Fâni Geçici Olanı Verip Bâki, Kalıcı Olanı Al!
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.314.683
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe'de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti.
Çanakkale muharebeleri sırasında 7 yaşında olan ve savaşa katılan Recep Duray, daha sonra hatıralarında o günleri şöyle anlatır:"Çanakkale Savaşı başlamıştı. Köyümüz, muharebelerine cereyan ettiği bölgenin tam ortasında kalıyordu. Askerler, köyümüzün hemen üst taraflarında siperler kazıyorlardı. Kimbilir belki yarın buralar kan gölüne dönecekti. Düşman gemileri boğaza girmişler di. Köydeki herkes gibi, anam ve kardeşlerim, cephanelikten siperlere arabalarla cephane taşımaya gidiyorlardı. Ben o zaman henüz 7 yaşında olduğum için evde yalnız bırakıyorlardı. Hiç unutmuyorum; günlerden 17 Mart 1915. Evde kimse yok. Canım sıkıldı ve yandaki komşu Saliha Ninenin evine gittim. Kapı açıktı, içeri girdim. Saliha Nine, torunları Ahmet ve Üzeyir ile oturuyordu. Baktım, Saliha Nine ağlıyordu. Beni görünce:-Demin siperdekileri düşündüm. Ne mutlu onlara. Vatan borcunu ödüyorlar. Belki de şehid olacaklar. Ama biz burada otu...
Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa der ki:-Aydın Reis, Devlet-i Osmani'de yetişmiş olan en kıymetli denizcilerdendir.Aydın, aslen Karamanlıdır ve Kemal Reis'in yetiştirmelerindendir. Kemal Reis, Eğriboz adasını fethetmiş ve oraya yerleşerek leventler yetiştirmeye başlamıştı. Bunlardan biri olan Aydın, kısa sürede kendini ispat etmiş ve Kemal Reis'in dikkatini çekti. Ona kendi kadırgasında görev verdi.
Ziyâüddin Ahmed Kurtubi hazretleri hadis ve Mâliki fıkıh âlimidir. 578'de (m. 1182) Endülüs'te (İspanya) Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. İbnü'l-Müzeyyen künyesiyle de anılır. İlk tahsilinden sonra Mekke, Medine, Kudüs, Mısır ve İskenderiye'ye giderek pek çok âlimden ilim tahsil etti. İskenderiye'ye yerleşip talebe yetiştirdi. 656'da (m. 1258) vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Şerifzâde Mehmed Efendi, 1553 (H.960) yılında Eğirdir'de doğdu. Çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Sultan Dördüncü Murâd Hanın tahta çıktığı sene (1623) Anadolu kâdıaskeri oldu. Murâd Han ertesi yıl onu, seyyidlerin ve şeriflerin doğum ve vefât kayıtlarını tutan ve işleri ile ilgilenen "Nakibü'l-eşrâf"lık müessesesinin başına getirdi. 1625 yılında ise askeri en büyük kâdılık makâmı olan Rumeli Kâdıaskerliğine getirildi. Fakat çok geçmeden bu görevinden ayrılarak kendini tamâmen ibâdete verdi. 1630 (H.1040) senesinde de rahmet-i rahmâna kavuştu. Kabri İstanbul'da Eyüp Sultan Türbesi civârındadır...
Muhammed Sıddîk hazretleri, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin torunu, Urvet-ül-vüskâ Muhammed Ma'sûm Fârûkî hazretlerinin en küçük oğludur. 1649 (H.1059) senesinde Serhend'de dünyâya geldi. Babasının mübârek teveccühleri altında yetişti. Zamânındaki ilimleri öğrenerek büyük bir âlim oldu. Tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuşarak zamânın kutublarından oldu. Ömrünün sonuna doğru saltanat merkezi olan Delhi'ye gitti. Zamanın pâdişâhı Muhammed Ferruh onun talebesi olmakla şereflenmişti. 1719 (H.1131) senesinde vefât etti. Sohbetlerinde şöyle anlatırdı:
Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmi'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmi'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya. O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.- Neye bakarsın hâtun?-Dediler ki, bu câmide her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.