Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.556
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
YAVUZ SULTAN SELİM, TRABZON VALİLİĞİ DÖNEMİNDE BİR GÜN KONAĞININ BALKONUNDAN ETRAFI SEYREDİYORDU. SAHİLDEN BALIKÇILARIN ŞEN GÜRÜLTÜSÜ GELİYORDU. BU GÜRÜLTÜYÜ DİNLEMEYE BAYILIRDI; DERTLERİNDEN KURTULUR, İÇİ NEŞEYLE DOLARDI. BİRDEN GÜRÜLTÜ ACILAŞTI. ÇIĞLIKLAR KOPTU. NE OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN KULAK KABARTTI; FAKAT ANLAYAMADI. UZUN UZUN BAKTI AMAKALABALIK KÜMELEŞTİĞİNDEN OLANI BİTENİ GÖREMEDİ. HEMEN ATINA ATLADIĞI GİBİ ATINI SAHİLE SÜRDÜ. KALABALIĞI BİRKAÇ OMUZ DARBESİYLE YARDI:
Sultan IV. Murad Hân, kızını Melek Ahmed Paşa'yla evlendirir. Sultan hanım ve eşi Melek Ahmed Paşa; Boğaziçi'nde Kuzguncuk'ta otururlar. Her yıl tekrarladıkları bir âdetleri vardı. Konaklarındaki fazla eşyâyı, her Ramazan kendi kapu halkına haraç-mezad satmak!... Bu garip mezad'ın iştirakçileri de pek sevinirlerdi. Aldıkları eşyaya karşı vereceklerini, seve seve edâyâ çalışırlardı. Belli günde, münâdi mezadçı bağırır:-Bir altın sahan!... Haydi bir kapaklı, altın sahan..Yok mu tâlibi?-Kaça?...Kaça?...-Bir yetim okutmaya. Hadi bir yetim okutmak isteyen yok mu? İki yetim... Üç yetim... Arttırma başlar. En fazla tâlibine "Altın sahan" verilirdi. Münâdi, "Murassa" mücevherli bir kılıç gösterir. Gözler kamaşır. Böyle böyle yetimler okutulur, dullar korunur, garibler gözetilir; Yasinler, Hatimler indirilir... Dünya ve Âhıret seâdeti yaşanılırdı.
Ahmed Müslim Efendi, Edirne evliyasının büyüklerinden Hasan Sezaî hazretlerinin damadıdır. Belgrad’da doğdu Edirne’ye giderek ona talebe oldu. Vefatından sonra yerine geçerek talebe yetiştirdi. 1166 (m. 1752)’de Edirne'de vefat etti. “Şumuun Lâmiun fi beyani etvarin sabi'in” ismindeki eserinde şöyle anlatır:
Oflu Mehmed Emin Efendi, Osmanlının son devrinde yetişmiş velilerden olup, Fâtih Câmii vâizlerindendir. Necât-ül-Mü'minin (Müminlerin Kurtuluşu) adlı meşhur ilmihal kitabının yazarıdır. 1901 yılında vefât etti. Kabri, Fâtih Sultan Mehmed Han'ın türbesinin karşısındadır...
Oflu Mehmed Emin Efendi, vefatından kısa bir zaman önce yazdığı Necât-ül-Mü'minin kitabının son sahifelerinde buyuruyor ki:
Fahrüddîn İbn-ül-Fahr hazretleri hadis ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimidir. 685 (m. 1286) yılında Lübnan’da Ba’lebek’te doğdu. Zamanındaki birçok âlimden ilim öğrendi. Mısır ve Hicaz gibi birçok bölge ve şehirleri dolaşarak, oralardaki âlimlerin ilimlerinden istifâde etti. Hadîs ve Hanbelî mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim oldu. 732 (m. 1332) yılında Şam’da vefât etti. Bu mübarek zat buyurdu ki:
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuk esnasında bir sebepten tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder. Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
"BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI."