Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.668.797

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kimseye Faydası Olmayan Cansız Bir Madde Gibidir!

Muhammed bin Abdülhâlık Dîneverî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Medîne-i münevvere ve Şam arasında Vâdi-i Kurâ'da ikâmet etti. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Dînever şehrinde vefât etti. Zamânındaki bâzı âlim ve evliyâ ile görüşüp mânevî ilimlerde yüksek dereceye ulaştı. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Çal Çoban Çal

Yıldırım Bayezid Han'ın en sevdiği oğlu Ertuğrul, Sivas'da vali olarak bulunuyordu. Timur Han bütün İran'ı ele geçirip bir kasırga gibi Doğu Anadolu'ya girdi. Osmanlı Devletinin o zamanki en uzak noktası Sivas idi. Timur, hızla Sivas'ı kuşattı ve teslim olmasını istedi. Fakat şehrin kumandanı olan Ertuğrul bunu reddedince şiddetli bir kuşatma başladı. İçeriden elde ettiği adamları, şehrin kapılarını gizlice Timur askerine açınca, Sivas Timur'un eline geçti. Ertuğrul ise bir avuç askeriyle çarpışa çarpışa şehid oldu. Bu haber Yıldırım'a ulaşınca acılar içinde kaldı. Bir yandan Ertuğrul gibi bir oğul, diğer yandan Sivas gibi bir kalenin kaybı onu çok sarstı. Bu yüzden efkar dağıtmak için arasıra Uludağ sırtlarına doğru gezintiye çıkıyordu. Yine birgün yanında veziri olduğu halde dağ eteklerine çıkmıştı. Biraz sonra, koyunlarını otlağa salmış, sırtını bir ağaca yaslamış bir çobanın, kavalıyla içli havalar çaldığını duydular ve oraya yöneldiler. Bir müddet gözyaşları içinde onu dinledikten sonra Yıldırım Bayezid Han:"Çal çoban çal...Keyif de senin, rahat da senin. Kaybettiğin neyin var ki. Sivas gibi kalen mi gitti, Ertuğrul gibi oğlun mu öldü? Çal çoban çal..."

Vehbi Tülek

Millî Şehid KemÂl Bey

Vehbi Tülek

Küçük Bir Çamur Denizi Sulandirmaz

Vehbi Tülek

Benim Dahi Muradim Odur

Vehbi Tülek

Yavuz, devlet işlerinde hata edenleri hiç affetmezdi ve bu sebeple de bir çok vezirinin boynunu vurdurmuştu. "Dilerim Allah'dan Yavuz'a vezir olasın" sözü de bu devirde beddua idi. Buna rağmen kadirşinas bir kişiydi. Fikrini açık söyleyenlerin görüşü, kendi görüşüne aykırı olsa da, kızıp söylenerek dinler ve hak sözü kabul ederdi.

Kendisinin şiddet ve gazabından korkan, her an ölüm tehlikesi gçiren Piri Paşa bir gün:

"Padişahım, eninde sonunda bir bahane ile beni de idam ettireceksin. Heman, bir gün evvel halas etsen daha iyi olmaz mı?" sözleriye korkusunu beirtince, bu sözlere bir hayli gülen Yavuz:

"Benim dahi muradım odur, lakin senin yerini tutacak bir adam bulamadım. Yoksa seni muradına kavuşturmak gayet kolaydır" cevabını verdi.

Ravza-i Mutahara Müdafii Fahreddin Paşa

Vehbi Tülek

Kemal Reis

Vehbi Tülek

Sultan’a Kapi Açilmadi

Vehbi Tülek

MÂzeret Ortada

Vehbi Tülek

Burak Reis

Vehbi Tülek

Öyleyse Sultanimizi Üzme !

Vehbi Tülek

Turgut Reis Ve Cerbe Zaferi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

selâmı Yayınız!..

Şeybân bin Abdurrahmân, Tebe-i tâbiinin meşhûrlarından olup Hadis, nahiv ve kırâat âlimidir. Nahiv ilminde Kûfe dil mektebinin ilk temsilcilerindendir. Daha çok Ebû Muâviye künyesi ile anıldı...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mehmed Emîn Efendi

Vehbi Tülek

İstanbullu Mehmed Emin Efendi, Osmanlı tasavvuf büyüklerindendir. 1275 (m. 1859) senesinde İstanbul'da Eyyûb Sultan semtinde vefât etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:

Mustafa Hulusi Efendi

Vehbi Tülek

İnsanlar Yükselmeye Elverişli Olarak Doğar

Vehbi Tülek

Köstendilli Hasan Efendi Rumeli'de yetişen velîlerdendir. Halvetiyye tarikatında idi. 1610 (H. 1019) senesinde şimdi Bulgaristan’da bulunan Köstendil'de vefât etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:

Akrabana Din Bilgisi Öğretmeyi Terk Etme!

Vehbi Tülek

Şerâfeddin Zeynel Abidin Dağıstanî

Vehbi Tülek

Âlimlerden Uzaklaşmak, Cehâleti Gösterir!

Vehbi Tülek

Sâdece Dil Ile Tövbe Etmek!

Vehbi Tülek

Allaha Düşman Olanları Sevmek

Vehbi Tülek

Ömer Bin Arslan Bülkinî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Minareden Okunan Şiir

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Abdullah-i EnsÂrî

Dört Şey Mühimdir

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Keramete İnanmayan Âlim

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek