Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.632.951

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Âlimlere Mutlaka Hürmet Etmek Lâzımdır

Ömer Rûşenî hazretleri Osmanlılar devrinde yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. İlim tahsîli için Bursa'ya geldi. Daha sonra Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda hocasının önde gelen talebelerinden oldu. Hocasının vefâtından sonra onun yerine geçti. 1487 (H.892) senesinde İran’da Tebriz'de vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kadizade Rumi (musa Paşa)

Osmanlılarda ilk önemli matematikçi ve astronom 1440'da vefat eden Bursa'lı Kadizade Rumi'dir. Musa Paşa da denen Kadızade-i Rumi, önce Bursa' da öğrenim gördü. Matematik ve astronomiyi Molla Fenari' den öğrendi. Kadızade, öğretimini Bursa'da yaptı. Kız kardeşinden başka kimseye haber vermeden Horasan'a oradan Türkistan'a giderek bilgisini artırmaya çalıştı. Timur Han'ın torunu Ulug Bey (1394-1449) zamanında Semerkand'da bulunduğu sırada, müdür Gıyaseddin Cemşid'in ölümü üzerine Semerkand rasathanesi müdürlüğüne, aynı zamanda Semerkand Medresesi baş müderrisliğine getirildi. Dört köşe olan bu medresenin dört tarafında dört sınıf vardı. Bir gün Uluğ Bey, müderrislerden birini görevden uzaklaştırdı. Kadızade, bunu protesto etmek için derslerine girmedi. Uluğ Bey, onu hastalandı sanarak ziyarete geldi. Karşısında Uluğ Bey'i gören gören Kadızade, 20. yüzyıl profesörlerine örnek olabilecek şu açıklamayı yapmış:" Biz müderrisliği, hiçbir kimseyle ilgisi olmayan bir görev zannederdik. Halbuki şimdi bunun da hüküm sahiplerinin elinde oyuncak olduğunu gördük. Öyleyse biz de dersten vazgeçtik."Bunun üzerine Uluğ Bey, görevden aldığı müderrisi eski görevine döndürdü ve bir daha bu işlere karışmayacağını açıkladı. Tarihte gerçekten büyük olan bilim adamlarının ve yöneticilerin varlığına bir örnek.

Vehbi Tülek

Mübarek Beldelerin Hizmeti Ona Verildi

Vehbi Tülek

Mahkemeye Hazirim

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Murad Ve Şücaeddin Karamani

Vehbi Tülek

Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.Şücâeddin Karamâni, kendi mezarının duvarını, kendi eliyle kerpiçden yaptı. Her kerpici, yerine üç defâ İhlâs sûresi okuyarak koydu.Kânûni Sultan Süleymân Hân, pâdişâhlığı zamânında Edirne'ye geldiğinde, mescidini büyültüp câmi hâline getirdi. OrayaKur'ân-ı kerim okuyan hâfızlar, müezzin ve hatib tâyin etti. O sırada dergâhında vazifeli olan Cerrahzâde Mustafa Çelebi, Şeyh Şücâeddin Karamâni hazretlerinin yaptığı duvarı yıktırmayıp, bereketlenmek için olduğu gibi bıraktırdı.Şücâeddin Karamâni, dergâhını ve mescidini büyütüp imâr eden müslüman olmayan mimârın rüyâsına girip, onu İslâma dâvet etti. O da ertesi gün İslâmı kabûl edip, hidâyete kavuştu ve ismini "Hidâyet" olarak değiştirdi.

Baltaci Mehmed Paşa Ve Ünsi Hasan Efendi

Vehbi Tülek

Hristiyan Tarihçinin Kaleminden “hac”

Vehbi Tülek

Iii. Murad Han Ve Hazret-i Üftade

Vehbi Tülek

65 - Osman Fadlî Efendi'nin Duasi

Vehbi Tülek

Osmanlilarin Rumeli’ye Geçmeleri

Vehbi Tülek

12 - Şani Büyük Osman Paşa

Vehbi Tülek

Yeniçeriliğin Kaldirilmasi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kastamonu Velîlerinden Seyyid Ahmed Hicâbî

Kastamonu'da 1826 (H.1242) senesinde dünyâya gelen Ahmed Hicâbi hazretleri, sözleri pek tatlı, ifâdesi çok açık bir zat idi. En ince bir ilmi meseleyi, en mühim bir fenni faydayı hiç hoca görmemiş bir ümmiye bile anlatmakta güçlük çekmezdi.
Bu mübarek zat 1889 senesinde hastalandı. Geceleri uyumaz, namaz ve zikir ile meşgul olurdu. Kendilerinde yirmi senedir bulunan kalp hastalığına müptelâ oldukları halde, aslâ hastalıklarından bahsetmez ve soranlara; "Rabbimizin keremine şükür, âfiyetteyim" cevâbıyla mukâbele ederlerdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Fahreddîn İbnü'l-mâristâniyye

Vehbi Tülek

ahreddin İbnü'l-Mâristâniyye Hanbeli fıkıh âlimidir. 541 (1146)'da Bağ­dat'ta doğdu. Annesi bir hastanede mâristâniyye (hemşire) olduğu için İbnü'l-Mâristâniyye diye tanın­dı. Bağdat'ta meşhur âlimlerden fıkıh tahsil ettikten sonra "Dâr'ül-ilm" adın­da mektep açarak talebe yetiştirdi. Tiflis Emirine elçi olarak gönderilen İbnü'l-Mâristâniyye, Bağdat'a dönüşü sırasında 599 (m. 1203)'de Nahcıvan'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Kalp Inanınca, Dil De Buna Uygun Söyler

Vehbi Tülek

Bütün Dostların Mezar Kapısından Dönerler

Vehbi Tülek

Ahmed Gavsi Dede Mevlevi şeyhlerindendir. İstanbul'da doğdu. Bursa Mevlevihânesi Şeyhi olan Sâlih Dede Efendiye talebe oldu. Hocasının emri üzerine Konya'ya gitti. Sâlih Dede Efendinin vefâtından sonra İstanbul'a geldi. Galata Mevlevihânesi Postnişinliğine tâyin edildi. 1697 (H.1109) senesinde İstanbul'da vefât etti. Sohbetlerinde Mesnevi'den anlatırdı. Buyurdu ki:

Tefsîr Için On Beş Ilmi Bilmelidir

Vehbi Tülek

Beni Sâlih Duânızdan Unutmayın Efendim

Vehbi Tülek

Şâfiî Fıkıh âlimi Ahmed Bin Ömer

Vehbi Tülek

Ezan Ve Ikamet Okumak

Vehbi Tülek

Misafirle Kapıya Kadar Çıkmak Sünnettir

Vehbi Tülek

Abdülmelik Harnûtî Ve Seyyid Ahmed-i Kebîr

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Hacı Ferhad adında bir zât şöyle anlatmıştır: "Mısır'dan gelirken, Akdeniz'de gemimiz sâkin sâkin yol alıyordu. Peşimize bir korsan gemisi takıldı. Saldırmak için yaklaşmaya başladı. Gemimizde Şeyh Burhâneddin ve dedesi Şeyh Muhammed Çelebi Sultan hazretleri de vardı. Bu tehlikeli durum karşısında biz çok endişelendik. Geminin baş tarafına geçip oturdular ve bize; "Üzülmeyiniz! Allahü teâlâ sizi kurtardı!" dediler. Bir de baktık ki kuvvetli bir fırtına çıktı. Korsan gemisi dalgalar arasında kalıp battı. Bizim gemiye bir şey olmadı. Böylece korsanların şerrinden kurtulduk."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Veliye Rastlamak İstiyorsan

B0r Çuval Toprak

Mazarratli Harfler Kaçtir?

İsmail Hakki Efendi

Örümcek Ağı

O Kullarına Çok Merhametlidir

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek