Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.416.062

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Cehennem Azâbından Kurtulmak Için

Şeyh Abdülhay hazretleri Hindistan'da yetişen büyük velîlerden olup İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebesi idi. 1582 (H.990) senesinde doğdu. İlim tahsiline başladıktan sonra, büyük âlim İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sohbetlerine katıldı ve talebesi olmakla şereflendi. 1054 (m. 1644) yılında vefât etti. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin mektuplarının bulunduğu Mektûbât kitâbının ikinci cildini topladı. İmâm-ı Rabbânî hazretleri hayatta iken onunla zaman zaman mektuplaşırdı. Hocasının kendisine yazdığı nasîhat dolu bir mektupta şunlar yazılıdır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

At Binenin, Kılıç Kuşananın Şah'ım!

Osmanlı Devleti'nde, yabancı devletlere gönderilecek elçilere çok dikkat edilirdi. Devlet-i Aliyye'nin itibarını gözetecek Serdengeçtiler aranırdı. 1736'da İran Şahı Tahmasb'a da bir elçi göndermek icabetti. İmrahor Mustafa Paşa münasip görüldü. Şah tarafından kabul edilen Mustafa Paşa, görevini yerine getirdi. Sonra, âdeti olduğu için Şah biraz eğlenmek, biraz da denemek kastıyle dedi ki: -İmrahor Paşa!.. Benim bir derdim var. Acaba sen halledebilir misin?-Hayırdır İnşâallah.-Bir atım var. Fakat, çok haşarı. Üstüne bineni yere fırlatır. Şuna bin de fikrini söyle!Mustafa Paşa, sükût etti. Biraz sonra iki seyis, iki tarafından yakalamış atı getirdiler. Önüne geleni kapar, ardında kalanı teper bir hayvandı. Şah sinsi sinsi güler, at yerleri eşeler, seyisler korkuyla bekleşirlerdi. Bütün İran devlet büyükleri meraktaydı. Mustafa Paşa, gayret kemerini kuşanıp, seyislere işaret etti. Azgın hayvanı, apıl apıl getirdiler. Bir adım kala: "Bismillah..." deyip üstüne sıçradı. Sonra da seyislere: "Bırakın!" diye bağırdı. Beygir bütün marifetlerini gösterdi. Sıçradı, çifte attı, şâha kalktı. Fakat, İmrahor Paşa'yı sırtından atamadı. Sonunda kuzu gibi uslanıverdi. Osmanlı elçisi, İran Şâhı'nın önüne geldi. Attan aşağı sıçradı. Gemleri uzatırken dedi ki:"At binenin, kılıç kuşananın Şah'ım!"

Vehbi Tülek

Düşman Asfalt Yollardan Mi Geldi

Vehbi Tülek

MercidÂbik Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Dari Ekmek

Vehbi Tülek

Padişahlardan biri maiyetiyle birlikte bir gezintiye çıkmıştı. Yolu üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü. İhtiyara uzaktan seslendi:- Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden herhalde yiyemezsin. İhtiyar cevap verdi: - Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat. Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yedikse, bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yer.

Buyurun Cenaze Namazina

Vehbi Tülek

Ii. Murad Han Ve Şücaeddin Karamani Hazretleri

Vehbi Tülek

Haram Lokma Yiyen HarÂmî Olur

Vehbi Tülek

Ii.mahmud Han’in İlim Ve Sanat Aşki

Vehbi Tülek

Padişah Memlekete Hainlik Etmez

Vehbi Tülek

Ordusunun Başinda Sefere Çikan Son Osmanli Padişahi

Vehbi Tülek

Hasan Can’in Tabiri

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kulluktan Daha Şerefli Bir Şey Yoktur

Şeyh Ebû Bekr Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. Halep'te doğdu. Zamânın âlimlerinden ve velilerinden ders alarak kemâle geldi. Bir ara Şam'a giderek Muhammed Zağbi ile görüştü. Ebû Bekr Efendi, 1583 (H.991) senesinde vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hazreti Ali’nin Ilimdeki Yüksekliği

Vehbi Tülek

Kerim Ali Efendi Osmanlı âlimlerinden olup aslen Afrika'nın Zengibâr memleketindendir. Devşirme olarak gelmiş idi. Müslüman olmakla şereflendi, ilim ile meşgul oldu. "Molla Kerim" diye tanınır. 1033 (m. 1624)'de İstanbul'da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Resûl-ü Zîşân âlemlerin Övünç Kaynağıdır

Vehbi Tülek

Her Padişahın Bir Korusu Olur

Vehbi Tülek

Ebû Hâmid İsferâini hazretleri Şafii âlimlerinin meşhûrlarındandır. 344 (m. 955)'de İran'da İsferâin kasabasında doğdu. Genç yaşta Bağdad'a gidip, hadis âlimlerinden hadis-i şerif dinledi ve fıkıh ilmi öğrendi. İcazet aldıktan sonra ders vermeye başladı. 406 (m. 1016)'da vefât etti. Rivâyet ettiği bazı hadis-i şerifler:

İlk Konak Beşik, Son Konak Kabir

Vehbi Tülek

Kur'ân-ı Kerime Çok Hürmet Etmelidir

Vehbi Tülek

İfrat Ve Tefritten Uzak Dur, Vasatı Tercih Et!

Vehbi Tülek

Kur’ân-ı Kerim Okumak Çok Büyük Bir Nimettir

Vehbi Tülek

Kim, Fıskı Beğenirse Onu Yapanlardan Olur

Vehbi Tülek

Kalp Inanınca, Dil De Buna Uygun Söyler

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Hz. Mugire, Sa'd bin Ebi Vakkâs tarafından sefir olarak gönderilmişti. İranlılar, sert konuşup, Müslümanları korkutacaklarını zannettiler. Söz sırası Mugire'ye gelince, o, büyük bir cesaretle konuşmaya başladı ve şöyle dedi: "İslâmiyetin esaslarına göre, herkes Allahü teâlâ indinde bir kul olarak eşittir. Hiç kimsenin diğerine karşı bu hususta bir imtiyazı yoktur."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Anzakli Ömer

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek