Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.621.895

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Fıkıh Bilmeden, Hadîs-i Şerîf Bilmeniz Size Fayda Vermez

İftihâruddîn Hârezmî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 667 (m. 1268) senesinde doğdu. Memleketinde bir müddet ilimle meşgûl olup yükseldikten sonra, Kâhire’ye geldi. Orada bulunan Câviliyye Medresesi’nin meşihatına (baş müderrisliğine) tayin edildi. 741 (m. 1340) senesi muharrem ayında Kâhire’de vefât etti. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin fazilet ve üstünlüklerini anlatırken buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Attiği Her Taş Hedefine Ulaşiyordu

İmâm Efendi adıyla meşhur olan Osman Bedrerddin, kendisine rehberlik edecek âlim bir zât aradığı sırada yirmi yedi yaşındaydı. Bu sıralarda Erzurum, Rusların hücûmuna uğradı. 8 Kasım 1877'de vukû bulan bu savaş, târihte Doksanüç Harbi adıyla bilinir. Aziziye tabyalarının düşmesi üzerine Erzurum halkı yediden yetmişe silâhlanıp, düşmana karşı kahramanca bir müdâfaa yapma hazırlığı içindeydi. 8 Kasım 1877 gecesi Erzurum mahallelerinde gümbür gümbür davullar çalınarak halk cihâd için uyandırıldı. Tanyeri ağarmadan önce halk kalkıp, balta, tahra, dehre, sopa ne bulduysa eline alıp hazırlandı. Tanyeri ağarırken, Ayaz Paşa Câmii şerifi minâresinden sabah ezânı okunmaya başladı. Bu ezânı İmâm Efendi okuyordu. Ezân, ihlâs ve sadâkatle öyle okunuyordu ki, Erzurum'un dağı-taşı, deresi, tepesi, yamaçları, ağaçları sanki dile gelmiş, ezânı tekrar ediyordu.

Vehbi Tülek

Birakma Bizi Baba

Vehbi Tülek

86 - Hoşa Giden Tabir

Vehbi Tülek

Yeniçeriliğin Kaldirilmasi

Vehbi Tülek

500 sene kadar Osmanlı Devleti'nin ordusunun temelini teşkil eden yeniçeriler, büyük savaşlar ve fetihler yaparak haklı bir üne kavuşmuştu. Fakat son yıllarda bu ocak bozulmuş ve Osmanlı Devleti'nin başına belâ olmaya başlamıştı. 15 Haziran 1826 Perşembe gününe, tarihler Vak'a-i Hayriyye derler ki, hayırlı olmuştur. Yeniçeriler tarih sahnesinden bir günde silinmişlerdir. O sırada İstanbul'da bulunan Fransız edebiyatının büyük ismi Theophile Gautier, bakınız bu hâdiseyi nasıl anlatır:

103 - Sultan Ii. Mustafa Ve Ulaş Zaferi

Vehbi Tülek

Ii. Mahmud Han’in Hocasi

Vehbi Tülek

Din Ve Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

Padişah Memlekete Hainlik Etmez

Vehbi Tülek

Bağdad Gibi Yüz Kaleye Değerdin

Vehbi Tülek

Yoksa Hemen Geliyorum

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

On Şey Kötülüklerin Anası Durumundadır

Geredeli Abdülganî Efendi Osmanlı âlimlerinden ve Nakşibendî şeyhlerindendir. Aslen Bolu'nun Gerede kasabasındandır. İstanbul’da devrin meşhur âlimlerinden ders alarak yetişti. Bursa ve İstanbul'da yüksek dereceli medreselerde ders verdi. İstanbul, Mısır ve Şam kâdılıkları yaptı. Bir süre Anadolu kazaskerliğini yürüttü. 1586 yılında Mısır'dan dönerken Bursa'da rahatsızlanıp vefât etti. Çok kitap yazdı. Hâşiye alâ Tefsîr-i Beydâvî isimli eserinde şöyle nakleder:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İnsanın Hakîkî Sahibi Allahü Teâlâdır

Vehbi Tülek

Şihâbüddin Arûsi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 1133 (m. 1721)'de Mısır'da doğdu. 1208 (m. 1793)'de Mısır'da vefât etti. "Şerhu alâ nazm-it-tenvir fi iskât-it-tedbir" isimli eserinde şöyle yazmaktadır:

Resûlullah Sevgisinin Hakkını Yerine Getirmek

Vehbi Tülek

Hilmin Ve Yiğitliğin En Yükseği

Vehbi Tülek

Hüseyin Râgıb İsfehâni hazretleri Meşhûr tefsir ve nahiv âlimidir. İran'da İsfehan'da doğdu. 502 (m. 1108)'de vefât etti. Râgıb-i İsfehâni'nin yazdığı ez-Zeria ilâ mekârim-iş-şeria'dan bazı bölümler:

Asrın Yesevîsi Ahmet Arvasi

Vehbi Tülek

Nazardan Ve Şeytanların Şerrinden Korunmak Için

Vehbi Tülek

Şemsüddîn İbn-i Câbir Hevvârî

Vehbi Tülek

Dâmâdzâde Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Aldatarak Satmak Hıyanet Olur

Vehbi Tülek

Abdurrahmân Mağribî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

İsmail Hakki Efendi

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

"encümen-i Bîzebân"

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek