Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.586.323
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Bir gün Yavuz Sultan Selim'e bâzı kimseler gelerek Amasya'da Gümüşlüoğlu Şeyh Mehmed'in, Sultan Korkut sağdır diye propaganda yaptığını ve başına adamlar topladığı nı bildirdiler. Bunun üzerine Pâdişâh şeyhi getirtip İstanbul'da hapsettirdi. Şeyh Mehmed Efendi doğru sözlü, ihlâslı ve muhterem bir zâttı. Bunu bilen Veziriâzam Piri Paşa derhal Pâdişâhın yanına gelerek Şeyh Mehmed hakkındaki sözlerin asılsız olduğunu ve bunu tahkik için mûtemed birisinin memur edilmesini arzetti. Bunun üzerine Sultan Selim Han da; "Ehl-i vukûftan birisini bana gönder." diye tenbihledi.
Yıldırım Bayezid Hân, 1396 Niğbolu Zaferi'nden sonra Rabbine karşı bir şükran ifâdesi olarak Bursa'ya büyük bir câmi yaptırmaya karar verdi. Câminin inşasında çalı şanların ekmek ihtiyacını yakında küçük bir fırını bulunan Somuncu Baba karşıladı. Ulu Câmi'nin bir Cuma günü açılmasına karar verildi. Bursalılar bu muhteşem câmiyi hınca hınç doldurmuşlardı. Başta pâdişah Yıldırım Bayezid Hân, Şeyhülislam Molla Fenâri, gönüller sultanı Emir Sultan, diğer ulemâ ve devlet erkanı açılış için hazırdı. Yıldırım Bayezid Hân, câminin açılış hutbesini okuması için Emir Sultan'ı görevlen dirdi. Emir Sultan, "Sultanım, zamanımızın büyük âlimi burada iken, bizim hutbe okumamız uygun düşmez." diyerek affını istedi.
Karslı Davud Efendi, Osmanlı âlim ve müderrislerindendir. Kars’ta doğdu. Orada Çolak Abdullah Efendi'den ilim öğrendi. Daha sonra İstanbul'a giderek tahsilini tamamladı. Rüûs imtihanını vererek çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra 1169 (m. 1756)’de İstanbul'da vefat etti. Bir dersinde 'yemin' bahsinde şunları anlattı:
Muhammed Murad Remzi Kazani 1854'te, bugün Rusya içinde bulunan Tataristan Cumhuriyetinde (Kazan Ülkesi) dünyaya gelmiştir. 8 yaşına geldiğinde ise bölgenin meşhur hocalarından Molla İsmail Kaşgâri'nin talebelerinden olan dayısı Şeyh Molla Hasenüddin'in medresesine başlamış, kısa zamanda Arapça ve Farsça'yı öğrenmiştir. 18 yaşına kadar dayısının yanında Sarf, Nahiv, Mantık, Ahlak, Fıkıh ve Kelam ilimlerini okumuştur...
Mahmud Buhâri hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. 551 (m. 1156)'da Buhârâ'da doğdu. 616 (m. 1219)'da orada vefât etti. Zamanın yüksek ilim sahibi âlimleri arasında yer aldı. Buhârâ ve Semerkand'da dersler verdi. Kemâl Paşazâde'ye göre, Hanefi mezhebi fıkıh âlimleri arasında meselede müctehidlerden sayıldı. Zahire isimli fıkıh kitabında buyuruyor ki:
Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert sert bakar. Bunun üzerine, Kadının adamı fakir alimin yanına gelerek: -Buradan kalk. Haddini bil burası senin yerin değil. Herkes meclisin üst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı.Ya git oraya otur, ya da çık git, der. Alim, bakar ki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken alimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar:-Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirine üstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür her biri bir dövüş horozuna döner. Bir karmaşadır gider. Fakir alim dayanamaz kalkarak: -Lütfen bir kere de beni dinlermisiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var.