Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.619.162

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Fıkıh Bilmeden, Hadîs-i Şerîf Bilmeniz Size Fayda Vermez

İftihâruddîn Hârezmî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 667 (m. 1268) senesinde doğdu. Memleketinde bir müddet ilimle meşgûl olup yükseldikten sonra, Kâhire’ye geldi. Orada bulunan Câviliyye Medresesi’nin meşihatına (baş müderrisliğine) tayin edildi. 741 (m. 1340) senesi muharrem ayında Kâhire’de vefât etti. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin fazilet ve üstünlüklerini anlatırken buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Seni Kanuna Şikayet Ederiz

Kul hakkına özen gösteren Sultan Süleyman, bu konuya duyduğu titizlik nedeniyle 'Kanuni' lakabını almıştır. Budin Seferinden dönen ordu, yolların darlığı sebebiyle tarlalardan geçmek zorunda kalmıştı. Bu sırada bir köylü, elindekini padişahın atının geçtiği yere fırlatınca at ürkmüş, köylü de yakalanarak padişahın huzuruna getirilmişti. Sultan Süleyman köylüye:
-Derdin nedir de böyle yaptın? diye sorunca, köylü: -Biz fakir köylüleriz. Askerlerinizden bazıları, bizim yeni ektiğimiz tarlalardan geçtiler. Ya bu zararı ödersiniz, ya da sizi şikayet ederim. demiş. Bunun üzerine Kanuni köylüye: -Peki bizi kime şikayet edeceksiniz? diye sormuş. Köylü: -Siz Kanuni değil misiniz? Sizi kanuna şikayet ederiz. deyince Sultan Süleyman çok memnun olmuş ve hemen köylülerin zararlarını hesaplattırıp zararı ödemiş.

Vehbi Tülek

Bana Bir Tüfek Verin

Vehbi Tülek

Yeşil Sarikli Gazi

Vehbi Tülek

MÂzeret Ortada

Vehbi Tülek

Tanzimat yıllarının meşhur şâirlerinden Kâzım Paşa, bir gün serasker kapısında Masârif Nâzırı'nın yanında otururken bir kadın gelip, birikmiş aylıklarını ister. Nâzır, havâle gelmediği ve tahsisat (ödenek) bulunmadığı için bahis mevzuu maaşı veremeyeceğini; eğer bir sonraki ayda gelirse, maaşını alabileceğini; çünkü o zaman bütçenin muhtemelen rahatlayacağını... uzun uzun anlatır. Ancak kadın ısrarcıdır... Darda olduğundan bahsederek sızlanmaya başlar... İşin uzadığını gören Kâzım Paşa, araya girer ve kadına Masârif Nâzırı'nı göstererek;" Hanım, der, ısrar etme artık. İşte mâzeret ortada... Bu ayı veremem diyor; fakat, belki öbür ayı verebilir; git sonra gel.

Gayret-i İslama Ne Oldu?

Vehbi Tülek

Allah Ne Derse Öyle Olur

Vehbi Tülek

Terzi Sûfî Baba

Vehbi Tülek

Yildirim Bayezid Ve İhtiyar Kadin

Vehbi Tülek

Muaveneti Milliye

Vehbi Tülek

Allah İçin Vurmuştum

Vehbi Tülek

Fetih Vaktidir

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Abdülehad Nûrî

Abdülehad Nûri Efendi çocukluk yıllarını Sivas'ta geçirdi. İlk tahsile Kur'an-ı kerim okuyarak burada başladı. Daha üç yaşında iken dedesinin kardeşi olan Şemseddin-i Sivâsi hazretleri onun ileride büyük bir şahsiyet olacağını haber verdi.
Küçük yaşta babasını kaybeden Abdülehad Nûri hazretlerini, Sultan III. Mehmed'in daveti üzerine İstanbul'a giden dayısı, hocası ve mürşidi Abdülmecid Sivasi himayesine alır. Annesi Safâ Hatun ve kardeşi Abdüssamed Efendi ve Kâmil Ağa ile birlikte İstanbul'a götürür.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sâlih Gülâbî

Vehbi Tülek

Sâlih Gülâbi hazretleri, Hindistan evliyâsının büyüklerinden olup, İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin talebelerindendir. 1628 (H.1038) senesinde Hindistan'da vefât etti... İmâm-ı Rabbâni hazretleri, bu yüksek talebesine, vefatına yakın yazdıkları bir mektupta buyuruyor ki:

İlim, Cehâletten Irfân Derecesine Ulaştırır

Vehbi Tülek

Abdullah El-harrâz

Vehbi Tülek

Abdullah el-Harrâz rahmetullahi aleyh, evliyânın büyüklerindendir. İran'ın Rey şehrinde doğup büyüdü. Hicri 922 (H.310) târihinde vefât etti.

Fıkıh âlimi Şâkir Hamevî

Vehbi Tülek

Hocanı Seveni Sev Ve Ona Yardımcı Ol

Vehbi Tülek

Akıllılık, Daha Üstün Olan Bir Akla Uymaktır

Vehbi Tülek

Gönderilen Hediyeleri Fakirlere Dağıtan Zat!

Vehbi Tülek

Her Şeyin Bir Hakikati Bir De Gölgesi Vardır

Vehbi Tülek

Müslümanın Ölümü Sonsuz Hayattır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Gül Yaprağı

Değişen Sizin Kalbiniz

Ölüyü Diriltemem

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Allah'ın Emaneti

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek