûn Reşid bu sözleri duyunca kendini tutamayıp ağlamaya başladı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Siz Yalancı Ve Kâfir Olmuşsunuz!

Vehbi Tülek

Mehmed Zihni Efendi son devir Osmanlı âlimlerindendir. 1262 (m. 1846)'da İstanbul'da doğdu. Tahsilini ikmal ederek Ulûm-i âliye şehâdetnâmesi aldı. Galatasaray Lisesi Ulûm-i Diniyye Muallimliği, Mekteb-i Mülkiyye (Siyasal Bigiler Fakültesi) Muallimliği, Maarif Nezâreti Teftiş Encümeni Reisliği görevlerinde bulundu. Halvetiyye-Şabaniyye şeyhi Mehmed Necib Efendi'ye intisab ederek tasavvufta yükseldi. 1331 (m. 1913)'de İstanbul'da vefat etti. Çok kitap yazdı. Bunlardan, Abdullah-i Tercüman'ın yazdığı "Tuhfetü'l erib" kitabına yaptığı tercümede şöyle nakleder:

Ebû Müshir El-gassânî

Vehbi Tülek

Nefsin Hastalıklarını Tedâvî Etmenin Yolu

Vehbi Tülek

Zerrûk el-Bernesî hazretleri evliyânın büyüklerinden ve Mâlikî mezhebi fıkıh âlimidir. İsmi Ahmed olup, 1442 (H.846) senesinde Fas'ta doğdu. Şeyh Abdürrahmân el-Meczûlî'den fıkıh ilmini öğrendi. Ayrıca zamânının meşhûr âlimlerinden pekçok zâtın sohbetinde bulundu. İlim öğrenmek için çok seyahat yaptı. Mısır'a gidip, Kâhire'de bir müddet ikâmet etti. Hacca gidip, bir süre de Medîne'de mücâvir olarak kaldı. Defâlarca hacca gitti. Çok kerâmeti görülen evliyâ ve âlim bir zât idi. Çok sayıda talebe yetiştirdi. 1493 (H.899)’da Libya’da Trablus'un Tekrîn nâhiyesinde vefât etti. Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki:

Celâleddîn Tebrîzî

Vehbi Tülek

Özür Beyân Etmek Zorunda Kalacağın Işi Yapma!

Vehbi Tülek

Sadık Dost, Hüzün Ve Sevinçte Ortak Olandır

Vehbi Tülek

Bir Kimsenin Imanı Son Nefesinde Belli Olur

Vehbi Tülek

İlim, Köleyi Sultânlar Meclisine Yükseltir!

Vehbi Tülek

Sevilmeyenden Yüz Çevrilir Beğenilene Dönülür

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Kadin Akli

Kadin Akli

Vaktiyle, bir derviş bir Ramazan akşamı iftara davetliydi. Derviş, yatsıya yakın, evine döndü ve karısından mümkünse kendisi için sofra hazırlamasını istedi. Karısı:"Sen davette değil miydin? Ne yemeği?" deyince, derviş:"Sorma" dedi. "Çok yersem, arkamdan 'Halis derviş değilmiş' diye konuşmalarından korktum, pek birşey yiyemedim." Bunun üzerine, karısı:"Tamam" dedi. "Sen şu akşam namazını kıl da, ben o arada sofrayı hazırlayayım." Derviş:"Ama" dedi, "ben akşam namazını orada kılmıştım."Karısı cevap verdi:"Sen arkamdan kötü konuşurlar diye pek yemek yiyemediğine göre, arkamdan iyi konuşsunlar diye de namazı uzatmışsındır" dedi. "Hadi, akşam namazını bir daha kılıver de, o arada sofrayı hazır edeyim."Rivayet edilir ki, hanımının bu ikazından sonra dervişin aklı başına geldi ve riya derdinden kurtulup halis bir derviş oldu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Arkadaşlarımı Korumak Için

Latif Bir Şikayet

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Yuhçu Baba

Namazini Ben Kildirayim

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek