Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.089
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
711 tarihinde Kuzey Afrika'yı baştan başa kat eden Müslüman mücahidler, İspanya'ya girdikten sonra orayı terk edinceye kadar İberik yarımadasını medeni eserlerle süslemiş, çok sayıda kültürel ve sosyal müesseseler meydana getirmişlerdi. Müsümanlar, İspanya topraklarına ayak basar basmaz, ırk, din, dil, mezheb ve soy farkı gözetmediler. Got, Vandal, Romalı, Hristiyan ve Yahudi demeyip herkese Müslümanlar gibi haklar tanıdılar. Endülüs ( III. Abdurrahman, II. Hakem gibi) büyük hükümdarlar gördü. Parlak devirler yaşadı. Orada (Kurtula Camii gibi) âbideler, (Medinetü'z-zehra gibi) saraylar yapıldı. Doğuda Bağdad, batıda Kurtula, dünya yüzünde İslâm medeniyetinin gözler kamaş tıran merkezleri haline geldi. Kurtuba'da kadınlardan alimler, sairler ve muallimler yetişti.
Seydi Ahmed, eşsiz bir cengaver, içi dışı bir, sözünü sakınmaz biriydi. Sultan İbrahim Han'ın huzurunda cirit oyununda işi sertiğe döküp, Padişahın sevdiği kişilerden birini öldürüp birini de hastanelik edince gazab-ı şâhâneye uğradı. Birkaç gün saklanıp, padişahın hayatını bağışlaması üzerine ortaya çıktı. İbrahim Han, bu lafını sakınmaz, ele avuca sığmaz kahramanı Budin'e, Siyavuş Paşa nın yanına "Çaşnigirbaşı" payesiyle gönderdi. O da onu Şamatorna sancağına tayin etti. Dağ istan'dan olan Seydi, burada Avrupa'yı titreten akıncılara kumanda edecekti. Bu ise tam ona göre bir işti. Kısa zamanda akıl almaz bir hırs ve şiddetle çok geniş bir ülkeyi baştan başa harap etti.
Abdullah Menûfi, usûl, tefsir, nahiv ve Mâliki mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1287 (H.686) senesinde Mısır'ın Buhayra şehrinde doğdu. Sonra Menûf'a yerleşti. 1347 (H.748)'de Mısır'da vefât etti.
Abdullah Menûfi hazretleri, Süleymân Şâzili'nin sohbetlerinde yetişip, vilâyet derecelerinde yükseldi. Mâliki mezhebi fıkıh bilgilerinde, tefsir ve Arabi ilimlerde âlim oldu. Birçok talebe yetiştirdi. Mısır'da onun ilminden istifâde etmeyen yok gibiydi...
Ebü'l-Mehâsin İbnü'l-Cevzi hazretleri Hanbeli fıkıh âlimidir. Büyük âlim Ebü'l-Ferec İbnü'l-Cevzi'nin oğlu olup, 580 (m. 1185)'de Bağdat'ta doğdu. Babasından ve buradaki büyük âlimlerden kıraat, tefsir, hadis, fıkıh dersleri tahsil etti. Müstansıriyye Medresesi'nde Hanbeli mezhebi müderrisi olarak görev yaptı. 656 (m. 1258)'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Ârif-i Dikgerâni, on dördüncü yüzyılda, Buhârâ'da yetişen velilerdendir. Kendilerine "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük âlim ve velilerden Seyyid Emir Külâl (Gilâl) hazretlerinin dört halifesinden ikincisidir. İsmi, Ârif'tir. Buhârâ civârındaki Dikgerân köyünde doğduğu için "Dikgerâni" nisbesiyle meşhûr oldu. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Dikgerân'da vefât etti...
Kâdı Yâkûb şöyle anlatır:
Birgün Şam'da bir mescidin kenarındaydım. Orada bir köprü vardı. Hava çok sıcaktı. Abdullah el-Yuneyni, abdest almak için dereye indi. O sırada bir nasrâni, şarap yüklü katırı ile köprüden geçiyordu. Katır bir ara ürktü ve yük yere yıkıldı. Çevrede başka kimse yoktu. Abdullah el-Yuneyni, yukarı çıkıp bana; "Yükü yüklemeye yardım et!" dedi.