Arkadaşında Kusur Aramayı Bırak, Sen Zarar Görürsün!
Ebû Nasr bin Ziyâd hazretleri Tâbiînin büyük velîlerdendir 712 (H.94) senesinde Basra'da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.162.501
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Nasr bin Ziyâd hazretleri Tâbiînin büyük velîlerdendir 712 (H.94) senesinde Basra'da vefât etti.
Oruç Reis esir edilmişti. Bir süre zindanda kaldıktan sonra çıkartılarak bir gemide küreğe çakıldı. Papazlar ve Şövalyeler, İtalyanca, Rumca ve İspanyolca bilen ve sözü sohbeti yerinde plan Oruç Reis ile konuşmak tan zevk alırlardı. Şövalyeler ona karşı hürmet duyuyorlardı. Sohbet sırasında ona:
"Ey Osmanlı! Sen güzel sözlü bir kişisin. Bizim lisanımızı da fevkalade konuşuyorsun. Müslümanlıkta ne buldun? Gel bizim dinimize geç! Adı sanı belli bir adam olursun. Büyük bir şövalye kaptan yaparız seni" dediler. Oruç Reis:"Kâfirlerin iyiliği bu mudur? Dinimden dönüp hükümdar olmaktansa müslüman esir kalmayı tercih ederim. Şu duvarlardaki resimleri elinizle dizersiniz ve onlara taparsınız. Şimdi onları ateşe atsalar veya çölde bir kuyuya bıraksalar, veyahut balta ile pare pare eyleseler, kendilerini kurtarıp halas etmeye kadir değildirler." Dedi. Şövalyeler:"Görelim senin Peygamberin neyler, işte halin malum" dediler.Düyûn-u Umûmiye Başkâtibi Hasan Şevki Efendi o akşam, dairesindeki işlerini geç saatte ancak bitirebilmiş, neyse ki Yakacık'taki yazlığına gitmek için en son trene yetişebilmişti. Kartal istasyonuna geldiğin de etrafta kimsecikler kalmamıştı. Yatsı ezanları okunuyordu. Yakacık'a gitmek için bu saatte nereden fayton bulacaktı? Yaya gitmek en az iki saat sürerdi. Biraz ilerde zaptiye karakolu vardı. Oraya gidip vaziyeti anlattı. Hemen etraftaki kahvehane leri araştırdılar ve biraz sonra, bir ayağı topal, genç bir arabacı geldi. Hasan Şevki Efendi hemen faytona atladı ve Yakacık'a doğru yola çıktılar. Adam, gecenin bu vaktinde önüne çıkan zoraki işten pek memnun olmamışa benziyordu. Hırsını atlardan alırcasına insafsızca kamçılıyordu. Derken bir yokuşun başında atlar durdu. Daha yarım saatlik yol vardı. Şevki Efendi arabacıya yaklaştı ve:-Bırak dinlensinler, sonra hiç yürümezler... diye bağırdı.
Şeddâd bin Evs hazretleri, Ensârın büyüklerindendir. 58 (m. 697)'de, yetmişbeş yaşında Kudüs'te vefât etti. Yaşı küçük olduğu için, Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) gazâlarına katılamadığı söylenir. Asr-ı saâdetten sonra Şam'da, Filistin'de, Beyt-ül-Mukaddes'te ve Humus'ta bulundu.
Merkez Efendi Osmanlılar zamânında İstanbul'da yetişen büyük velilerdendir. İsmi Mûsâ olup, Merkez Muslihuddin lakabıyla meşhûr oldu. 1463 (H.868) senesinde Saruhanlı'da doğdu. 1551 (H.959) senesinde İstanbul'da vefât etti. Önce kendi memleketinde, sonra Bursa ve İstanbul'daki medreselerde tahsil yaparak; tefsir, hadis, fıkıh ve tıb ilminde yetişti. Şeyhulislâm Ebüssü'ûd Efendi'nin hürmet ve muhabbetini kazandı. Bu sırada Sünbül Sinân hazretlerinin şöhretini işitti. Her gün Sünbül Sinân'ın dergâhına gelip, ondan ders almaya ve hizmete başladı...
Cemaleddin Malâti hazretleri Hanefi fıkıh âlimlerindendir. Aslen Harputlu olup 725 (m. 1325) yılında Malatya'da doğdu. Küçük yaşta Kur'ân-ı kerimi ezberledi. Tahsiline Halep'te devam etti. Daha sonra Mısır'a giderek büyük âlimlerden icazet aldı ve Mısır Hanefi Kadılığına getirildi. 803'te (m. 1400) Kahire'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Dünya hayatında hiç kimseye iyilik yapmamış, bencil bir adam ölünce, cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama şöyle seslendi: "Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin. Varsa söyle!"