Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.030
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Sultan I. Abdülhamid Han, 1787 senesinde Vasıf Efendi'yi Büüykelçi olarak İspanya'ya gönderdi. Bu hadise, Vasıf Efendi tarafın dan "Sefaretname-i Vasıf Efendi" adıyla kitap haline getirildi.Madrid halkı Osmanlı Büyükelçisinin kral sarayına gideceği günü büyük bir merak ve heyecanla bekliyordu. Çünki ilk defa bir Osmanlı göreceklerdi. Güzergah üzerindeki bütün evlerin balkonları ve pencereleri adam almıyordu. Bir pencere 50 altına kiralanmıştı.Nihayet Vasıf Efendi göründü. Halk büyük bir tezahürata başladı. Bu muazzam kalabalık arasından güçlükle saraya ulaştı. Kral onu ayakta bekliyordu. Bu devirde yeryüzünde en geniş topraklara sahip devlet İspanya idi. Brezilya hariç bütün Orta ve Güney Amerika ile bugün Amerika Birleşik Devletlerinin eyaleti olan bir çok memleket o zaman İspanya kralının hakimiyeti altındaydı.
Ağabeyi II. Bayezid'e karşı giriştiği saltanat kavgasını kaybeden Cem Sultan, 29 Temmuz 1482 günü Rodos limanına sığındı. Talihsiz şehzade için 12 yıl 7 ay sürecek ve ölüm ile kapanacak acı gurbet hayatı başlamış oluyorduRodos Şövalyelerinin Grand Maitre (Üstad-ı Azam)'ı Pierre d'Aubusson, daha önce imzaladığı bir senetle, Cem'e istediği zaman adadan ayrılabilme hakkını tanımıştı. Ne var ki bu taahhüdünü ve şeref sözünü derhal unuttu. Şehzadeyi Hristiyan dünyasının emelleri için Osmanlılara karşı bir silah olarak kullanacaktı. Nitekim Papaya yazdığı mektupta ele geçen bu fırsattan faydalanılmasını ve Osmanlıları Avrupa'dan atmak için harekete geçilmesini tavsiye ediyordu.
Hârûn aleyhisselâm, İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerdendir. Hazret-i Mûsâ'nın ana-baba bir büyük kardeşidir. Babasının ismi, İmrân bin Yasher'dir. Soy itibârıyla Yâ'kûb aleyhisselâmın oğullarından Lâvi'ye dayanır. Mısır'da doğdu. Tûr-i Sinâ'da vefât etti...
Berra (radıyallahü anh) Eshab-ı kiramdandır. Hayatı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Bazı hadis-i şerifler ondan rivayet edilmiştir. Ondan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Resulullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki:
İbrahim Cevheri hazretleri hadis hafızı olup yüzbin hadis-i şerifi ezbere bilirdi. 170'te (786) doğdu. Aslen İran'daki Taberistanlıdır. Hayatının büyük bir kısmını Bağdat'ta geçirdi. Hayatının son yıllarında Adana'daki Misis'e (Yakapınar) geldi ve 247 (m. 861)'de orada vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) bir gün evinde bir yastığa dayanmış oturuyordu. İçeriye Selman-i Farisi girdi. Hazret-i Ömer (radıyallahü anhümâ) , oturması için yastığığ ona uzattı. Selman-i Farisi (radıyallahü anh):
-Resulullah Efendimiz (sallallahü ne kadar dogru söylüyor, dedi. Hazret-i Ömer:
-Ya Eba Abdurrahman ! Nedir o?
-Bir gün Resulallah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin huzuruna çıktım. O dayanmakta oldugu yastığı bana uzattı ve " Selman, evine gelen Müslüman kardeşinin altına ikram olarak bir minder uzatan müslümanı Allahü Teala mutlaka affeder" buyurdu.