Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.500
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Kânûni Sultan Süleymân Han, Zigetvar seferi esnâsında kaleyi kuşatınca, Pertev Paşa da Küle kalesini kuşatıp, topa tuttu. Zafer müyesser olmadı. Muslihuddin Efendi, Dimitrofça'dan talebelerini toplayıp, Küle'ye doğru yola çıktı. Muslihuddin Efendinin oraya ulaştığı gün, asker arasında zafer haberi yayıldı. Askerin mâneviyâtı çok yükseldi. Askerler, daha kale alınmadan birbirlerini tebrik ediyorlardı. Kısa süre sonra İslâm ordusu kaleyi fethetti. Muslihuddin Efendi, fetihten sonra Hüseyin Dede'ye; "Hemen bir araba bul, öğleyin çıkıp Zigetvar gazâsına yetişelim!" diye tenbih etti. Hüseyin Dede, arayıp taradı, münâsip bir şey bulamadı. Bütün arabacılar, askere erzak ve silâh yetiştir mekle meşgûldü. Gelip Muslihuddin Efendiye durumu arzetti. Muslihuddin Efendi; "Ne yapıp yapmalı, bir araba bulmalıyız. Bütün erenler, gazâya çıktılar." dedi. Hüseyin Dede, yeniden araba aramaya çıkıp, ikindiye doğru bir araba buldu. O gece Travnik kasabasına vardılar. Ertesi gün ikindi saatine doğru, havâlideki nehre ulaştılar. Ancak yakında konak yeri olmadığından, bir saldırı tehlikesi vardı. Bunun için köprüden geçmeyip yukarıdan dolaştılar. Cumâ günü seher vakti kalkıp, öğle vaktinden sonra Şikloş'a yetiştiler. Oradan da sevenleri yanlarına katılıp, akşama doğru pâdişâhın ordusuna ulaştılar. Ertesi gün savaş alanına vardılar. Çok geçmeden hisâr tutuştu, yanmaya başladı. Bir müddet sonra da İslâm bayrağı Zigetvar kalesi burçlarında dalgalandı.
Sultan II. Bayezid, Yavuz ve Kanuni zamanlarında Şeyhülislamlık yapan ve 1526 se nesinde vefat eden, Zenbilli lakabıyla meşhur olan Alâüddin Ali Cemâli Efendi, aslen Kara manlıdır. Efdalzâde Hamidüddin Molla'nın vefatından sonra 1503'te Şeyhülislam oldu ve yir miüç sene aralıksız bu makamda kaldı. Bilassa Yavuz gibi çok sert bir padişaha karşı çekin meden doğru olanları söylemesi ile hem padişahın, hem de halkın sevgisni kazandı.
Abdullah Humeydi hazretleri hadis hafızı ve fıkıh âlimidir. Fudayl bin İyâd, Süfyân bin Uyeyne gibi âlimlerden hadis ve fıkıh tahsil etti. Kendisinden Buhâri gibi âlimler rivayette bulundular. Humeydi 219'da (m. 834) Mekke'de vefat etti. Şöyle nakleder:
Mevlânâ Ebû Said Evbehi, Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin talebelerindendir. Hayâtı hakkında fazla bilgi yoktur. On beşinci asrın sonlarında yaşamıştır. Mevlânâ Ebû Said, Hâce Ubeydullah'ın sohbetlerinde kemâle geldikten sonra hocasından icazet, diploma alarak, insanlara doğru yolu anlatmaya çalıştı. Ömrünün sonuna kadar talebe yetiştirmekle meşgûl oldu. Vefatına yakın talebelerine şu vasiyeti yaptı:
Cafer El-Huldi hazretleri evliyadan olup Cüneyd-i Bağdâdi'nin talebelerinin en büyüklerindendir. Bağdât'ta 867 (H.253) senesinde doğdu. Genç yaşta Cüneyd-i Bağdâdi hazretlerinin sohbetlerine devam etti. Onun himmet ve teveccühlerine kavuşup icazet verildi. İlim öğrenmek Kûfe, Mekke, Medine ve Mısır'a gitti. Oralarda büyük âlimlerden ilim öğrendi. Fıkıh ve hadis ilminde de söz sâhibi oldu. Sonra Bağdât'a dönüp yerleşti ve ilim öğretti. Kendisine sorulan suâllere, velilere has bir üslûb ile, çok güzel cevap veren, derecesi yüksek bir zât, iyilikler ve faziletler kaynağı idi. 959 (H.348) de vefât etti.
Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta (başkente) yakın yerleşim merkezlerinde bir gezintiye çıkmıştı. Payitahttan ayrılıp bir kaç saatlik bir yol katettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kıyısında dinlenme molası verdiler Olgunlaşmış, tam kıvamını bulmuş olan narlar insanın iştahını kabartıyordu Padişah bahçe içinde çalışmakta olan yaşlı bir adamı yanına çağırdı sordu: - Bu güzel nar bahçesi kimin? - Bu nar bahçesi benimdir efendim, babamdan miras kaldı - Oğlun, uşağın var mı? - Allah bize oğul uşak vermedi efendim, bir karı kocadan ibaret iki kişilik bir aileyiz - Peki ben de bu ülkenin hükümdarıyım, şuradan bir nar şerbeti sıksan da içsek