Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.548.187
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Bir Ramazan gecesi herkes uykuda iken Yıldız Sarayı yanmaya başladı. O tarihlerde İstanbul'u işgal etmiş bulunan İngiliz donanması itfaiyesi sevk edilerek yangın söndürülmeye çalışlıyordu. Devlet ileri gelenlerinden ve belediye zabıta ve itfaiyesinden hiç kimse geleme mişti. Çünkü saray tamamen İngiliz ablukası altındaydı. Sadece Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa buraya ulaşmayı başardı. Padişahın Cihannüma köşkünde olduğunu öğrendi ve hemen oraya koştu. Zat-ı Şahane, sırtında gecelik entarisi ve üzerinde pardesüsü olduğu halde köşkün önünde ayakta duruyordu. Telaşlı değildi. Köşkün bekçibaşısı hüngür hüngür ağlıyordu. Hünkar:-Benim milletimin ocağı yanıyor, ben onu düşünüyorum... kendi evim yanmış, ne ehemmiyeti var, dedi.
1914'ün Kasım ayında İngiltere ve müttefikleri Osmanlı İmparatorluğuna savaş açtı. Britanya İmparatorluğu , Avustralya ve Yeni Zellanda'nın Anzak birliklerini de savaşa çağırdı. Bunun üzerine kıtanın dört bir yanına gençleri cepheye davet eden afişler asıldı.1914 yılı sonunda on binlerce Anzak, gemilere doluşup yola koyuldular. Hiç bilmedikleri bir ülkeye, hiç tanımadıkları yaşıtları ile savaşa gidiyorlardı. İşte o günlerde Osmanlı padişahı ve Halife Sultan Reşat, imparatorluğa savaş açan düşmanlara karşı dünyanın her yanındaki müslümanlara cihad çağrısı yaptı. Bu çağrı okyanuslar aşarak, Avustralya'da yaşayan iki Müslüman'a kadar ulaştı.
Yahyâ bin Eksem, Hanefi fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. İlmi çok, fikri parlak, kadri yüksek, şânı yüce bir veli idi. Künyesi Ebû Muhammed'dir. Nesebi, meşhûr Arap hâkimlerinden Eksem bin Sayfi'ye dayanır. 775 (H.159) senesinde Merv'de doğdu. 856 (H.242) de hacdan dönerken Medine yakınlarında Rebeze'de 83 yaşında vefât etti..
Şeyhülislâm Berdeî hazretleri Kânûnî Sultan Süleymân Han zamânında Isparta Eğirdir'de yaşamış Osmanlı velîlerindendir. Bâzı menkıbeleri şöyle nakledilmiştir:
Mus'ab bin Umeyr "radıyallahü anh", Uhud Savaşında muhâcirlerin sancağını taşıyordu. O gün İbni Kamie onu Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" zannetti ve bir kılıç darbesiyle sağ kolunu kesip düşürdü. Mus'ab bin Umeyr sancağı sol eliyle tutup, meâl-i şerifi (Muhammed "aleyhisselâm" ancak bir peygamberdir...) olan [Âl-i İmrân sûresinin 144'üncü] âyet-i kerimesini okudu...
Hacı Bayram-ı Veli'nin doğduğu Zülfadl (Sol-Fasol) köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından kalma birkaç altınını, annesinden kalan hâtıra bilezik ve küpleri emânet edecek bir kimse bulamadı. Hepsini küçük bir çekmeceye koyup, Hacı Bayram-ı Veli'nin türbesine getirdi. Türbeyi ziyâret edip;
"Yâ hazret-i Hacı Bayram-ı Veli! Beni vatani vazifemi yapmak için çağırdılar. Annemden ve babamdan kalma şu hâtıraları emânet edecek bir kimse bulamadım. Bu küçük çekmeceyi zâtı âlinize emânet bırakıyorum. Eğer askerden dönersem, gelir alırım. Şâyet dönemezsem, istediğiniz bir kimseye verebilirsiniz!" diye münâcaat etti.