Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.494.324

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Âlimler Ve Velîler, Muhammed Aleyhisselâmın Vârisleridir

Ebû Muhammed Serrâc hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 1026 (H.417) senesinde Bağdat'ta doğdu, 1106 (H.500) senesinde aynı yerde vefât etti. Bağdâd'ın meşhûr âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. Kırâat ve Hanbelî fıkhını öğrenip fıkıhta da yüksek âlim oldu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Çomar Bölükbaşi

Sinan Reis

Derya Ali Baba

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Şikayet

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Din Ve Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Osmanlı Devleti içerisinde yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Tâlim ve eğitim kabûl etmiyorlar, savaşa çıkmayı da reddediyorlardı. Kendilerine harp fenlerinin öğretilmesini isteyen din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûti hazretleri de bunlar arasında idi. Yeniçerilerin artan zorbalıklarından bahisle ne yapılması gerektiği soruldu. Mesele son derece nâzikti. Yeniçeriler tekrar isyân ederek devlet ileri gelenlerinin kellelerini istemeye başlamışlardı. Tamâmen bid'at yuvaları hâline gelen bektâşi tekkeleri de kendilerini tahrik ediyordu. Sonuçta ulemâ birlik içerisinde bunların öldürülmeleri câizdir diye fetvâ verdi. Savaşın başlangıcı olmak üzere sancak-ı şerifin çıkarılması kararlaştırıldı. Fakat sancağı şerifin açılması çok önemli bir olaydı. Bu işin dönüşü yoktu. Yeniçeriler ile yapılacak mücâdelenin sonu ise kestirilemiyordu. Bu sebepten karar alınmasına rağmen herkeste bir tereddüd vardı. İşte bu devlet adamlarının çekingen ve kararsız hâlleri sırasında Abdurrahmân Harpûti hazretleri söz aldı."Bu din ve devletin ayakta kalması Allahü teâlânın istediği şeyse yeniçerileri vururuz, yok ederiz. Değilse biz de bu din ile berâber batıp gideriz, daha ne ihtimâl kaldı?" diyerek kalplerdeki şüpheleri giderdi. Herkes tek bilek tek yürek oldu. Nitekim bu inanç ve imânla harekete geçerek yeniçeri ocağını ortadan kaldırdılar ve bozulmuş bektaşi yuvalarını kapattılar

Vehbi Tülek

Akibet Görürsün Hele Ferhat

Vehbi Tülek

Oracıkta Şehit Düştü

Vehbi Tülek

İki Yusuf’un Hikayesi

Vehbi Tülek

1-18. asırda, Osmanlı sarayında Vâlide Sultan olarak 40 yıla yakın yaşamış olan 4. Sultan Mehmed Hân'ın annesi Turhan Sultan, Ukraynalı bir köylü kızı idi. 9-10 yaşlarında Tatarlar tarafından kaçırılmış ve Osmanlı sarayına Süleyman Paşa isminde bir vezir tarafından verilmişti. Turhan Sultan, esircilerin eline düştüğü zaman, köyünde 1 yaşında bir erkek kardeş bırakmıştı. Bu çocuk da 8-9 yaşında iken Tatarlar tarafından çalınıp İstanbul'da bir manava satıldı. Yusuf adı verilen ve Müslüman olan bu çocuğu, manav, bir baba şefkati ile büyüttü. Yusuf büyüyünce, İstanbul'da Manav Güzeli lakâbı ile şöhret buldu. Birgün bu dükkânın önünden geçen Vâlide Sultan, Manav Güzeli'ni uzaktan görür görmez kardeşi olduğunu anladı. Çocuğu saraya getirdi. Vâlide Sultan kardeşini bulunca pek çok sevindi. Manavı memnun edip, Yusuf'a devrin kıymetli hocaları elinde ciddi tahsil yaptırttı, fakat devlet işlerine karıştırtmayarak kendisini kâhya tâyin etti. Manav Güzeli Yusuf, ölünceye kadar İstanbul'da zengin ve kibar bir hayat sürdü.

Gördün Değil Mi?

Vehbi Tülek

Mimar Koca Mehmed Ağa

Vehbi Tülek

Biz Fetva Almadan Bir Şey Yapmayiz

Vehbi Tülek

İngilizlerin El Koyduklari Osmanli Gemileri

Vehbi Tülek

Kanuni Sultan Süleyman’in Vesikalarla Konuşmasi

Vehbi Tülek

32 - Şanli İzzeddin Zirhlisi Ve Gamsiz Hasan Bey

Vehbi Tülek

Mum Donanmasi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Salih Bir Kimse Olabilmek Için

Şemsüddîn Sumatrânî Endonezya’daki İslam âlimlerindendir. Sumatra adasındaki Samudra-Pasai şehrinde doğdu. Açe’ye giderek ilim tahsil etti ve Nakşibendî şeyhi Hamza Fansûrî’ye intisab ederek tasavvufta ilerledi. Daha sonra şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1039’da (m. 1630) vefat etti. “Cevherü’l-hakayık” ismindeki kitabında şöyle buyuruyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Münâzara Ve Muhâlefet!..

Vehbi Tülek

Bahâeddinzâde, Osmanlılar zamânında Anadolu'da yetişen evliyânın büyüklerinden olup, tefsir, hadis ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. 1545 (H.952) senesinde Kayseri'de vefât edip, hocasının hocası Şeyh İbrâhim-i Kayseri hazretlerinin yanına defnolundu...

Övünmek Için Söylemiyorum Peygamberlerin Reîsiyim

Vehbi Tülek

İbrâhim Sıdkı Efendi

Vehbi Tülek

İbrâhim Sıdkı Efendi, Kıbrıs velilerindendir. On dokuzuncu asırda yaşadı. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Tahsil için Anadolu'ya gelip zamânın âlimlerinden ilim öğrenen İbrâhim Efendi, tahsilini tamamladıktan sonra Kıbrıs'a döndü. İslâmiyetin Kıbrıs topraklarında yayılması için çok gayret gösterdi. Cömert, güler yüzlü, mütevâzı bir zâttı. Çok talebe yetiştirdi. İbrâhim Sıdkı Efendi, Kıbrıs Baf kasabasındaki câminin bahçesinde medfundur.
İbrâhim Sıdkı Efendi, vefâtından bir müddet evvel buyurdu ki:

Resûlullahın Bayraktarı Mus'ab Bin Umeyr

Vehbi Tülek

Arabzâde Ârif Efendi

Vehbi Tülek

Nikâhtan Sonra Nafaka Farz Olur

Vehbi Tülek

Kalbinin Ürperdiği Işi Yapma

Vehbi Tülek

Sırât'ı Şimşek Gibi Geçenler

Vehbi Tülek

Ebû Hureyre (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Diyen Genç

Allah Diyen Genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Ayyaşin Sonu

Sünnet Akçesi

B0r Çuval Toprak

Fani Dünya

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek