Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.647.830
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Budin kalesi 15 Temmuz 1684 günü Avusturyalılar tarafından kuşatıldı. Budin valisi Kara Mehmed Paşa askere seslenerek:-Hemen küffar ile cenge başlıyoruz. Ben şehid düşersem yerime İbrahim Paşa kaleyi müdafaa etsin! Emrini verdi. Nitekim birkaç gün sonra Mehmed Paşa bir top güllesi isabetiyle şehid oldu. İbrahim Paşa hemen kumandayı ele aldı. Cesareti, kahramanlığı, askere şefkati ve merd hareketleri düşman kumandanlarını bile şaşırtmıştı. Bu durumu anlayan Avusturya ordusu kumandanı Arşidük Maximillian bir mektup göndererek:"Sen ki kale muhafızı İbrahim Paşasın. Efendine hizmet ancak bu kadar olıur. İhtiyar, gün görmüş, bahadır, tedbir ve tedarike sahip ve namlı bir askersin. Padişahına senin kadar kimse hizmet etmemiş tir. 100 gün oluyor, bu kadar askeri kırdığın yetişir. Senin ve askerlerinin yüzü ak oldu. Arabalar ve gemiler tedarik ettik. Sizi emniyet ve selametle dilediğiniz yere gönderelim. Kaleyi teslim edin. Kılıç ile girersem, kadın, erkek, çocuk cümlenizi kılıçtan geçiririm."
Bütün ömrünü mücadele ile, cihad ile geçiren Barbaros Hayreddin Paşa'nın kendi hatıratında geçen şu hadise dünyanın "rahat" yeri olmadığını göstermesi bakımından ibret vericidir:"Cezâyir'i ve çevresini fethettikten sonra, kendi kendime, "Elhamdülillah, Allahü teâlânın yardımı ile nerede düşman varsa yola getirdik, bize baş kaldıracak düşman bırakmadık. Gazâ yoluna da tekneleri göndererek boş bırakmadık. Artık biraz da kendi rahatımıza bakalım" dedim.O gece bir rü'yâ gördüm. Rü'yâmda ak sakallı, nûrâni yüzlü bir zât dedi ki, "Yâ Hayreddin! Yalan dünyada rahat olmaz. Rahat, Cennet-i a'lâda olur. Seferlere devam et! Sana müjdeler olsun ki, adanın fethi yakındır. Cenâb-ı Hakkın yardımı seninledir."
Ebü'l-Kâsım el-Mukri, evliyânın büyüklerindendir. Horasan âlimlerinden idi. Yüksek haller sahibi şerefli, himmet sahibi, zamanının bir tanesi idi. 378 yılında Nişâbûr'da vefât etti. Hikmetli sözleri çoktur. Buyurdu ki:
Ebû Abdullah el-Medenî hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. Eshab-ı kiramın meşhurlarından Abdullah bin Zübeyr’in “radıyallahü anh” oğludur. 741 (H.124) senesinde vefât etti. Babasından, Enes bin Mâlik ve birçok sahabiden hadis rivâyetinde bulundu.
Vehb b. Münebbih'ten rivayet edilmiştir, diyor ki:
- "İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi. Yakınında bir elbise tamir ve temizleyicisi vardı. Belinde para kemeri bulunan bir atlı gelip, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar. Elbisesini giyer, fakat para kemerini orda unutup gider.