Memleketin Manevi Destekçileri Onlardır
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.321.480
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından 1456'da Eflak prensliğine tâyin edilen ve Kazıklı Voyvoda olarak bilinen Vlad, Pâdişâha bağlı kalacağına dâir söz vermesine rağmen, sözünde durmayarak Osmanlılar aleyhine Macarlarla anlaştı. Fâtih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon seferini fırsat bilerek, Tuna'yı geçti ve Bulgaristan topraklarını yağmaladı. Daha sonraki bir zamanda da Tuna kenarında bulunan Osmanlı kuvvetleri üzerine baskın düzenleyerek, kumandanlarından Yûnus Bey'i şehid, Hamza Bey'i de esir aldı. Daha sonra da Hamza Bey'i şehid ederek başını Macar kralına gönderdi. Aldığı esirlerin hepsini kazıklattıktan sonra, Osmanlılara âid bir takım şehir ve kasabaları tahrib etti. 25.000 esir alarak memleketine döndü. Hamza Bey'in ve bir çok Türk' ün pek vahşice şehid edildiğini haber alan Fâtih Sultan Mehmed Han, Vlad'ın üzerine yürümeye karar verdi. 1462 baharında Widin'e kadar nehir yolu ile geldi. Fakat Kazıklı Voyvoda'ya tesadüf edemedi. Bunun üzerine Evrenosoğlu Ali Bey'in oğlu Ali Bey'i Eflak içlerine akına me'mur etti.
Ermeni vakayiinin (olaylarının) cereyanı sırasında Sultan Hamide şiddetle muarız olan ve hükûmetine yazdığı raporla İngiltere hariciye nazırı (dışişleri bakanı) Lodr Salzbury'nin Türkiye aleyhinde icra ettiği teşebbüslerin ve nihayet parlâmentoda söylediği şiddetli nutkun âmillerinden bulunan İstanbuldaki İngiliz elçisi Sir Flip Küri'nin teşebbüsü neticesiz kalınca İstanbul'dan kaldırıldı. Vedânâmesini takdim için hariciye nezaretine tevdi ettiği huzura naliyet istidası padişah tarafından bilhassa uzatıldıktan ve binaenaleyh sefir epeyce kızdırıldıktan sonra nihayet huzura kabul olundu.
Şerifzâde Atâullah Efendi doksan altıncı Osmanlı şeyhülislâmıdır. Seyyiddir. 1173 (m. 1759)'da İstanbul'da doğdu. 1226 (m. 1811)'de Aydın'a bağlı Güzelhisâr'da vefât etti. Buyurdu ki:
Muhammed Celâleddin-i Devâni hazretleri İslâm âlimlerinin ve velilerin büyüklerindendir. 1429 (H. 833) senesinde İran'ın Kâzerûn şehrinin Devân nahiyesinde doğdu. Zamânının din ve fen ilimlerini tamamlayıp icâzet aldıktan sonra Tebriz'de Muzafferiyye Medresesinde müderris oldu. Bu sırada İbrâhim-i Gülşeni hazretlerinin sohbetine devâm ederek, tasavvufta da yetişti. Sonra Şirâz şehrindeki Medreset-ül-Eytâmda müderris oldu. 1502 (H.908) senesi Kâzerûn'da vefât etti.
Celâleddin-i Devâni hazretleri pek çok eser yazdı. "Ahlâk-ı Celâli" isimli kitabında çok konuşmanın zararlarını ve konuşma âdâbını şöyle anlatır:
El-Hâc Mehmed Efendi Anadolu'da yaşamış olan ilim ve gönül ehli zâtlardandır. Mehmed Efendi, on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda yaşadı. "Sarı Ahmedzâde" diye meşhûr olmuştur. Amasya'da vefât etti. Küçük yaştan îtibâren ilim tahsîline yönelen Mehmed Efendi, İstanbul'a gelerek zamânının âlimlerinden ilim tahsîl etti. Tahsîlini tamamladıktan sonra müderris oldu. Kastamonu Medresesinde müderris olarak vazîfe alıp talebe okuttu. Bir müddet bu vazîfeyi yaptıktan sonra Amasya'ya döndü. Çok kitap yazdı. En meşhuru El-Eşbâh kitabıdır. Bu eserinde şöyle buyuruyor:
Sultan Mahmut, bir gece yalnız başına şehri dolaşırken bir grup hırsıza rastladı.Hırsızlardan biri:- Ey Adem oğlu sen kimsin, diye sordular.O' da:- Bende sizlerden biriyim, dedi.Daha önce onu hiç görmedikleri halde, her biri, diğerlerinden birinin arkadaşı olacağı zannı ile padişaha ilişmedi, "yabancı biri olsa, hiç tanımadığı, kılıklarından halleri belli olan böyle bir topluluğa kolayca yanaşıp ta; bende sizdenim, diyebilir mi hiç" düşüncesi rahatlattı herkesi. İlişmediler, kabullenip kendi haline bıraktılar.