Benden Sonrası Için Size Iki Şey Bırakıyorum
Ali bin Sâlih hazretleri Tebe-i tâbiînden büyük bir hadîs âlimidir. Doğum târihi bilinmemektedir. Kûfelidir. 151 (m. 768) târihinde vefât etti. Naklettiğ hadis-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.438.506
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ali bin Sâlih hazretleri Tebe-i tâbiînden büyük bir hadîs âlimidir. Doğum târihi bilinmemektedir. Kûfelidir. 151 (m. 768) târihinde vefât etti. Naklettiğ hadis-i şeriflerden bazıları:
Osmanlı şairlerinden Çâkeri, bir ara Sultan II. Bayezid'e nedimlik etmiş ve sancakbeyliği de yapmıştı. Kendisi pek genç olmasına rağmen, hastalıktan dolayı rengi sararmış, sakalı da ağarmıştı. Bu yüzden sakalını siyaha boyardı. Bir gün Sultan II. Bayezid ona:
"Çâkeri, sakalındaki bu nuru ne için zulmete tebdil edersin? Ak sakalının yüzüne kara çalıp mücrimler gibi teşhir edersin?" diye sorunca Çâkeri:
"Devletlû padişahım! Yaşımı hiç şüphesiz ki bilirsiniz. Fakat sakalım yalan söylüyor. Bu yüzden ona kızdım. İntikam almak için yüzüne kara çaldım" cevabını verir.
İznik Medresesi müderrisi Molla Tâceddin vefât ettiğinde, Fâtih Sultan Mehmed çok üzülmüştü. Mahmûd Paşaya; "Yerine, onun gibi yüksek bir âlim bulunup tâyin edilsin." emrini verdi. O mecliste, Mahmûd Paşanın hatırına Molla Hayâli geldi. Durumu pâdişâha arz edip, onun hakkında bilgi verdi. Sultan Fâtih de; "Molla Hayâli, o kimse değil midir ki, Şerh-i Akâid'e yazdığı hâşiyesiyle, ismini duyurmuştur?" diye sorduğunda, vezir; "Evet pâdişâhım, o kimsedir." cevâbını verdi. Bunun üzerine Pâdişâhın; "O kimse, bu medreseye lâyıktır." demesi üzerine, 130 akçe maaş ile, bu medresedeki müderrislik vazifesini Molla Hayâli'ye vermeyi kararlaştırdılar. Bunun üzerine, Filibe'den İstanbul'a gelen Molla Hayâli, Pâdişâh ile konuştu.
Ebû Bekr bin Ebi Şeybe, en meşhur hadis âlimlerindendir. Hicri 159 senesinde Kûfe'de doğmuştur. Özellikle hadis ilmi ile uğraşan, ilim ehli bir aileye mensuptu. Dedesi İbrahim bin Osman, Vâsıt Kadısı idi ve adaletiyle meşhur olmuştu...
Muhammed Kudâme, veli ve Hanbeli mezhebi fıkıh âlimlerindendir. İsmi Muhamed, künyesi Ebû Ömer'dir. İbn-i Kudâme ismiyle de tanınmıştır. Babasının adı Ahmed'dir. 1134 (H. 528) senesinde doğdu. 1210 (H.607) yılında Dimışk'ta (Şam) vefât etti...
Küçük yaşta tahsile başlayan İbn-i Kudâme, önce Kur'ân-ı kerimi ezberledi. Ebû Amr'dan, babasından ve birçok âlimden hadis-i şerif dinledi. Sonra Mısır'a gitti. Orada Hanbeli mezhebi fıkıh bilgilerini öğrendi ve Ali ibni Beri'den nahiv ilmini okudu.
Şehabeddin Ahmed Sivâsi hazretleri Anadolu velilerinden olup Sivaslıdır. Fıkıh, tefsir ve diğer akli ve nakli ilimlerde mütehassıs oldu. Zeynüddin-i Hâfi'nin halifelerinden Mehmed Efendinin hizmetine girdi. Beraberce İzmir yakınlarındaki Selçuk'a geldiler. Hocasının vefatından sonra burada talebe yetiştirdi, 1398 (H.800)de orada vefât etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada, bir ayyaş yaşıyordu. Bütün gününü, gecelerinin çoğunu kasabanın meyhanesinde geçiriyordu. Evini, işini, çoluk-çocuğunu çoktan unutmuştu. Bu yüzden herkes kendisinden nefret ediyordu. Kimse kendisiyle ne doğru dürüst konuşuyor, ne de selam alıp veriyordu. Bu haldeyken günün birinde vakti saati doldu ve öldü. Kendisine yaşarken duyulan hoşnutsuzluk ölümünden sonra bile sürdürüldü. O kadar ki, namazını kılacak kimse çıkmadı. Cenazesi ortada kaldı. Adamın karısı, kocasının ölüsünü bir küfeye koyup sırtına yüklendi ve gömmesi için o çevrede yaşayan ve iyilik severliği ile tanınan bir çobana götürdü. Çoban bir çukur açıp adamı gömdü. Ardından herkes "Cehennemi boylamıştır" diye dünüşünüyordu.