İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.786
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
gâzilerin takdirini kazandı. 1298'de Bizanslıların tertiplediği Osman Gâzinin de dâvet edildiği sûikast plânlı düğüne katıldı. Tedbirli hareket eden Osman Bey, Yarhisar ve Bilecik'i fethederken Bilecik tekfurunun oğluna gelin gitmekte olan Yarhisar tekfurunun kızı Holofira'yı da esir aldı. Holofira İslâmiyeti kabul edip, Müslüman oldu. Nilüfer adını aldı. Orhan Bey, Nilüfer Hâtunla evlendi. BabasıOsman Gâzi, 1299 târihinde istiklâlini ilân edince, devleti idâri bölgelere ayırdı. Orhan Gâzi 1301'de Sultanönü bölgesinin beyliğine tâyin edildi. 1302'de Yenişehir ile İznik arasındaki Köprühisar'ın fethine gönderildi. Köprühisar'ı fethedip, Çavdarlı aşiretinin Osmanlı hudûduna tecâvüzlerinin önüne geçti. 1315'te Çavdar beyini esir alıp, Çavdarlı aşiretinin suçlularını cezâlandırdı. 1317'de Karatekin, Karacebeş, Tuzpazarı, Kapucuk ve Keresteci kalelerinin fetih harekâtına katıldı.
1509'da Memlük Sultanı Kansu Gavri, Portekizliler ile Kızıldeniz'de savaşmak için gerekli donanma malzemesini ve ateşli silahı Osmanlı Devleti'nden istemişti. Osmanlı Devleti de, 1511 yılında, 400 top, 40 kantar barut ve bir miktar bakırdan olusan bir yardım yaparak Memlükları Hristiyan Portekizlilere karşı desteklemişti. Bu yardımlar arasında gemi yapım malzemesi yanında asker ve arkebüzler (uzun namlulu tüfek) de bulunmaktaydı. Diğer taraftan İslam dünyasında ateşli silahların kullanımında önemli bir yeri olan Memlüklar, Kansu Gavri devrinde bir reform teşebbüsünde bulunmuşlarsa da Ridaniye'de, Osmanlilar karşısında mağlup olmaktan kurtulamamışlardı.
Ebû Saîd el-Ensârî hazretleri tâbiînin hadis âlimlerindendir. 70 (689)’da doğdu. Eshab-ı kiramdan Enes bin Mâlik, Sâib bin Yezîd, Ebû Ümâme bin Sehl ile görüşerek hadis rivayet etti. Medine’de ve Kûfe yakınlarındaki Hâşimiye’de kadılık yaptı. 143 (760)’da vefat etti. Şöyle nakleder:
Takıyyüddîn Abdülkerîm Cîlî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1365 (H.767) senesinde Bağdad'a bağlı Ciyl kasabasında doğdu. 1428 (H.832) senesinde vefât etti. İsmâil bin İbrâhim el-Cebertî hazretlerinin talebeleri arasına girerek hocasının teveccühlerini kazandı. Bilhassa hadîs, fıkıh ve tasavvufta yüksek derecelere ulaştı. Îmân-ı Kâmil eserinde şöyle buyurmaktadır:
Şerefüddîn Ebû Muhammed hazretleri Hadîs âlimlerinin büyüklerindendir. 672 (m. 1273) senesinde Şam’da Belbis adlı köyde doğdu. 739 (m. 1338) senesinde Şam’da vefat etti. Fıkıh ilmini ve birçok âlimden hadîs-i şerîf dinledi ve rivayet etti. Dimyât Esyût ve el-Menûfiyye’de kadılık görevinde bulundu. Buyurdu ki:
Zünnun-i Mısri'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir :
Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum. Beni onun şerrinden koruması için Cenab-ı Hak'ka sığındım. Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. Akrep kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler.