Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.574
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Ferdinand'dan sonra Avusturya kralı olan Maximillian ile Osmanlı himayesi altında olan, komşusu Erdel kralı Sigismund, sürekli birbirlerine saldırıp huzursuzluk çıkarıyorlardı. Oysa ki Erdel kralınının her hareketinde Osmanlı hükûmetine danışması ve müsaade edildiği kadar faaliyet göstermesi gerekiyordu. Avusturya kralı Erdel kralını, o da Avusturya kralını Kanuni'ye şikayet ettiler. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman Han, 72 yaşında olduğu halde sefere çıktı. Belgrad'a geldiklerinde, Zemun konağında Erdel Kralı Sigismund, padişahın huzuruna çıktı ve hemen önünde diz çöktü. Kanuni:-Ayağa kalk...dedi. Sigismund ayağa kalkıp:-Eski kul oğlu kulum. Ferman padişah hazretlerinindir, diye boyun büktü. Kanuni ona:-İyilik üstüne iyilik göreceksin. Asker ve cephane tedarikine çalış. Seferimizde bize katıl. Ne zaman bir ihtiyacın olursa bildir ki, çaresine bakalım...Sigismund böyle bir hareket karşısında şaşkına döndü. Çünkü padişahtan ağır bir ceza bekliyordu. Başını önüne eğip cevap veremeden huzurdan çıktı. Dışarı çıkınca adamlarına:-Padişahın muhabbeti beni sarhoş etti, konuşmaya takatim kalmadı...dedi.
Fatih Sultan Mehmed'in sadrazamlarından Mahmut Paşa da, tarihimizde cömertliği ile ünlüydü. Mahmutpaşa Çarşısı, bu çarşının üstündeki zarif cami, ayrıca İstanbul'dan başka Ankara, Bursa, Edirne ve Sofya'daki birçok vakıf eser, onun adını günümüzde de yaşatmaktadır.Her vesile ile yoksullara yardım etmekten zevk alan Mahmut Paşa, Ramazan ayı geldiğinde kesenin ağzını büsbütün açardı. Ele konağında verdiği iftar ziyafetleri dillere destandı. Buradaki ziyafetin, başka zengin evlerinde rastlanmayan bir özelliği olduğu için... Onun sofrasında oruç açanlar, her akşam mutlaka ikram edilen nohutlu pilavın gelmesini dört gözle beklerlerdi. Dişlerine takılma ihtimali olan sert bir nesneyi yakalama ümidiyle... Çünki, Paşa, kazanlarda pilav pişirilirken, içine altınlar attırırdı. İşte bu olay, hâlâ herkesin bildiği ve kullandığı bir atasözümüzün doğmasına sebep oldu: "Kısmetinde olanın kaşığına çıkar."
Ubeydullah Hayderi rahmetullahi aleyh, Bağdâd'da yetişen büyük velilerden olup, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin ilk hilâfet verdiği talebesidir. Bağdâd'da doğdu ve orada vefât etti. On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında vefat ettiği tahmin edilmektedir.
Saîd bin Keysân Makbürî hazretleri tâbiînin hadis alimlerindendir. Hazret-i Âişe, Ebû Hüreyre, Sa‘d b. Ebû Vakkas, Ümmü Seleme, Abdullah bin Ömer, Ebû Saîd el-Hudrî, Enes bin Mâlik “radıyallahü anhüm” gibi sahâbîlerden hadis rivayet etti. 125 (m. 743)’de Medine’de vefat etti. Bildirdiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Mehmed Es'ad Efendi son devir Osmanlı âlimlerindendir. 1789 (H.1204) senesinde İstanbul'da doğdu. 1848 (H.1264) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert sert bakar. Bunun üzerine, Kadının adamı fakir alimin yanına gelerek: -Buradan kalk. Haddini bil burası senin yerin değil. Herkes meclisin üst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı.Ya git oraya otur, ya da çık git, der. Alim, bakar ki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken alimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar:-Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirine üstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür her biri bir dövüş horozuna döner. Bir karmaşadır gider.
Fakir alim dayanamaz kalkarak: -Lütfen bir kere de beni dinlermisiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var. -Buyurun, iyi bir şeyle biliyorsan söyle.