Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.391
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Bir gün Yahyâ Efendi hazretleri Sahn-ı semân Medresesine gitmek için yola çıkmıştı. Yolda atının yularını bir papaz tuttu ve; "Ey âlim zât! Ey Yahyâ Efendi! Size bir suâlim var. Bu müşkül işi bana izâh edin. Soracağım şeyin cevâbı acabâ dininizde var mıdır? Her sene yeni defter tutulmayıp, gidiyor. Ölen kalan kim bilinmeden ölmüş bir gayr-i müslimden devletçe haraç isteniyor? Bu nasıl iştir. Bu şekilde hareket dininizde var mıdır?" dedi. Yahyâ Efendi bunları duyunca; "Hayır. Dinimizde ölmüş bir gayr-i müslim vatandaştan haraç alınmaz. Sonra çok fakir kazandığıyla güç geçinen kimseden ve çok yaşlı olanlardan da haraç alınmaz. Bunlar affolunmuşlardır. Sultânımız ona muhtaç değildir." dedi. O zaman papaz; "Efendi şunu iyi bil ki, bizden ölen kimsenin bile haracını isteyip, her yıl alırlar. Bunu ben size soruyorum. İslâm dini bunun alınmasını istiyor mu? Ne olur bunu Sultan Süleymân Hana arzedin, haber verin, sorun?" dedi.
Sultan I. Murad'ın Karamanoğulları üzerine sefere çıkmasını fırsat bilen Sırplar ve Bulgarlar, sınırlardaki Osmanlı köylerine saldırdılar ve 20.000'den fazla müslümanı katlettiler. Bunun üzerine derhal Sırplar üzerine sefere çıkan Sultan I. Murad, mevcudu 40.000'i bulan bir orduyla Kosova sahrasına kadar geldi. Bundan büyük bir telaşa kapılan Sırp kralı Lazar, Osmanlı ile tek başına başedemiyeceğini bildiği için Bulgar, Macar, Ulah, Arnavut, ve Boşnaklardan yardım istedi. Böylece, mevcudu 150.000'i aşan kalabalık bir haçlı ordusu Kosova'ya hareket etti. iki ordu arasında 9 Ağustos 1389 günü şiddetli bir muharebe başladı. Şehzade Yıldırım Bayezid ve şehzade Yakub beylerin olağanüstü gayretleri ile kısa zamanda kalabalık haçlı orduları mağlup edildi. Düşman ordusunun kaybı yüzbinden fazlaydı. Sırp kralı da esir alınmıştı.
Ahmed Sûzî Efendi hazretleri âlim ve evliyânın büyüklerindendir. Şeyh Şemseddin Sivasî hazretlerinin torunlarından olup Sivaslıdır. Âlet ilimlerini ve yüksek ilimleri Hâdimî merhumdan, tasavvuf ilmini de Şeyh Abdülmecid Efendiden tahsil etti. 1246 (m. 1830)’da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Nevfel radıyallahü anh, bir gün Resûlullah Efendimizin huzuruna geldi ve; -Ya Resûlallah, ben dua edeyim siz de amin deyin, dedi ve şöyle dua etti:
"Ya Rabbi Nevfel kuluna şehidlik ihsan eyle... Bu iki oğlumu yetim, annelerini dul eyle..."
Resûlullah efendimiz bu duaya amin dediler...
Hazreti Nevfel, bundan sonra kılıcını kuşandı ve Resûlullah Efendimiz ile beraber katıldığı ilk gazada şehid oldu...
Abdullah-i Ensâri hazretleri, evliyânın meşhûrlarından ve Hanbeli mezhebinin büyük fıkıh âlimlerindendir. Soyu, Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb-i Ensâri'ye dayanır. Bu sebeple "Ensâri" nisbesiyle tanınmıştır. 1005 (H.396)te Herat'ta doğdu. 1088 (H.481) senesinde vefât etti.
İstanbul'dan Hacca giden İbrahim efendi adındaki bir zat, yolda yüzü kızararak sadaka isteyen bir dilenciye, başakları gibi beş on kuruş vererek başından savmadı ve ihtiyacını tamamen karşılayacak kadar para verdi.Bir sabah Kâbeyi tavaf ederken bu İbrahim efendi baktı ki, birisi bütün Müslümanların Kıblegahı yanında saygısızca uzanmış yatıyor. Hemen adamı uyandırdı ve:-Burada en küçük saygısızlık, en büyük günahı netice verir. İstirahatini başka yerde yap. Biz burada hürmet ve saygı ile tavaf ederken, senin laubalice yatışın bize ağır geliyor. Senin de günahın çoğalıyor.