Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.250
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan Abdülaziz'i taşıyan Sultaniye vapuru, 29 Haziran 1867 Cumartesi günü Toulon limanına girince, adeta yer yerinden oynadı. Limandaki Fransız savaş gemi erinde bulunan ve sahilin çeşitli kesimlerine konulan toplar sürekli ateşleniyor, III. Napoléon'un seçkin misafiri, kulakları sağır edici gümbürtülerle istikbal ediliyordu. O gün kaç top mermisinin havaya savrulduğu bilinmiyor. Ama büyükçe bir meydan muharebesindeki sarfiyat ölçüsünde olduğu tahmin ediliyor. Vapur ağır ağır ilerliyor, salvo ların ardı arkası kesilmiyordu.
Orhan Gazinin oğlu Süleyman Paşanın Rumeli'de giriştiği fütuhat, küffar diyarında görülmedik bir tesir bıraktı. Balkanlardaki krallar, Bizans İmparatoruna gönderdikleri haberde:"Şimdiye kadar Rum ülkesi, Müslüman saldırılarından korunabilmekteyken, İslam ordularının askısı iyice artmış ve güçleri çoğalmıştır. Karşı çıkmakta gevşeklik gösterirsek, hepimizin yok olmasına ve onların güçlenmesine yol açılmış olur. Henüz ayakları iyice yere basmadan onları topraklarımızdan kovmak için birlikte hareket edelim."
Hazret-i Hasan'ın soyundan yâni şeriflerden olan Ahmed bin İdris hazretleri, çok kerâmeti görülen bir veli idi. Onun en büyük kerâmeti uyanık hâlde iken de Resûlullah efendimizi görmesi ve O'ndan şifâhen salevât-ı şerifeleri öğrenmesiydi. Kendisi şöyle anlatır:
Pir Tevekkül hazretleri, Sinop'ta yaşamış olan evliyânın büyüklerindendir. İlim tahsili için Afganistan'da, Hirat'a gitti. Orada Şeyh Pir Mirim Halveti hazretlerini tanıdı ve ona talebe oldu ve kısa zamanda ilim ve edeb öğrenip, hocasından icâzet, diploma aldı ve onun önde gelen talebelerinden oldu. Sonra hocalarıyla birlikte Anadolu'ya geldiler. Hocası onu insanlara hak yolun bilgilerini öğretmek üzere Sinop'a gönderdi. 1433 (H.837) senesinde Sinop'ta vefât etti.
Pir Tevekkül hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Hazret-i A'meş, hadis ilminde hâfız (yüz bin hadis-i şerifi râvileri ile birlikte ezberlemişti), sikâ, güvenilir, sağlam bir zât olup, ilmi ve fazileti çok yüksekti. İlminin çokluğu sebebiyle kendisine "Allâmet-ül-İslâm"; sıdkı, doğruluğu dolayısıyla da "Mushaf" denilmiştir. Zamânında, Kûfe'de Allahü teâlânın kitâbını onun kadar iyi okuyan, onun kadar güzel söz söyleyen, onun kadar anlayışlı, sorulan her suâle onun kadar süratle cevap veren biri yoktu.
Meşhur evlilyadan olan Abdullah Kalanisi hazretleri bir defasında gemi ile yolculuk ederken şiddetli bir fırtınaya yakalandı. Gemide bulunan yolcu ve mürettebat dua ettiler ve birer adakta bulundular. Abdullah Kalanisi'nin de bir adakta bulunması için kendisine işaret ettiler. Abdullah Kalanisi, kendisine adakta bulunması için işaret edenler: -Ben şu fani dünyadan alakamı kestim. Beni böyle işlere karıştırmayın, dediyse de dinlemediler ve adakta bulunması için ısrar ettiler. Onların bu kadar ısrarları karşısındfa Abdullah Kalanisi: -Eğer Allah beni buradan sağ salim kurtarırsa ben fil eti yemeyeceğim, diye onlara göre garip bir adakta bulunur.