Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.886
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sultan II. Murad ile Macaristan arasında imzalanan Segedin anlaşması (12 Temmuz 1444), kral Ladislas tarafından bozuldu. Maksat, Osmanlıları Balkanlardan atmaktı. Bu sebeple bir çok Avrupa devletinin katılmasıyla Osmanlılara karşı bir haçlı ordusu teşkiledildi ve harekete geçtiler. 100.000 kişilik bu ordu, Tuna'yı geçerek Bulgar istan'a girdi ve Varna'yı muhasara etti. Bu tehlikeli durum karşısında ordusunun başına geçen Sultan II. Murad, 10 Kasım 1444'de Varna limanı karşısında haçlı ordusuyla karşı karşıya geldi. Muharebe başlamadan önce Sultan Murad iki rekat namaz kıldı ve:"Yâ Rabbi! Mü'min kullarını benim günahımın çokluğundan dolayı düşman karşı sında aciz bırakma! Habibin hürmetine bizleri muhafaza et ve bizleri muvaffak eyle!" diye dua etti.
1912 senesi. Osmanlı tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Balkan savaşı günleri. Aralık ayı başları idi. Edirne Müstahkem Mevkii Kumandanı Şükrü Paşaya gelen şifreli bir telgrafta, Bulgarlarla mütareke yapıldığı bildiriliyordu. Aylardan beri kuşatma atında bulunan Edirne'de yiyecek ve cephane iyice tükenmişti. Buna rağmen bu atalar yadigarını, her türlü takdirin üstünde bir cesaret ve kahramanlıkla savunuyorlardı. Balkan savaşlarını konu alan bir yabancı yazar:-Hiç kimse Edirne'nin akıbetinden, cesur müdafii Şükrü Paşa ve askerlerini sorumlu tutamaz. Demişti.Mütareke sırasında müttefikler arasında başlayan barış görüşmeleri devam ediyordu. Eğer Türkiye ile Balkan devletleri arasında anlaşma sağlanamazsa, savaşın tekrar başlayacağı söyleniyordu. İstanbul'dan gelen ikinci bir telgraf haberi de bunu teyit ediyor, Edirne'nin dayanması isteniyordu. Şükrü Paşa bundan memnundu. -Son kurşunu atmadan şehri düşmana teslim etmem, diyordu.
İzzeddin el-Fârûsi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. 614 (m. 1218) senesinde Irak'ta Vâsıt şehrinde doğdu. 694 (m. 1295) senesinde orada vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Karamanî Lütfullah Efendi Bursa'da Emîr Sultan hazretlerinin vefatından sonra onun makamına geçmiş olan zatların üçüncüsüdür. Emîr Sultan hazretleri Buhara'dan Bursa'ya hicretleri esnasında Karaman'a uğradıkları zaman Lütfullah Efendinin pederi Abdullah Fakih’in hanesinde misafir olmuşlar ve ona, yakında salih bir evlâda nâîl olacaklarını müjdelemişlerdi. Lütfullah Efendi 894 (m. 1488)’de Bursa'da vefat etti. “Cenahü's-Sâlikîn” ismindeki eserinde buyuryor ki:
Ebü’l-Kâsım Geylânî hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimidir. 451 (m. 1059) yılında İran’da Geylân’da doğdu. Zamanın ileri gelen âlimlerinden ilim öğrenen Ebü’l-Kâsım Geylânî, Bağdad’a birçok âlimden ilim öğrenip hadîs-i şerîf işitti. Hadîs-i şerîf ve Hanbelî mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim oldu. 546 (m. 1151) yılında Bağdad’da vefât etti. Cenâze namazını Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri kıldırdı. Bir dersinde şunları anlattı:
Vaktiyle bir kasabada, kayınvalidesiyle birlikte yaşayan bir gelin vardı. İkisinin de kişiliği tamamen farklıydı. Sık sık kavga edip tartışırlardı. Evde huzur kalmamış, bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından, annesi ile karısı arasında kalan koca için de, ev cehennem haline gelmişti.Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan gelin, doğruca babasının eski bir arkadaşı olan yaşlı bir aktara gitti ve derdini anlattı. İlim ve marifet sahibi olan yaşlı aktar, ona bitkilerden yaptığı bir karışım hazırladı ve üç ay boyunca hergün azar azar, kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyledi. Zehir az az verilecek, böylece kaynanayı gelininin öldürdüğü belli olmayacaktı. Yaşlı aktar gelin hanıma, kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için, kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını söyledi.