Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.795
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Sultan II. Murad, "Oğlumu hâl-i hayatımda tahta geçirem, tâ ki gözüm bakarken görem, ne vechile padişahlık eder" diyerek 13 yaşın daki oğlu Şehzade Mehmed'i tahta geçirdi.
Çocuk yaşta bir hükümdarın tahta çıkması Avrupalıları ümide düşürdü. Osmanlılara karşı bir haçlı seferi hazırlıklarına girişildi. Polonya Kralı Ladislas, yanına Macaristan kralı Yanoş Hunyad'ı da alarak 100.000 kişilik bir haçlı ordusuyla, Osmanlıları Balkanlardan atmak için sefere çıktı. Veziriazam Çandarlızade Halil Paşa, durumu Sultan Murad'a anlatıp derhal ordunun başına geçmesi gerektiğini bildirdi ise de kabul etmedi. Bunun üzerine genç padişah II. Mehmed, hemen babasına mektup göndererek şunları yazdı:"Eğer padişah siz iseniz, bu müşkil vaziyette devletinizin başında olmanız icab eder. Yok eğer padişah biz isek, size emrediyorum, hemen ordunun başına geçiniz!"Aslan öldü!... 1522 senesi Eylül ayı... Macarstan'dan İspanya'ya kadar bütün Avrupa çan sesleriyle inliyor. Haçlı dünyasına görülmedik bir sevinç ve neşe hakim. Kakahalar sokakları sarmış, ara sıra "Aslan öldü! Aslan öldü!" sesleri yükseliyor...Neydi Avrupa'yı çılgına çeviren bu sevincin sebebi?Bu "Aslan", nefes alıp verdiği müddetçe Haçlıları tepeden tırnağa titretmiş olan Yavuz Sultan Selim Han idi. Tahta çıktığından itibaren dur durak bilmeden dinine hizmet için var gücüyle çalışmış, önce Şah İsmail'i yenerek doğu sınırlarını emniyet altına almıştı. Sonra da Mercidabık ve Ridaniye savaşlarıyla Mısır ve bütün mukaddes toprakları Osmanlı idaresi altına almış, kendisi de Halife-i Müslimin ünvanını almıştı.
Eshâb-ı kiramdan Umeyr bin Sa'd (radıyallahü anh) şöyle anlatır: Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), beni Humus'a vali olarak gönderdi. Aradan bir sene geçtiği hâlde, benden haber alamayınca Halife bana, "Bu mektubu alınca gel. Bu ânâ kadar elinde biriken vergiyi de getir" diye bir mektup yazdı...
Ebü'l-Münzir Esed bin Amr hazretleri İmam-ı Azam Ebû Hanife'nin talebelerindendir. Kûfe'de doğdu. İmam-ı Azam hazretlerinin derslerine devam etti, en büyük 10 talebesinden biri oldu. Hârûn Reşid çok itibar ettiği Esed'i kendi kızıyla evlendirdi, Ebü Yûsuf'tan sonra Bağdat Kadısı tayin etti ve beraberinde hacca götürdü. Esed bin Amr hazretleri 190'da (m.806) vefat etti. Şöyle buyurmuştur:
Ya'kûb bin İshâk Hadrami hazretleri "On Kırâat İmamı"ndan dokuzuncusudur. Kur'ân-ı kerimin kırâatini, okunuş şekillerini ve bununla ilgili usûlleri, kaideleri naklen bildiren kırâat imâmlarındandır. 205 (m. 820)'de 88 yaşında vefât etti. Buyurdu ki:
Musa Aleyhisselam zamanında bir adam insanlara; "Benimle Kelimullah Musa konuşur. Ben, Safiyullah Musa'nın yakınlarındanım " diyerek böbürlenir, Musa aleyhisselam'ın ismini alet ederek kendine menfaat temin ederdi. Bu sözlerin üzerinden uzun bir zaman geçti. Musa Aleyhisselam'ın yanına, adamın biri, siyah bir iple yularlanmış bir domuz getirdi ve Musa Aleyhisselam'a dedi ki:
- "Ey Allah'ın Peygamberi! Filan adamı biliyor musun?" Musa Aleyhisselam:
- "Onu işitirim" diye cevap verdi. Adam:
- "O adam, işte bu domuzdur" dedi.
Musa Aleyhisselam, adama niçin böyle olduğunu sormak için, Allahü Teâlâ'dan, onu eski haline döndürmesi için niyaz etti. Bunun üzerine Allahü Teala Musa Aleyhisselam'a şöyle buyurdu:
- "Ya Musa! Adem Aleyhisselam'ın ve ondan sonra gelen peygamberlerin dualarıyla dua etsen yine de bu adam hakkındaki duanı kabul etmem. Fakat ben sana onu niçin o hale soktuğumu bildireyim. O, senin adını kullanarak, sana olan yakınlığını alet ederek menfaat elde ettiği için, dinini dünya için satıp, din ile dünyayı yediği için ben onu o hale soktum".