Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.193.338

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allahü Teâlânın Öyle Kulları Vardır Ki

Şeyh Alâeddîn Harezmî hazretleri büyük velîlerdendir. On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda Türkistan’ın batısında Harezm’de yaşadı. Günlerce oruç tutar, geceler boyunca ibâdet ederdi. On beş sene boyunca sırtını yere koyarak uyumamıştı. Nice günler geçerdi de ağzına bir lokma koymazdı. Bir parça kurumuş ekmekle iktifâ ederdi. Hac ibâdetini yapmak üzere gittiği Mekke-i mükerremede İmâm-ı Yâfiî ile karşılaştı. İmâm-ı Yafiî şöyle naklediyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

36 - Gel Kerem Eyle

Fâtih Sultan Mehmed Hanın vezirlerinden Mahmûd Paşaya yakınlığı ile tanınan Molla Vildân anlatır: Birgün Mahmûd Paşa, söz arasında beni çok sevdiğinden bahsetti. Ben de, onun Molla Abdülkerim Efendiye olan ilgisinden bahisle; "Siz, benden çok Abdülkerim Efendiyi seversiniz." dedim. Mahmûd Paşa da; "Evet, doğru söyledin." dedi.

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Murad Ve Molla Fenari

Vehbi Tülek

Baltaci Mehmed Paşa Ve Ünsi Hasan Efendi

Vehbi Tülek

Yoksa Hemen Geliyorum

Vehbi Tülek

Yıldırım Bayezid zamanında alına Selanik, Ankara savaşı sırasında Venedikliler tarafından bir hile ile ele geçirilmişti. Sultan II. Murad, padişah olduğunda, önce pürüzlü işleri halletmekle uğraştığından bu meseleye eğilememişti. Nihayet Rumeli işlerine ağırlık verme imkanını buldu ve 1426 senesinde Ayasluğ'a geldi. Burada Midilli, Sakız ve Rodos şövalye leriyle, daha önceden devam eden anlaşmaları yeniledi. Buraya gelen Venedik elçilerini ise kabul etmeyerek geri çevirdi. Daha sonra Edirne'ye dönen padişaha Venedikliler yeni ibr elçi heyeti göndererek anlaşma yapmak istediler. Bunun üzerine Sultan II. Murad onlara şu karşılığı verdi:

"Selanik babamdan kalma mülkümdür. Büyük babam Bayezid, pazusunun kuvvetiyle Rumlardan almıştır. Siz ise İtalya'dan gelmiş Latinlersiniz. Buralara sokulmanızın sebebi nedir? Ya arzunuzla oradan çekilirsiniz, yoksa hemen geliyorum!"Bunun üzerine Venedikliler Selanik kalesini hemen boşaltarak Osmanlı askerine teslim ettiler.

Ruh Ve Ceset

Vehbi Tülek

Osmanli Ordusundaki Tertip Ve Düzen

Vehbi Tülek

Şeyh Edebali’nin Nasihatleri

Vehbi Tülek

Büyük Fen Dahisi: Fatih Sultan Mehmed

Vehbi Tülek

Sultan I. Murad Hanin Oğullarinin Sünnet Düğünü

Vehbi Tülek

Ümid Bekler

Vehbi Tülek

Gazi Osman Paşa’nin İstanbula Dönüşü

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Cesur Desinler Diye Savaştın

Sa'id bin Mensûr Horasâni hazretleri İmâm-ı Mâlik hazretlerinin talebelerinden, İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretlerinin hocalarındandır. Hadis ilminde imam olup, müctehid idi. Üç yüz binden fazla hadis-i şerifi râvileriyle beraber ezberden bilirdi. Horasan'da doğdu. 227 (m. 842)'de Mekke'de vefat etti. Rivâyetlerinden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Şihâbüddîn Hamevî

Vehbi Tülek

Şihâbüddin Hamevi hazretleri, Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Suriye'de, Hama'da dünyaya geldi. 791 (m. 1389) senesinde vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce bir zata buyurdu ki:

Ey Velî Hâtun! Bana Nasîhat Eder Misin?

Vehbi Tülek

O Zâtı Duyunca Bu Hâle Geldin, Ya Görseydin!

Vehbi Tülek

Osman el-Hattâb hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1397 (H.800) senesinde Kudüs'te vefât etti. Zamânında bulunan meşhûr âlimlerin sohbetleriyle yetişen Osman el-Hattâb, Ebû Bekr-i Dûkdesi hazretlerinin sohbetlerine devam ederek tasavvufta yüksek derecelere kavuştu.

Hanefi mezhebi âlimlerinden Şeyhülislâm Nûreddin et-Trablûsi ve Mâliki âlimlerinden Seyyid Şerif el-Hattâbi, Osman el-Hattâb'ın şöyle anlattığını haber veriyorlar:

Medrese Hocalığında Israr Eden Talebe

Vehbi Tülek

Ölülerinizi Iyilikle Yâd Ediniz

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Dostlarını Muhafaza Eder

Vehbi Tülek

Her Günahtan Sonra Tövbe Etmek Farzdır

Vehbi Tülek

sen Beni Rüyâda Gördün Değil Mi?

Vehbi Tülek

Ümmü Varaka (radıyallahü Anha)

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

9 Evi Dolaşan Kelle

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Sarayda İftar

Şikayet

İftiranin Neticesi

Tüccarin Rüyasi

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek