Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.454.580

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Çok Istigfâr Etmenizi Tavsiye Ederim

Beyzâde Mustafa Efendi Osmanlı velîlerindendir. Artvin'in kazâlarından Şavşat'ta doğdu. İstanbul'da Sahn-ı Semân medreselerinde okudu. Tahsîlini tamamladıktan sonra müderrisliğe başladı. Daha sonra Fâtih Câmii Medresesine müderris tâyin edildi. Nakşibendî yolunun büyüklerinden Hâfız Mehmed Efendinin sohbetlerine devâm ederek kemâle ulaştı. Murâd Molla'nın Fâtih'te yaptırdığı Nakşibendî Tekkesine şeyh tâyin edildi. 1785 senesinde vefat etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bir Kaşik Tuz

Sultan III. Mehmed zamanında, Rumeli'de Yenice kasabasında mübarek bir zat vardı. İhtiyacı olan ona koşar, sıkıntısı olanın derdini o giderirdi. Fakat kendisi bir sürü derde mübtela idi ama halinden hiç şikayetçi değildi. Birgün dergahın bahçesindeki havuzun kenarında otururken bir talebesi gelerek, başına gelen bir musibetten uzun uzun şikayet eder. O zat, o talebesinden bir bardak su, bir miktar tuz ve bir çorba kaşığı getirmesini ister. İstedikleri getirilince, bir kaşık tuzu bir bardak suya atıp karıştırır ve talebesine, bunu içmesini söyler. Tuzlu sudan bir yudum içen talebe hemen yüzünü buruşturur ve "Efendim, su çok tuzlu, içemiyeceğim" der. Sonra o zat yine kaşığı tuzla doldurur ve bu sefer havuza atarak karıştırır ve talebesine, havuzdaki sudan içmesini söyler. Talebe havuzdan kana kana içer. "Nasıl, su tuzlu mu" diye sorduğunda talebe "Hayır efendim, gayet tatlı geldi" cevabını verir. O zaman o mübarek zat şu ibretli nasihatı verir: "Oğlum, bir kaşık tuz, her zaman aynı acılıktadır. Fakat bunu bir bardak suda içmek, insana zahmet verdiği halde, bir havuz suda içince hiç hissedilmiyor. Çünkü havuzun genişliği içinde kayboluyor. İşte, göğsü bir bardak kadar dar insan, kendisine gelen bir kaşık tuz kadar dert ve belaların acısına tahammül edemez. Fakat göğsü havuz kadar geniş insan ise, kendisine isabet eden, bir kaşık değil, bir kazan tuz kadar belaları tatlılıkla karşılar, o dert ve belalar onun geniş göğsü içinde kaybolur gider de kimsenin haberi olmaz."

Vehbi Tülek

49 - Şehid Musa Hulûsi Paşa

Vehbi Tülek

108 - Sarikamiş Kahramanlari

Vehbi Tülek

Osmanli Kadinlari Avrupada Hiç Taninmaz

Vehbi Tülek

Meşhur tarihçi, ilim ve devlet adamımız Ahmed Cevdet Paşa'nın hanımı Seniha Sultan, bir Fransız diplomatının hanımı olan Madame Simone de La Cherte ile pek çok kez mektuplaşmıştır. Bu mektuplarda, 1911'lerin Osmanlı kadınından birçok mevzuda bilgiler mevcuttur. İşte bunlardan bir tanesi:"Sevgili iki gözüm,Biz Türk kadınları, Avrupa'da hiç tanınmayız. Hatta diyebilirim ki, Çin ve Japon kadınları kadar bile tanınmayız. Halbuki Pekin ve Tokyo, Paris'e çok uzaktır. İstanbul ise çok yakındır. Bizim hakkımızda akla hayâle gelmeyecek şeyler uyduruyorlar. Ne ehemmiyeti var. Bizim esir olduğumuzu, kafes içinde birbirine rakip sayısız zevceler topluluğu hâlinde yaşadığımızı sanıyorlar. Ve nihâyet -sevgili büyük Loti'mizin yazdığı öylesine güzel fakat öylesine yanlış anlaşılan- içimizden çoğunun Latince ve eski Yunanca, cebir ve felsefebildiğini, câhil olsun, âlim olsun, bütün Türk kadınlarının, gece gündüz hiç ara vermeden "boyunduruğumuzdan" kurtulmayı, "hürriyetimizi ve itibarımızı ve kadınlık haklarımızı" elde etmeye çalıştığımızı sanıyorlar.

Vehhabi İsyani Ve Kavalali İbrÂhim Paşa

Vehbi Tülek

Yavuz Ve Şah İsmail’in Satranç Oyunu

Vehbi Tülek

Sultan Ahmed Ve Mehmed Emin Tokadi

Vehbi Tülek

81 - Akilli Kişiler Öğünmekten Ar Ederler

Vehbi Tülek

Iii. Mehmed Han Ve Abdülmecid Sivasi Efendi

Vehbi Tülek

Hayirsiz Ve Bahtsiz İsem

Vehbi Tülek

Mimar Sinan Ve İstanbul’un Suyu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ferîdüddîn-i Attâr

Feridüddin-i Attâr hazretleri, 1119 (H.513) senesinde Nişâbûr'da doğdu. Babası attâr idi, yâni ilâç, esans, parfüm satardı. Feridüddin-i Attâr, zühd ve takvâ sâhibi olup haramlardan sakınıp ibâdetle uğraşırdı.
Feridüddin-i Attâr hazretleri, küçüklüğünde Şadbah kasabasında bir yandan babasının yanında attârlık mesleğini öğreniyor, bir yandan da Kutbüddin Haydar isimli büyük bir zâtın sohbetlerine devâm ediyordu. Babasının vefâtı üzerine onun yerine geçip, attârlık mesleğini bir süre devâm ettirdi. Attârlıkla uğraşırken, bir taraftan da kıymetli dini kitapları, velilerin hayatlarını ve menkıbelerini okuyordu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Birbirinizi Gıybet Etmeyiniz!

Vehbi Tülek

Tursun Fakih hazretleri Osmanlı tefsir, hadis ve fıkıh âlimidir. Şeyh Edebâli hazretlerinin dâmâdı olup Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Beyin bacanağıdır. Sultan Orhan devrinde vefât etti. Aslen Karamanlı olup, hocası Edebâli hazretlerinin hemşehrisidir. Çeşitli ilimleri, Edebâli hazretlerinden tahsil edip, tefsir, hadis ve fıkıh bilgilerinde âlim, tasavvufta yüksek derecelere sâhib oldu. Derslerinde buyurdu ki:

Eshâb-ı Kirâma Dil Uzatanlar!

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ, Velî Kulları Vâsıtasıyla Imdat Eder

Vehbi Tülek

Ebû Muhammed Hadramî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Arabistan’ın güneyindeki Hadramut'ta doğdu. 1288 (H.687) senesinde Yemen'de vefât etti. Önce Muhammed bin Ali Ba'levî'den ilim öğrendi. Daha sonra ilim öğrenmek için Şeyh Ahmed bin Cu'd hazretlerinin ve daha birçok velî zâtların ders ve sohbetlerini dinledi. Çok istifâde edip yüksek mertebelere kavuştu. Birçok kerâmetleri görüldü.

Ktisat Eden, Fakir Ve Muhtaç Olmaz!

Vehbi Tülek

hatîb-ül-enbiyâ Hazret-i Şuayb

Vehbi Tülek

Kadın Velîlerden... Fâtıma-i Nişâbûriyye

Vehbi Tülek

Ebül-abbâs El-gamrî

Vehbi Tülek

Abdurrahim Nişâbûrî

Vehbi Tülek

onu Yerime Halîfe Bıraktım

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah’a Firar Et

Allah’a Firar Et

Birisinin bir koçu vardı, boynuna ip bağlamış, tuttuğu ucundan çekerek götürüyordu otlaktan. Hırsız hissettirmeden yaklaştı arkadan, ipi kesti, koçla uzaklaştı oradan. Adam olanlardan habersiz devam ederken yoluna, gayrı ihtiyari döndü baktı arkasına...-Aman Allah'ım!.. Koçum... koçum yoktur, kaybolmuş.. Ne yapacağım ben şimdi?.. Diye dövünmeye, sağa, sola koşarak aramaya başladı. Nafile!.. Yoktu hiç bir yerlerde.. Bitap düşene kadar, bakmadığı yer kalmadı. Ümidi kesti, artık bulamayacağına iyice kanaat getirmişti ki, kuyu başında kendisi gibi dövünen bir adam gördü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Üç Kandil

Allah'ın Emaneti

Ölüyü Diriltemem

Her Şeyi Göze Almıştı!

Sonunda Orta Yolu Buldular

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Vehbi Tülek

Anzakli Ömer

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek