Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.711
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Kânûni Sultan Süleymân Hânın kadıaskerlerinden Mirim Kösesi diye meşhûr olan Muhammed Efendinin hizmet ve sohbetlerinde bulunup, ilmi yüksek derecelere kavuştu. Bu sırada dünyâdan ve dünyâ makamlarından yüz çevirip, tasavvuf ehlinden Sofyalı Bâli Efendinin dergâhına gidip, ona talebe oldu. Hizmetinde ve sohbetinde uzun müddet kalıp, feyz aldı. Tasavvufta yükselip, insanları Allahü teâlânın yüce dinine dâvet etmek ve Resûlullah efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem güzel ahlâkını öğretmekle meşgûl oldu. Allahü teâlâya muhabbetinden dolayı, dünyâya hiç önem vermez oldu. Onun bu durumunu anlayamayan bâzıları pâdişâha şikâyet ettiler. Pâdişâh meselenin tahkik edilmesini emretti. Tahkikat için İstanbul'a geldi. Tahkikat sonunda berâat etti ve hakkındaki ithamlardan kurtuldu.
Osmanlı Devleti'nin son devirlerinde, Sultan Mustafa ve Sultan III. Ahmed'in saltanat yıllarında defterdar olarak görev yapan Sarı Mehmet Paşa'nın yazdığı "Nesayıhü'l-Vüzera ve'l-Ümera" (Devlet Adamlarına Öğütler) kitabında, günümüz devlet adamlarına da ışık tutacak değerli öğütler bulunuyor:-Devlet adamları, af veya cezalandırma söz konusu olduğunda iyice araştırıp, öyle uygulasınlar ve hiçbir zaman acele etmesinler.-Kendilerine gösterilen saygıdan gurura kapılıp, büyüklük taslamasınlar.-Hükümdarın özel mallarına ve köy halkı ile kamu mallarına karşı aç gözlülük etmesinler. Kanaatkâr olup, mahşer gününü düşünsünler ve Allah'ın kahredici gazabından çekinsinler.-Serhad ağalıkları, dizdarlıkları ve alay beylikleri hak edenlere verilsin. Ölüm yahut azil gerektiren bir durum olmadıkça, bu kimseler keyfi olarak vazifeden uzaklaştırılmasın. Ayrıca, devletin ihtiyacı olmadıkça yeni memurlar alınarak hazineye yük olunmasın.-Sadrazamlar, beş vakit namazı cemaatle evlerinde kılıp, kapılarını halka açsınlar. Mal toplama sevdasıyla halka karşı kötülük, zorlama ve eziyet yapılmasın.-Kanuna göre yapılması lazım gelen işleri rüşvetle geri bırakıp, kanuna aykırı kötü bir işi işlemek kadar büyük bir günah yoktur. Devlet adamları, rüşvet gibi tedavisi zor hastalıklardan kendilerini koruyup, son derece titiz davransınlar
Molla Arab hazretleri, Bursa'da yaşayan veli ve İslâm âlimlerinin büyüklerindendir. Antakya'da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. "Antaki" nisbesiyle bilinir. Arab lisanını iyi bildiği ve Haleb'den Bursa'ya geldiği için Molla Arab diye şöhret buldu. 1532 (H.938) senesinde Bursa'da vefât etti. Kabri, Bursa'nın kıble tarafında, dağa yaslanmış kendi adıyla anılan mahallededir...
İbn-i Muhayrız hazretleri, Tâbiinden, meşhur hadis âlimi ve evliyanın büyüklerindendir. 717 (H.99) senesinde vefat etti. Kudüs'te yaşamıştır... Allah korkusundan beti benzi sararmış bir halde; "Ey Allah'ım, benzim senin korkundan sararıp solmuş ve rengini kaybetmiş bir hâle gelecek şekilde korkmayı nasip etmeni istiyorum" diye duâ eder ve ağlardı...
Abdurrahman bin Âiz hazretleri Tabiinin büyük hadis âlimlerindendir. Şam'da yaşadı. 83 (m. 702)'de vefat etti. Abdurrahman bin Âiz'in hadis rivayetleri dört meşhur sünende yer atmıştır. Bunlardan bazıları:
Vaktiyle, Şam çarşısında, bezzazlık yapan bir adam vardı. Müşterileri çoktu. Dükkanda işlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkanın yakınındaki camide, vaktin çıkması az zaman kala namazlarını yetiştirirdi. Caminin imamı onu bu hususta devamlı ikaz ederdi, fakat o yine bildiğini yapardı.