İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.092
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Zenbilli Ali Efendi başta olmak üzere, bazı İslam hukukçuları bu çeşit vakıfların meşrûiyet dayanağı hakkında tartışmalar yapmaya başlayınca, bunlara Büyük Hanefi Hukukçusu Seyyid Ahmed Hamevi de katılmıştır. II. Selim devrinde Mısır'da yaşayan bu âlimin, Osmanlı padişahlarının önemli tasarruflarından olan bu vakıflar hakkında yazmış olduğu "El-Es'ilet'ül-Hanefiyye Bil-Ecvibet'il-Hameviyye"[1][2] adlı eserinde bakınız neler diyor:"Şafii hukukçusu İbn-i Ebi Asrûn, tahsisat kabilinden vakıflara fetva vermiştir. Buna zamanındaki Maliki, Hanbeli ve Hanefi hukukçuları da muvafakat etmiştir. Bunun üzerine Eyyubi devlet adamı Nureddin Eş-Şehid, beytülmala ait araziden bir çoğunu, Şam'da hayır cihetlerine vakıf yoluyla tahsis etmiştir. Selahaddin Eyyubi de, Kudüs, Şam ve Mısır'da bu tür çok vakıflar yapmışlardır. Bunlara daha sonra gelen Türk ve Çerkez Sultanları tabi olmuşlardır. Nihâyet saltanat ve devlet, ZAMANIN EN ÂDİL HÜKÜMDARLARI OLAN OSMANLI PADİŞAHLARINA geçmiştir. OSMANLI PADİŞAHLARI, EHL-İ KEŞİF VE İRFANIN KİTAPLARINDA SAHABEDEN SONRA EN ÂDİL HÜKÜMLARDARLAR olarak vasıflandırılmışlardır.
Sultan İkinci Bâyezid'in torunu ve Bosna sancakbeyi olan Gazi Hüsrev Bey, sarayda iyi bir eğitim gördü. Dayısı Şehzâde Mehmed, Kefe sancakbeyi olunca, Hüsrev'i de berâberinde götürdü. Şehzâde Mehmed'in elçisi sıfatıyla Moskova'ya gitti. 1521'de Bosna sancakbeyi oldu. Kânûni Sultan Süleymân'ın Belgrad Seferine katıldı ve Zemlin Kalesini fethetti. Belgrad'ın fethinden sonra Macaristan, Hırvatistan, Transilvanya ve Dalmaçya'ya Türk akınları devâm etti. Mohaç Savaşına kadar süren bu akınlara, Sinan ve Bâli beylerle birlikte Gâzi Hüsrev Bey de katıldı.
Ebû Tâhir Ahmed ibn-i Sivâr hazretleri Kıraat âlimidir. 412'de (m. 1021) Bağdat'ta doğdu. Zamanın büyük âlimlerinden hadis ve kıraat ilmi tahsil ederek Irak'ın şeyhülkurrâsı oldu. 496'da (m. 1103) Bağdat'ta vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Şeyh Yeşrûtî hazretleri büyük velîlerdendir. Şâzilî tarîkatının önde gelenlerinden sayılır. 1897 (H.1315) senesinde Şam'da doğdu, Akka'da vefât etti. Şâzilî büyüklerinden Muhammed Zâhir Efendinin terbiyesinde yetişti. Kendisinden icâzet alıp Akka'ya gitti ve orada bir dergâh inşâ edip insanlara ilim ve edeb öğretmeye başladı.
Abdülmelik bin Habib rahmetullahi aleyh, fıkıh ve edebiyat âlimlerinden olup, 174 (m. 790) senesinde doğdu. Endülüs'te Kurtuba'ya (Cordoba) gitti. 238 (m. 852) yılında orada vefât etti.
Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce talebelerine şu nasihatlerde bulundu:
Körükçüzâde Efendi isminde bir âlim, bir gün Süleymâniye Câmiinde vâz eder, altı gün de umûmi ders verirdi. Abdülehad Nûri Efendiye ve talebelerine gerek vâzında, gerekse derslerin de dil uzatır, aleyhinde konuşurdu. Abdülehad Efendinin halifeleri ve talebeleri, o zâtın bu sözlerini duyunca çok üzüldüler, onu hocalarına şikâyet edip, vâzına ve derslerine mâni olmasını istediler. Abdülehad Efendi de onlara; "Birkaç gün tahammül edin. Onun bizi inkârı ve düşmanlığı, bize bağlılığa dönüşecek. Bizim talebelerimiz arasına girecek. Vefâtımızdan sonra otuz sene tasavvuf yolunun doğruluğunu müdâfaa edecek." dedi.