Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.593
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Orhan Gazi 33 yaşında Osmanlı devletinin başına geçti. Tahta çıkar çıkmaz baba dostlarını davet etti. onlarla dertleşecek, nasihat ve dualarını alacaktı. Hepsi bir araya geldiler. Padişah en yaşlısına sordu:-Akça Kocam, seni epeydir göremeyiz, nerelerdesin?-Ferman buyur, Orhan'ım...-Baba dostlarına ferman işler mi Koca Ağam?.. İrşad ve nasihat isteriz. Bilirsin, biz de atalarımız gibi derviş gazileriz.
1-18. asırda, Osmanlı sarayında Vâlide Sultan olarak 40 yıla yakın yaşamış olan 4. Sultan Mehmed Hân'ın annesi Turhan Sultan, Ukraynalı bir köylü kızı idi. 9-10 yaşlarında Tatarlar tarafından kaçırılmış ve Osmanlı sarayına Süleyman Paşa isminde bir vezir tarafından verilmişti. Turhan Sultan, esircilerin eline düştüğü zaman, köyünde 1 yaşında bir erkek kardeş bırakmıştı. Bu çocuk da 8-9 yaşında iken Tatarlar tarafından çalınıp İstanbul'da bir manava satıldı. Yusuf adı verilen ve Müslüman olan bu çocuğu, manav, bir baba şefkati ile büyüttü. Yusuf büyüyünce, İstanbul'da Manav Güzeli lakâbı ile şöhret buldu. Birgün bu dükkânın önünden geçen Vâlide Sultan, Manav Güzeli'ni uzaktan görür görmez kardeşi olduğunu anladı. Çocuğu saraya getirdi. Vâlide Sultan kardeşini bulunca pek çok sevindi. Manavı memnun edip, Yusuf'a devrin kıymetli hocaları elinde ciddi tahsil yaptırttı, fakat devlet işlerine karıştırtmayarak kendisini kâhya tâyin etti. Manav Güzeli Yusuf, ölünceye kadar İstanbul'da zengin ve kibar bir hayat sürdü.
Vüsûli Mehmed Efendi Osmanlı âlim ve şâirlerindendir. 930 (m. 1523)'de doğdu. 998 (m. 1589)'de İstanbul'da vefât etti. İmâm-ı Tartûşi'nin "Sirâc-ı Vehhâc"ını Türkçeye tercüme etti. Bu esede buyuruluyor ki:
Ebü'l-Abbâs ibn-i Küheyl hazretleri Mâliki mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 802 (m. 1400)'de Tûnus'ta doğdu. 869 (m. 1465)'de aynı yerde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Takıyyüddîn Abdülkerîm Cîlî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1365 (H.767) senesinde Bağdad'a bağlı Ciyl kasabasında doğdu. 1428 (H.832) senesinde vefât etti. İsmâil bin İbrâhim el-Cebertî hazretlerinin talebeleri arasına girerek hocasının teveccühlerini kazandı. Bilhassa hadîs, fıkıh ve tasavvufta yüksek derecelere ulaştı. Îmân-ı Kâmil eserinde şöyle buyurmaktadır:
Abbasi halifelerinin beþincisi Harun Reþid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beðenir. Yapraðı, kokusu, görünüþüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir.
Bahçıvan üzerine titremeye baþlar gülün. Ne var ki, sakınan göze çöp batar derler ya. Aynen öyle olur. Bir sabah bahçıvan gelip bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düþürmüþ. Tek yaprak bırakmamıþ gülün baþında... Korku içinde koþar halifeye:
- Sultanım der, üzerine titrediðimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüþ, tek yaprak bırakmamıþ gülün baþında... Harun Reþid, telaþ etmeden cevap verir:
- Üzülme efendi üzülme, der. Bülbülün yaptıðı yanına kalmaz!.