Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.565.571

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Mutlak Adak Ve Şarta Bağlı Adak Kesmek

Muhammed Şehîd Belhî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Afganistan’da Belh şehrinde doğdu. İlim öğrenmek için Horasan, Nişâbûr, Rey, Bağdâd, Kûfe ve daha başka yerlere seyahatler yaptı ve çeşitli kitaplar telîf etti. Buhârâ kadılığında ve daha sonra Horasan emîrinin vezirliğinde bulundu. 344 (m. 955) târihinde Rebî-ül-âhır ayında şehîd edildi. Müntekâ isimli kitabında şöyle buyuruyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kanuninin Atinin Üzengisi

Sultan I. Murad devrinde kurulan ve harplerde daima padişahın yanında bulunan Yeniçeri ler, yalnızca askerlikle uğraşırlar ve hiçbir zanaat ile meşgul olmazlardı.

Kanuni Sultan Süleyman bir seferde iken, atının üzengisi kırıldı. Yanındaki vezirler bu üzengiyi yaptırmak istediler, fakat yakınlarda bir şehir veya kasaba da yoktu. Ordunun mola verdiği bir sırada, vezirlerin birinden, padişahın atının üzengisinin kırıldığını öğrenen bir yeniçeri bu vezire, kendisinin bu üzengiyi tamir edebileceğini söyledi. Hemen atların yanına gittiler ve yeniçeri, kırık üzengiyi güzelce tamir etti. Biraz sonra mola bitti ve padişah, yola çıkmak için atına bindi. Üzenginin yapılmış olduğunu farkeden Kanuni, bunu kimin onardığını yanındakilere sordu. Vezir, yeniçeri neferinin ihsanlara kavuşacağını ümid ederek, hemen huzura çağırdı ve, bu usta yeniçeriyi padişaha takdim etti. Kanuni:"Yeniçeri neferinin zanaatkarlıkla uğraşması kanunlara aykırıdır." Diyerek, yaptığı bu iyilik için önce ona ihsanda bulundu, sonra da kanun lara aykırı iş yaptığı için onu ordudan ayırıp memleketine geri gönderdi.

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud Ve Patrik Gregorios

Vehbi Tülek

Adam

Vehbi Tülek

SehzÂdelerin Sünnet Dügünü

Vehbi Tülek

Belgrad seferinden dönen Fâtih Sultan Mehmed, Edirne'deki ikameti esnasında biri (Bâyezid) Amasya'da, diğeri (Mustafa) Manisa'da sancakbeyi olan iki şehzâdesinin sünnet edilmelerine karar verir. Bunun üzerine her iki şehzâde de merkeze çağrılır. Bu düğün için Fâtih, çevre hükümdarlara dâvetiyeler göndererek, onların da bu mutlu günlerinde yanlarında bulunmalarını arzu eder. Fâtih'in, ilim adamları ile halka karşı nasıl davrandığını, nasıl bir protokol uyguladığını göstermesi bakımından önemli olan bu düğünden, bütün Osmanlı kaynakları bahsederler. Âşık Paşazâde'nin verdiği malumat şöyledir:

Fatih’in Akincisi Malkoçoğlu BÂlî Bey Bey

Vehbi Tülek

17 - Korkma!

Vehbi Tülek

Sultani Zafere Zorlayan Müderris

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufi Sapiklari

Vehbi Tülek

Somuncu Baba

Vehbi Tülek

İngiliz Kraliçesi I. Elizabeth Osmanli Himayesinde

Vehbi Tülek

Sirplara Osmanli Hoşgörüsü

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hacı Ramazan Efendi

Kastamonulu Hacı Ramazan Efendi, Osmanlılar zamânında yetişen velilerdendir. 1514 (H. 920) senesinde İstanbul'da vefât etti...
Bu mübarek zatın sohbetlerine devlet erkanı da katılırdı. Bir sohbetinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Balıkesirli Lütfullah Efendi

Vehbi Tülek

Lütfullah Efendi, Balıkesir'de doğdu. Çeşitli medreselerde ders gördükten sonra Ankara'ya gidip Hacı Bayram-ı Veli hazretlerine talebe oldu. Kısa zamanda yetişti ve hocası tarafından hilâfetle tekrar Balıkesir'e gönderildi. Burada 1404 yılından 1421'deki vefâtına kadar halka İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı...
Lütfullah Efendi vefatına yakın buyurdu ki:

Sadakası Kabul Olan Zat

Vehbi Tülek

Seyyidî Karamânî

Vehbi Tülek

Seyyidi Karamâni hazretleri, Osmanlı âlimlerindendir. Karaman'da doğdu. 923 (m. 1517) senesinde İstanbul'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Adnan Menderes

Vehbi Tülek

Suya Düşen Defter!..

Vehbi Tülek

Maymun Sıfatlı Insan Sûretli Kimseler

Vehbi Tülek

Ahirette Herkes Kendi Derdine Düşer

Vehbi Tülek

I. Abdülhamid Han

Vehbi Tülek

Kazanlı Müderris Murad Remzi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Yuhçu Baba

Sünnet Akçesi

Arkadaşlarımı Korumak Için

Hayat Kurtaran Yalan

Şikayet

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek