İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.995
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Sultan İkinci Bâyezid'in hanımı Şehzâde Korkut'un annesi bir gün dergâha gelip Abdurrahim Tırsi'nin hanımından; "Beyin Abdürrahim Tırsi'den ricâ edip, yardım taleb ederiz. Sultan Bâyezid'den sonra oğlum Korkut pâdişâh olsun." diye ricâda bulundu. O da bu dileği beyine sık sık hatırlatırdı.
Üçüncü Mehmed Han, Abdülmecid Efendiyi İstanbul'a dâvet ederken, kendi el yazılarıyla şu mektubu yazmışlardı:"Fazilet ve kerâmet sâhibi Sivaslı Abdülmecid Efendi! Merhûm amcan Şemseddin Efendinin, Eğri seferinde maddi ve mânevi çok yardımlarını gördüm. Döndükten sonra İstanbul'da kalmasını istemiştim. Fakat o arzu etmeyince, ihtiyârlığı sebebiyle memleketine gitmesine izin verdim. Şimdi sizin söz, fiil ve diğer özelliklerinizle ona tam olarak benzediğinizi duydum. İstanbul'u teşrifinizi cân-ü gönülden istiyorum. Hatt-ı şerifim size ulaştığı zaman ihmal etmeyesiniz."
Dâre Kutni hazretleri, ilimde zamanının üstâdı oldu ve pekçok âlim yetiştirdi. 385'te Zilka'de ayının sekizinci çarşamba günü seksen yaşında Bağdâd'da vefât etti. Bâb-ud-Deyr mezarlığında Ma'ruf-i Kerhi'nin yanına defnedildi.
Uzun zaman edebiyat ilmiyle de meşgul olup, edebiyatta da üstad olmuş idi. Ebü'l-Hasen Dâre Kutni, hadis ilminde hâfız olup, yüzbin hadis-i şerifi sened ve râvileriyle ezbere bilirdi. Çok meşhûr bir âlim, faziletler sahibi, muhaddis-i kâmil ve ilmiyle de amel eden bir zât idi...
Mahfî Efendi Anadolu velîlerindendir. İsmi Ramazan'dır. 1542 (H.949) senesinde Afyonkarahisar'da doğdu. 1616 (H.1025) târihinde İstanbul'da vefât etti. Önce din ve fen ilimlerini öğrendikten sonra, tasavvuf yoluna girdi. Evliyâdan, Şeyh Kâsım Çelebi hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. İcâzet aldı. Sonra İstanbul'a geldi ve Kocamustafapaşa civârında Bezistânî Dergâhına tâyin edildi. Burada talebe yetiştirdi.
Muhammed bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1562 (H.970) senesinde Yemen'de doğdu. Âlim bir zât olan babasından birçok ilimleri öğrendi. Zamânının evliyâsının sohbetlerinde bulundu. İlimde ve fazîlette yüksek dereceye ulaştı. Hindistan'ın Ahmedâbâd şehrinde bulunan dedesi Şeyh bin Abdullah, onu yanına çağırınca Hindistan'a gitti. Orada çok talebe yetiştirdi. 1621 (H.1030) senesinde Hindistan'ın Ahmedâbâd şehrinin Bendersûret nâhiyesinde vefât etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:
Timur Han'dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh, babası gibi alimlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh'un çevresindeki ulemadan biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi'nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur" (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.) Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi'yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi.